Sokak lambalarında yağmur damlaları
Ne kadar tutunamazsa, ne kadar parlarsa aynı anda
Karanlık gecede bir başıma,
Dayanamıyorum bu yalnızlığa.
Sen gidince bir bir söndürüyorum ışıkları
Ağır aksak adımlarla.
Sen gidince çekiyor ışığını her ne varsa,
Olmasa dahi ben kapıyorum gözlerimi
Görmek olmasın ışığı senden sonra.
Yeşile hasret,
Maviye özlem,
Mora sevdalı bu gönül.
Turuncu açar elbette bilirim,
Sarısı bir başka güzel.
Öyle işte, seni hatırlayınca
Renk cümbüşleri dolar içime.
Bir gizli aşk bu,
Derinden yanar sinemde.
🌿🍃🌷
Ne kadar tutunamazsa, ne kadar parlarsa aynı anda
Karanlık gecede bir başıma,
Dayanamıyorum bu yalnızlığa.
Sen gidince bir bir söndürüyorum ışıkları
Ağır aksak adımlarla.
Sen gidince çekiyor ışığını her ne varsa,
Olmasa dahi ben kapıyorum gözlerimi
Görmek olmasın ışığı senden sonra.
Yeşile hasret,
Maviye özlem,
Mora sevdalı bu gönül.
Turuncu açar elbette bilirim,
Sarısı bir başka güzel.
Öyle işte, seni hatırlayınca
Renk cümbüşleri dolar içime.
Bir gizli aşk bu,
Derinden yanar sinemde.
🌿🍃🌷
❤3
En son ciğerlerime öğretmiştim bu hissi,
Bir sigara dumanına izin vererek.
En son gözlerime göstermiştim;
Ayı ve yıldızları çekip geceye...
Ayaklarıma kabul ettirmiştim amansızca;
Serin suyu, çimleri ve toprağı.
Oysa bugün anlamını yitirdi tüm varlık alemi,
Sen geldin ve her şey birer birer yitip gitti.
Ben bu imtiyazı başka bir gençliğe sığdıramam,
Ve senden başkasına asla gösteremem.
🌿🌷🌿
Bir sigara dumanına izin vererek.
En son gözlerime göstermiştim;
Ayı ve yıldızları çekip geceye...
Ayaklarıma kabul ettirmiştim amansızca;
Serin suyu, çimleri ve toprağı.
Oysa bugün anlamını yitirdi tüm varlık alemi,
Sen geldin ve her şey birer birer yitip gitti.
Ben bu imtiyazı başka bir gençliğe sığdıramam,
Ve senden başkasına asla gösteremem.
🌿🌷🌿
❤2
Şimdi senin adın Kudüs,
Şimdi varlığın Mescid-i Aksa...
Burak Duvarı’nda bir sıçrayışla,
Yükselir ruhun Huzur-u Rahman’a.
Gel ey sevgili, buluşalım;
O kutlu makamın gölgesinde.
Hayata, insana ve sana dair ne varsa,
Dökülsün bir bir dilimden,
Süzülsün gönlümden ve kalbimden.
Alnım secdede, o mübarek makamda,
Huzur-u Rahman’ın tam bağrında;
Anarım adını, adarım kendimi
Bulduğum her kutsal fırsatta...
🌿🇵🇸🌷
Şimdi varlığın Mescid-i Aksa...
Burak Duvarı’nda bir sıçrayışla,
Yükselir ruhun Huzur-u Rahman’a.
Gel ey sevgili, buluşalım;
O kutlu makamın gölgesinde.
Hayata, insana ve sana dair ne varsa,
Dökülsün bir bir dilimden,
Süzülsün gönlümden ve kalbimden.
Alnım secdede, o mübarek makamda,
Huzur-u Rahman’ın tam bağrında;
Anarım adını, adarım kendimi
Bulduğum her kutsal fırsatta...
🌿🇵🇸🌷
❤1
Gök delindi,
Rahmettir yağan;
Yeşil kubbenin altında
Ruhum, şahlan!
Şahlan deli taylar gibi,
Kır zincirleri!
Yeşil kubbe sardı afakı,
Rahmet boşandı,
Kalpler okşandı.
Bu şaşalı hayat
Esir aldı ruhları;
Uyan, ruhum,
Şahlan yeşil kubbenin altında!
Şahlan deli taylar gibi,
Kır zincirleri,
Kat et menzilleri,
Ulaş istenilen yere!
Hay'dan gelir,
Hu'ya döneriz.
🍃🌿
Rahmettir yağan;
Yeşil kubbenin altında
Ruhum, şahlan!
Şahlan deli taylar gibi,
Kır zincirleri!
Yeşil kubbe sardı afakı,
Rahmet boşandı,
Kalpler okşandı.
Bu şaşalı hayat
Esir aldı ruhları;
Uyan, ruhum,
Şahlan yeşil kubbenin altında!
Şahlan deli taylar gibi,
Kır zincirleri,
Kat et menzilleri,
Ulaş istenilen yere!
Hay'dan gelir,
Hu'ya döneriz.
🍃🌿
❤2
Ahde Yürümek
Düşüp kalktıklarımı düşünüyorum,
Düşünüyorum...
Düşüp düşüp, yeniden kalkıyorum.
Bir “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” dökülüyor dilimden,
Anladım diyorum, doğrularak yerimden.
Üç beş adım atıp, sarsılıyor dünya,
Yeniden düşüyorum.
Anlamıyorum...
Kavrayamıyor, bir türlü çözemiyorum.
Hesaplıyorum düştüğüm o kuyuları;
Düştüğüm sayılmazsa eğer,
Kalktığım hiç düşünülmez bile.
Görkemi tam da buradadır cümlenin...
Cümle kullar huzura gelmezse eğer,
Gelen düştü mü, kalktı mı,
Bakılmaz...
Bakılmaz yardan yana koşanın izine;
Koşan yar mıdır, var mıdır?
Anlamaz...
Kimse anlamaz.
Düşüp kalktıklarımı düşünüyorum,
Derin derin düşünüyorum...
Düşüp düşüp, her seferinde kalkıyorum.
“Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” sığınıp o sonsuz güce,
Yaralı dizlerimle,
Ahdime yürüyorum...
🇵🇸🌿🍃
Düşüp kalktıklarımı düşünüyorum,
Düşünüyorum...
Düşüp düşüp, yeniden kalkıyorum.
Bir “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” dökülüyor dilimden,
Anladım diyorum, doğrularak yerimden.
Üç beş adım atıp, sarsılıyor dünya,
Yeniden düşüyorum.
Anlamıyorum...
Kavrayamıyor, bir türlü çözemiyorum.
Hesaplıyorum düştüğüm o kuyuları;
Düştüğüm sayılmazsa eğer,
Kalktığım hiç düşünülmez bile.
Görkemi tam da buradadır cümlenin...
Cümle kullar huzura gelmezse eğer,
Gelen düştü mü, kalktı mı,
Bakılmaz...
Bakılmaz yardan yana koşanın izine;
Koşan yar mıdır, var mıdır?
Anlamaz...
Kimse anlamaz.
Düşüp kalktıklarımı düşünüyorum,
Derin derin düşünüyorum...
Düşüp düşüp, her seferinde kalkıyorum.
“Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” sığınıp o sonsuz güce,
Yaralı dizlerimle,
Ahdime yürüyorum...
🇵🇸🌿🍃
Sana olan susuzluğumu
Bahar yağmurları giderir.
Sen yokken içimi yakan bu ateş,
Senin ıslandığın yağmurlarla söner.
Ayazın soğuğunu yediğimde
Sen ısıtırsın içimi.
Görüyorsun ya sevdiğim;
İlaç gibisin bana.
Gecenin aya ihtiyacı var ya,
İşte öyle muhtacım sana.
Bir nur topu oldun
Karanlık hayatımda.
Saatleri saatlere ekliyorum,
Kitapları kitaplara...
Ve elbette her kitabın aslı olan
Kur'an en başta.
Yaşamak; bu kirli çağın bağrında
Önce Allah ve Resulü,
Sonra sünnet ve Kur'an...
Şimdi sen de eklendin
Bu ilahi karara;
İmanımın diğer yarısı...
Seni çok özledim.
🌿🌷🍃
Bahar yağmurları giderir.
Sen yokken içimi yakan bu ateş,
Senin ıslandığın yağmurlarla söner.
Ayazın soğuğunu yediğimde
Sen ısıtırsın içimi.
Görüyorsun ya sevdiğim;
İlaç gibisin bana.
Gecenin aya ihtiyacı var ya,
İşte öyle muhtacım sana.
Bir nur topu oldun
Karanlık hayatımda.
Saatleri saatlere ekliyorum,
Kitapları kitaplara...
Ve elbette her kitabın aslı olan
Kur'an en başta.
Yaşamak; bu kirli çağın bağrında
Önce Allah ve Resulü,
Sonra sünnet ve Kur'an...
Şimdi sen de eklendin
Bu ilahi karara;
İmanımın diğer yarısı...
Seni çok özledim.
🌿🌷🍃
Bin Yıllık Uzaklık
Bin yıllık bir yalnızlık bu,
Bin yıllık bir uzaklık.
O kadar yakınken birbirimize,
Nasıl olur da bu kadar uzak?
Aklım almıyor artık, nefesim daralıyor;
Yoksa aklımı mı yitiriyorum?
Ne? Sen mi geldin?
Hayır, sen... Sen gelemezsin.
Peki, ben mi gitmeliyim?
Hem nereye?
Nereye kadar kaçabilirim ki senden,
Seni düşünmekten?
Bin yıllık bir sızı bu;
Bin yıldır var olan,
Ve bin yıldır içimi kavuran.
Nefes alışlarını duyacak kadar yakınken,
Aramızda aşılmaz bir asır...
Biz ki o en sıradan kelimelerden,
Bir "merhaba"dan, bir "nasılsın"dan mahrumuz.
Yüz yüze baksak sitem edecekken,
Bir "ne yapıyorsun" sesinden bile uzağız.
Ve şimdi bin yıllar kana bulanmış gibi,
Soruyorum o kör kuyulara:
"Hey, kan ne yapıyorsun? Kan, nasılsın?"
Bin yıllık kanlı bir özlem bu;
Sevdamıza kan karıştı sevdiğim,
Bin yıl öteden gelip göğsüme yerleşen.
Ah, ciğerparem...
Göğsüme nefes yerine ince bir ağrı çekiyorum sanki.
Kalbim böyle pervasızca vuruşurken,
Değil yaşamak,
Nefes almaktan dahi elem duyuyorum.
Yine de...
Aramızdaki bu yollar, bu dilsiz duvarlar ne kadar imkânsız görünse de,
Karanlığın ardında saklı bir ihtimal gibi,
İçimde hâlâ o ince sızının ümidi dönüp duruyor.
🌿🍃
Bin yıllık bir yalnızlık bu,
Bin yıllık bir uzaklık.
O kadar yakınken birbirimize,
Nasıl olur da bu kadar uzak?
Aklım almıyor artık, nefesim daralıyor;
Yoksa aklımı mı yitiriyorum?
Ne? Sen mi geldin?
Hayır, sen... Sen gelemezsin.
Peki, ben mi gitmeliyim?
Hem nereye?
Nereye kadar kaçabilirim ki senden,
Seni düşünmekten?
Bin yıllık bir sızı bu;
Bin yıldır var olan,
Ve bin yıldır içimi kavuran.
Nefes alışlarını duyacak kadar yakınken,
Aramızda aşılmaz bir asır...
Biz ki o en sıradan kelimelerden,
Bir "merhaba"dan, bir "nasılsın"dan mahrumuz.
Yüz yüze baksak sitem edecekken,
Bir "ne yapıyorsun" sesinden bile uzağız.
Ve şimdi bin yıllar kana bulanmış gibi,
Soruyorum o kör kuyulara:
"Hey, kan ne yapıyorsun? Kan, nasılsın?"
Bin yıllık kanlı bir özlem bu;
Sevdamıza kan karıştı sevdiğim,
Bin yıl öteden gelip göğsüme yerleşen.
Ah, ciğerparem...
Göğsüme nefes yerine ince bir ağrı çekiyorum sanki.
Kalbim böyle pervasızca vuruşurken,
Değil yaşamak,
Nefes almaktan dahi elem duyuyorum.
Yine de...
Aramızdaki bu yollar, bu dilsiz duvarlar ne kadar imkânsız görünse de,
Karanlığın ardında saklı bir ihtimal gibi,
İçimde hâlâ o ince sızının ümidi dönüp duruyor.
🌿🍃
❤1