Şer'i Rukye ve Psikoterapist🩺🍃 الرقية الشرعية و العلاج النفسي
75 subscribers
1.2K photos
453 videos
255 files
478 links
@rukye kanalına erişemiyorum. Paylaşımlara bu kanaldan devam edeceğiz biiznillah. @Rugye1 yeni hesabımdan iletişime geçebilirsiniz
Download Telegram
Selamun aleykum nasilsiniz dun aksam bir arkadaşım beni akşam alarak gebzenin köylerinde bir abiye ziyarete gittim gittiniz kisiler gerçekten çok değerli kişilerdi sohbet ederken konu cinlere geldi vs dedi benim esimde senelerdir bir korku var hocalığı göster ablayı çağırdılar geldi sonra dedim abla geçmişini bana izah et anlatmaya başladı ve annesine bakamam korkusu onun kalbinde ve göğüs kısmına vurarak 1 saat rugye yaptım sonra 1 saat piskoterapi yaparak göğüs kafesinde daralmayi annesine bakamam korkusunu yedirmek istedim kabullenmek istemedi ilk başta ama sean sonra kabullenmek istediğini bende dedim hazır ol bedendeki tüm kötü düşünceleri at dediğimde vallahi dedi hacam bedenimde sanki birseyler gidiyor dedim tümünü boşalt Elhamdülillah kabullendi ablamız bana öyle güzel dualar ettiki rabbim şifa verdi Elhamdülillahhttps://t.me/rukye
*“Yalnızlık, sessizlik değil; duyulmayan kalabalıktır.”*

İnsan bazen kalabalıkların içinde bile yalnız hisseder.
Çünkü yalnızlık, çevrende kimse olmaması değil…
Kendini kimseye anlatamamak, anlaşılmamaktır.

Psikoloji der ki:
*“Yalnızlık bazen ruhun kendini duymaya çalıştığı sessiz bir çığlıktır.”*
O yüzden biri sessizleştiğinde, sadece dinle.
Çünkü belki de tek istediği: “Buradayım” demen…

📝 *PsikoNotlar*
Başkasını *ısıtmak* için kendinizi *yakmaktan* vazgeçin.
*“İnsan bir yola çıkarsa, önce kendine rastlar.”*

Çünkü her yolculuk dışarıya değil, içeriye doğru başlar.
Yolda karşılaştıkların seni değil, *sana dair duyguları* gösterir.
Psikoloji der ki:
*“Gittiğin her yol, sonunda seni sana götürür.”*
*Değer verilmediğin yerde kalma.*
Bu, onur için verilen bir mücadeledir. Değerinin küçültülmemesi için
mücadele ediyorsun.

Birinci tercih olmalısın, ikinci değil.

Kendine yedek kulübesinde oturma izni vermezsin.

*Ya birinciyim ya da hiç yokum.*

Senin için yer açmayan insanları hayatına
müdahil etme.

Kendini zorla onların hayatına sokmaya çalışma;
onurunu koru
ve onun için savaş.

Değer verilmediğin yerden ayrıl. 💌

Yokluk, güçsüz var olmaktan çok daha iyidir. ✍️
*<☆>*

`Hayatını insanları memnun etmek için yaşama.```

Başkalarının ne düşündüğü umrunda olmasın. Eğer seni sevmiyorlarsa, sus ve yoluna devam et.

*Sorun Bitti.*
İnsana nazar degdigi zaman onunla birlikte cinler onlara eşlik ediyor
Yani nazarlı olan insanlarla şeytanlar onlarla birlikte gidiyor

Diyorum ki fark ettiginiz gibi diger durumlardan da büyük kısım nazarlarla birlikte bir şeytan takip ediyor hatta nazarları en büyük şeytan takip ediyor

Kadınlardan erkeklerden cocuklarda hatta hayvanlardan kaç kişi var ki şeytanların dilleriyle konuşurlar
Onların dilleriyle nazarları etkilerler

Daha öncede dediginiz gibi kabenin içinde bile cocuga nazar degdi

Bir kadının bir kaç çocuğu vardı kadın tatilden evine döndü evin tümünü döktü temizlik yaptı onun bir akrabası onu gördü we dediki sen yeni tatilden geldin i döktün temizledin ütüledin yıkadın şimdi yemek yapacaksın daha da çalişiyorsun
Sonra o kadın hasta oldu
Büyün vücudu agırmaya başladı
Bu kadın rükye yapmaya başladı Rukye yapılırken şeytan kadının diliyle konuşmaya başladı
Falan kadın beni nazarladı onun abdest suyuyla yıkanırsam iyi olucam
Kadının abdest suuyla yıkandı nazar kalktı ama onlar şeytan we cinler o vücuddan çıkmadı onlar o insanın vücudunu haretek etiriyor
Onlar ınsanın imanınına göree davranınr

O yüzden namaz we zikirlerinize dikkat edinhttps://t.me/rukye
التقليد الأعمى هو أول طريق الضلال،
فالدين لا يُؤخذ بالتبعية العمياء، بل بالبصيرة والعلم.
من سار خلف الناس بلا فهم، تاه معهم بلا دليل.
وابنُ الإسلام لا يقبل إلا الحق المبين،
فاجعل عقلك نورك بمعرفت كتاب الله وسنة نبيه صلى الله عليه وسلم واجعلهم  دليلك.

التقليد الأعمى موتٌ للبصيرة،
ومن اتّبع الناس بلا علم ضلّ قبل أن يضلّوه.
الدين هدايةٌ ونور، لا يقوم على عمى القلوب ولا على ترديد ما لا يُفهم.
فتّش عن الدليل، وابحث عن الحق،
واجعل إيمانك مبنيًا على يقين… لا على تقليدٍ يصنع الضلال.
🚫Körü körüne kişileri taklit etmek🚫

🔴Şüphesiz insanlığın –geçmişte ve hatta günümüzde – en büyük musibetlerinden biri, delile sahip olmayan ve hidayete dayanmayan kimselere körü körüne yapılan taklittir. Kişinin aklını bir başkasına teslim etmesi, atalarını, şeyhlerini veya kavmini (körü körüne takip ederek) Allah’tan başka rabler edinmesi, onlar uğruna dostluk ve düşmanlık göstermesi ve vahyin nurundan ve apaçık hakikatten yüz çevirmesi, musibetin en çarpıcı örneklerindendir.

🔴Kur’ân, bu helak edici hastalığı açık bir dille zemmetmiş, sonuçları konusunda uyarmış ve daha sonrasında; bu hastalığa tutulanları tüyler ürperten sıfatlarla tanımlamıştır:

👍Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
{Onlara: 'Allah’ın indirdiğine uyun!' denildiğinde, 'Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.' derler.}¹

🫥Ebû Ahmed el-Keraci el-Kassab şöyle der: Bu ayet, Rablerinin Kitabını terk ederek atalarının yoluna körü körüne uyan mukallidlere (taklitçilere) karşı bir delildir. Çünkü Allah Teâlâ, onlardan yalnızca nesep açısından atalarına uymalarını kınamamış; asıl kınadığı şey, Kitabını terk etmiş olmalarıdır.

Bu kimselerin iman etmiş olması ya da ötekilerin küfre düşmesi, onlardan terk etme sıfatını kaldırmaz. Zira terk, her terk eden için geçerlidir.
Mukallidin, taklit ettiği kişiye duyduğu iyi zan, Kur’an’ı terk etmenin bir mazereti olamaz. Çünkü taklit edilen kişi hata yapabilir, fakat Kur’an’da hata mümkün değildir..

Üstelik, mukallidin Kur’an’dan öğrendiğini sandığı şeyin, aslında Kur’an’da onun zıddına delalet eden bir nesh veya te'vil ile göz ardı edilmiş olması da muhtemeldir. Bu durumda onun sandığı şey değil, gözünden kaçan şey esas alınır.
Allah, bu tür gerekçeleri onun üzerinden kaldırmış; Kitabı’nı terk etmesini mazur görmemiştir.²

¹.『Bakara Suresi 170. Ayet』
².『Kitâb Nuketi’l-Kur’ân 3/629』
Görüldüğü üzere, el-Keraci (rahimehullâh), bu ayetle delil getirmenin, mutlak taklidin batıllığına dair apaçık bir burhan olduğunu açık bir şekilde ortaya koymuştur. Zira bu ayet, kitap ve sünnetin naslarından yüz çevirenleri ve kendilerine, beyyine ve burhan olmaksızın tabî oldukları imamları, şeyhleri ya da ataları edinenleri sert bir şekilde eleştirmektedir.

Dolayısıyla, herhangi biri bir başkasını körü körüne taklit eder, onun sözlerini masum vahyin mizanında (ölçüsünde) tartmaksızın kabul ederse, o kişi kendini bir uçuruma sürüklemektedir. Taklit ettiği kimseler hakkında iyi zanda bulunması da onu bu durumdan kurtarmaz.

El-Keraci, mukalledin (taklit edenin), mukallad (taklit edilen) hakkında iyi zanna dayanmasının, onu şer‘î sorumluluktan muaf tutmayacağına da dikkat çekmiştir. Zira her insan'a düşen görev, bizzat kendisinin tahkik etmesi ve Kur’an’a tabî olmasıdır. O Kur’an ki, önünden ve ardından bâtılın yanaşamayacağı bir ilâhî nastir; kişinin şeyhinin sözleri değil – ki şeyhi ne kadar bilgili olursa olsun. Zira şeyh masum değildir; küfür, hata, gaflet veya yanlış anlama ihtimali vardır. Oysa nas, bu tür kusurlardan münezzehtir.

Yine el-Keraci, büyük bir kaideye işaret etmiştir:
Hakkı terk eden her kimse, bunu kasıtlı da yapsa, taklit yoluyla da yapsa, neticede terk eden hükmünü alır. Terk, niyetten değil; yüz çevirmeden doğar. Bir kişi, sırf taklit ettiği kimseye güveniyor diye, naslara aykırı hareket etmesi onu mazur kılmaz.
Körü körüne taklide sığınmak, kişiyi helaktan da kurtarmaz!

🔴Buna göre, hak talibi olan bir kimsenin üzerine düşen şey; Kur’an ve Sünnet’i esas alması, her söz ve fiilde bunları ölçü kılmasıdır. Ve bunları Eser ehli ulemasının fehmine göre anlaması ve Araştırmaya, okumaya gayret göstermeli ve dininin dizginini – ki bu onun sahip olduğu en kıymetli şeydir – suret olarak günümüzde ehli eser kisvesine burunen, fakat hakikatte onlardan en uzak olan kişilerin eline bırakmamalıdır.
Zira, Körü körüne taklit, aklın gömülmesi, ayırt etme gücünün silinmesi ve itaat kisvesi altında sapmaya açılan bir kapıdır.
🔴
Selamun aleykum inseAllah sihir hakkında ufak bir bilgi verecem annede olan sihir çoğunda ne gibi etki eder