Garp Yeli esende konar dallarıma bir serçe
7 subscribers
1 video
Şiir paylaşımı ve şiir seslendirme
Download Telegram
Sokak lambalarında yağmur damlaları
Ne kadar tutunamazsa, ne kadar parlarsa aynı anda
Karanlık gecede bir başıma,
Dayanamıyorum bu yalnızlığa.

​Sen gidince bir bir söndürüyorum ışıkları
Ağır aksak adımlarla.
Sen gidince çekiyor ışığını her ne varsa,
Olmasa dahi ben kapıyorum gözlerimi
Görmek olmasın ışığı senden sonra.

​Yeşile hasret,
Maviye özlem,
Mora sevdalı bu gönül.
Turuncu açar elbette bilirim,
Sarısı bir başka güzel.

​Öyle işte, seni hatırlayınca
Renk cümbüşleri dolar içime.
Bir gizli aşk bu,
Derinden yanar sinemde.
🌿🍃🌷
3
​En son ciğerlerime öğretmiştim bu hissi,
Bir sigara dumanına izin vererek.
En son gözlerime göstermiştim;
Ayı ve yıldızları çekip geceye...

​Ayaklarıma kabul ettirmiştim amansızca;
Serin suyu, çimleri ve toprağı.

​Oysa bugün anlamını yitirdi tüm varlık alemi,
Sen geldin ve her şey birer birer yitip gitti.
Ben bu imtiyazı başka bir gençliğe sığdıramam,
Ve senden başkasına asla gösteremem.
🌿🌷🌿
2
Şimdi senin adın Kudüs,
Şimdi varlığın Mescid-i Aksa...
Burak Duvarı’nda bir sıçrayışla,
Yükselir ruhun Huzur-u Rahman’a.

​Gel ey sevgili, buluşalım;
O kutlu makamın gölgesinde.
Hayata, insana ve sana dair ne varsa,
Dökülsün bir bir dilimden,
Süzülsün gönlümden ve kalbimden.

​Alnım secdede, o mübarek makamda,
Huzur-u Rahman’ın tam bağrında;
Anarım adını, adarım kendimi
Bulduğum her kutsal fırsatta...
🌿🇵🇸🌷
1
Gök delindi,
Rahmettir yağan;
Yeşil kubbenin altında
Ruhum, şahlan!

​Şahlan deli taylar gibi,
Kır zincirleri!
Yeşil kubbe sardı afakı,
Rahmet boşandı,
Kalpler okşandı.

​Bu şaşalı hayat
Esir aldı ruhları;
Uyan, ruhum,
Şahlan yeşil kubbenin altında!

​Şahlan deli taylar gibi,
Kır zincirleri,
Kat et menzilleri,
Ulaş istenilen yere!

​Hay'dan gelir,
Hu'ya döneriz.
🍃🌿
2
Ahde Yürümek

​Düşüp kalktıklarımı düşünüyorum,
Düşünüyorum...
Düşüp düşüp, yeniden kalkıyorum.
Bir “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” dökülüyor dilimden,
Anladım diyorum, doğrularak yerimden.

​Üç beş adım atıp, sarsılıyor dünya,
Yeniden düşüyorum.
Anlamıyorum...
Kavrayamıyor, bir türlü çözemiyorum.

​Hesaplıyorum düştüğüm o kuyuları;
Düştüğüm sayılmazsa eğer,
Kalktığım hiç düşünülmez bile.
Görkemi tam da buradadır cümlenin...

​Cümle kullar huzura gelmezse eğer,
Gelen düştü mü, kalktı mı,
Bakılmaz...
Bakılmaz yardan yana koşanın izine;
Koşan yar mıdır, var mıdır?
Anlamaz...
Kimse anlamaz.

​Düşüp kalktıklarımı düşünüyorum,
Derin derin düşünüyorum...
Düşüp düşüp, her seferinde kalkıyorum.
“Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” sığınıp o sonsuz güce,
Yaralı dizlerimle,
Ahdime yürüyorum...
🇵🇸🌿🍃
Sana olan susuzluğumu
Bahar yağmurları giderir.
Sen yokken içimi yakan bu ateş,
Senin ıslandığın yağmurlarla söner.

​Ayazın soğuğunu yediğimde
Sen ısıtırsın içimi.
Görüyorsun ya sevdiğim;
İlaç gibisin bana.

​Gecenin aya ihtiyacı var ya,
İşte öyle muhtacım sana.
Bir nur topu oldun
Karanlık hayatımda.

​Saatleri saatlere ekliyorum,
Kitapları kitaplara...
Ve elbette her kitabın aslı olan
Kur'an en başta.

​Yaşamak; bu kirli çağın bağrında
Önce Allah ve Resulü,
Sonra sünnet ve Kur'an...
Şimdi sen de eklendin
Bu ilahi karara;
İmanımın diğer yarısı...

​Seni çok özledim.
🌿🌷🍃
Bin Yıllık Uzaklık

​Bin yıllık bir yalnızlık bu,
Bin yıllık bir uzaklık.
O kadar yakınken birbirimize,
Nasıl olur da bu kadar uzak?
Aklım almıyor artık, nefesim daralıyor;
Yoksa aklımı mı yitiriyorum?

​Ne? Sen mi geldin?
Hayır, sen... Sen gelemezsin.
Peki, ben mi gitmeliyim?
Hem nereye?
Nereye kadar kaçabilirim ki senden,
Seni düşünmekten?

​Bin yıllık bir sızı bu;
Bin yıldır var olan,
Ve bin yıldır içimi kavuran.
Nefes alışlarını duyacak kadar yakınken,
Aramızda aşılmaz bir asır...

​Biz ki o en sıradan kelimelerden,
Bir "merhaba"dan, bir "nasılsın"dan mahrumuz.
Yüz yüze baksak sitem edecekken,
Bir "ne yapıyorsun" sesinden bile uzağız.

​Ve şimdi bin yıllar kana bulanmış gibi,
Soruyorum o kör kuyulara:
"Hey, kan ne yapıyorsun? Kan, nasılsın?"
Bin yıllık kanlı bir özlem bu;
Sevdamıza kan karıştı sevdiğim,
Bin yıl öteden gelip göğsüme yerleşen.

​Ah, ciğerparem...
Göğsüme nefes yerine ince bir ağrı çekiyorum sanki.
Kalbim böyle pervasızca vuruşurken,
Değil yaşamak,
Nefes almaktan dahi elem duyuyorum.

​Yine de...
Aramızdaki bu yollar, bu dilsiz duvarlar ne kadar imkânsız görünse de,
Karanlığın ardında saklı bir ihtimal gibi,
İçimde hâlâ o ince sızının ümidi dönüp duruyor.
🌿🍃
1