#9 #AYT #Edebiyat #EdebiyatNedir
Edebiyat, Dil ve Kültür 1
Dili temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış ve zaman içinde gelişmiş, insanlar arasında iletişimi sağlayacak ses, yazı, işaret ve benzeri her türlü araçla oluşmuş anlaşma sistemleri bütünü olarak tanımlayabiliriz.
Oluşumu üzerine pek çok teori üretilse de henüz kaynağı konusunda net bir bilgiye sahip değiliz. Ancak bildiğimiz şu ki dil, belirli bir olgunluğa eriştikten sonra çoğunlukla taklit yoluyla öğreniliyor.
İnsan dil ile düşünür, kelime söylendiğinde önce o kavram, eşya ya da canlı zihnimizde canlanır, bu canlanma sayesinde dünyayı anlamlandırırız.
Dilin en önemli özelliklerinden biri de ulusal olmasıdır. Dil ulusların da kendi ortak duygu düşünce ve hayal dünyası oluşturmasını sağlar. Böylece ulusları bir arada tutar.
Edebiyat, Dil ve Kültür 1
Dili temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış ve zaman içinde gelişmiş, insanlar arasında iletişimi sağlayacak ses, yazı, işaret ve benzeri her türlü araçla oluşmuş anlaşma sistemleri bütünü olarak tanımlayabiliriz.
Oluşumu üzerine pek çok teori üretilse de henüz kaynağı konusunda net bir bilgiye sahip değiliz. Ancak bildiğimiz şu ki dil, belirli bir olgunluğa eriştikten sonra çoğunlukla taklit yoluyla öğreniliyor.
İnsan dil ile düşünür, kelime söylendiğinde önce o kavram, eşya ya da canlı zihnimizde canlanır, bu canlanma sayesinde dünyayı anlamlandırırız.
Dilin en önemli özelliklerinden biri de ulusal olmasıdır. Dil ulusların da kendi ortak duygu düşünce ve hayal dünyası oluşturmasını sağlar. Böylece ulusları bir arada tutar.
#9 #AYT #Edebiyat #EdebiyatNedir
Edebiyat, Dil ve Kültür 2
Kültürü kısaca insanın ürettiği her şey olarak açıklanabilir ancak kültür çoğunlukla tarihsel bağ ve ulusun arasındaki manevi bağlantıyla birlikte tanımlanır.
Dil ve kültür birbiriyle ayrılmaz bağlar kurmuştur. Kültürü açıklayabilmek için dile, dile anlayabilmek için kültüre ihtiyaç duyarız. Kültür, dil sayesinde gelecek nesillere aktarılırken dil de gelişmek için kültürel materyallere gereksinim duyar.
Bunlar dışında din, tarih ve gelenekler de kültürün parçaları olarak görülür. Tüm bu unsurların birleşimi kültürü oluşturur. Kültür de edebiyattan mimariye, sanattan dünya görüşüne kadar her şeyiyle milleti oluşturur.
Edebiyat, Dil ve Kültür 2
Kültürü kısaca insanın ürettiği her şey olarak açıklanabilir ancak kültür çoğunlukla tarihsel bağ ve ulusun arasındaki manevi bağlantıyla birlikte tanımlanır.
Dil ve kültür birbiriyle ayrılmaz bağlar kurmuştur. Kültürü açıklayabilmek için dile, dile anlayabilmek için kültüre ihtiyaç duyarız. Kültür, dil sayesinde gelecek nesillere aktarılırken dil de gelişmek için kültürel materyallere gereksinim duyar.
Bunlar dışında din, tarih ve gelenekler de kültürün parçaları olarak görülür. Tüm bu unsurların birleşimi kültürü oluşturur. Kültür de edebiyattan mimariye, sanattan dünya görüşüne kadar her şeyiyle milleti oluşturur.
#9 #AYT #Edebiyat #EdebiyatNedir
Edebiyat ve Bilim 1
Bilimi "Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar oluşturmaya çalışan, bunu düzenli bilgi haline dönüştüren çalışmalar bütünüdür." şeklinde tanımlayabiliriz. Bilim, yüzyıllar süren bilimsel bilgi üretme sürecinde kendi niteliğini, geleneklerini ve standartlarını oluşturmuştur. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1. Bilim olgusaldır. Çünkü doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak gözlenebilen olguları ve olayları konu edinir.
2. Bilim mantıksaldır. Çünkü ulaşılan sonuçlar her türlü çelişkiden uzak olup birbirleriyle tutarlıdır.
3. Bilim objektiftir. Ancak bilimdeki objektifliği, mutlak anlamda değil, sınırlı ve özel anlamda bir objektiflik olarak algılamak gerekir.
4. Bilim eleştiricidir. Bilim ne denli akla yatkın görünürse görünsün, ileri sürülen her iddia karşısında eleştirici yaklaşımdan vazgeçmez.
5. Bilim genelleyicidir. Bilim tek tek olgularla değil olgu türleri ile ilgilenir.
6. Bilim seçicidir. Bilim evrendeki olup biten bütün olguları değil, önemli gördüğü olguları konu edinir.
7. Bilim birikimli bir süreçtir. Yeni bilgiler daha önceki bilgiler üzerine inşa edilir.
8. Bilim evrenseldir. Bilim insanlarının çalışmaları herkese açıktır. Tüm gözlem, deney vb. bilgilerini insanların kontrol ve geliştirmesine açar.
Edebiyat ve Bilim 1
Bilimi "Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar oluşturmaya çalışan, bunu düzenli bilgi haline dönüştüren çalışmalar bütünüdür." şeklinde tanımlayabiliriz. Bilim, yüzyıllar süren bilimsel bilgi üretme sürecinde kendi niteliğini, geleneklerini ve standartlarını oluşturmuştur. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1. Bilim olgusaldır. Çünkü doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak gözlenebilen olguları ve olayları konu edinir.
2. Bilim mantıksaldır. Çünkü ulaşılan sonuçlar her türlü çelişkiden uzak olup birbirleriyle tutarlıdır.
3. Bilim objektiftir. Ancak bilimdeki objektifliği, mutlak anlamda değil, sınırlı ve özel anlamda bir objektiflik olarak algılamak gerekir.
4. Bilim eleştiricidir. Bilim ne denli akla yatkın görünürse görünsün, ileri sürülen her iddia karşısında eleştirici yaklaşımdan vazgeçmez.
5. Bilim genelleyicidir. Bilim tek tek olgularla değil olgu türleri ile ilgilenir.
6. Bilim seçicidir. Bilim evrendeki olup biten bütün olguları değil, önemli gördüğü olguları konu edinir.
7. Bilim birikimli bir süreçtir. Yeni bilgiler daha önceki bilgiler üzerine inşa edilir.
8. Bilim evrenseldir. Bilim insanlarının çalışmaları herkese açıktır. Tüm gözlem, deney vb. bilgilerini insanların kontrol ve geliştirmesine açar.
#9 #AYT #Edebiyat #EdebiyatNedir
Edebiyat ve Bilim 2
Bilim ve Sanatın Karşılaştırılması
Sanat özneldir, bilim ise nesneldir.
Sanat yapmacıktır(kurguya dayalı), bilim ise gerçekleri bulma arayışındadır.
Sanat duyguların ifadesidir, bilimde akıl ve mantık öne çıkar.
Sanat yaratıcılık gerektirir, bilim İnceleme ve nesnel bilgileri bulmaya çalışır.
Sanatta Estetik haz oluşturmak amaçlanır, bilimde ise yararlı olma(pragmatizm) öne çıkar.
Sanatta kelimelerin anlamları ve anlam yükleme önem kazanır, bilimde kelimeler sadece terimsel ifadedir.
Sanatta birden fazla doğru bulunur, bilimde doğru bir tanedir.
Snatta dil sanatsal işlevde kullanılır, bilimde ise dilin göndericilik işlevi kullanılır.
Edebiyat ve Bilim 2
Bilim ve Sanatın Karşılaştırılması
Sanat özneldir, bilim ise nesneldir.
Sanat yapmacıktır(kurguya dayalı), bilim ise gerçekleri bulma arayışındadır.
Sanat duyguların ifadesidir, bilimde akıl ve mantık öne çıkar.
Sanat yaratıcılık gerektirir, bilim İnceleme ve nesnel bilgileri bulmaya çalışır.
Sanatta Estetik haz oluşturmak amaçlanır, bilimde ise yararlı olma(pragmatizm) öne çıkar.
Sanatta kelimelerin anlamları ve anlam yükleme önem kazanır, bilimde kelimeler sadece terimsel ifadedir.
Sanatta birden fazla doğru bulunur, bilimde doğru bir tanedir.
Snatta dil sanatsal işlevde kullanılır, bilimde ise dilin göndericilik işlevi kullanılır.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 1
Dilin tanımında da geçen bir kelime grubu aslında dillerin ne zaman ve nasıl ortaya çıktığının belirsizliğini gösterir: "Temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış..." Tıpkı diğer her şey gibi dilin gelişimi hakkında bilgiyi ancak yazının kullanılmaya başlamasıyla birlikte öğreniyoruz.
Dilin nasıl ortaya çıktığı konusunda ortaya atılmış ondan fazla teori söz konusudur ancak hiçbirinin tam doğru olduğu söylenemez. Yapılan tüm çalışmalar aslında dilin gösterdiği gelişimi tersine uygulayıp ne kadar geri gidebileceğini bulmaya yöneliktir çoğu zaman.
Türkçe için de durum böyledir: Ne zaman ve nerede ortaya çıktığı bilinmemektedir. Bir de Türklerin yaşam koşullarına bağlı olarak (göçebelik vb.) yazıyı hayatlarına daha geç almaları nedeniyle yazılı örnekler oldukça geç dönemde ortaya konmuş ya da geçmişten elimize korunarak geçen örnekler daha geç dönemlere tarihlenmiştir.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 1
Dilin tanımında da geçen bir kelime grubu aslında dillerin ne zaman ve nasıl ortaya çıktığının belirsizliğini gösterir: "Temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış..." Tıpkı diğer her şey gibi dilin gelişimi hakkında bilgiyi ancak yazının kullanılmaya başlamasıyla birlikte öğreniyoruz.
Dilin nasıl ortaya çıktığı konusunda ortaya atılmış ondan fazla teori söz konusudur ancak hiçbirinin tam doğru olduğu söylenemez. Yapılan tüm çalışmalar aslında dilin gösterdiği gelişimi tersine uygulayıp ne kadar geri gidebileceğini bulmaya yöneliktir çoğu zaman.
Türkçe için de durum böyledir: Ne zaman ve nerede ortaya çıktığı bilinmemektedir. Bir de Türklerin yaşam koşullarına bağlı olarak (göçebelik vb.) yazıyı hayatlarına daha geç almaları nedeniyle yazılı örnekler oldukça geç dönemde ortaya konmuş ya da geçmişten elimize korunarak geçen örnekler daha geç dönemlere tarihlenmiştir.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 2
Türklerin bulunan ilk edebi ürünleri M.S.722-735 yılları arasında dikilen dört dikili taş olan Orhun Yazıtlarıdır. Orta Asya'da yapılan çalışmalarla daha eski tarihli kısa metinler bulunsa da Edebi nitelik taşıması Orhun Abidelerini ilk yazılı eser haline getirir.
Türklerden bahseden başka kaynaklara bakıldığında en eskisinin Çin kronikleri olduğu görülür. Burada da en eski belge M.Ö. 2 yüzyıl civarına tarihlenmektedir.
Yazılı kaynaklarla takip edemediğimiz dilin bu tarihsel dönemine "Ana Türkçe" adını veriyoruz. Bu dönemde Dilin ilk ana kolları olan Lehçeler oluşmuştur. Bildiğimiz gibi Lehçeler dilin yazı dili ile tespit edilemeyen bir döneminde dilden ayrılan kollardır. Türkçenin iki ana lehçesi Yakutça ve Çuvaşça'dır.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 2
Türklerin bulunan ilk edebi ürünleri M.S.722-735 yılları arasında dikilen dört dikili taş olan Orhun Yazıtlarıdır. Orta Asya'da yapılan çalışmalarla daha eski tarihli kısa metinler bulunsa da Edebi nitelik taşıması Orhun Abidelerini ilk yazılı eser haline getirir.
Türklerden bahseden başka kaynaklara bakıldığında en eskisinin Çin kronikleri olduğu görülür. Burada da en eski belge M.Ö. 2 yüzyıl civarına tarihlenmektedir.
Yazılı kaynaklarla takip edemediğimiz dilin bu tarihsel dönemine "Ana Türkçe" adını veriyoruz. Bu dönemde Dilin ilk ana kolları olan Lehçeler oluşmuştur. Bildiğimiz gibi Lehçeler dilin yazı dili ile tespit edilemeyen bir döneminde dilden ayrılan kollardır. Türkçenin iki ana lehçesi Yakutça ve Çuvaşça'dır.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 3
Türk dilinin yazı ile takip edilebilen ilk dönemine "Eski Türkçe" adını veriyoruz. Siyasi olarak II. Göktürk Devletiyle başlayan yazılı metinlerimiz, Uygur döneminde de verilmeye devam eder. Her ne kadar konularda değişiklikler olsa da bu iki devletin hüküm sürdüğü zamanlarda dile ait büyük değişikliklerle karşılaşmayız.
II. Göktürk döneminde oluşan Orhun Abidelerinde daha çok siyasetname özelliği gösteren ve söylev (nutuk) türünün ilk örneği sayabileceğimiz bir anlatım hakimdir.
Uygurların din değiştirmesi nedeniyle eserlerde işlenen dini ağırlıklı temalar hemen göze çarpar.Bunlar dışında fal kitapları ve masal çevirileri de Uygur döneminden ele geçen eserler arasında yer almaktadır. Bu dönemin önemli eserleri olarak Altun Yaruk, Sekiz Yükmek, Irk Bitig, Pança Tantra çevirisi ve Kalyanamkara ve Papamkara hikayesi çevirisini görürüz.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 3
Türk dilinin yazı ile takip edilebilen ilk dönemine "Eski Türkçe" adını veriyoruz. Siyasi olarak II. Göktürk Devletiyle başlayan yazılı metinlerimiz, Uygur döneminde de verilmeye devam eder. Her ne kadar konularda değişiklikler olsa da bu iki devletin hüküm sürdüğü zamanlarda dile ait büyük değişikliklerle karşılaşmayız.
II. Göktürk döneminde oluşan Orhun Abidelerinde daha çok siyasetname özelliği gösteren ve söylev (nutuk) türünün ilk örneği sayabileceğimiz bir anlatım hakimdir.
Uygurların din değiştirmesi nedeniyle eserlerde işlenen dini ağırlıklı temalar hemen göze çarpar.Bunlar dışında fal kitapları ve masal çevirileri de Uygur döneminden ele geçen eserler arasında yer almaktadır. Bu dönemin önemli eserleri olarak Altun Yaruk, Sekiz Yükmek, Irk Bitig, Pança Tantra çevirisi ve Kalyanamkara ve Papamkara hikayesi çevirisini görürüz.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 4
Göktürk döneminde 38 sesten oluşan bir alfabe kullanıldığını, bu seslerin dördünün ünlü,otuz dördünün ise ünsüzden oluştuğunu, sekiz de birleşik sesin bulunduğunu da unutmamalıyız. Bu alfabenin Tamga adı verilen sembollerden oluştuğu ve uzun zamanlar boyunca işlenerek alfabe olarak kullanıldığını görmekteyiz.
Uygur döneminde de din değişikliği ve yerleşik hayata geçişin getirdiği nedenler vasıtasıyla Orta Asya kökenli bir başka topluluk olan Soğd alfabesini benimsedikleri görülmektedir. Bu alfabenin 14 sesten oluştuğunu üç ünlü ve on bir ünsüz olduğunu hatırlatmak yerinde olur.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 4
Göktürk döneminde 38 sesten oluşan bir alfabe kullanıldığını, bu seslerin dördünün ünlü,otuz dördünün ise ünsüzden oluştuğunu, sekiz de birleşik sesin bulunduğunu da unutmamalıyız. Bu alfabenin Tamga adı verilen sembollerden oluştuğu ve uzun zamanlar boyunca işlenerek alfabe olarak kullanıldığını görmekteyiz.
Uygur döneminde de din değişikliği ve yerleşik hayata geçişin getirdiği nedenler vasıtasıyla Orta Asya kökenli bir başka topluluk olan Soğd alfabesini benimsedikleri görülmektedir. Bu alfabenin 14 sesten oluştuğunu üç ünlü ve on bir ünsüz olduğunu hatırlatmak yerinde olur.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 5
Eski Türkçe dönemi içindeki son alt dönemin "Karahanlı Türkçesi ya da Orta Türkçe" şeklinde adlandırıldığı görülür. Bu dönemin en önemli özelliği İslamiyet'in etkisinin eserlere yavaş yavaş girdiğini görmemizdir. Yine bu dönem itibariyle 20. yüzyıla kadar devam edecek Arap alfabesinin kullanılmaya başlandığını görürüz. 10-13. yüzyıllar arasındaki bu dönemde dil üzerinde yavaş yavaş şivelere ayrılma etkilerinin olduğu görülmektedir.
Bu dönem eserlerine bakıldığında Türk dili adına çok önemli eserlerin verildiği de hemen anlaşılır. Türkçenin ilk sözlüğü sayılan Divanü Lügati't-Türk buna en güzel örnektir. Bu eser öncesinde yazılmış ve Karahanlı Türkçesinin ilk örneği sayılan Kutadgu Bilig'den, Atebetü'l-Hakayık'tan ve Divan-ı Hikmet'ten de mutlaka bahsedilmelidir.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 5
Eski Türkçe dönemi içindeki son alt dönemin "Karahanlı Türkçesi ya da Orta Türkçe" şeklinde adlandırıldığı görülür. Bu dönemin en önemli özelliği İslamiyet'in etkisinin eserlere yavaş yavaş girdiğini görmemizdir. Yine bu dönem itibariyle 20. yüzyıla kadar devam edecek Arap alfabesinin kullanılmaya başlandığını görürüz. 10-13. yüzyıllar arasındaki bu dönemde dil üzerinde yavaş yavaş şivelere ayrılma etkilerinin olduğu görülmektedir.
Bu dönem eserlerine bakıldığında Türk dili adına çok önemli eserlerin verildiği de hemen anlaşılır. Türkçenin ilk sözlüğü sayılan Divanü Lügati't-Türk buna en güzel örnektir. Bu eser öncesinde yazılmış ve Karahanlı Türkçesinin ilk örneği sayılan Kutadgu Bilig'den, Atebetü'l-Hakayık'tan ve Divan-ı Hikmet'ten de mutlaka bahsedilmelidir.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 6
13. yüzyıl sonrasında Türk boylarının çeşitli sebeplerle Orta Asya'dan göçü ve din değişikliği, yeni kültürlerle etkileşim ve Dilin kendi iç dinamiklerinin etkisiyle iki ana kola ayrılır: Kuzey-Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi.
Kuzey-Doğu Türkçesi Orta Asya'da yaşanan siyasi olaylar sonucunda birbirinden dilsel açıdan uzaklaşamadan gelişimini sürdürmüştür. 14-19. yüzyıllar arasındaki bu dönemde Eski Türkçenin dilsel özelliklerinin büyük ölçüde eserlerde devam ettiğini söyleyebiliriz. 19. yüzyıl sonrasında ise Günümüz şivelerinin oluştuğu gözlemlenmektedir.
Kuzey-doğu Türkçesinden gelişen günümüz Türk boylarının şivelerini şu şekilde sıralayabiliriz: Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Tatar Türkçesi, Özbek Türkçesi, Uygur Türkçesi.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 6
13. yüzyıl sonrasında Türk boylarının çeşitli sebeplerle Orta Asya'dan göçü ve din değişikliği, yeni kültürlerle etkileşim ve Dilin kendi iç dinamiklerinin etkisiyle iki ana kola ayrılır: Kuzey-Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi.
Kuzey-Doğu Türkçesi Orta Asya'da yaşanan siyasi olaylar sonucunda birbirinden dilsel açıdan uzaklaşamadan gelişimini sürdürmüştür. 14-19. yüzyıllar arasındaki bu dönemde Eski Türkçenin dilsel özelliklerinin büyük ölçüde eserlerde devam ettiğini söyleyebiliriz. 19. yüzyıl sonrasında ise Günümüz şivelerinin oluştuğu gözlemlenmektedir.
Kuzey-doğu Türkçesinden gelişen günümüz Türk boylarının şivelerini şu şekilde sıralayabiliriz: Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Tatar Türkçesi, Özbek Türkçesi, Uygur Türkçesi.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 7
Batı Türkçesi, özellikle Oğuzların Anadolu'ya yerleşmeleriyle gelişimine devam etmiştir. Bu nedenle Batı Türkçesinin bir diğer adı da Oğuzcadır. Her ne kadar Anadolu sahası başlangıç noktası olsa da Kafkasya, Azerbaycan, İran, Irak, Suriye ve Balkan ülkeleri ile Kuzey Batı Karadeniz'e kadar uzanan geniş bir coğrafyada konuşulmaktadır.
13-15. yüzyıllar arasındaki geçiş dönemi dil araştırmacıları tarafından "Eski Anadolu Türkçesi" olarak adlandırılır. Bu dönemde ses değişimleri ve ses erimelerinin gerçekleşmesi nedeniyle kelime ve eklerde uyumsuzluklar göze çarpar.
Bunun yanında İslamiyet'in etkisiyle Arapça ve Farsçadan yeni kelimelerin girişinin de arttığı görülmektedir. Bu durum Farsçanın bilim dili olarak görülmesi gibi bir düşünce ile de birleşince bu yabancı kelime sayısındaki artış da fazlalaşmıştır.
Her ne kadar dilde yabancı kelimelerin artışı yükselse de Yunus Emre gibi arı bir Türkçeyle eser veren şairler de bulunmaktadır.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 7
Batı Türkçesi, özellikle Oğuzların Anadolu'ya yerleşmeleriyle gelişimine devam etmiştir. Bu nedenle Batı Türkçesinin bir diğer adı da Oğuzcadır. Her ne kadar Anadolu sahası başlangıç noktası olsa da Kafkasya, Azerbaycan, İran, Irak, Suriye ve Balkan ülkeleri ile Kuzey Batı Karadeniz'e kadar uzanan geniş bir coğrafyada konuşulmaktadır.
13-15. yüzyıllar arasındaki geçiş dönemi dil araştırmacıları tarafından "Eski Anadolu Türkçesi" olarak adlandırılır. Bu dönemde ses değişimleri ve ses erimelerinin gerçekleşmesi nedeniyle kelime ve eklerde uyumsuzluklar göze çarpar.
Bunun yanında İslamiyet'in etkisiyle Arapça ve Farsçadan yeni kelimelerin girişinin de arttığı görülmektedir. Bu durum Farsçanın bilim dili olarak görülmesi gibi bir düşünce ile de birleşince bu yabancı kelime sayısındaki artış da fazlalaşmıştır.
Her ne kadar dilde yabancı kelimelerin artışı yükselse de Yunus Emre gibi arı bir Türkçeyle eser veren şairler de bulunmaktadır.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 8
Osmanlı Türkçesi ya da Osmanlıca da denen dönemin 15. yüzyılın sonu ile 19. yüzyılın başları arasında yaşandığını söyleyelim. BU dönem Arapça ve Farsçadan gelen kelime artışları da iyiden iyiye artmıştır. Bu dönemin başlarından itibaren Fars edebiyatının gücünü kendine örnek alan Türk şairleri 17. yüzyıl itibariyle örnek aldıkları Fars edebiyatıyla boy ölçüşmeye başlamıştır.
Aynı dönem içinde yürüyen ikinci gelenek olan halk edebiyatında genel olarak dilde sadelik devam etse de Dini - Tasavvufi Türk (Tekke) edebiyatında okuma oranının arttıkça okuma oranı yüksek kesimin benimsediği Divan şiirinin kelime kadrosuna yaklaşan bir dil ortaya koyarlar. Buna karşılık Divan geleneğinde şairlerin Türki_i Basit adını verdikleri akımla daha sade bir dil kullanımı da görülmektedir.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 8
Osmanlı Türkçesi ya da Osmanlıca da denen dönemin 15. yüzyılın sonu ile 19. yüzyılın başları arasında yaşandığını söyleyelim. BU dönem Arapça ve Farsçadan gelen kelime artışları da iyiden iyiye artmıştır. Bu dönemin başlarından itibaren Fars edebiyatının gücünü kendine örnek alan Türk şairleri 17. yüzyıl itibariyle örnek aldıkları Fars edebiyatıyla boy ölçüşmeye başlamıştır.
Aynı dönem içinde yürüyen ikinci gelenek olan halk edebiyatında genel olarak dilde sadelik devam etse de Dini - Tasavvufi Türk (Tekke) edebiyatında okuma oranının arttıkça okuma oranı yüksek kesimin benimsediği Divan şiirinin kelime kadrosuna yaklaşan bir dil ortaya koyarlar. Buna karşılık Divan geleneğinde şairlerin Türki_i Basit adını verdikleri akımla daha sade bir dil kullanımı da görülmektedir.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 9
Türkiye Türkçesi dediğimiz ve günümüze kadar gelen dil döneminin alt yapısını Türki-i Basit akımına bağlamak aslında mümkündür. Ancak Özellikle Tanzimat sanatçılarının dil konusunda yaptığı çalışmalar Türkiye Türkçesi dönemine geçişi hızlandırmıştır.
Şinasi'nin Sözlük çalışması, Şemsettin Sami'nin Kamus- Türki adlı sözlüğü, Ahmet Vefik Paşa'nın Lehçe-i Osmani adlı sözlüğü dil alanında çok önemli çalışmalardır.
Enver Paşa tarafından başlatılan ve Arap alfabesinin Türk seslerine uygulama çalışması ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan Enveriye Alfabesini de unutmamak gerekir. Bu çalışma da dilimizin kullanımı ve öğrenimi adına atılmış önemli bir adımdır. Bu adım I. Dünya Savaşı'nın başlaması ve başka çeşitli nedenlerle kısa zaman sürmüştür.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 9
Türkiye Türkçesi dediğimiz ve günümüze kadar gelen dil döneminin alt yapısını Türki-i Basit akımına bağlamak aslında mümkündür. Ancak Özellikle Tanzimat sanatçılarının dil konusunda yaptığı çalışmalar Türkiye Türkçesi dönemine geçişi hızlandırmıştır.
Şinasi'nin Sözlük çalışması, Şemsettin Sami'nin Kamus- Türki adlı sözlüğü, Ahmet Vefik Paşa'nın Lehçe-i Osmani adlı sözlüğü dil alanında çok önemli çalışmalardır.
Enver Paşa tarafından başlatılan ve Arap alfabesinin Türk seslerine uygulama çalışması ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan Enveriye Alfabesini de unutmamak gerekir. Bu çalışma da dilimizin kullanımı ve öğrenimi adına atılmış önemli bir adımdır. Bu adım I. Dünya Savaşı'nın başlaması ve başka çeşitli nedenlerle kısa zaman sürmüştür.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 10
Tüm bu gelişmeler 1911 yılında Selanik'te çıkarılan Genç Kalemler dergisinde yayınlanan "Yeni Lisan" makalesiyle farklı bir boyut kazanır ve bu makaledeki çağrıyla dilde sadeleşme hareketi hızlanır. Bu makale aynı zamanda Türkiye Türkçesinin de başlangıcı kabul edilir.
Neydi bu dergide bu kadar etkileyen fikirler hemen onu da söyleyelim:
*Dilimize Arapça ve Farsçadan giren tüm yabancı kelimeler Türkçesi varsa kullanılmamalıdır.
*Yazı dili olarak İstanbul ağzı kabul edilmeli, böylece konuşma ve yazı dili arasındaki farklılık en aza indirgenmeli.
*Bu ilkelerden yola çıkılarak yeni ve milli bir edebiyat oluşturulmalıdır.
Bu dönem içinde dil alanındaki en büyük kapsamlı hareket de 1928 yılında gerçekleştirilen Harf devrimidir. Bu sayede dilin öğrenimi kolaylaşmıştır. Ayrıca Türk Dil Kurumu'nun kuruluşu da dil alanındaki çalışmaları bilimsel bir yolla izleme konusunda önemli adımlar olmuştur.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 10
Tüm bu gelişmeler 1911 yılında Selanik'te çıkarılan Genç Kalemler dergisinde yayınlanan "Yeni Lisan" makalesiyle farklı bir boyut kazanır ve bu makaledeki çağrıyla dilde sadeleşme hareketi hızlanır. Bu makale aynı zamanda Türkiye Türkçesinin de başlangıcı kabul edilir.
Neydi bu dergide bu kadar etkileyen fikirler hemen onu da söyleyelim:
*Dilimize Arapça ve Farsçadan giren tüm yabancı kelimeler Türkçesi varsa kullanılmamalıdır.
*Yazı dili olarak İstanbul ağzı kabul edilmeli, böylece konuşma ve yazı dili arasındaki farklılık en aza indirgenmeli.
*Bu ilkelerden yola çıkılarak yeni ve milli bir edebiyat oluşturulmalıdır.
Bu dönem içinde dil alanındaki en büyük kapsamlı hareket de 1928 yılında gerçekleştirilen Harf devrimidir. Bu sayede dilin öğrenimi kolaylaşmıştır. Ayrıca Türk Dil Kurumu'nun kuruluşu da dil alanındaki çalışmaları bilimsel bir yolla izleme konusunda önemli adımlar olmuştur.
#11 #Türkçe #TYT #CümleÖgeleri
Cümlenin Öğeleri 1
Cümleler bir duyguyu, düşünceyi, olayı anlatan ve aralarında anlam bağı bulunan sözcük ya da sözcükler topluluğu olarak adlandırılır. Burada hiç şüphesiz dikkat edilecek nokta da bu anlam bağının kuruluşudur. Kelimeler ve kelime grupları arasındaki bağlantı çoğunlukla ekler yoluyla oluşturulur ve bu kelime ve gruplar cümlede bu ekleri alarak göreve gelirler.
yaz- fiili tek başına soyut bir anlam taşımaktadır. Ancak onu yüklem olarak kullanmak istediğimizde görevli çekim eklerini yanına getirerek bunu yapabiliriz. Bunun için de bunu şu şekilde formüle edebiliriz:
"yüklem = fiil - kip - şahıs" (yaz- ı-yor -um)
Görüldüğü gibi cümlenin oluşumu mantığı sağlam bir şekilde anlaşıldığı zaman cümle tahlilleri de oldukça kolaylaşacaktır.
Cümlenin Öğeleri 1
Cümleler bir duyguyu, düşünceyi, olayı anlatan ve aralarında anlam bağı bulunan sözcük ya da sözcükler topluluğu olarak adlandırılır. Burada hiç şüphesiz dikkat edilecek nokta da bu anlam bağının kuruluşudur. Kelimeler ve kelime grupları arasındaki bağlantı çoğunlukla ekler yoluyla oluşturulur ve bu kelime ve gruplar cümlede bu ekleri alarak göreve gelirler.
yaz- fiili tek başına soyut bir anlam taşımaktadır. Ancak onu yüklem olarak kullanmak istediğimizde görevli çekim eklerini yanına getirerek bunu yapabiliriz. Bunun için de bunu şu şekilde formüle edebiliriz:
"yüklem = fiil - kip - şahıs" (yaz- ı-yor -um)
Görüldüğü gibi cümlenin oluşumu mantığı sağlam bir şekilde anlaşıldığı zaman cümle tahlilleri de oldukça kolaylaşacaktır.
#11 #Türkçe #TYT #CümleÖgeleri
Cümlenin Öğeleri 2
Cümle Öğelerine başlamadan önce bu tahlillerde bilmemiz gereken birkaç özelliğe değinelim:
Cümlenin en temel öğesi yüklemdir. Bir cümlede yüklem görevi görecek bir kelime ya da kelime grubu yoksa oradan cümleden değil, bir kelime grubundan bahsediyoruz demektir.
Cümlede diğer tüm öğeler yükleme sorulan sorular yardımıyla bulunur. Buradan da anlaşılacağı üzere özne ve yüklem dışındaki tüm öğelere yardımcı öğe sayılmaktadır.
Cümlenin Öğeleri 2
Cümle Öğelerine başlamadan önce bu tahlillerde bilmemiz gereken birkaç özelliğe değinelim:
Cümlenin en temel öğesi yüklemdir. Bir cümlede yüklem görevi görecek bir kelime ya da kelime grubu yoksa oradan cümleden değil, bir kelime grubundan bahsediyoruz demektir.
Cümlede diğer tüm öğeler yükleme sorulan sorular yardımıyla bulunur. Buradan da anlaşılacağı üzere özne ve yüklem dışındaki tüm öğelere yardımcı öğe sayılmaktadır.
#11 #Türkçe #TYT #CümleÖgeleri
Cümlenin Öğeleri 3
Cümle tahlilinde dikkat edilecek bir diğer husus da kelime gruplarıdır. Türkçenin özellikleri dolayısıyla oldukça uzun yapıya sahip kelime grupları oluşturulabilir. Bu kelime grupları bir bütün halinde görevli oldukları anlamı karşılar. BU nedenle cümle tahlilinde kelime gruplarını birbirinden ayırmadan tahlil etmemiz gerekir.
Cümlelerin oluşumunda sadece yapısal unsurlar bulunmaz, bazen bunları birbirine bağladığımız kelimeler (bağlaçlar), duygularımızı ifade ettiğimiz sesler, sözler (ünlemler); bazen de söylediklerimizi açıklamak için kullandığımız yardımcı ifadeler(ara söz ve ara cümleler) de bulunur. Bu durumda cümle tahlilinde bu unsurları tahlil dışında kabul etmemiz gerekir.
Cümle tahlilinde bir başka kafa karışıklığına sebep olan konu da soru sözlerinin cümle tahlilinde nasıl kullanılacağıdır. Soru sözleri hangi varlığı, nesneyi; hangi görevi içeriyorsa o öğe olarak değerlendirilmelidir.
Cümlenin Öğeleri 3
Cümle tahlilinde dikkat edilecek bir diğer husus da kelime gruplarıdır. Türkçenin özellikleri dolayısıyla oldukça uzun yapıya sahip kelime grupları oluşturulabilir. Bu kelime grupları bir bütün halinde görevli oldukları anlamı karşılar. BU nedenle cümle tahlilinde kelime gruplarını birbirinden ayırmadan tahlil etmemiz gerekir.
Cümlelerin oluşumunda sadece yapısal unsurlar bulunmaz, bazen bunları birbirine bağladığımız kelimeler (bağlaçlar), duygularımızı ifade ettiğimiz sesler, sözler (ünlemler); bazen de söylediklerimizi açıklamak için kullandığımız yardımcı ifadeler(ara söz ve ara cümleler) de bulunur. Bu durumda cümle tahlilinde bu unsurları tahlil dışında kabul etmemiz gerekir.
Cümle tahlilinde bir başka kafa karışıklığına sebep olan konu da soru sözlerinin cümle tahlilinde nasıl kullanılacağıdır. Soru sözleri hangi varlığı, nesneyi; hangi görevi içeriyorsa o öğe olarak değerlendirilmelidir.
#9 #TYT #Türkçe #İletişimNedir
İLETİŞİM VE ÖĞELERİ
İletişimi şöyle tanımlayabiliriz: İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayacak temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış her türlü yöntemler birliğidir. Burada önemli olan insanlar arasında anlaşmayı sağlamaktır. Bunun için seçilen yöntemler değişebilir: yazılı, sözlü, renkli, işarete dayalı ya da jest ve mimikleri içeren yöntemler olabilir.
İletişimde ana unsurlar şunlardır: Gönderici, alıcı, mesaj, kanal, dönüt ve bağlam.
Şimdi kısaca inceleyelim.
Gönderici: İletişimin başlangıç noktasıdır. Gerçek bir kişi olabileceği gibi bağlama göre bir ses, görüntü, ışık kaynağı ve benzeri olabilir.
Alıcı: İletişimde mesajın ulaşacağı kişidir. Göndericinin içeriği değişse de alıcı çoğunlukla kişidir.
İLETİŞİM VE ÖĞELERİ
İletişimi şöyle tanımlayabiliriz: İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayacak temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış her türlü yöntemler birliğidir. Burada önemli olan insanlar arasında anlaşmayı sağlamaktır. Bunun için seçilen yöntemler değişebilir: yazılı, sözlü, renkli, işarete dayalı ya da jest ve mimikleri içeren yöntemler olabilir.
İletişimde ana unsurlar şunlardır: Gönderici, alıcı, mesaj, kanal, dönüt ve bağlam.
Şimdi kısaca inceleyelim.
Gönderici: İletişimin başlangıç noktasıdır. Gerçek bir kişi olabileceği gibi bağlama göre bir ses, görüntü, ışık kaynağı ve benzeri olabilir.
Alıcı: İletişimde mesajın ulaşacağı kişidir. Göndericinin içeriği değişse de alıcı çoğunlukla kişidir.
#9 #TYT #Türkçe #İletişimNedir
İLETİŞİM VE ÖĞELERİ 2
Mesaj(İleti): Alıcının alması gereken bildirim, haber, duygu, düşünce ve benzeri tüm içeriklerdir.
Kanal: İletinin göndericiden alıcıya ulaşmasını sağlayan yoldur. Burada önemli olan kanalın (iletim yolunun) gönderici ve alıcı tarafından bilinmesidir. Yazılı, sözlü olabilir; renklere, işaretlere, jest ve mimiklere dayalı olabilir.
Dönüt: Gönderici tarafından alıcıya gönderilen mesajın yerine ulaştığını gösteren karşılıktır. Bu söz, yazı, davranış ve benzeri olabilir. Önemli olan mesajın alıcı tarafından anlaşıldığının ispatlanmasıdır. Dönüt olmadığı sürece İletişim tamamlanmış sayılmaz.
İLETİŞİM VE ÖĞELERİ 2
Mesaj(İleti): Alıcının alması gereken bildirim, haber, duygu, düşünce ve benzeri tüm içeriklerdir.
Kanal: İletinin göndericiden alıcıya ulaşmasını sağlayan yoldur. Burada önemli olan kanalın (iletim yolunun) gönderici ve alıcı tarafından bilinmesidir. Yazılı, sözlü olabilir; renklere, işaretlere, jest ve mimiklere dayalı olabilir.
Dönüt: Gönderici tarafından alıcıya gönderilen mesajın yerine ulaştığını gösteren karşılıktır. Bu söz, yazı, davranış ve benzeri olabilir. Önemli olan mesajın alıcı tarafından anlaşıldığının ispatlanmasıdır. Dönüt olmadığı sürece İletişim tamamlanmış sayılmaz.