Forwarded from الشيخ خالد الحبشي قناة الرقية الشرعية
#أخبارالسحر_والسحرة_شبوة اليمن القبض على عدد كبير ولله الحمد وأسأل الله أن تبطل أسحارهم ويقطع الله دابرهم
الشيخ خالد الحبشي قناة الرقية الشرعية
#أخبارالسحر_والسحرة_شبوة اليمن القبض على عدد كبير ولله الحمد وأسأل الله أن تبطل أسحارهم ويقطع الله دابرهم
Yemen'de yapılan sihirler ve sihirbazlarla ilgili gelişmeler
| 30 Temmuz 2026
Yemen'de sihir ve büyücülük suçlamasıyla 60'tan fazla kişi gözaltına alındı; aralarında 90 yaşlarında bir kadın da bulunuyor.
Al Ain Haber : Perşembe, 30 Temmuz 2026 – 12:39
"Yemen'in güneyindeki Şebve ilinde, sihir ve büyücülük suçlamalarıyla ilgili en büyük dosyalardan birinde yeni gelişmeler yaşandı. Güvenlik güçleri, ilk soruşturmaların tamamlanmasının ardından sanıkların ilk grubunu savcılığa sevk etti. Güvenlik kaynaklarının verdiği bilgiye göre polisler, sihir ve büyücülük yaptığı şüphesiyle 60'tan fazla kişiyi gözaltına aldı. Bunların arasında çok sayıda kadın ile yaklaşık 90 yaşında bir kadın da bulunuyor. Kaynaklar, şüphelilerin birçok vatandaşa psikolojik ve sağlık yönünden zarar vermekle, aile içi anlaşmazlıklara sebep olmakla ve eşlerin arasını açmakla suçlandığını belirtti."
🌿@rukyeterapi
| 30 Temmuz 2026
Yemen'de sihir ve büyücülük suçlamasıyla 60'tan fazla kişi gözaltına alındı; aralarında 90 yaşlarında bir kadın da bulunuyor.
"Allah'ım! Onları helâk et ve köklerini kurut."
Al Ain Haber : Perşembe, 30 Temmuz 2026 – 12:39
"Yemen'in güneyindeki Şebve ilinde, sihir ve büyücülük suçlamalarıyla ilgili en büyük dosyalardan birinde yeni gelişmeler yaşandı. Güvenlik güçleri, ilk soruşturmaların tamamlanmasının ardından sanıkların ilk grubunu savcılığa sevk etti. Güvenlik kaynaklarının verdiği bilgiye göre polisler, sihir ve büyücülük yaptığı şüphesiyle 60'tan fazla kişiyi gözaltına aldı. Bunların arasında çok sayıda kadın ile yaklaşık 90 yaşında bir kadın da bulunuyor. Kaynaklar, şüphelilerin birçok vatandaşa psikolojik ve sağlık yönünden zarar vermekle, aile içi anlaşmazlıklara sebep olmakla ve eşlerin arasını açmakla suçlandığını belirtti."
🌿@rukyeterapi
❤2
Mahremi olmayan bayanlar için rugye yapan bayan rugyeci @Ummu_Hurayre yazabilirsiniz sean ücreti 3 bin TLdir
❤2👍1
Forwarded from الشيخ خالد الحبشي قناة الرقية الشرعية
Media is too big
VIEW IN TELEGRAM
#خطف_الجن_jinn_catching حلقة معادة لأهميتها
https://youtu.be/3EJ9flW5K34
https://t.me/ruqyaalhibshi/1035
روابط فضائحه وكذبه وفضح الشيخ الهيلة لحاله
#العلاج #بخطف_الجن والنهي عنه ونصائح قيمة ...
الشيخ محمد الهيلة كامل https://www.youtube.com/@user-yb8oe7b...
خطف الجن لشمهروش وجيش المسلمين في مكة وحروب الجن | الراقي بن حليمة عبد الرؤوف
خطف الجن لشمهروش وجيش المسلمين في مكة وحرو...
خطف الجن لأوضاع الحرب على غزة -الشيخ عبد الرؤوف بن حليمة
خطف الجن لأوضاع الحرب على غزة -الشيخ عبد ...
زوزولا أبن ابليس يكشف ويفضح لشيخ راقي أسرار خطيرة
https://www.facebook.com/watch/?v=908...
أغرب من الخيال! أخيرا كشف لغز دوائر المحاصيل من يصنعها وماهو دورها؟ عبد الرؤوف بن حليمة
https://youtu.be/3EJ9flW5K34
https://t.me/ruqyaalhibshi/1035
روابط فضائحه وكذبه وفضح الشيخ الهيلة لحاله
#العلاج #بخطف_الجن والنهي عنه ونصائح قيمة ...
الشيخ محمد الهيلة كامل https://www.youtube.com/@user-yb8oe7b...
خطف الجن لشمهروش وجيش المسلمين في مكة وحروب الجن | الراقي بن حليمة عبد الرؤوف
خطف الجن لشمهروش وجيش المسلمين في مكة وحرو...
خطف الجن لأوضاع الحرب على غزة -الشيخ عبد الرؤوف بن حليمة
خطف الجن لأوضاع الحرب على غزة -الشيخ عبد ...
زوزولا أبن ابليس يكشف ويفضح لشيخ راقي أسرار خطيرة
https://www.facebook.com/watch/?v=908...
أغرب من الخيال! أخيرا كشف لغز دوائر المحاصيل من يصنعها وماهو دورها؟ عبد الرؤوف بن حليمة
الشيخ خالد الحبشي قناة الرقية الشرعية
#خطف_الجن_jinn_catching حلقة معادة لأهميتها https://youtu.be/3EJ9flW5K34 https://t.me/ruqyaalhibshi/1035 روابط فضائحه وكذبه وفضح الشيخ الهيلة لحاله #العلاج #بخطف_الجن والنهي عنه ونصائح قيمة ... الشيخ محمد الهيلة كامل https://www.youtube.com/@user-yb8oe7b...…
Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh. Aziz kardeşlerim! Allah sizleri hayır üzerine yaşatsın.
Bugün de sizlerle birlikteyiz.
Aslında bana sürekli bazı şer'î usule uygun olmayan rukyecilerin isimleri hakkında sorular geliyor. Genellikle bu sorulara cevap vermemeye çalışıyorum. Fakat halk arasında şöhret kazanmış bazı kişiler var.
Bugünkü konumuz da bunlardan biri olan "cin kaçırma (cinleri alıp götürme)" meselesidir.
Bu konudan daha önce de bahsetmiştik. Ayrıca Şeyh Elbânî'nin talebelerinden ve fetva ehli olan Faziletli Şeyh Meşhur Es- Selmân ile bu meseleyi görüştük. Kendisine bu konuyu arz ettik ve o da bunun hakkında açıklama yaptı. Bu kayıtlar hâlâ mevcuttur.
Fakat insanlar önceki programlarımızı takip etmedikleri için aynı soruları tekrar soruyorlar. Oysa "Cin Kaçırma" başlıklı programımız ve hatta İngilizce başlığı bile bulunmaktadır.
Bu kişinin adını vermek istemiyorum. Fakat bilmemiz gereken önemli bir husus var.
Biz rukyecilerden sıkça bahsediyoruz. Çünkü bazı rukyeciler de bu adamın oyununa aldanmış, sonunda onun metodunu benimsemişlerdir. Çünkü bir netice gördüler. Evet, bir sonuç elde ettiklerini düşündüler.
Biz diyoruz ki: Kardeşlerim! Sonuç sadece bunlarda görülmez; sihirbazlarda da görülür.
Sihirbaz bu yola girdiğinde, öyle sihirbazlar vardır ki namaz da kılar. Kendisini hayır üzere zanneder. Salih bir iş yaptığını düşünür. İnsanlara yardım ettiğine inanır.
Fakat gerçekte ona yardım eden cinler vardır. "Ruhlar ve melekler bana yardım ediyor." zanneder.
Sonra yavaş yavaş sapar... sapar... sapar... Nihayet Allah katında işi hüsranla sonuçlanır. Buna rağmen insanlar dünyada onu iyi biri zannederler.
İşte bu kişi ve onun benzerleri bu işe başladılar. Bir iki gün içinde insanlara:
"Artık sende bir güç oluştu. Cinleri çağırabilir, onları getirebilirsin." demeye başladılar.
Peki onları nasıl getiriyor?
Çünkü kendisi zaten cin musallatına uğramış biridir. Bedeninde cin bulunmaktadır. Onun yanında eğitim alan kimseler benimle irtibat kurdular. Hatta eşi de aynı kişiden bu yöntemi öğrenmişti.
Vallahi ben araştırmadan, en ince ayrıntısına kadar incelemeden hiçbir konuda konuşmam. Ya uzun süre araştırırım ya da kesin bir sonuca ulaşırım.
Bu kişiyle ilgili ise vallahi on yıldan fazla zamandır onu takip ediyor ve susuyordum.
Fakat artık mesele yayıldı.
Çünkü bazı insanların şöyle yorumlar yaptığını gördüm: "Şeyhim! Bu adam dört dil biliyor." "Matematiği çok iyi biliyor"
Peki bunların bize ne faydası var?
Sahabeden biri rukyeyi bilmiyordu. Sadece Fâtiha sûresini okuyarak o adamı Allah'ın izniyle iyileştirdi. Fakat onun akidesi sağlamdı akidesi.
Dolayısıyla bir insan yirmi dil bilse de, hatta sadece dokunarak insanlar onun vesilesiyle iyileşse bile, bunlar bizim için ölçü değildir.
Bizim ölçümüz şudur: Rahmân'ın dostları ile şeytanın dostlarını ayırt eden esaslar vardır. Bu esaslara dikkat ederiz.
İşte bu hareket, Ehl-i Sünnet'in metodudur.
@rukyeterapi🌿
Bugün de sizlerle birlikteyiz.
Aslında bana sürekli bazı şer'î usule uygun olmayan rukyecilerin isimleri hakkında sorular geliyor. Genellikle bu sorulara cevap vermemeye çalışıyorum. Fakat halk arasında şöhret kazanmış bazı kişiler var.
Bugünkü konumuz da bunlardan biri olan "cin kaçırma (cinleri alıp götürme)" meselesidir.
Bu konudan daha önce de bahsetmiştik. Ayrıca Şeyh Elbânî'nin talebelerinden ve fetva ehli olan Faziletli Şeyh Meşhur Es- Selmân ile bu meseleyi görüştük. Kendisine bu konuyu arz ettik ve o da bunun hakkında açıklama yaptı. Bu kayıtlar hâlâ mevcuttur.
Fakat insanlar önceki programlarımızı takip etmedikleri için aynı soruları tekrar soruyorlar. Oysa "Cin Kaçırma" başlıklı programımız ve hatta İngilizce başlığı bile bulunmaktadır.
Bu kişinin adını vermek istemiyorum. Fakat bilmemiz gereken önemli bir husus var.
Biz rukyecilerden sıkça bahsediyoruz. Çünkü bazı rukyeciler de bu adamın oyununa aldanmış, sonunda onun metodunu benimsemişlerdir. Çünkü bir netice gördüler. Evet, bir sonuç elde ettiklerini düşündüler.
Biz diyoruz ki: Kardeşlerim! Sonuç sadece bunlarda görülmez; sihirbazlarda da görülür.
Sihirbaz bu yola girdiğinde, öyle sihirbazlar vardır ki namaz da kılar. Kendisini hayır üzere zanneder. Salih bir iş yaptığını düşünür. İnsanlara yardım ettiğine inanır.
Fakat gerçekte ona yardım eden cinler vardır. "Ruhlar ve melekler bana yardım ediyor." zanneder.
Sonra yavaş yavaş sapar... sapar... sapar... Nihayet Allah katında işi hüsranla sonuçlanır. Buna rağmen insanlar dünyada onu iyi biri zannederler.
İşte bu kişi ve onun benzerleri bu işe başladılar. Bir iki gün içinde insanlara:
"Artık sende bir güç oluştu. Cinleri çağırabilir, onları getirebilirsin." demeye başladılar.
Peki onları nasıl getiriyor?
Çünkü kendisi zaten cin musallatına uğramış biridir. Bedeninde cin bulunmaktadır. Onun yanında eğitim alan kimseler benimle irtibat kurdular. Hatta eşi de aynı kişiden bu yöntemi öğrenmişti.
Vallahi ben araştırmadan, en ince ayrıntısına kadar incelemeden hiçbir konuda konuşmam. Ya uzun süre araştırırım ya da kesin bir sonuca ulaşırım.
Bu kişiyle ilgili ise vallahi on yıldan fazla zamandır onu takip ediyor ve susuyordum.
Fakat artık mesele yayıldı.
Çünkü bazı insanların şöyle yorumlar yaptığını gördüm: "Şeyhim! Bu adam dört dil biliyor." "Matematiği çok iyi biliyor"
Peki bunların bize ne faydası var?
Sahabeden biri rukyeyi bilmiyordu. Sadece Fâtiha sûresini okuyarak o adamı Allah'ın izniyle iyileştirdi. Fakat onun akidesi sağlamdı akidesi.
Dolayısıyla bir insan yirmi dil bilse de, hatta sadece dokunarak insanlar onun vesilesiyle iyileşse bile, bunlar bizim için ölçü değildir.
Bizim ölçümüz şudur: Rahmân'ın dostları ile şeytanın dostlarını ayırt eden esaslar vardır. Bu esaslara dikkat ederiz.
İşte bu hareket, Ehl-i Sünnet'in metodudur.
@rukyeterapi🌿
❤2
الشيخ خالد الحبشي قناة الرقية الشرعية
مرضت والصحون تتطايرهل هذا طبيعي؟ https://www.youtube.com/shorts/3-54HEX9BCM https://t.me/ruqyaalhibshi/1042 https://www.facebook.com/share/r/186JbTf4Ea/ https://x.com/alroqyaacademy/status/2083663010736885894
Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.
Allah sizleri hayır üzerine yaşatsın, kıymetli kardeşlerim.
Bir kişi şöyle soruyor: "Şeyhim! Kızım çok ağır bir şekilde hastalandı. Bu hastalıkla birlikte evde tabaklar uçuşmaya başladı, eşyalar kırılıyor ve daha önce hiç görmediğimiz garip olaylar yaşanıyor."
Bunun ruhsal (manevî) bir rahatsızlıkla ilgisi olabilir mi?
Ben de dedim ki: Evet, elbette bunun ruhsal bir rahatsızlıkla ilgisi olabilir.
Özellikle kişi doktora gidip muayene olduğunda, doktor da: "Şikâyet ettiği şeyleri açıklayacak tıbbî bir hastalık göremiyorum." derse.
Tabakların uçuşması, mutfak eşyalarının kırılması gibi olaylara gelince...
Bazı insanlar da mutfaktan, sanki birisi yemek yapıyormuş gibi sesler duyduklarını, eşyaların kırıldığını veya metal kap-kacak sesleri işittiklerini anlatırlar.
Biz deriz ki: Bunlar, bu kıza yönelik mânevî bir eziyet olabilir. Bu; nazara uğraması ve bunun ardından şeytanların musallat olması sebebiyle olabileceği gibi, gaflet sebebiyle ya da farkında olmadan —veya bilerek— cinlerden bazılarına eziyet etmesi sonucu meydana gelen bir cin musallatı da olabilir.
Çünkü cinler intikam alırlar; kişinin bunu kasıtlı mı yoksa kasıtsız mı yaptığına aldırış etmezler.
Yüce Allah'tan, bu durumda olan kimselere Kur'ân-ı Kerîm ve şer'î rukye ile tedavi olmayı ilham etmesini niyaz ediyorum.
Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.
🌿@rukyeterapi
Allah sizleri hayır üzerine yaşatsın, kıymetli kardeşlerim.
Bir kişi şöyle soruyor: "Şeyhim! Kızım çok ağır bir şekilde hastalandı. Bu hastalıkla birlikte evde tabaklar uçuşmaya başladı, eşyalar kırılıyor ve daha önce hiç görmediğimiz garip olaylar yaşanıyor."
Bunun ruhsal (manevî) bir rahatsızlıkla ilgisi olabilir mi?
Ben de dedim ki: Evet, elbette bunun ruhsal bir rahatsızlıkla ilgisi olabilir.
Özellikle kişi doktora gidip muayene olduğunda, doktor da: "Şikâyet ettiği şeyleri açıklayacak tıbbî bir hastalık göremiyorum." derse.
Tabakların uçuşması, mutfak eşyalarının kırılması gibi olaylara gelince...
Bazı insanlar da mutfaktan, sanki birisi yemek yapıyormuş gibi sesler duyduklarını, eşyaların kırıldığını veya metal kap-kacak sesleri işittiklerini anlatırlar.
Biz deriz ki: Bunlar, bu kıza yönelik mânevî bir eziyet olabilir. Bu; nazara uğraması ve bunun ardından şeytanların musallat olması sebebiyle olabileceği gibi, gaflet sebebiyle ya da farkında olmadan —veya bilerek— cinlerden bazılarına eziyet etmesi sonucu meydana gelen bir cin musallatı da olabilir.
Çünkü cinler intikam alırlar; kişinin bunu kasıtlı mı yoksa kasıtsız mı yaptığına aldırış etmezler.
Yüce Allah'tan, bu durumda olan kimselere Kur'ân-ı Kerîm ve şer'î rukye ile tedavi olmayı ilham etmesini niyaz ediyorum.
Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.
🌿@rukyeterapi
❤2
Forwarded from Munadî Resmi
.
.
YouTube: https://youtube.com/shorts/I8YxJrtKk5w
İnstagram: https://www.instagram.com/reel/Dbgm784oUQe/?igsh=MTl5aG5tYWxuZ2U2aA==
.
.
Please open Telegram to view this post
VIEW IN TELEGRAM
YouTube
Sihir ve Büyüyü Yok Eden İksir | Bunu Uygula
Açıklama: Videoda bahsedilen yöntem Peygamber ﷺ’in sünneti değildir...
Forwarded from الشيخ خالد الحبشي قناة الرقية الشرعية
Media is too big
VIEW IN TELEGRAM
#الجن أشهر الأطباء النفسيين يعترف بالمس ودخول الجن/البروفوسور ريتشارد غالاغر
https://youtu.be/IpQ5Lb5ZL_U
https://t.me/ruqyaalhibshi/1044
https://www.facebook.com/share/v/1Fh1qjjoaP/
https://x.com/alroqyaacademy/status/2084580715862135130
https://youtu.be/IpQ5Lb5ZL_U
https://t.me/ruqyaalhibshi/1044
https://www.facebook.com/share/v/1Fh1qjjoaP/
https://x.com/alroqyaacademy/status/2084580715862135130
Bunu bazı bayan arkadaşlar okusun
Selamun aleykum hayirli aksamlar bu arkadasa sena oncesi konustugumda anlattiklari seyler izah ettim ve bedendeindeki cin biznillah cikardim ama cin bana dediginde beni cikarma ben buna zarar vermiyorum ve olmaz dinen haram isliyorsun 3 saatlik seanta sonra Allah izni ile cin cikmisti ama bu arakdasa dedim bi seni rahat birakmaz kendini emellere saril ve cay icmee basladik birden arkadasin gozleri kitlendi anladimki o cin bunu rahat birmakyacakti bir anda bana sirtini gosterdi baktimki nedenine zarar veriyordu
❤2
Anladimki varlik arkadasin zarar vermek icin boyle cizmeye basladi okuma.basladim.bu arkadasin bana penceri gosteoyordu somra 3 gun sorna bir daya bunu senasa aldim.ve olay farkli cikti uzun bir meselde oldugu icin kisa yazdim
❤3
Her özlem kavuşmayı gerektirmez. Bazı özlemler, insanın doğru bildiği yoldan dönmemesi için sabırla taşınır.
👌2❤1
AFFETMEK
Kitabımıza affetme çalışmasıyla başlamak istedik. Çünkü birçok fiziksel ve ruh- sal rahatsızlığın altında affedemediğimiz insanların olduğunu fark ettik. Affetmek birçok kişi tarafından, bize zarar veren kişiyi suçsuz bulmak olarak algılanır. Oysa affetmek, bir uzlaşma, o kişiyle yeniden bir ilişki içine girmek değildir. Sadece o kişinin bize yüklediği ağırlıktan kurtulmak, o yükleri daha fazla taşımamaktır.
Bir kişiyi affetmemek, onun yüklediği olumsuzlukların, yüklediği negatiflikle- rin bizimle birlikte taşınmasına neden olur. Olayları; yaşanılan olumsuz durumdan ders çıkarmak, tekrar aynı durumla karşılaşmamak için bir kazanç olarak görmek gerekir. Suçlu olduğunu düşündüğümüz kişiyi affetmek, bir bakıma kendimizi öz- gürleştirir. Affetmediğimiz her konu, bizim geçmişe takılı kalıp, anı yaşayamama- mıza neden olur.
Affetmek hem fiziksel hem de duygusal açıdan çok faydalıdır. Yapılan araştır- malar, affetmenin insan sağlığı üzerindeki etkilerini ortaya koymuştur. Kızgın ve nefret dolu insanlar, gergin ve mutsuzken; affetmeyi bilen insanlar tam tersine mutlu ve huzurludur. Affeden insanların kalp atışları daha yavaş ve düzenlidir, stres seviyeleri daha düşüktür, bağışıklık sistemleri daha güçlüdür.
Affetmenin önündeki en büyük engel çoğunlukla, affetmeyi bir yenilgi olarak görmektir. Başkalarını affedemeyen bireyler, kendilerini de affetmekte zorlanırlar. Sürekli kendilerini suçlarlar, kızarlar. Kendileriyle barışık değillerdir. Kendimize karşı ne kadar yumuşak ve affedici olabilirsek, başkalarını da affetmemiz o kadar kolay olur. Affettiğimiz zaman özgürleşen kişi suçlu bulduğumuz kişi değil, biz oluruz.
Şimdi aşağıdaki affetme demosunu yaparak, kendinizi özgürleştirebilirsiniz. (Bu ilk uygulamamızda EFT vuruşlarına gerek yoktur.)
Affetme Demosu
_____
Dik bir şekilde oturun ve yanınıza bir yastık alın.
Gözlerinizi kapatın.
Sanki uzun bir yolculuğa çıkıyormuşsunuz gibi önce iç dünyanızda, sonra da beden dünyanızda bir hazırlık yapın.
Uzun, çok uzun bir yolculuğa hazırlanır gibi, gözleriniz kapalı ve ruhunuzun derinliklerine doğru yapacağınız yolculuğa hazırlanıyorsunuz.
Zaman su gibi akıp gidecek. Ve siz geri döndüğünüzde; zihninizin, düşünceleri- nizin, duygularınızın arasına sıkışmış bütün olumsuzlukların, kaygıların ve endişele- rin yok olup gittiğine şahit olacaksınız. Bu şahitliğiniz apaçık bir şekilde olacağı gibi, gizli ve farkında olmadan da gerçekleşebilir.
Siz bunların hepsine ruhunuzla ve düşüncelerinizle hazırlanırken, önce bede- ninizi hazırlayalım.
Şimdi göz kapaklarınızın çevresindeki bütün kaslarınızı gevşetin. Gözünüzün çevresindeki kaslar o kadar çok gevşesin ki artık onları kullanma ihtiyacı duymaya- cağınız kadar çok gevşemiş olsun.
Belli bir aşamaya geldiğinizde, artık gözlerinizi açmak isteseniz bile açamadığı- nızı görecek, ama açabileceğinizi bileceksiniz.
Ağır olduklarını fark edin. Sonra başınızın üzerindeki kasları gevşetin; yanakla- rınız, alnınız, burnunuz, dudaklarınız ve başınızın arkasındaki bütün kasları tek tek serbest bırakın. Öyle ki boynunuza geldiğinizde, başınızı dik tutan bütün kasların
gevşemiş olduğunu fark edin.
Derin ve rahat bir duyguyla, bütün kaslarınızın gevşediğini hissedin. Sonra omuzlarınızı, kollarınızı, karnınızı, göğsünüzü, sırtınızı, bacaklarınızı ve ayaklarınızı; İstisnasız bütün kaslarınızı gevşetin.
O kadar çok gevşetin ki, bir süre sonra sanki koltukla bütünleşmişsiniz, siz kol- tuğa dönüşmüşünüz, koltuk size; ya da boş bir çuval gibi koltuğun üstünde yatıyor- muşsunuz gibi düşünün.
Şimdi sizinle o bahsettiğimiz uzun ve derin yolculuğa çıkalım.
Bu yolculuğu uzak bir memlekette, çok uzak bir memlekette yapıyormuş gibi hissederken hemen dibinizdeki, kanınızın içinde yapmanızı istiyorum.
Kırmızı ve sıcak kanınızın içinde ilerliyorsunuz. O güzel sıcaklık bedeninizi sarıyor.
Zihninize, duygularınızın ve düşüncelerinizin olduğu merkeze gidin.
Zihninizin en ışıklı noktasında durun. Burası sizin her şeyi çözeceğiniz yer. Her şeyi anlayacağınız yer. Her şeyle yüzleşeceğiniz yer.
Kitabımıza affetme çalışmasıyla başlamak istedik. Çünkü birçok fiziksel ve ruh- sal rahatsızlığın altında affedemediğimiz insanların olduğunu fark ettik. Affetmek birçok kişi tarafından, bize zarar veren kişiyi suçsuz bulmak olarak algılanır. Oysa affetmek, bir uzlaşma, o kişiyle yeniden bir ilişki içine girmek değildir. Sadece o kişinin bize yüklediği ağırlıktan kurtulmak, o yükleri daha fazla taşımamaktır.
Bir kişiyi affetmemek, onun yüklediği olumsuzlukların, yüklediği negatiflikle- rin bizimle birlikte taşınmasına neden olur. Olayları; yaşanılan olumsuz durumdan ders çıkarmak, tekrar aynı durumla karşılaşmamak için bir kazanç olarak görmek gerekir. Suçlu olduğunu düşündüğümüz kişiyi affetmek, bir bakıma kendimizi öz- gürleştirir. Affetmediğimiz her konu, bizim geçmişe takılı kalıp, anı yaşayamama- mıza neden olur.
Affetmek hem fiziksel hem de duygusal açıdan çok faydalıdır. Yapılan araştır- malar, affetmenin insan sağlığı üzerindeki etkilerini ortaya koymuştur. Kızgın ve nefret dolu insanlar, gergin ve mutsuzken; affetmeyi bilen insanlar tam tersine mutlu ve huzurludur. Affeden insanların kalp atışları daha yavaş ve düzenlidir, stres seviyeleri daha düşüktür, bağışıklık sistemleri daha güçlüdür.
Affetmenin önündeki en büyük engel çoğunlukla, affetmeyi bir yenilgi olarak görmektir. Başkalarını affedemeyen bireyler, kendilerini de affetmekte zorlanırlar. Sürekli kendilerini suçlarlar, kızarlar. Kendileriyle barışık değillerdir. Kendimize karşı ne kadar yumuşak ve affedici olabilirsek, başkalarını da affetmemiz o kadar kolay olur. Affettiğimiz zaman özgürleşen kişi suçlu bulduğumuz kişi değil, biz oluruz.
Şimdi aşağıdaki affetme demosunu yaparak, kendinizi özgürleştirebilirsiniz. (Bu ilk uygulamamızda EFT vuruşlarına gerek yoktur.)
Affetme Demosu
_____
Dik bir şekilde oturun ve yanınıza bir yastık alın.
Gözlerinizi kapatın.
Sanki uzun bir yolculuğa çıkıyormuşsunuz gibi önce iç dünyanızda, sonra da beden dünyanızda bir hazırlık yapın.
Uzun, çok uzun bir yolculuğa hazırlanır gibi, gözleriniz kapalı ve ruhunuzun derinliklerine doğru yapacağınız yolculuğa hazırlanıyorsunuz.
Zaman su gibi akıp gidecek. Ve siz geri döndüğünüzde; zihninizin, düşünceleri- nizin, duygularınızın arasına sıkışmış bütün olumsuzlukların, kaygıların ve endişele- rin yok olup gittiğine şahit olacaksınız. Bu şahitliğiniz apaçık bir şekilde olacağı gibi, gizli ve farkında olmadan da gerçekleşebilir.
Siz bunların hepsine ruhunuzla ve düşüncelerinizle hazırlanırken, önce bede- ninizi hazırlayalım.
Şimdi göz kapaklarınızın çevresindeki bütün kaslarınızı gevşetin. Gözünüzün çevresindeki kaslar o kadar çok gevşesin ki artık onları kullanma ihtiyacı duymaya- cağınız kadar çok gevşemiş olsun.
Belli bir aşamaya geldiğinizde, artık gözlerinizi açmak isteseniz bile açamadığı- nızı görecek, ama açabileceğinizi bileceksiniz.
Ağır olduklarını fark edin. Sonra başınızın üzerindeki kasları gevşetin; yanakla- rınız, alnınız, burnunuz, dudaklarınız ve başınızın arkasındaki bütün kasları tek tek serbest bırakın. Öyle ki boynunuza geldiğinizde, başınızı dik tutan bütün kasların
gevşemiş olduğunu fark edin.
Derin ve rahat bir duyguyla, bütün kaslarınızın gevşediğini hissedin. Sonra omuzlarınızı, kollarınızı, karnınızı, göğsünüzü, sırtınızı, bacaklarınızı ve ayaklarınızı; İstisnasız bütün kaslarınızı gevşetin.
O kadar çok gevşetin ki, bir süre sonra sanki koltukla bütünleşmişsiniz, siz kol- tuğa dönüşmüşünüz, koltuk size; ya da boş bir çuval gibi koltuğun üstünde yatıyor- muşsunuz gibi düşünün.
Şimdi sizinle o bahsettiğimiz uzun ve derin yolculuğa çıkalım.
Bu yolculuğu uzak bir memlekette, çok uzak bir memlekette yapıyormuş gibi hissederken hemen dibinizdeki, kanınızın içinde yapmanızı istiyorum.
Kırmızı ve sıcak kanınızın içinde ilerliyorsunuz. O güzel sıcaklık bedeninizi sarıyor.
Zihninize, duygularınızın ve düşüncelerinizin olduğu merkeze gidin.
Zihninizin en ışıklı noktasında durun. Burası sizin her şeyi çözeceğiniz yer. Her şeyi anlayacağınız yer. Her şeyle yüzleşeceğiniz yer.
Burası sizin merkeziniz, burası sizin dünyanız, burası sizin evreniniz.
Burası sizsiniz ve siz buradasınız.
Şimdi karşınıza boş bir sandalye getirdiğinizi ve o sandalyenin üzerine affet- mek istediğiniz birini oturttuğunuzu görün.
Bu hayatta seçimler yaptınız. Birçok seçim... İrili-ufaklı, doğru-yanlış birçok seçim...
Bazen zor olanı seçtiniz. Yapıp yapamayacağınızı, başarıp başaramayacağınızı bilemediniz ama zor olanı seçtiniz. Elbette ki sonunda büyük faydalar, büyük ödül- ler bekliyordunuz.
Bazen de kolay olanı seçtiniz. Kaçtınız. Size zarar vereceğini bile bile, her şey ortadayken, her şey açıkken, kolay olanı tercih ettiniz.
Bazen de siz hiç seçim yapmadınız. Bir seçimin içerisinde dünyaya geldiniz. Sizin adınıza birileri çoktan seçim yapmışlar. Belki acıların, belki çelişkilerin, belki çatışmaların ortasına düştünüz. Ve en acısı da bunu, karşınızdaki sandalyeye oturt- tuğunuz kişi yaptı.
En çok acıyı da o verdi size. Hiç yaşamak istemediğiniz, keşke bunların hiçbirisi olmasaydı, keşke bunların hiçbirini yaşamasaydım dediğiniz olaylar yaşadınız.
Acılar çektiniz. Ve tüm bu acılar, tüm bu çektikleriniz sizin planladığınız hayatla da hiç örtüşmüyor. Hiç ama hiç örtüşmüyor!
Ne güzel hayaller kurmuştunuz.
Ne güzel bir yaşam yaşamayı dilemiştiniz.
Ne güzel beklentileriniz vardı ama olmadı, olmuyor. Ne yaparsan yap olmuyor. Çektiğiniz acılar, çektiğiniz ıstıraplar, yaşadıklarınız sanki kurtulamadığınız bir kafe- sin içeresinde debelenip duruyormuş gibi hissettiriyor.
Beni incittin!
Şimdi size en çok acı veren o kişinin gözlerinin içine bakın ve söyleyin:
Beni kırdın! Benim acılar çekmeme neden oldun.
Beni belki küçük bir kız (erkek) çocuğu iken incittin. (Ne zaman olduysa onu söyleyin.)
Bana zarar verdin.
Benim kendimi kötü hissetmeme neden oldun.
Kendimi çok ama çok incinmiş hissediyorum. En aciz, en zavallı, en sıradan, en korumasız zamanımda beni incittin. Ne yapacağımı ne söyleyeceğimi, nasıl davra- nacağımı bilmediğim bir zaman diliminde...
Duygularıma, kimliğime, kişiliğime zarar verdin.
Sana çok güveniyordum.
Senin hayatımdaki varlığın, bambaşka şeyler ifade ediyordu. Sana o kadar farklı umutlar, o kadar farklı duygular bağlamıştım ki, bir gün hepsinin hayal olaca- ğını, yok olacağını, kağıttan bir ev gibi buruşup yok olacağını düşünmemiştim bile.
Sen benim kahramanımdın. Sen benim her şeyimdin. Yaşamımdaki en önemli anlam sendin.
Şu anda sanık kürsüsüne seni oturttum ve seninle hesaplaşıyorum. Bana ver- diğin acıları sindirmeye çalışıyorum, seni affetmeye çalışıyorum.
Seni hâlâ nasıl affedeceğimi bilmiyorum. Ama seni affetmek istiyorum çünkü hayatımda daha fazla yer tutmanı istemiyorum.
Bana daha fazla acı vermeni istemiyorum. Çünkü özgürleşmek istiyorum, çün- kü mutlu olmak istiyorum.
Senin yaptıklarından dolayı hâlâ acı duyuyorum.
Bana yaptıklarından dolayı senden nefret ediyorum. (Ne yaptıysa onu yüzüne söyleyin.) Beni terk ettin, beni önemsemedin, beni görmezden geldin, bana saygı duymadın... Daha da önemlisi beni sevmedin! Diğer insanlar sevilirken ben, senin gözlerinin içinde sevgi parçacıklarını aradım.
Senden bütün istediğim bana........... davranmandı.
Beni incitmene daha fazla izin vermeyeceğim, bana acı çektirmene daha fazla izin vermeyeceğim. (Önünüzdeki yastığa vurmak istiyorsanız vurabilirsiniz.)
Bana ne yaptığını görüyor musun? Yapmak istediğin bu muydu? Bunu mu arzu ediyordun? Beni bu hale mi getirmek istiyordun? Neler yaptın, neler oldu hayatım- da farkında mısın? Gerçekten farkında mısın?
Seni hiç affetmek istemiyorum ama biliyorum ki, bunun bana hiçbir faydası
yok.
Biliyorum ki bazen insanlar birbirlerini incitirler.
Bazen insanlar birbirlerine acı verirler. Neden biliyor musun?
Bu yolculuğu uzak bir memlekette, çok uzak bir memlekette yapıyormuş gibi
hissederken hemen dibinizdeki, kanınızın içinde yapmanızı istiyorum. Kırmızı ve sıcak kanınızın içinde ilerliyorsunuz. O güzel sıcaklık bedeninizi sarıyor.
Zihninize, duygularınızın ve düşüncelerinizin olduğu merkeze gidin.
Burası sizsiniz ve siz buradasınız.
Şimdi karşınıza boş bir sandalye getirdiğinizi ve o sandalyenin üzerine affet- mek istediğiniz birini oturttuğunuzu görün.
Bu hayatta seçimler yaptınız. Birçok seçim... İrili-ufaklı, doğru-yanlış birçok seçim...
Bazen zor olanı seçtiniz. Yapıp yapamayacağınızı, başarıp başaramayacağınızı bilemediniz ama zor olanı seçtiniz. Elbette ki sonunda büyük faydalar, büyük ödül- ler bekliyordunuz.
Bazen de kolay olanı seçtiniz. Kaçtınız. Size zarar vereceğini bile bile, her şey ortadayken, her şey açıkken, kolay olanı tercih ettiniz.
Bazen de siz hiç seçim yapmadınız. Bir seçimin içerisinde dünyaya geldiniz. Sizin adınıza birileri çoktan seçim yapmışlar. Belki acıların, belki çelişkilerin, belki çatışmaların ortasına düştünüz. Ve en acısı da bunu, karşınızdaki sandalyeye oturt- tuğunuz kişi yaptı.
En çok acıyı da o verdi size. Hiç yaşamak istemediğiniz, keşke bunların hiçbirisi olmasaydı, keşke bunların hiçbirini yaşamasaydım dediğiniz olaylar yaşadınız.
Acılar çektiniz. Ve tüm bu acılar, tüm bu çektikleriniz sizin planladığınız hayatla da hiç örtüşmüyor. Hiç ama hiç örtüşmüyor!
Ne güzel hayaller kurmuştunuz.
Ne güzel bir yaşam yaşamayı dilemiştiniz.
Ne güzel beklentileriniz vardı ama olmadı, olmuyor. Ne yaparsan yap olmuyor. Çektiğiniz acılar, çektiğiniz ıstıraplar, yaşadıklarınız sanki kurtulamadığınız bir kafe- sin içeresinde debelenip duruyormuş gibi hissettiriyor.
Beni incittin!
Şimdi size en çok acı veren o kişinin gözlerinin içine bakın ve söyleyin:
Beni kırdın! Benim acılar çekmeme neden oldun.
Beni belki küçük bir kız (erkek) çocuğu iken incittin. (Ne zaman olduysa onu söyleyin.)
Bana zarar verdin.
Benim kendimi kötü hissetmeme neden oldun.
Kendimi çok ama çok incinmiş hissediyorum. En aciz, en zavallı, en sıradan, en korumasız zamanımda beni incittin. Ne yapacağımı ne söyleyeceğimi, nasıl davra- nacağımı bilmediğim bir zaman diliminde...
Duygularıma, kimliğime, kişiliğime zarar verdin.
Sana çok güveniyordum.
Senin hayatımdaki varlığın, bambaşka şeyler ifade ediyordu. Sana o kadar farklı umutlar, o kadar farklı duygular bağlamıştım ki, bir gün hepsinin hayal olaca- ğını, yok olacağını, kağıttan bir ev gibi buruşup yok olacağını düşünmemiştim bile.
Sen benim kahramanımdın. Sen benim her şeyimdin. Yaşamımdaki en önemli anlam sendin.
Şu anda sanık kürsüsüne seni oturttum ve seninle hesaplaşıyorum. Bana ver- diğin acıları sindirmeye çalışıyorum, seni affetmeye çalışıyorum.
Seni hâlâ nasıl affedeceğimi bilmiyorum. Ama seni affetmek istiyorum çünkü hayatımda daha fazla yer tutmanı istemiyorum.
Bana daha fazla acı vermeni istemiyorum. Çünkü özgürleşmek istiyorum, çün- kü mutlu olmak istiyorum.
Senin yaptıklarından dolayı hâlâ acı duyuyorum.
Bana yaptıklarından dolayı senden nefret ediyorum. (Ne yaptıysa onu yüzüne söyleyin.) Beni terk ettin, beni önemsemedin, beni görmezden geldin, bana saygı duymadın... Daha da önemlisi beni sevmedin! Diğer insanlar sevilirken ben, senin gözlerinin içinde sevgi parçacıklarını aradım.
Senden bütün istediğim bana........... davranmandı.
Beni incitmene daha fazla izin vermeyeceğim, bana acı çektirmene daha fazla izin vermeyeceğim. (Önünüzdeki yastığa vurmak istiyorsanız vurabilirsiniz.)
Bana ne yaptığını görüyor musun? Yapmak istediğin bu muydu? Bunu mu arzu ediyordun? Beni bu hale mi getirmek istiyordun? Neler yaptın, neler oldu hayatım- da farkında mısın? Gerçekten farkında mısın?
Seni hiç affetmek istemiyorum ama biliyorum ki, bunun bana hiçbir faydası
yok.
Biliyorum ki bazen insanlar birbirlerini incitirler.
Bazen insanlar birbirlerine acı verirler. Neden biliyor musun?
Bu yolculuğu uzak bir memlekette, çok uzak bir memlekette yapıyormuş gibi
hissederken hemen dibinizdeki, kanınızın içinde yapmanızı istiyorum. Kırmızı ve sıcak kanınızın içinde ilerliyorsunuz. O güzel sıcaklık bedeninizi sarıyor.
Zihninize, duygularınızın ve düşüncelerinizin olduğu merkeze gidin.