Forwarded from مرة واحدة رفضت ، ثم قبلت
Amel defterinin bugün için ayrılan sayfasında "Bugün dua etmedi, Kur'an okumadı, namaz kılmadı" yazmasın. Çünkü bugünün sayfası kapatılınca bir daha açılmayacak. Henüz vakit var..
Forwarded from Kur'an ve sünnet
İbni Teymiye cahiliyeyi tavsif ederken şöyle diyor:
“Bilinmelidir ki şüphesiz Allah, Muhammed’i mahlukata elçi olarak gönderirken yeryüzünün, onun gönderilişinden önce ölen yahut büyük bir kısmı ölmüş olan ehl-i kitaptan geriye kalanlar dışındaki Arab’ıyla acemiyle (arap olmayan) bütün halkı, nefretine müstahak bir şekilde Allah’ın gazabına maruz kalmış bir haldeydi. (*Bu konuda bkz. Müslim Terc., H. No: 2865, Bab No: 16, 11/6928)
O dönemde insanlar şu iki konumun birinde bulunuyorlardı:
1 – Bu insanlar, ya bir kitaba sarılmış ehl-i kitap idi. Artık sarıldıkları bu kitap ister tebdil edilmiş olsun ister mensuh olsun fark etmez. Yahut da bir kısmının izleri kaybolmuş, dolayısıyla meçhul hale gelmiş ve bir kısmı da metruk olan bir dine sarılmış durumdaki kitabiler idi.
2 – Bu gruba girenler ise Arabıyla acemiyle ümmilerden oluşuyordu. Bunlar yıldız, heykel, kabir, anıt ve sair hoşlarına giden ve kendilerine yarar sağlayacağını sandıkları çeşitli nesnelere tapıyorlardı.
@taguturetallahaiman
“Bilinmelidir ki şüphesiz Allah, Muhammed’i mahlukata elçi olarak gönderirken yeryüzünün, onun gönderilişinden önce ölen yahut büyük bir kısmı ölmüş olan ehl-i kitaptan geriye kalanlar dışındaki Arab’ıyla acemiyle (arap olmayan) bütün halkı, nefretine müstahak bir şekilde Allah’ın gazabına maruz kalmış bir haldeydi. (*Bu konuda bkz. Müslim Terc., H. No: 2865, Bab No: 16, 11/6928)
O dönemde insanlar şu iki konumun birinde bulunuyorlardı:
1 – Bu insanlar, ya bir kitaba sarılmış ehl-i kitap idi. Artık sarıldıkları bu kitap ister tebdil edilmiş olsun ister mensuh olsun fark etmez. Yahut da bir kısmının izleri kaybolmuş, dolayısıyla meçhul hale gelmiş ve bir kısmı da metruk olan bir dine sarılmış durumdaki kitabiler idi.
2 – Bu gruba girenler ise Arabıyla acemiyle ümmilerden oluşuyordu. Bunlar yıldız, heykel, kabir, anıt ve sair hoşlarına giden ve kendilerine yarar sağlayacağını sandıkları çeşitli nesnelere tapıyorlardı.
@taguturetallahaiman
Forwarded from Kur'an ve sünnet
Ne var ki bu insanların tümü koyu bir cahiliye içinde bulunuyordu. Bu derin bilgisizlik içinde, esasen koyu bir cehalet örneği olan birtakım sözleri ilim, sırf fesat olan birtakım davranışları ise güzel ve salih amel sanıyorlardı. Onların ilim ve amelce seçkin olan simalarının gayesi, ya geçmiş peygamberlerden miras kalan ve fakat bozguncu ve bid’atçi kimselerin hevasıyla, içinde hak ve batılın birbirine karıştığı, bulanık ilimden bazı bilgi kırıntıları elde etmekti. Yahut da bunlar, az bir kısmı meşru, çoğu ise uydurma bir ilimle uğraşıyorlardı. Ki bu ilim, sahibine ancak çok az bir fayda verebilirdi. Söz konusu kişiler filozofik bir tavırla kendileri bazında faydalı olmaya çalışıyorlardı. Bu bağlamda gayretleri, birtakım tabiat, matematik ve ahlaki hususlarda kaybolup gidiyordu. Hem de susuzu kandıramayıp, hastaya şifa veremeyen ve ilahi ilimden bir şey sağlayamaz durumdaki basit bir cehdin akabinde. Çünkü elde edilebilse bile batıl kısmının oranı hak kısmının oranından kat kat fazla idi. O da şayet bu tarz ile elde edilip ulaşılabilirse…Nasıl ulaşılabilirdi ki; bu insanlar arasında birçok ihtilaf ve derin ayrılıklar vardı. Bunun yanında, delil ve gerekçeler asıl konudan çok uzak bir yerdeydi” (İktidau Sırat’ıl-Müstakim, 2. * Sıratı Müstakim Terc., 1/ 9-10)
@taguturetallahaiman
Forwarded from Kur'an ve sünnet
Allah’ın (c.c)şu sözüdür:
“Apaçık delil kendilerine gelinceye kadar ehl-i kitaptan ve müşriklerden inkarcılar küfürden ayrılacak değillerdi.” (Beyyine98/1)
@taguturetallahaiman
“Apaçık delil kendilerine gelinceye kadar ehl-i kitaptan ve müşriklerden inkarcılar küfürden ayrılacak değillerdi.” (Beyyine98/1)
@taguturetallahaiman
Forwarded from Kur'an ve sünnet
İbni Teymiye diyor ki:
Bunu anlatanlardan biri Ebul-Ferec İbni Cevzi’dir. O diyor ki:
“Kitap ehlinden küfr edenler olmadı”
Yahudi ve Hristiyanlar “ve müşriklerden” onlar putlara tapanlardır “münfekkine” yani ayrılan, vazgeçenler… bunun manası şu demektir:
Onlara beyyine gelinceye kadar küfür ve şirklerinden vazgeçecek değildirler. Ayetin lafzı, gelecek (müstakbel), ancak manası, geçmişe (mazi) aittir. Beyyine (delil) ise elçidir. O da Muhammed’dir (sallallahu aleyhi ve sellem). Ki onlara dalalet ve cehaletlerini beyan etmiştir…
Beğavi’nin ifadesi de buna yakındır, diyor ki:
Küfür ve şirklerine son vermezler.
“Onlara beyyine gelinceye kadar.”
Bu ayetin lafzı müstakbel fakat manası maziye dönüktür. Yani onlara açık delil (beyyine) gelinceye, başka bir ifade ile Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) kendilerine Kur’an’la gelip dalalet ve cehaletlerini açıklayarak onları imana çağırıncaya ve dolayısıyla Allah (c.c) da onları cehalet ve dalaletten kurtarıncaya kadar demektir. (Mecmu’ul-Feteva, 16/483-486)
@taguturetallahaiman
Forwarded from Kur'an ve sünnet
İbni Kesir ise şöyle diyor
Nebi’yi (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah (c.c) gönderdi -bundan dolayı O’na hamd ve sena olsun
Çünkü elçilerin arası kesilmiş, doğru yolun izleri kaybolmuş ve onlara şiddetle ihtiyaç hasıl olmuştu. Dahası Allah (c.c) yeryüzü halkının Meryem oğlu İsa’nın getirmiş olduğu değerlere müntesip az bir kısmı dışında Arabi olsun, acemi olsun hepsine gazap etmişti, demiştir. (İbn Kesir Terc., 14/7879)
@taguturetallahaiman
Nebi’yi (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah (c.c) gönderdi -bundan dolayı O’na hamd ve sena olsun
Çünkü elçilerin arası kesilmiş, doğru yolun izleri kaybolmuş ve onlara şiddetle ihtiyaç hasıl olmuştu. Dahası Allah (c.c) yeryüzü halkının Meryem oğlu İsa’nın getirmiş olduğu değerlere müntesip az bir kısmı dışında Arabi olsun, acemi olsun hepsine gazap etmişti, demiştir. (İbn Kesir Terc., 14/7879)
@taguturetallahaiman
Forwarded from Kur'an ve sünnet
o sözü söylemediklerine dair yemin ediyorlar. Andolsun ki küfür sözünü söylediler ve İslamlarından sonra kâfir oldular. Ve başaramadıkları bir işe yeltendiler. Allah ve Resûl’ünün ihsan ve lütfundan vererek onları zengin kılmasından ötürü mü intikam almaya kalkıyorlar? Tevbe ederlerse onlar için hayır olur. Yüz çevirirlerse Allah, onlara dünyada da ahirette de can yakıcı bir azap ile azap edecek ve onların yeryüzünde ne bir dostları ne de bir yardımcıları olacaktır.
(9/Tevbe, 74)
@taguturetallahaiman
👍1
Forwarded from Kur'an ve sünnet
Size indirilmiş bir kitap varsa onu bana getirin.” (Ahkaf 46/4)
5/2212)
İbni Kesir şu ayet hakkında diyor ki:
“Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet (kulluk) ediniz. Umulur ki böylece korunmuş (Allah’ın azabından kendinizi kurtarmış) olursunuz. “- “O Rabb ki, yeri sizin için bir zemin (döşek) göğü de (kubbemsi) bir tavan yaptı.Gökten size bir su indirdi. O su sebebiyle türlü meyvelerden (ve ekinlerden) size bir rızık (beslenme) çıkardı. Bunları bilerek sakın Allah’a ortaklar koşmayınız.” (Bakara 2/21-22)
@taguturetallahaiman
Yani bana indirilen’bu Kur’an’dan önce Allah katından gelme, sizin ibadet ettiğiniz ilah ve putların (evsan) yeryüzünde bir şeyler yarattığını ya da onların semavatta Allah’ın yanında bir ortaklığı olduğunu içeren bir kitap. Ki bu da onlara yaptığınız ibadete dair sizin için bir hüccet olsun. Çünkü onun hakkında böyle bir şey doğru olursa, bu, sizin içinde bulunduğunuz nimetlerde onun bir ortaklığının olabileceğine delil olacak. İlaveten sizin ona şükretmeniz gerekecek ve ayrıca ona hizmet etmeniz hak olacaktır. Çünkü bunu yaratmaya ancak bir ilah muktedir olabilir. (Taberi Terc.,
5/2212)
İbni Kesir şu ayet hakkında diyor ki:
“Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet (kulluk) ediniz. Umulur ki böylece korunmuş (Allah’ın azabından kendinizi kurtarmış) olursunuz. “- “O Rabb ki, yeri sizin için bir zemin (döşek) göğü de (kubbemsi) bir tavan yaptı.Gökten size bir su indirdi. O su sebebiyle türlü meyvelerden (ve ekinlerden) size bir rızık (beslenme) çıkardı. Bunları bilerek sakın Allah’a ortaklar koşmayınız.” (Bakara 2/21-22)
Bunun anlamı, O yaratıcı ve rızık verendir. Yeryüzünün maliki, sahibi ve onları rızıklandırandır. Bu nedenle ibadete başkası kendisine ortak koşulmaksızın sadece O, müstehaktır.(İbni Kesir Terc., 2/209)
@taguturetallahaiman
👍2
Forwarded from Kur'an ve sünnet
ELHAMDULİLLAH HAK ile BATILLARI
GERİDE BIRAKTIK
Artık) Hakk geldi, bâtıl zail oldu. Hiç şüphesiz bâtıl sürekli yok olucudur. (Çünkü Hakk gelince bâtıl batacak, Güneş doğunca karanlık kaybolacaktır
@taguturetallahaiman
GERİDE BIRAKTIK
Artık) Hakk geldi, bâtıl zail oldu. Hiç şüphesiz bâtıl sürekli yok olucudur. (Çünkü Hakk gelince bâtıl batacak, Güneş doğunca karanlık kaybolacaktır
@taguturetallahaiman
👍2
Forwarded from Kur'an ve sünnet
وَأَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَأَدْعُو رَبِّي عَسَى أَلَّا أَكُونَ بِدُعَاءِ رَبِّي شَقِيّاً
“
Sizden ve Allah’tan başka
taptıklarınızdan i’tizal ediyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle şaki (mutsuz) olmayacağım.” (Meryem 19/48)
فَلَمَّا اعْتَزَلَهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ
“
Böylece (İbrahim), onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından i’tizal edince…”3 (Meryem 19/49)4
إِنَّا بُرَآءُ مِنْكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةُ وَالْبَغْضَاءُ أَبَداً حَتَّى تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَحْدَهُ
“Biz, sizlerden ve Allah’ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi inkar ettik. Sizinle aramızda, siz sadece Allah’a iman edinceye kadar, sürekli bir düşmanlık ve buğz (öfke) belirmiştir.” (el-Mümtehine 60/4)
وَإِذِ اعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ إِلَّا اللَّهَ فَأْوُوا
إِلَى الْكَهْفِ
“Madem ki siz onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından i’tizal ettiniz, o halde, (dağlara çekilip) mağaraya sığının.” (el-Kehf 18/16)
@taguturetallahaiman
“
Sizden ve Allah’tan başka
taptıklarınızdan i’tizal ediyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle şaki (mutsuz) olmayacağım.” (Meryem 19/48)
Allah Te’ala’nın şu sözüne kadar:
فَلَمَّا اعْتَزَلَهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ
“
Böylece (İbrahim), onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından i’tizal edince…”3 (Meryem 19/49)4
Allah Te’ala şöyle buyurmaktadır:
إِنَّا بُرَآءُ مِنْكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةُ وَالْبَغْضَاءُ أَبَداً حَتَّى تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَحْدَهُ
“Biz, sizlerden ve Allah’ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi inkar ettik. Sizinle aramızda, siz sadece Allah’a iman edinceye kadar, sürekli bir düşmanlık ve buğz (öfke) belirmiştir.” (el-Mümtehine 60/4)
Allah Te’ala kehf (mağara) ehli hakkında şöyle buyurmaktadır:
وَإِذِ اعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ إِلَّا اللَّهَ فَأْوُوا
إِلَى الْكَهْفِ
“Madem ki siz onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından i’tizal ettiniz, o halde, (dağlara çekilip) mağaraya sığının.” (el-Kehf 18/16)
@taguturetallahaiman
Forwarded from Kur'an ve sünnet
Tevhid ehlinin tevhidi; şirk ehlinden i’tizal etmedikçe, onlara düşmanlık etmedikçe ve onları tekfir etmedikçe tamamlanmaz. Bu açıdan tevhid ehli Mu’tezile’dir5 zira tevhid ehli şirk ehlinden i’tizal eder tıpkı Halil İbrahim (aleyhi selam)’ın müşriklerden i’tizal ettiği gibi.”
İ’tizal; kopup-ayrılmak, yüz çevirmek, çekilmek, uzaklaşmak gibi manalara gelmektedir.
Zira i’tizal (kopup-ayrılmak, yüz çevirmek, çekilmek, uzaklaşmak) ancak tağutlardan tümüyle kaçınmakla; karaltılarını çoğaltmamakla, onlara itaat etmemekle, Allah’a isyana götüren emirlerine itaat etmemekle, onlardan ayrılmakla ve beri olmakla söz konusu olabilir.
@taguturetallahaiman
İ’tizal; kopup-ayrılmak, yüz çevirmek, çekilmek, uzaklaşmak gibi manalara gelmektedir.
Zira i’tizal (kopup-ayrılmak, yüz çevirmek, çekilmek, uzaklaşmak) ancak tağutlardan tümüyle kaçınmakla; karaltılarını çoğaltmamakla, onlara itaat etmemekle, Allah’a isyana götüren emirlerine itaat etmemekle, onlardan ayrılmakla ve beri olmakla söz konusu olabilir.
Allah Te’ala bu iki ayette şöyle buyurmaktadır:
وَأَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ وَأَدْعُو رَبِّي عَسَى أَلَّا أَكُونَ بِدُعَاء رَبِّي شَقِيّاً فَلَمَّا اعْتَزَلَهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ وَهَبْنَا لَهُ
إِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَكُلّاً جَعَلْنَا نَبِيّاً
“
Sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan i’tizal ediyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle şaki (mutsuz) olmayacağım. Böylelikle, onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından i’tizal edince ona İshak’ı ve (oğlu) Yakup’u armağan ettik ve her birini peygamber kıldık.” (
Meryem 19/48-49)
وَأَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ
“Sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan i’tizal ediyorum…” (Meryem 19/48);
فَلَمَّا اعْتَزَلَهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللَّهِ
“Böylece (İbrahim), onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından i’tizal edince…” (Meryem 19/49);
إِنَّا بُرَآءُ مِنْكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ كَفَرْنَا بِكُمْ
“Biz, sizlerden ve Allah’ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız…” (el-Mümtehine 60/4);
وَإِذِ اعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ إِلَّا اللَّهَ
“Madem ki siz onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından i’tizal ettiniz…” (el-Kehf 18/16)
@taguturetallahaiman
Forwarded from Kur'an ve sünnet
ربي عسى أن لا أكون بدعاء ربي شقيا
“Sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan i’tizal ediyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle şaki (mutsuz) olmayacağım.” (Meryem 19/48)
Bu ayette de, putlara tapanlara i’tizal etmek onların taptıklarından i’tizal etmekten öncedir. Keza Allah Te’ala’nın şu kavlinde de böyledir:
الله
“Böylece (İbrahim), onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından i’tizal edince…”
(Meryem 19/49)
ve Allah Te’ala’nın şu kavlinde:
وإذ اعتزلتموهم وما يعبدون إلا الله
“Madem ki siz onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından i’tizal ettiniz…”
(el-Kehf 18/16)
Bu ince noktayı gözardı etme. Çünkü
bu, Allah Te’ala’nın düşmanlarına düşmanlığı açan bir babdır. Nice insan vardır ki, şirk onda vuku bulmaz lakin şirk ehline karşı düşmanlık göstermediği için bununla asla müslüman olamaz ve böylece bütün nebilerin dinini terkeder
.
Allah Te’ala daha sonra şöyle buyurmaktadır:
كفرنا بكــم وبدا بيننا وبينكم العـداوة
والبغضــاء أبدا
“…
Sizi inkar ettik. Sizinle aramızda, siz sadece Allah’a iman edinceye kadar, sürekli bir düşmanlık ve buğz (öfke) belirmiştir…”
(el-Mumtehine 60/4)
Şeyh’ul İslam Muhammed bin Abd’il Vehhab bahsinde İslam Dininin AslıAsl’ud Din’e muhalefet edenler arasında; şirk ehlinden, şirkten ve tağutlardan uzaklaşmayan ve onları tekfir etmeyen kimseleri de zikretmiştir:
Onlardan bazıları ise sadece Allah’a ibadet eder, fakat şirki reddetmez ve şirk işleyenlere düşmanlık göstermez; onlardan bazıları ise şirk işleyenlere düşmanlık gösterir, fakat onları tekfir etmez; onlardan bir kısmı şirke buğzetmez ama ona sevgi de duymaz; onlardan bir kısmı şirki bilmez ve inkar da etmez; bu kimselerin en tehlikeli olanları ise; tevhid’le amel eden, fakat onun kadrini (kıymetini ve değerini) bilmeyen ve tevhidi terk edenlere buğzetmeyen ve onları tekfir etmeyenlerdir; onlardan bazıları; şirki terk eder, onu çirkin görür, fakat şirkin kadrini (mahiyetini ve kötülüğünü bilmez) ve şirk ehline düşman olmaz, onları tekfir de etmez. İşte bunlar nebilerin getirdiği Allah’ın dinine muhalefet eden kimselerdir.”
@taguturetallahaiman
Forwarded from Kur'an ve sünnet
Bismillahirrahmanirrahim
BAZI KİMLİKCİLER GİNE CEDEL PEŞİNDE YORUMLA TEKFİR OLMAZ DELİL İLE GELİN İNŞEEALLAH ELHAMDULİLLAH KONUŞMAYA GÜÇLERİ YOK ONU ANLADIK BİZ HADİS ANLATIRKEN HADİSİ İNKAR EDEMİYORLAR AMA ANLATDIRMIYORLAR ÇÜNKÜ BİLİYORLAR NEYİN NE OLDUGUNU
Öyleyken, onlara ne oluyor ki âdeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi, öğütten yüz çeviriyorlar?
Müddessir Sûresi 49
İBN TEYMİYYE ŞÖYLE DEDİ
ALİM CAHİLİ TANIR ÇÜNKÜ ODA BİR ZAMANLAR CAHİLDİ CAHİL İSE ALİMİ TANIYAMAZ ÇÜNKU O HİÇ BİR ZAMAN ALİM OLMADI
@taguturetallahaiman
BAZI KİMLİKCİLER GİNE CEDEL PEŞİNDE YORUMLA TEKFİR OLMAZ DELİL İLE GELİN İNŞEEALLAH ELHAMDULİLLAH KONUŞMAYA GÜÇLERİ YOK ONU ANLADIK BİZ HADİS ANLATIRKEN HADİSİ İNKAR EDEMİYORLAR AMA ANLATDIRMIYORLAR ÇÜNKÜ BİLİYORLAR NEYİN NE OLDUGUNU
Öyleyken, onlara ne oluyor ki âdeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi, öğütten yüz çeviriyorlar?
Müddessir Sûresi 49
İBN TEYMİYYE ŞÖYLE DEDİ
ALİM CAHİLİ TANIR ÇÜNKÜ ODA BİR ZAMANLAR CAHİLDİ CAHİL İSE ALİMİ TANIYAMAZ ÇÜNKU O HİÇ BİR ZAMAN ALİM OLMADI
@taguturetallahaiman
👍2
Forwarded from Kur'an ve sünnet
İbn Ebi Hatim İbn Abbâs’dan nakleder ki, O Allah Azze ve Celle’nin «O halde bile bile Allah’a eşler koşmayınız» âyetindeki eşlerin şirk olduğunu belirtmiştir. Şirkin karanlık gecede siyah taş üzerindeki karıncanın adımından daha gizli olduğunu bildirmiştir. Bu, «Allah’a ve senin hayatına yemîn ederim ki ey falan, kendi hayatıma and içerim ki» demek gibidir. Keza şu köpek olmasaydı bize hırsız gelirdi, evde şu kaz olmasaydı hırsız içeri girerdi gibi sözler de böyledir. Keza adamın arkadaşına «Allah ve sen istersen» sözü de böyledir. Yine Allah ve falanca olmasaydı, falanca olmasaydı sen bunu yapamazdın gibi sözlerin hepsi birer şirktir. Hadîs-i Şerifte vârid olmuştur ki adamın biri Rasûlullah (s.a.)’a «Allah ve sen istersen» demiş Rasûlullah (s.a.) da sen beni Allah’a eş mi koştun buyurmuştur. Bir başka hadîste ise Rasûlullah (s.a.) : Eğer Allah isterse ve falan da isterse diyerek Allah’a eş koşmamış olsanız siz ne güzel bir kavimsiniz buyurmuştur.”
@taguturetallahaiman
@taguturetallahaiman
👍1
Forwarded from Kur'an ve sünnet
Teymiyye şöyle demiştir:
@taguturetallahaiman
“Onlardan (yani kelamcı ve filozoflardan) kimisi müşriklerin dini ve İslâm’dan irtidat hakkında kitaplar tasnif etmiştir. Mesela Razi, yıldızlara ibadet hakkında bir kitap tasnif etmiş bunda, bunun güzellik ve faydalarına dair deliller serdetmiş, insanları buna teşvik etmiştir. İşte bu, bütün Müslümanların ittifakı ile İslâm’dan irtidattır. Her ne kadar sonradan İslâm’a dönmüş olsa da.” (Feteva, 18/53-58)
@taguturetallahaiman
Forwarded from Kur'an ve sünnet
Herhangi bir akitte bile diyelim ki –Kiranın 500 tl yazdığını gördüğü halde akdi imzalayan kişi, sonradan ben kalben 500 tl kira ödemeye niyet etmemiştim diyerek kira ödemekten muaf olamazsa- aynı şekilde akitte ihtilaf halinde falan mahkeme yetkilidir, ibaresini gördüğü halde “Ben o yazıyı yazarken veya imzalarken kalbimden niyet etmedim” diyen kişinin sözü kale alınmaz. Esasında bu tip şeyler dini oyun eğlence edinmiş birtakım kişilerin sözleridir ve zina ederken niyetinin kötü olmadığını ileri süren fasığın sözü ne kadar itibara alınırsa bunlarınki de o kadar muteberdir. Böylelerinin niyet hakkındaki sözleri, kişinin bizzat kafir olmayı ve dinden çıkmayı kasdetmedikçe küfre girmeyeceğini söyleyen sapık fırkaların sözlerinin ötesine geçmez.
@taguturetallahaiman
Forwarded from Kur'an ve sünnet
Şeyhulislam İbn Teymiyye bu hususta şöyle demektedir:
“Kim küfür olan bir söz söyler veya bir fiil işlerse, kâfir olmayı kastetmese bile bununla kâfir olur. Zira Allah’ın dilediği dışında kimse küfrü kast etmez.” (es-Sârimu’l-Meslûl: s: 177-178.)
@taguturetallahaiman