#11 #Edebiyat #AYT #EdebiAkımlar
Romantizm
* Klasisizm'e tepki olarak 18. yy.da Fransa'da doğdu.
* Klasisizmin salt aklına karşılık duygular ve doğa ön plana çıkar.
* Hristiyanlık, tarih ve günün olayları temel konulardır.
* Sanat toplum içindir görüşü hakimdir.
* Dil sade ve lirik bir özellik gösterir.
* Gözlem ve tasvirler (doğa) ön plana çıkar.
* Romanlarda kişiler tek yönlüdür. Ya siyah ya beyaz, gri bulunmaz.
Temsilcileri
Dünya Edebiyatında:
J.J. Rousseau, Voltaire, Shakespeare, Lord Byron, Victor Hugo, Lamartine, Alexander Dumas Pere, Alexander Puşkin, Schiller, Goethe...
Türk Edebiyatında:
Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Abdülhak Hamit Tarhan, Recaizade Mahmut Ekrem(Şiirleri),
Romantizm
* Klasisizm'e tepki olarak 18. yy.da Fransa'da doğdu.
* Klasisizmin salt aklına karşılık duygular ve doğa ön plana çıkar.
* Hristiyanlık, tarih ve günün olayları temel konulardır.
* Sanat toplum içindir görüşü hakimdir.
* Dil sade ve lirik bir özellik gösterir.
* Gözlem ve tasvirler (doğa) ön plana çıkar.
* Romanlarda kişiler tek yönlüdür. Ya siyah ya beyaz, gri bulunmaz.
Temsilcileri
Dünya Edebiyatında:
J.J. Rousseau, Voltaire, Shakespeare, Lord Byron, Victor Hugo, Lamartine, Alexander Dumas Pere, Alexander Puşkin, Schiller, Goethe...
Türk Edebiyatında:
Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Abdülhak Hamit Tarhan, Recaizade Mahmut Ekrem(Şiirleri),
#11 #Edebiyat #AYT #EdebiAkımlar
Realizm
* 19. yy.da Fransa'da ortaya çıkan bir akımdır.
* Romantizm'e tepki olarak ortaya çıkmıştır.
* Hikaye ve Roman alanında etkilidir.
* Onlar için roman "Sokağa tutulmuş bir aynadır."
* Duygu ve hayalden çok gerçeklere, kişilerin ruhsal yapısına yönelir.
* "Kişiyi oluşturan çevresidir." düşüncesi nedeniyle sosyal çevre (kişiler ve mekan) tasvirleri ayrıntılıdır.
* Sanat için sanat görüşü hakimdir.
* Sanatlı bir dil yapısı hakimdir.
Temsilcileri
Dünya Edebiyatında:
Stendhal, Gustav Flaubert, Balzac, Anton Çehov, Charles Dickenson, Ernest Hemingway, İvan Turgenyev, Maksim Gorki, Fiyodor Mihayloviç Dostoyevski, Lev Nikolay Tolstoy...
Türk Edebiyatında:
Recaizade Mahmut Ekrem (roman), Samipaşazade Sezai, Halit Ziya Uşaklıgil, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Ahmet Hamdi Tanpınar(Romanları)
Realizm
* 19. yy.da Fransa'da ortaya çıkan bir akımdır.
* Romantizm'e tepki olarak ortaya çıkmıştır.
* Hikaye ve Roman alanında etkilidir.
* Onlar için roman "Sokağa tutulmuş bir aynadır."
* Duygu ve hayalden çok gerçeklere, kişilerin ruhsal yapısına yönelir.
* "Kişiyi oluşturan çevresidir." düşüncesi nedeniyle sosyal çevre (kişiler ve mekan) tasvirleri ayrıntılıdır.
* Sanat için sanat görüşü hakimdir.
* Sanatlı bir dil yapısı hakimdir.
Temsilcileri
Dünya Edebiyatında:
Stendhal, Gustav Flaubert, Balzac, Anton Çehov, Charles Dickenson, Ernest Hemingway, İvan Turgenyev, Maksim Gorki, Fiyodor Mihayloviç Dostoyevski, Lev Nikolay Tolstoy...
Türk Edebiyatında:
Recaizade Mahmut Ekrem (roman), Samipaşazade Sezai, Halit Ziya Uşaklıgil, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Ahmet Hamdi Tanpınar(Romanları)
#11 #Edebiyat #AYT #EdebiAkımlar
Parnasizm
* Realizm'in şiire yansımış halidir.
* Adı Fransa'da çıkarılan bir dergiden gelir.(Modern Parnas)
* Sanat sanat içindir görüşünü savunurlar.
* Şiirin hem anlam hem biçimsel özellikleri açısından mükemmelliğe ulaşmaya çalışırlar.
* Ahenk şiirin vazgeçilmez parçasıdır. Bunun için kelimeler ve sıralanışı özenle seçilir.
* Nesneler dış görünüşlerine göre anlatılmıştır.
Temsilcileri:
Dünya Edebiyatında:
Theophille Gautier, Jose Maria Heredia, Leconte de Lisle, Theodore Banville, Francois Coppee
Türk Edebiyatında:
Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin(Türk edebiyatına tanıtan), Yahya Kemal Beyatlı, Mehmet Akif Ersoy
Parnasizm
* Realizm'in şiire yansımış halidir.
* Adı Fransa'da çıkarılan bir dergiden gelir.(Modern Parnas)
* Sanat sanat içindir görüşünü savunurlar.
* Şiirin hem anlam hem biçimsel özellikleri açısından mükemmelliğe ulaşmaya çalışırlar.
* Ahenk şiirin vazgeçilmez parçasıdır. Bunun için kelimeler ve sıralanışı özenle seçilir.
* Nesneler dış görünüşlerine göre anlatılmıştır.
Temsilcileri:
Dünya Edebiyatında:
Theophille Gautier, Jose Maria Heredia, Leconte de Lisle, Theodore Banville, Francois Coppee
Türk Edebiyatında:
Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin(Türk edebiyatına tanıtan), Yahya Kemal Beyatlı, Mehmet Akif Ersoy
#11 #Edebiyat #AYT #EdebiAkımlar
Naturalizm
* 19. yy.ın ikinci yarısında, Fransa'da, Realizme karşı gerçeği tam olarak yansıtamadığı eleştirisiyle ortaya çıkmıştır.
* Sosyoloji'nin kurucusu August Comte'dan etkilenmişlerdir.
* Determinizmden eserlerde yararlanırlar. Dünyayı bir laboratuvar olarak görürler.
* Kalıtım (soya çekim, ırsiyet) kişileri işlerken başvurdukları önemli bir yol olmuştur.
*Eserlerde gözlem ve tasvirler büyük bir yer tutar.
Temsilcileri:
Dünya Edebiyatında:
Emile Zola, Alphonse Daudet, Goncourt Kardeşler, Guy De Mauppassant.
Türk Edebiyatında:
Hüseyin Rahmi Gürpınar, Nabizade Nazım
Naturalizm
* 19. yy.ın ikinci yarısında, Fransa'da, Realizme karşı gerçeği tam olarak yansıtamadığı eleştirisiyle ortaya çıkmıştır.
* Sosyoloji'nin kurucusu August Comte'dan etkilenmişlerdir.
* Determinizmden eserlerde yararlanırlar. Dünyayı bir laboratuvar olarak görürler.
* Kalıtım (soya çekim, ırsiyet) kişileri işlerken başvurdukları önemli bir yol olmuştur.
*Eserlerde gözlem ve tasvirler büyük bir yer tutar.
Temsilcileri:
Dünya Edebiyatında:
Emile Zola, Alphonse Daudet, Goncourt Kardeşler, Guy De Mauppassant.
Türk Edebiyatında:
Hüseyin Rahmi Gürpınar, Nabizade Nazım
#11 #Edebiyat #AYT #EdebiAkımlar
Sembolizm
* Şiirde ve manzum tiyatrolarda karşımıza çıkan bir akımdır. 19. yy.da Fransa'da ortaya çıkmıştır.
* "Şiir anlaşılmak için değil hissedilmek için yazılır." görüşünü savunurlar.
* Şiirde ahenge(musiki) önem vermişler, ahengi anlama tercih etmişlerdir. Bu nedenle eserlerinde anlam kapalılığı hatta bazen anlamsızlığa varan bir kapalılık görülür.
* Beş duyu organımızın bizi yanılttığını savunurlar. Bu nedenle şair hissettiklerini sembollerle anlatır.
* Şiirlerinde Gün doğumu ya da gün batımı gibi eşyanın net görünmediği zamanlar sıkça işlenir.
Temsilcileri:
Dünya Edebiyatında:
Charles Baudelaire, Arthur Rimbaud, Mallerme, Paul Verlaine, Paul Valery, Edgar Allan Poe
Türk Edebiyatında:
Cenap Şahabettin(edebiyatımıza tanıtan kişi), Ahmet Haşim, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas, Necip Fazıl Kısakürek.
Sembolizm
* Şiirde ve manzum tiyatrolarda karşımıza çıkan bir akımdır. 19. yy.da Fransa'da ortaya çıkmıştır.
* "Şiir anlaşılmak için değil hissedilmek için yazılır." görüşünü savunurlar.
* Şiirde ahenge(musiki) önem vermişler, ahengi anlama tercih etmişlerdir. Bu nedenle eserlerinde anlam kapalılığı hatta bazen anlamsızlığa varan bir kapalılık görülür.
* Beş duyu organımızın bizi yanılttığını savunurlar. Bu nedenle şair hissettiklerini sembollerle anlatır.
* Şiirlerinde Gün doğumu ya da gün batımı gibi eşyanın net görünmediği zamanlar sıkça işlenir.
Temsilcileri:
Dünya Edebiyatında:
Charles Baudelaire, Arthur Rimbaud, Mallerme, Paul Verlaine, Paul Valery, Edgar Allan Poe
Türk Edebiyatında:
Cenap Şahabettin(edebiyatımıza tanıtan kişi), Ahmet Haşim, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas, Necip Fazıl Kısakürek.
#11 #Edebiyat #AYT #EdebiAkımlar
Empresyonizm
* 19. yy.da Fransa'da ortaya çıkmıştır ve tüm sanat dallarını etkilemiştir.
* Sembolizme çok benzer. Aralarındaki en önemli fark Sembolistler şiirlerinde anlatmak istediklerini semboller yardımıyla anlatırken Empresyonistler sembol kullanmadan gerçekleştirmişlerdir.
* Hayal ve soyut betimlemelere yer vermişlerdir.
Temsilcileri:,
Dünya Edebiyatında:
Rainer Maria Rilke, Arthur Rimbaud, James Joyce.
Türk Edebiyatında:
Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Muhip Dıranas, Cenap Şahabettin
Empresyonizm
* 19. yy.da Fransa'da ortaya çıkmıştır ve tüm sanat dallarını etkilemiştir.
* Sembolizme çok benzer. Aralarındaki en önemli fark Sembolistler şiirlerinde anlatmak istediklerini semboller yardımıyla anlatırken Empresyonistler sembol kullanmadan gerçekleştirmişlerdir.
* Hayal ve soyut betimlemelere yer vermişlerdir.
Temsilcileri:,
Dünya Edebiyatında:
Rainer Maria Rilke, Arthur Rimbaud, James Joyce.
Türk Edebiyatında:
Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Muhip Dıranas, Cenap Şahabettin
#11 #Edebiyat #AYT #EdebiAkımlar
Sürrealizm
* 20.yy.da oluşan bir akımdır.
* Şiir dışında da resim gibi sanatlarda da etkisi görülür.
* Sigmund Freud'un Psikanaliz kuramından yola çıkan bir akımdır.
* Tüm sanat akımlarına ve kurallarına karşıdırlar.
* Aklı ve mantığı önemsemeyip içgüdüler ve bilinçaltına yönelen bir akımdır.
* Eserlerinde mizah unsuruna önem verirler.
* Rüya temasının sıkça işlendiği görülür.
* Çocukluk dönemine özlem eserlerde sıkça işlenir.
*Dilde sade ancak imajlarla desteklenmiştir.
Temsilcileri:
Dünya Edebiyatında:
Andre Breton,Paul Eluard, Louis Aragon, Philippe Soupault
Türk Edebiyatında:
Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat Horozcu, İlhan Berk, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Ece Ayhan.
Sürrealizm
* 20.yy.da oluşan bir akımdır.
* Şiir dışında da resim gibi sanatlarda da etkisi görülür.
* Sigmund Freud'un Psikanaliz kuramından yola çıkan bir akımdır.
* Tüm sanat akımlarına ve kurallarına karşıdırlar.
* Aklı ve mantığı önemsemeyip içgüdüler ve bilinçaltına yönelen bir akımdır.
* Eserlerinde mizah unsuruna önem verirler.
* Rüya temasının sıkça işlendiği görülür.
* Çocukluk dönemine özlem eserlerde sıkça işlenir.
*Dilde sade ancak imajlarla desteklenmiştir.
Temsilcileri:
Dünya Edebiyatında:
Andre Breton,Paul Eluard, Louis Aragon, Philippe Soupault
Türk Edebiyatında:
Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat Horozcu, İlhan Berk, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Ece Ayhan.
#9 #AYT #Edebiyat #EdebiyatNedir
Edebiyat, duygu ve düşünceleri insanlarda estetik duygular oluşturacak şekilde söz ve yazıyla ifade etme sanatına denir. Edebiyat malzemesi dil olan bir sanat dalıdır. Güzel sanatlar içinde Fonetik Sanatlar olarak adlandırılan ve edebiyat ile müziğin yer aldığı kolun bir üyesidir.
Edebiyat kavramı edebiyatımızda bugünkü anlamıyla Tanzimat döneminden bu yana kullanılmaktadır. Daha öncesinde ise bu terimi karşılamak için "şiir" ve "inşa" kavramları kullanılırdı.
Köken olarak Arapçadan gelen bu terimin farklı şekillerde kullanıldığı görülse de en temel kullanımı yukarıda anlatıldığı gibidir.
Edebiyat, duygu ve düşünceleri insanlarda estetik duygular oluşturacak şekilde söz ve yazıyla ifade etme sanatına denir. Edebiyat malzemesi dil olan bir sanat dalıdır. Güzel sanatlar içinde Fonetik Sanatlar olarak adlandırılan ve edebiyat ile müziğin yer aldığı kolun bir üyesidir.
Edebiyat kavramı edebiyatımızda bugünkü anlamıyla Tanzimat döneminden bu yana kullanılmaktadır. Daha öncesinde ise bu terimi karşılamak için "şiir" ve "inşa" kavramları kullanılırdı.
Köken olarak Arapçadan gelen bu terimin farklı şekillerde kullanıldığı görülse de en temel kullanımı yukarıda anlatıldığı gibidir.
#9 #AYT #Edebiyat #EdebiyatNedir
Sanat Nedir?
Sanat insanların hissettiklerini çeşitli malzemelerle (Renk, çizgi, ses, söz, beden dili, çamur, mermer vb.) karşısındakine etkili ve hoşluk duygusu uyandıracak biçimde ifade etmesidir.
Sanatçıyı birbirinden ayıran en önemli unsur üsluptur. Üslubu kısaca elindeki malzemeyi en iyi şekilde ve kendi hissettiklerine uygun olarak kullanmak olarak açıklayabiliriz. Örnekle açıklayalım: Auguste Rodin "Düşünen Adam" heykelini oluştururken sıradan bir mermeri duygularını ifade edecek ve gören kişilerde de farklı duygular uyandıracak şekilde oluşturmuştur. Başkası mermere baktığında sıradan bir taş görürken Rodin o taşa kendi yorumunu katarak yeni bir anlam yüklemiştir.
Zanaat kavramı da önemli kavramlardandır. Zanaatı da herhangi bir yönünden faydalanmak için ortaya konan ürün olarak kısaca tanımlayabiliriz. Yukarıdaki örnekten yola çıkarak ayrımı şu şekilde yapabiliriz: Aynı mermerden mutfak tezgahı yapan kişi "zanaatkar", onu Düşünen Adam'a çeviren Rodin "sanatkar"dır.
Güzel sanatlar üç kola ayrılır: Plastik (Görsel) Sanatlar (Resim, Heykel, Mimari, Hat vb.), Fonetik (İşitsel) Sanatlar(Edebiyat ve Müzik), Ritmik (Dramatik) Sanatlar (Tiyatro, Sinema, Bale,Opera, Dans)
Sanat Nedir?
Sanat insanların hissettiklerini çeşitli malzemelerle (Renk, çizgi, ses, söz, beden dili, çamur, mermer vb.) karşısındakine etkili ve hoşluk duygusu uyandıracak biçimde ifade etmesidir.
Sanatçıyı birbirinden ayıran en önemli unsur üsluptur. Üslubu kısaca elindeki malzemeyi en iyi şekilde ve kendi hissettiklerine uygun olarak kullanmak olarak açıklayabiliriz. Örnekle açıklayalım: Auguste Rodin "Düşünen Adam" heykelini oluştururken sıradan bir mermeri duygularını ifade edecek ve gören kişilerde de farklı duygular uyandıracak şekilde oluşturmuştur. Başkası mermere baktığında sıradan bir taş görürken Rodin o taşa kendi yorumunu katarak yeni bir anlam yüklemiştir.
Zanaat kavramı da önemli kavramlardandır. Zanaatı da herhangi bir yönünden faydalanmak için ortaya konan ürün olarak kısaca tanımlayabiliriz. Yukarıdaki örnekten yola çıkarak ayrımı şu şekilde yapabiliriz: Aynı mermerden mutfak tezgahı yapan kişi "zanaatkar", onu Düşünen Adam'a çeviren Rodin "sanatkar"dır.
Güzel sanatlar üç kola ayrılır: Plastik (Görsel) Sanatlar (Resim, Heykel, Mimari, Hat vb.), Fonetik (İşitsel) Sanatlar(Edebiyat ve Müzik), Ritmik (Dramatik) Sanatlar (Tiyatro, Sinema, Bale,Opera, Dans)
#9 #AYT #Edebiyat #EdebiyatNedir
Edebi Eser Nedir?
İnsana ait tüm duygu ve düşünceleri, okuyucuda hoşluk duygusu oluşturacak şekilde estetik bir biçimde yansıtan dil ürünlerine edebi eser denmektedir.
Edebi eserlerin anlatımında okuyucuyu etkileyen bir yön bulunmalıdır. Bu etkileyicilik estetik ölçüler yoluyla desteklenerek bir sanat anlayışına uygun olarak kaleme alınmalıdır. Zaman bir edebi eser için önemli bir kriterdir. Bir eser farklı zaman süreleri içinde okuyucu bulabiliyorsa edebi bir nitelik taşıyor demektir.
Edebi eserlerde konu insandır. Her ne kadar içerisinde fantastik olaylar ve diğer canlılar hatta cansızlardan bahsedilse de tüm bu konuların çıkış noktası insandır.
Edebi Eser Nedir?
İnsana ait tüm duygu ve düşünceleri, okuyucuda hoşluk duygusu oluşturacak şekilde estetik bir biçimde yansıtan dil ürünlerine edebi eser denmektedir.
Edebi eserlerin anlatımında okuyucuyu etkileyen bir yön bulunmalıdır. Bu etkileyicilik estetik ölçüler yoluyla desteklenerek bir sanat anlayışına uygun olarak kaleme alınmalıdır. Zaman bir edebi eser için önemli bir kriterdir. Bir eser farklı zaman süreleri içinde okuyucu bulabiliyorsa edebi bir nitelik taşıyor demektir.
Edebi eserlerde konu insandır. Her ne kadar içerisinde fantastik olaylar ve diğer canlılar hatta cansızlardan bahsedilse de tüm bu konuların çıkış noktası insandır.
#9 #AYT #Edebiyat #EdebiyatNedir
Edebiyat, Dil ve Kültür 1
Dili temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış ve zaman içinde gelişmiş, insanlar arasında iletişimi sağlayacak ses, yazı, işaret ve benzeri her türlü araçla oluşmuş anlaşma sistemleri bütünü olarak tanımlayabiliriz.
Oluşumu üzerine pek çok teori üretilse de henüz kaynağı konusunda net bir bilgiye sahip değiliz. Ancak bildiğimiz şu ki dil, belirli bir olgunluğa eriştikten sonra çoğunlukla taklit yoluyla öğreniliyor.
İnsan dil ile düşünür, kelime söylendiğinde önce o kavram, eşya ya da canlı zihnimizde canlanır, bu canlanma sayesinde dünyayı anlamlandırırız.
Dilin en önemli özelliklerinden biri de ulusal olmasıdır. Dil ulusların da kendi ortak duygu düşünce ve hayal dünyası oluşturmasını sağlar. Böylece ulusları bir arada tutar.
Edebiyat, Dil ve Kültür 1
Dili temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış ve zaman içinde gelişmiş, insanlar arasında iletişimi sağlayacak ses, yazı, işaret ve benzeri her türlü araçla oluşmuş anlaşma sistemleri bütünü olarak tanımlayabiliriz.
Oluşumu üzerine pek çok teori üretilse de henüz kaynağı konusunda net bir bilgiye sahip değiliz. Ancak bildiğimiz şu ki dil, belirli bir olgunluğa eriştikten sonra çoğunlukla taklit yoluyla öğreniliyor.
İnsan dil ile düşünür, kelime söylendiğinde önce o kavram, eşya ya da canlı zihnimizde canlanır, bu canlanma sayesinde dünyayı anlamlandırırız.
Dilin en önemli özelliklerinden biri de ulusal olmasıdır. Dil ulusların da kendi ortak duygu düşünce ve hayal dünyası oluşturmasını sağlar. Böylece ulusları bir arada tutar.
#9 #AYT #Edebiyat #EdebiyatNedir
Edebiyat, Dil ve Kültür 2
Kültürü kısaca insanın ürettiği her şey olarak açıklanabilir ancak kültür çoğunlukla tarihsel bağ ve ulusun arasındaki manevi bağlantıyla birlikte tanımlanır.
Dil ve kültür birbiriyle ayrılmaz bağlar kurmuştur. Kültürü açıklayabilmek için dile, dile anlayabilmek için kültüre ihtiyaç duyarız. Kültür, dil sayesinde gelecek nesillere aktarılırken dil de gelişmek için kültürel materyallere gereksinim duyar.
Bunlar dışında din, tarih ve gelenekler de kültürün parçaları olarak görülür. Tüm bu unsurların birleşimi kültürü oluşturur. Kültür de edebiyattan mimariye, sanattan dünya görüşüne kadar her şeyiyle milleti oluşturur.
Edebiyat, Dil ve Kültür 2
Kültürü kısaca insanın ürettiği her şey olarak açıklanabilir ancak kültür çoğunlukla tarihsel bağ ve ulusun arasındaki manevi bağlantıyla birlikte tanımlanır.
Dil ve kültür birbiriyle ayrılmaz bağlar kurmuştur. Kültürü açıklayabilmek için dile, dile anlayabilmek için kültüre ihtiyaç duyarız. Kültür, dil sayesinde gelecek nesillere aktarılırken dil de gelişmek için kültürel materyallere gereksinim duyar.
Bunlar dışında din, tarih ve gelenekler de kültürün parçaları olarak görülür. Tüm bu unsurların birleşimi kültürü oluşturur. Kültür de edebiyattan mimariye, sanattan dünya görüşüne kadar her şeyiyle milleti oluşturur.
#9 #AYT #Edebiyat #EdebiyatNedir
Edebiyat ve Bilim 1
Bilimi "Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar oluşturmaya çalışan, bunu düzenli bilgi haline dönüştüren çalışmalar bütünüdür." şeklinde tanımlayabiliriz. Bilim, yüzyıllar süren bilimsel bilgi üretme sürecinde kendi niteliğini, geleneklerini ve standartlarını oluşturmuştur. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1. Bilim olgusaldır. Çünkü doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak gözlenebilen olguları ve olayları konu edinir.
2. Bilim mantıksaldır. Çünkü ulaşılan sonuçlar her türlü çelişkiden uzak olup birbirleriyle tutarlıdır.
3. Bilim objektiftir. Ancak bilimdeki objektifliği, mutlak anlamda değil, sınırlı ve özel anlamda bir objektiflik olarak algılamak gerekir.
4. Bilim eleştiricidir. Bilim ne denli akla yatkın görünürse görünsün, ileri sürülen her iddia karşısında eleştirici yaklaşımdan vazgeçmez.
5. Bilim genelleyicidir. Bilim tek tek olgularla değil olgu türleri ile ilgilenir.
6. Bilim seçicidir. Bilim evrendeki olup biten bütün olguları değil, önemli gördüğü olguları konu edinir.
7. Bilim birikimli bir süreçtir. Yeni bilgiler daha önceki bilgiler üzerine inşa edilir.
8. Bilim evrenseldir. Bilim insanlarının çalışmaları herkese açıktır. Tüm gözlem, deney vb. bilgilerini insanların kontrol ve geliştirmesine açar.
Edebiyat ve Bilim 1
Bilimi "Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar oluşturmaya çalışan, bunu düzenli bilgi haline dönüştüren çalışmalar bütünüdür." şeklinde tanımlayabiliriz. Bilim, yüzyıllar süren bilimsel bilgi üretme sürecinde kendi niteliğini, geleneklerini ve standartlarını oluşturmuştur. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1. Bilim olgusaldır. Çünkü doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak gözlenebilen olguları ve olayları konu edinir.
2. Bilim mantıksaldır. Çünkü ulaşılan sonuçlar her türlü çelişkiden uzak olup birbirleriyle tutarlıdır.
3. Bilim objektiftir. Ancak bilimdeki objektifliği, mutlak anlamda değil, sınırlı ve özel anlamda bir objektiflik olarak algılamak gerekir.
4. Bilim eleştiricidir. Bilim ne denli akla yatkın görünürse görünsün, ileri sürülen her iddia karşısında eleştirici yaklaşımdan vazgeçmez.
5. Bilim genelleyicidir. Bilim tek tek olgularla değil olgu türleri ile ilgilenir.
6. Bilim seçicidir. Bilim evrendeki olup biten bütün olguları değil, önemli gördüğü olguları konu edinir.
7. Bilim birikimli bir süreçtir. Yeni bilgiler daha önceki bilgiler üzerine inşa edilir.
8. Bilim evrenseldir. Bilim insanlarının çalışmaları herkese açıktır. Tüm gözlem, deney vb. bilgilerini insanların kontrol ve geliştirmesine açar.
#9 #AYT #Edebiyat #EdebiyatNedir
Edebiyat ve Bilim 2
Bilim ve Sanatın Karşılaştırılması
Sanat özneldir, bilim ise nesneldir.
Sanat yapmacıktır(kurguya dayalı), bilim ise gerçekleri bulma arayışındadır.
Sanat duyguların ifadesidir, bilimde akıl ve mantık öne çıkar.
Sanat yaratıcılık gerektirir, bilim İnceleme ve nesnel bilgileri bulmaya çalışır.
Sanatta Estetik haz oluşturmak amaçlanır, bilimde ise yararlı olma(pragmatizm) öne çıkar.
Sanatta kelimelerin anlamları ve anlam yükleme önem kazanır, bilimde kelimeler sadece terimsel ifadedir.
Sanatta birden fazla doğru bulunur, bilimde doğru bir tanedir.
Snatta dil sanatsal işlevde kullanılır, bilimde ise dilin göndericilik işlevi kullanılır.
Edebiyat ve Bilim 2
Bilim ve Sanatın Karşılaştırılması
Sanat özneldir, bilim ise nesneldir.
Sanat yapmacıktır(kurguya dayalı), bilim ise gerçekleri bulma arayışındadır.
Sanat duyguların ifadesidir, bilimde akıl ve mantık öne çıkar.
Sanat yaratıcılık gerektirir, bilim İnceleme ve nesnel bilgileri bulmaya çalışır.
Sanatta Estetik haz oluşturmak amaçlanır, bilimde ise yararlı olma(pragmatizm) öne çıkar.
Sanatta kelimelerin anlamları ve anlam yükleme önem kazanır, bilimde kelimeler sadece terimsel ifadedir.
Sanatta birden fazla doğru bulunur, bilimde doğru bir tanedir.
Snatta dil sanatsal işlevde kullanılır, bilimde ise dilin göndericilik işlevi kullanılır.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 1
Dilin tanımında da geçen bir kelime grubu aslında dillerin ne zaman ve nasıl ortaya çıktığının belirsizliğini gösterir: "Temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış..." Tıpkı diğer her şey gibi dilin gelişimi hakkında bilgiyi ancak yazının kullanılmaya başlamasıyla birlikte öğreniyoruz.
Dilin nasıl ortaya çıktığı konusunda ortaya atılmış ondan fazla teori söz konusudur ancak hiçbirinin tam doğru olduğu söylenemez. Yapılan tüm çalışmalar aslında dilin gösterdiği gelişimi tersine uygulayıp ne kadar geri gidebileceğini bulmaya yöneliktir çoğu zaman.
Türkçe için de durum böyledir: Ne zaman ve nerede ortaya çıktığı bilinmemektedir. Bir de Türklerin yaşam koşullarına bağlı olarak (göçebelik vb.) yazıyı hayatlarına daha geç almaları nedeniyle yazılı örnekler oldukça geç dönemde ortaya konmuş ya da geçmişten elimize korunarak geçen örnekler daha geç dönemlere tarihlenmiştir.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 1
Dilin tanımında da geçen bir kelime grubu aslında dillerin ne zaman ve nasıl ortaya çıktığının belirsizliğini gösterir: "Temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış..." Tıpkı diğer her şey gibi dilin gelişimi hakkında bilgiyi ancak yazının kullanılmaya başlamasıyla birlikte öğreniyoruz.
Dilin nasıl ortaya çıktığı konusunda ortaya atılmış ondan fazla teori söz konusudur ancak hiçbirinin tam doğru olduğu söylenemez. Yapılan tüm çalışmalar aslında dilin gösterdiği gelişimi tersine uygulayıp ne kadar geri gidebileceğini bulmaya yöneliktir çoğu zaman.
Türkçe için de durum böyledir: Ne zaman ve nerede ortaya çıktığı bilinmemektedir. Bir de Türklerin yaşam koşullarına bağlı olarak (göçebelik vb.) yazıyı hayatlarına daha geç almaları nedeniyle yazılı örnekler oldukça geç dönemde ortaya konmuş ya da geçmişten elimize korunarak geçen örnekler daha geç dönemlere tarihlenmiştir.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 2
Türklerin bulunan ilk edebi ürünleri M.S.722-735 yılları arasında dikilen dört dikili taş olan Orhun Yazıtlarıdır. Orta Asya'da yapılan çalışmalarla daha eski tarihli kısa metinler bulunsa da Edebi nitelik taşıması Orhun Abidelerini ilk yazılı eser haline getirir.
Türklerden bahseden başka kaynaklara bakıldığında en eskisinin Çin kronikleri olduğu görülür. Burada da en eski belge M.Ö. 2 yüzyıl civarına tarihlenmektedir.
Yazılı kaynaklarla takip edemediğimiz dilin bu tarihsel dönemine "Ana Türkçe" adını veriyoruz. Bu dönemde Dilin ilk ana kolları olan Lehçeler oluşmuştur. Bildiğimiz gibi Lehçeler dilin yazı dili ile tespit edilemeyen bir döneminde dilden ayrılan kollardır. Türkçenin iki ana lehçesi Yakutça ve Çuvaşça'dır.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 2
Türklerin bulunan ilk edebi ürünleri M.S.722-735 yılları arasında dikilen dört dikili taş olan Orhun Yazıtlarıdır. Orta Asya'da yapılan çalışmalarla daha eski tarihli kısa metinler bulunsa da Edebi nitelik taşıması Orhun Abidelerini ilk yazılı eser haline getirir.
Türklerden bahseden başka kaynaklara bakıldığında en eskisinin Çin kronikleri olduğu görülür. Burada da en eski belge M.Ö. 2 yüzyıl civarına tarihlenmektedir.
Yazılı kaynaklarla takip edemediğimiz dilin bu tarihsel dönemine "Ana Türkçe" adını veriyoruz. Bu dönemde Dilin ilk ana kolları olan Lehçeler oluşmuştur. Bildiğimiz gibi Lehçeler dilin yazı dili ile tespit edilemeyen bir döneminde dilden ayrılan kollardır. Türkçenin iki ana lehçesi Yakutça ve Çuvaşça'dır.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 3
Türk dilinin yazı ile takip edilebilen ilk dönemine "Eski Türkçe" adını veriyoruz. Siyasi olarak II. Göktürk Devletiyle başlayan yazılı metinlerimiz, Uygur döneminde de verilmeye devam eder. Her ne kadar konularda değişiklikler olsa da bu iki devletin hüküm sürdüğü zamanlarda dile ait büyük değişikliklerle karşılaşmayız.
II. Göktürk döneminde oluşan Orhun Abidelerinde daha çok siyasetname özelliği gösteren ve söylev (nutuk) türünün ilk örneği sayabileceğimiz bir anlatım hakimdir.
Uygurların din değiştirmesi nedeniyle eserlerde işlenen dini ağırlıklı temalar hemen göze çarpar.Bunlar dışında fal kitapları ve masal çevirileri de Uygur döneminden ele geçen eserler arasında yer almaktadır. Bu dönemin önemli eserleri olarak Altun Yaruk, Sekiz Yükmek, Irk Bitig, Pança Tantra çevirisi ve Kalyanamkara ve Papamkara hikayesi çevirisini görürüz.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 3
Türk dilinin yazı ile takip edilebilen ilk dönemine "Eski Türkçe" adını veriyoruz. Siyasi olarak II. Göktürk Devletiyle başlayan yazılı metinlerimiz, Uygur döneminde de verilmeye devam eder. Her ne kadar konularda değişiklikler olsa da bu iki devletin hüküm sürdüğü zamanlarda dile ait büyük değişikliklerle karşılaşmayız.
II. Göktürk döneminde oluşan Orhun Abidelerinde daha çok siyasetname özelliği gösteren ve söylev (nutuk) türünün ilk örneği sayabileceğimiz bir anlatım hakimdir.
Uygurların din değiştirmesi nedeniyle eserlerde işlenen dini ağırlıklı temalar hemen göze çarpar.Bunlar dışında fal kitapları ve masal çevirileri de Uygur döneminden ele geçen eserler arasında yer almaktadır. Bu dönemin önemli eserleri olarak Altun Yaruk, Sekiz Yükmek, Irk Bitig, Pança Tantra çevirisi ve Kalyanamkara ve Papamkara hikayesi çevirisini görürüz.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 4
Göktürk döneminde 38 sesten oluşan bir alfabe kullanıldığını, bu seslerin dördünün ünlü,otuz dördünün ise ünsüzden oluştuğunu, sekiz de birleşik sesin bulunduğunu da unutmamalıyız. Bu alfabenin Tamga adı verilen sembollerden oluştuğu ve uzun zamanlar boyunca işlenerek alfabe olarak kullanıldığını görmekteyiz.
Uygur döneminde de din değişikliği ve yerleşik hayata geçişin getirdiği nedenler vasıtasıyla Orta Asya kökenli bir başka topluluk olan Soğd alfabesini benimsedikleri görülmektedir. Bu alfabenin 14 sesten oluştuğunu üç ünlü ve on bir ünsüz olduğunu hatırlatmak yerinde olur.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 4
Göktürk döneminde 38 sesten oluşan bir alfabe kullanıldığını, bu seslerin dördünün ünlü,otuz dördünün ise ünsüzden oluştuğunu, sekiz de birleşik sesin bulunduğunu da unutmamalıyız. Bu alfabenin Tamga adı verilen sembollerden oluştuğu ve uzun zamanlar boyunca işlenerek alfabe olarak kullanıldığını görmekteyiz.
Uygur döneminde de din değişikliği ve yerleşik hayata geçişin getirdiği nedenler vasıtasıyla Orta Asya kökenli bir başka topluluk olan Soğd alfabesini benimsedikleri görülmektedir. Bu alfabenin 14 sesten oluştuğunu üç ünlü ve on bir ünsüz olduğunu hatırlatmak yerinde olur.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 5
Eski Türkçe dönemi içindeki son alt dönemin "Karahanlı Türkçesi ya da Orta Türkçe" şeklinde adlandırıldığı görülür. Bu dönemin en önemli özelliği İslamiyet'in etkisinin eserlere yavaş yavaş girdiğini görmemizdir. Yine bu dönem itibariyle 20. yüzyıla kadar devam edecek Arap alfabesinin kullanılmaya başlandığını görürüz. 10-13. yüzyıllar arasındaki bu dönemde dil üzerinde yavaş yavaş şivelere ayrılma etkilerinin olduğu görülmektedir.
Bu dönem eserlerine bakıldığında Türk dili adına çok önemli eserlerin verildiği de hemen anlaşılır. Türkçenin ilk sözlüğü sayılan Divanü Lügati't-Türk buna en güzel örnektir. Bu eser öncesinde yazılmış ve Karahanlı Türkçesinin ilk örneği sayılan Kutadgu Bilig'den, Atebetü'l-Hakayık'tan ve Divan-ı Hikmet'ten de mutlaka bahsedilmelidir.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 5
Eski Türkçe dönemi içindeki son alt dönemin "Karahanlı Türkçesi ya da Orta Türkçe" şeklinde adlandırıldığı görülür. Bu dönemin en önemli özelliği İslamiyet'in etkisinin eserlere yavaş yavaş girdiğini görmemizdir. Yine bu dönem itibariyle 20. yüzyıla kadar devam edecek Arap alfabesinin kullanılmaya başlandığını görürüz. 10-13. yüzyıllar arasındaki bu dönemde dil üzerinde yavaş yavaş şivelere ayrılma etkilerinin olduğu görülmektedir.
Bu dönem eserlerine bakıldığında Türk dili adına çok önemli eserlerin verildiği de hemen anlaşılır. Türkçenin ilk sözlüğü sayılan Divanü Lügati't-Türk buna en güzel örnektir. Bu eser öncesinde yazılmış ve Karahanlı Türkçesinin ilk örneği sayılan Kutadgu Bilig'den, Atebetü'l-Hakayık'tan ve Divan-ı Hikmet'ten de mutlaka bahsedilmelidir.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 6
13. yüzyıl sonrasında Türk boylarının çeşitli sebeplerle Orta Asya'dan göçü ve din değişikliği, yeni kültürlerle etkileşim ve Dilin kendi iç dinamiklerinin etkisiyle iki ana kola ayrılır: Kuzey-Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi.
Kuzey-Doğu Türkçesi Orta Asya'da yaşanan siyasi olaylar sonucunda birbirinden dilsel açıdan uzaklaşamadan gelişimini sürdürmüştür. 14-19. yüzyıllar arasındaki bu dönemde Eski Türkçenin dilsel özelliklerinin büyük ölçüde eserlerde devam ettiğini söyleyebiliriz. 19. yüzyıl sonrasında ise Günümüz şivelerinin oluştuğu gözlemlenmektedir.
Kuzey-doğu Türkçesinden gelişen günümüz Türk boylarının şivelerini şu şekilde sıralayabiliriz: Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Tatar Türkçesi, Özbek Türkçesi, Uygur Türkçesi.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 6
13. yüzyıl sonrasında Türk boylarının çeşitli sebeplerle Orta Asya'dan göçü ve din değişikliği, yeni kültürlerle etkileşim ve Dilin kendi iç dinamiklerinin etkisiyle iki ana kola ayrılır: Kuzey-Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi.
Kuzey-Doğu Türkçesi Orta Asya'da yaşanan siyasi olaylar sonucunda birbirinden dilsel açıdan uzaklaşamadan gelişimini sürdürmüştür. 14-19. yüzyıllar arasındaki bu dönemde Eski Türkçenin dilsel özelliklerinin büyük ölçüde eserlerde devam ettiğini söyleyebiliriz. 19. yüzyıl sonrasında ise Günümüz şivelerinin oluştuğu gözlemlenmektedir.
Kuzey-doğu Türkçesinden gelişen günümüz Türk boylarının şivelerini şu şekilde sıralayabiliriz: Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Tatar Türkçesi, Özbek Türkçesi, Uygur Türkçesi.
#10 #TYT #Türkçe #DilinTarihiGelişimi
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 7
Batı Türkçesi, özellikle Oğuzların Anadolu'ya yerleşmeleriyle gelişimine devam etmiştir. Bu nedenle Batı Türkçesinin bir diğer adı da Oğuzcadır. Her ne kadar Anadolu sahası başlangıç noktası olsa da Kafkasya, Azerbaycan, İran, Irak, Suriye ve Balkan ülkeleri ile Kuzey Batı Karadeniz'e kadar uzanan geniş bir coğrafyada konuşulmaktadır.
13-15. yüzyıllar arasındaki geçiş dönemi dil araştırmacıları tarafından "Eski Anadolu Türkçesi" olarak adlandırılır. Bu dönemde ses değişimleri ve ses erimelerinin gerçekleşmesi nedeniyle kelime ve eklerde uyumsuzluklar göze çarpar.
Bunun yanında İslamiyet'in etkisiyle Arapça ve Farsçadan yeni kelimelerin girişinin de arttığı görülmektedir. Bu durum Farsçanın bilim dili olarak görülmesi gibi bir düşünce ile de birleşince bu yabancı kelime sayısındaki artış da fazlalaşmıştır.
Her ne kadar dilde yabancı kelimelerin artışı yükselse de Yunus Emre gibi arı bir Türkçeyle eser veren şairler de bulunmaktadır.
Türk Dilinin Tarihi Gelişimi 7
Batı Türkçesi, özellikle Oğuzların Anadolu'ya yerleşmeleriyle gelişimine devam etmiştir. Bu nedenle Batı Türkçesinin bir diğer adı da Oğuzcadır. Her ne kadar Anadolu sahası başlangıç noktası olsa da Kafkasya, Azerbaycan, İran, Irak, Suriye ve Balkan ülkeleri ile Kuzey Batı Karadeniz'e kadar uzanan geniş bir coğrafyada konuşulmaktadır.
13-15. yüzyıllar arasındaki geçiş dönemi dil araştırmacıları tarafından "Eski Anadolu Türkçesi" olarak adlandırılır. Bu dönemde ses değişimleri ve ses erimelerinin gerçekleşmesi nedeniyle kelime ve eklerde uyumsuzluklar göze çarpar.
Bunun yanında İslamiyet'in etkisiyle Arapça ve Farsçadan yeni kelimelerin girişinin de arttığı görülmektedir. Bu durum Farsçanın bilim dili olarak görülmesi gibi bir düşünce ile de birleşince bu yabancı kelime sayısındaki artış da fazlalaşmıştır.
Her ne kadar dilde yabancı kelimelerin artışı yükselse de Yunus Emre gibi arı bir Türkçeyle eser veren şairler de bulunmaktadır.