👍5❤3
👍8😁2❤1👏1
👍10❤3
❤8
👍12❤4🥰3👏2✍1
❤11🖕6👍3
❤4🔥3👏2👾2😁1🤗1
Resilient
Türkçe Karşılığı: Dirençli, kendini çabuk toparlayan, elastik.
Detaylı Açıklama:
* Psikolojik/Kişisel: Zorluklar, felaketler veya hastalıklar karşısında pes etmeyen, eski gücünü veya neşesini çabuk kazanan karakter yapısını ifade eder.
* Fiziksel/Teknik: Bir maddenin veya nesnenin baskı, darbe veya bükülme sonrası orijinal şekline dönebilme özelliğini (esneklik/dayanıklılık) tanımlar.
Örnek Cümle:
"She is a resilient person who never gives up, even after facing multiple setbacks in her career."
(Kariyerinde birçok aksilikle karşılaşmasına rağmen asla pes etmeyen, dirençli bir insandır.)
Türkçe Karşılığı: Dirençli, kendini çabuk toparlayan, elastik.
Detaylı Açıklama:
* Psikolojik/Kişisel: Zorluklar, felaketler veya hastalıklar karşısında pes etmeyen, eski gücünü veya neşesini çabuk kazanan karakter yapısını ifade eder.
* Fiziksel/Teknik: Bir maddenin veya nesnenin baskı, darbe veya bükülme sonrası orijinal şekline dönebilme özelliğini (esneklik/dayanıklılık) tanımlar.
Örnek Cümle:
"She is a resilient person who never gives up, even after facing multiple setbacks in her career."
(Kariyerinde birçok aksilikle karşılaşmasına rağmen asla pes etmeyen, dirençli bir insandır.)
❤3👎1😁1
Sincere
Türkçe Karşılığı: Samimi, içten, dürüst.
Detaylı Açıklama:
* Duygular ve Davranışlar: Bir kişinin duygularında veya söylediklerinde yapmacık olmadığını, gerçekten hissettiği gibi davrandığını ifade eder.
* Resmi Yazışmalar: İngilizcede mektup veya e-posta kapatırken kullanılan "Yours sincerely" kalıbı, saygılı ve içten bir kapanış anlamına gelir.
Örnek Cümle:
"I want to offer you my sincere apologies for the mistake."
(Hata için size en içten özürlerimi sunmak isterim.)
Türkçe Karşılığı: Samimi, içten, dürüst.
Detaylı Açıklama:
* Duygular ve Davranışlar: Bir kişinin duygularında veya söylediklerinde yapmacık olmadığını, gerçekten hissettiği gibi davrandığını ifade eder.
* Resmi Yazışmalar: İngilizcede mektup veya e-posta kapatırken kullanılan "Yours sincerely" kalıbı, saygılı ve içten bir kapanış anlamına gelir.
Örnek Cümle:
"I want to offer you my sincere apologies for the mistake."
(Hata için size en içten özürlerimi sunmak isterim.)
❤2👎1😁1
Resilient
Türkçe Karşılığı: 1. Dayanıklı / Dirençli: Zorluklar, hastalıklar veya kötü şartlar karşısında çabuk toparlanabilen, yıkılmayan.
2. Esnek: Fiziksel olarak büküldüğünde veya sıkıştırıldığında eski formuna geri dönebilen (nesneler için).
Detaylı Açıklama: Bu kelime hem insanlar hem de sistemler için kullanılır. Psikolojik bağlamda, travmatik bir olaydan sonra ruhsal dengesini hızla geri kazanan kişileri tanımlar. Mühendislikte ise bir malzemenin darbe sonrası eski haline dönme kabiliyetini ifade eder.
Örnek:
"She is a resilient woman who managed to open her own business after losing everything in the fire."
(Yangında her şeyini kaybettikten sonra kendi işini açmayı başaran dayanıklı bir kadındır.)
Türkçe Karşılığı: 1. Dayanıklı / Dirençli: Zorluklar, hastalıklar veya kötü şartlar karşısında çabuk toparlanabilen, yıkılmayan.
2. Esnek: Fiziksel olarak büküldüğünde veya sıkıştırıldığında eski formuna geri dönebilen (nesneler için).
Detaylı Açıklama: Bu kelime hem insanlar hem de sistemler için kullanılır. Psikolojik bağlamda, travmatik bir olaydan sonra ruhsal dengesini hızla geri kazanan kişileri tanımlar. Mühendislikte ise bir malzemenin darbe sonrası eski haline dönme kabiliyetini ifade eder.
Örnek:
"She is a resilient woman who managed to open her own business after losing everything in the fire."
(Yangında her şeyini kaybettikten sonra kendi işini açmayı başaran dayanıklı bir kadındır.)
❤1😁1🤬1
Procrastinate
Türkçe Karşılığı: Ertelemek / Savsaklamak (Genellikle yapılması gereken bir işi isteksizce veya başka bir zamana bırakmak).
Detaylı Açıklama: Bu kelime, bir işi sadece ileri bir tarihe atmak değil, genellikle daha kolay veya eğlenceli şeylerle ilgilenerek önemli görevlerden kaçınmak anlamında kullanılır. "Postpone" kelimesinden farkı, içinde biraz "ihmal" ve "keyfi erteleme" anlamı barındırmasıdır.
Örnek:
"If you continue to procrastinate, you will never finish your project on time."
(Eğer ertelemeye devam edersen, projeni asla zamanında bitiremeyeceksin.)
Türkçe Karşılığı: Ertelemek / Savsaklamak (Genellikle yapılması gereken bir işi isteksizce veya başka bir zamana bırakmak).
Detaylı Açıklama: Bu kelime, bir işi sadece ileri bir tarihe atmak değil, genellikle daha kolay veya eğlenceli şeylerle ilgilenerek önemli görevlerden kaçınmak anlamında kullanılır. "Postpone" kelimesinden farkı, içinde biraz "ihmal" ve "keyfi erteleme" anlamı barındırmasıdır.
Örnek:
"If you continue to procrastinate, you will never finish your project on time."
(Eğer ertelemeye devam edersen, projeni asla zamanında bitiremeyeceksin.)
❤1
Eloquence
Türkçe Karşılığı: Hitabet / Güzel ve Etkili Konuşma Yeteneği
Detaylı Açıklama: Bir düşünceyi, duyguyu veya konuyu hem akıcı hem de ikna edici bir şekilde ifade etme sanatıdır. Sadece düzgün konuşmayı değil, aynı zamanda dinleyiciyi etkileme gücünü de kapsar. Yazılı metinler için "ustalıkla yazılmış" anlamında da kullanılabilir.
Örnek:
"The audience was captivated by the eloquence of the speaker's graduation speech."
(Dinleyiciler, konuşmacının mezuniyet konuşmasındaki hitabetine hayran kaldılar.)
Türkçe Karşılığı: Hitabet / Güzel ve Etkili Konuşma Yeteneği
Detaylı Açıklama: Bir düşünceyi, duyguyu veya konuyu hem akıcı hem de ikna edici bir şekilde ifade etme sanatıdır. Sadece düzgün konuşmayı değil, aynı zamanda dinleyiciyi etkileme gücünü de kapsar. Yazılı metinler için "ustalıkla yazılmış" anlamında da kullanılabilir.
Örnek:
"The audience was captivated by the eloquence of the speaker's graduation speech."
(Dinleyiciler, konuşmacının mezuniyet konuşmasındaki hitabetine hayran kaldılar.)
❤1😁1
Resilient
Türkçe Karşılığı: 1. Kendini çabuk toparlayan / Dirençli: Zorluklar, hastalıklar veya kötü durumlar karşısında hızla eski gücüne kavuşabilen kişi veya sistemler için kullanılır.
2. Esnek / Dayanıklı: Bir darbe veya gerilme sonrası eski formuna dönebilen maddeler için kullanılır.
Örnek:
"Despite the economic crisis, the local businesses proved to be incredibly resilient."
(Ekonomik krize rağmen, yerel işletmelerin inanılmaz derecede dirençli olduğu kanıtlandı.)
Türkçe Karşılığı: 1. Kendini çabuk toparlayan / Dirençli: Zorluklar, hastalıklar veya kötü durumlar karşısında hızla eski gücüne kavuşabilen kişi veya sistemler için kullanılır.
2. Esnek / Dayanıklı: Bir darbe veya gerilme sonrası eski formuna dönebilen maddeler için kullanılır.
Örnek:
"Despite the economic crisis, the local businesses proved to be incredibly resilient."
(Ekonomik krize rağmen, yerel işletmelerin inanılmaz derecede dirençli olduğu kanıtlandı.)
❤13🤨1
Ambiguous
Türkçe Karşılığı:
* Belirsiz / Muğlak: Birden fazla anlama gelebildiği için tam olarak ne kastedildiği anlaşılamayan ifade veya durumlar için kullanılır.
* İki Anlamlı: Netlikten yoksun, farklı şekillerde yorumlanmaya açık olan sözler için tercih edilir.
Örnek:
"The ending of the movie was deliberately ambiguous, leaving the audience to decide what really happened."
(Filmin sonu kasten belirsiz bırakılmıştı, gerçekte ne olduğuna karar vermeyi izleyiciye bırakıyordu.)
Türkçe Karşılığı:
* Belirsiz / Muğlak: Birden fazla anlama gelebildiği için tam olarak ne kastedildiği anlaşılamayan ifade veya durumlar için kullanılır.
* İki Anlamlı: Netlikten yoksun, farklı şekillerde yorumlanmaya açık olan sözler için tercih edilir.
Örnek:
"The ending of the movie was deliberately ambiguous, leaving the audience to decide what really happened."
(Filmin sonu kasten belirsiz bırakılmıştı, gerçekte ne olduğuna karar vermeyi izleyiciye bırakıyordu.)
❤1👏1😁1
Enthusiasm
Türkçe Karşılığı: Coşku, büyük heyecan, heves veya şevk.
Detaylı Açıklama:
Bir işi yaparken duyulan güçlü istek ve hayranlık durumunu ifade eder. Sadece basit bir sevinç değil, içinde enerji ve adanmışlık barındıran yoğun bir motivasyon halidir. Genellikle bir hobiye, bir fikre veya bir amaca karşı duyulan tutkuyu betimlemek için kullanılır.
Örnek:
"She showed great enthusiasm for the new project."
(Yeni proje için büyük bir coşku gösterdi.)
Yeni bir kelime için tekrar "İngilizce" yazabilirsin.
Türkçe Karşılığı: Coşku, büyük heyecan, heves veya şevk.
Detaylı Açıklama:
Bir işi yaparken duyulan güçlü istek ve hayranlık durumunu ifade eder. Sadece basit bir sevinç değil, içinde enerji ve adanmışlık barındıran yoğun bir motivasyon halidir. Genellikle bir hobiye, bir fikre veya bir amaca karşı duyulan tutkuyu betimlemek için kullanılır.
Örnek:
"She showed great enthusiasm for the new project."
(Yeni proje için büyük bir coşku gösterdi.)
Yeni bir kelime için tekrar "İngilizce" yazabilirsin.
❤2👎1🔥1
Fine
Anlamlar:
* İyi / Hoş: Genel bir memnuniyet veya sağlık durumunu belirtir.
* İnce / Narin: Kum, saç veya kumaş gibi yapıların çok küçük ya da ince olduğunu ifade eder.
* Para Cezası: Bir kural ihlali sonucu ödenen tutar.
* Geliştirmek / Bilemek: Bir yeteneği veya nesneyi (örneğin bir bıçağı) daha keskin ya da kusursuz hale getirmek (genellikle "fine-tune" şeklinde kullanılır).
Örnek: "The shop was forced to pay a heavy fine for staying open late."
Yeni bir kelime ile devam etmemi ister misiniz, yoksa "fine" kelimesinin geçtiği bir çeviri alıştırması mı yapalım?
Anlamlar:
* İyi / Hoş: Genel bir memnuniyet veya sağlık durumunu belirtir.
* İnce / Narin: Kum, saç veya kumaş gibi yapıların çok küçük ya da ince olduğunu ifade eder.
* Para Cezası: Bir kural ihlali sonucu ödenen tutar.
* Geliştirmek / Bilemek: Bir yeteneği veya nesneyi (örneğin bir bıçağı) daha keskin ya da kusursuz hale getirmek (genellikle "fine-tune" şeklinde kullanılır).
Örnek: "The shop was forced to pay a heavy fine for staying open late."
Yeni bir kelime ile devam etmemi ister misiniz, yoksa "fine" kelimesinin geçtiği bir çeviri alıştırması mı yapalım?
😁92👍23
🇬🇧 B2 — 5 Advanced Words to Elevate Your English
01. Comprehensive
adjective
🇹🇷 Kapsamlı, ayrıntılı, her yönüyle ele alan
🇬🇧 The report provides a comprehensive analysis of the issue.
🇹🇷 Rapor, konunun kapsamlı bir analizini sunuyor.
⸻
02. Evident
adjective
🇹🇷 Açıkça belli olan, bariz
🇬🇧 It is evident that he has put a lot of effort into this.
🇹🇷 Buna çok çaba harcadığı açıkça belli.
⸻
03. Resilient
adjective
🇹🇷 Dayanıklı, zorluklara karşı güçlü
🇬🇧 She showed incredible resilience during the difficult times.
🇹🇷 Zor zamanlarda inanılmaz bir dayanıklılık gösterdi.
⸻
04. Subtle
adjective
🇹🇷 İnce, fark edilmesi zor, zarif
🇬🇧 There’s a subtle difference between the two paintings that only experts can see.
🇹🇷 İki tablo arasında yalnızca uzmanların fark edebileceği ince bir fark var.
⸻
05. Inevitably
adverb
🇹🇷 Kaçınılmaz olarak, mutlaka
🇬🇧 Inevitably, the decision had both positive and negative consequences.
🇹🇷 Kaçınılmaz olarak, kararın hem olumlu hem de olumsuz sonuçları oldu.
⸻
💡 TIP!
🇬🇧 Try to use these words in your own sentences. Practice makes your English stronger.
🇹🇷 Bu kelimeleri kendi cümlelerinizde kullanmaya çalışın. Pratik yapmak İngilizcenizi güçlendirir.
Learn new words. Use them. Master them.
01. Comprehensive
adjective
🇹🇷 Kapsamlı, ayrıntılı, her yönüyle ele alan
🇬🇧 The report provides a comprehensive analysis of the issue.
🇹🇷 Rapor, konunun kapsamlı bir analizini sunuyor.
⸻
02. Evident
adjective
🇹🇷 Açıkça belli olan, bariz
🇬🇧 It is evident that he has put a lot of effort into this.
🇹🇷 Buna çok çaba harcadığı açıkça belli.
⸻
03. Resilient
adjective
🇹🇷 Dayanıklı, zorluklara karşı güçlü
🇬🇧 She showed incredible resilience during the difficult times.
🇹🇷 Zor zamanlarda inanılmaz bir dayanıklılık gösterdi.
⸻
04. Subtle
adjective
🇹🇷 İnce, fark edilmesi zor, zarif
🇬🇧 There’s a subtle difference between the two paintings that only experts can see.
🇹🇷 İki tablo arasında yalnızca uzmanların fark edebileceği ince bir fark var.
⸻
05. Inevitably
adverb
🇹🇷 Kaçınılmaz olarak, mutlaka
🇬🇧 Inevitably, the decision had both positive and negative consequences.
🇹🇷 Kaçınılmaz olarak, kararın hem olumlu hem de olumsuz sonuçları oldu.
⸻
💡 TIP!
🇬🇧 Try to use these words in your own sentences. Practice makes your English stronger.
🇹🇷 Bu kelimeleri kendi cümlelerinizde kullanmaya çalışın. Pratik yapmak İngilizcenizi güçlendirir.
Learn new words. Use them. Master them.
👍29❤2⚡2👎1😁1😐1
🇬🇧 B2 — 5 Advanced Words to Elevate Your English
01. Comprehensive
adjective
🇹🇷 Kapsamlı, ayrıntılı, her yönüyle ele alan
🇬🇧 The report provides a comprehensive analysis of the issue.
🇹🇷 Rapor, konunun kapsamlı bir analizini sunuyor.
⸻
02. Evident
adjective
🇹🇷 Açıkça belli olan, bariz
🇬🇧 It is evident that he has put a lot of effort into this.
🇹🇷 Buna çok çaba harcadığı açıkça belli.
⸻
03. Resilient
adjective
🇹🇷 Dayanıklı, zorluklara karşı güçlü
🇬🇧 She showed incredible resilience during the difficult times.
🇹🇷 Zor zamanlarda inanılmaz bir dayanıklılık gösterdi.
⸻
04. Subtle
adjective
🇹🇷 İnce, fark edilmesi zor, zarif
🇬🇧 There’s a subtle difference between the two paintings that only experts can see.
🇹🇷 İki tablo arasında yalnızca uzmanların fark edebileceği ince bir fark var.
⸻
05. Inevitably
adverb
🇹🇷 Kaçınılmaz olarak, mutlaka
🇬🇧 Inevitably, the decision had both positive and negative consequences.
🇹🇷 Kaçınılmaz olarak, kararın hem olumlu hem de olumsuz sonuçları oldu.
⸻
💡 TIP!
🇬🇧 Try to use these words in your own sentences. Practice makes your English stronger.
🇹🇷 Bu kelimeleri kendi cümlelerinizde kullanmaya çalışın. Pratik yapmak İngilizcenizi güçlendirir.
Learn new words. Use them. Master them.
01. Comprehensive
adjective
🇹🇷 Kapsamlı, ayrıntılı, her yönüyle ele alan
🇬🇧 The report provides a comprehensive analysis of the issue.
🇹🇷 Rapor, konunun kapsamlı bir analizini sunuyor.
⸻
02. Evident
adjective
🇹🇷 Açıkça belli olan, bariz
🇬🇧 It is evident that he has put a lot of effort into this.
🇹🇷 Buna çok çaba harcadığı açıkça belli.
⸻
03. Resilient
adjective
🇹🇷 Dayanıklı, zorluklara karşı güçlü
🇬🇧 She showed incredible resilience during the difficult times.
🇹🇷 Zor zamanlarda inanılmaz bir dayanıklılık gösterdi.
⸻
04. Subtle
adjective
🇹🇷 İnce, fark edilmesi zor, zarif
🇬🇧 There’s a subtle difference between the two paintings that only experts can see.
🇹🇷 İki tablo arasında yalnızca uzmanların fark edebileceği ince bir fark var.
⸻
05. Inevitably
adverb
🇹🇷 Kaçınılmaz olarak, mutlaka
🇬🇧 Inevitably, the decision had both positive and negative consequences.
🇹🇷 Kaçınılmaz olarak, kararın hem olumlu hem de olumsuz sonuçları oldu.
⸻
💡 TIP!
🇬🇧 Try to use these words in your own sentences. Practice makes your English stronger.
🇹🇷 Bu kelimeleri kendi cümlelerinizde kullanmaya çalışın. Pratik yapmak İngilizcenizi güçlendirir.
Learn new words. Use them. Master them.
👍43❤1👎1👏1😁1
Arkadaşlar, son zamanlarda kanalımıza Rus kullanıcılar da katılıyor.
Çevirilerimizi 3 dilde yapalım ister misiniz? | Türkçe - İngilizce - Rusça
Çevirilerimizi 3 dilde yapalım ister misiniz? | Türkçe - İngilizce - Rusça
Anonymous Poll
31%
Evet, Rusça'da eklensin.
83%
Hayır, karmaşaya gerek yok.