İşte Esma-i Hüsna'dan bazı isimler ve anlamları:
Ya Cemil ya Allah => Cemil - Güzel olan, gerçek güzellik sahibi olan, iyilik ve ihsan sahibi, zatı, sıfatları, fiilleri ve isimleri güzel olan, tüm kainata olan tecellisinde güzelliğin sonsuz mertebeleri bulunan ve bu kainat bütün güzellikleriyle onun güzelliğinin bir tecellisi olan.
Ya Karib ya Allah => Karib - Kullarına ilmi, rahmeti ve yardımıyla yakın olan.
Ya Mucib ya Allah => Mucib - Duaları, istekleri kabul eden ve cevap veren.
Ya Habib ya Allah => Habib - Sevilen, dost olan.
Ya Rauf ya Allah => Rauf - Çok merhametli, pek şefkatli.
Ya Atuf ya Allah => Atuf - Çok merhametli ve şefkatli olan, kullarına karşı çok acıyan.[1][2]
Ya Maruf ya Allah => Maruf - Bilinen, tanınan; iyilik ve güzellikle muamele eden.
Ya Latif ya Allah => Latif - Lütfu ve keremi bol olan, en ince işlerin bütün inceliklerini bilen.
Ya Azim ya Allah => Azim - Pek azametli, yüce olan.[3][4] Zatı ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu olan.
Ya Hannan ya Allah => Hannan - Çok merhametli, rahmetinin en güzel tecellilerini gösteren.[5][6]
Ya Mennan ya Allah => Mennan - Karşılıksız olarak bolca nimet ve ihsanda bulunan.[7][8]
Ya Deyyan ya Allah => Deyyan - Kullarının amellerine göre karşılık veren, mükafat ve ceza veren.[9]
Ya Subhan ya Allah => Subhan - Her türlü noksanlıktan, kusurdan ve acizlikten uzak olan.
Ya Eman ya Allah => Eman - Kullarına emniyet ve güven veren.
Ya Burhan ya Allah => Burhan - Varlığını ve birliğini gösteren kesin delillere sahip olan.
Ya Sultan ya Allah => Sultan - Bütün mahlukat üzerinde mutlak hakimiyeti olan.
Ya Müstean ya Allah => Müstean - Kendisinden yardım istenilen tek varlık.[10][11][12]
Ya Muhsin ya Allah => Muhsin - İyilik ve ihsanda bulunan, her şeyi güzel yapan.
Ya Müteal ya Allah => Müteal - Aklın alabileceği her şeyden pek yüce olan.
Ya Rahman ya Allah => Rahman - Dünyada bütün mahlukata merhamet eden, şefkat gösteren.[8]
Ya Rahim ya Allah => Rahim - Ahirette sadece müminlere merhamet eden.
Ya Kerim ya Allah => Kerim - Çok cömert, kerem sahibi, karşılıksız veren.
Ya Mecid ya Allah => Mecid - Şanı, şerefi ve kadri pek yüce olan.
Ya Ferd ya Allah => Ferd - Tek olan, eşi ve benzeri olmayan.
Ya Vitir ya Allah => Vitir - Tek olan.
Ya Ehad ya Allah => Ehad - Bir olan, zatında ve sıfatlarında ortağı olmayan.
Ya Samed ya Allah => Samed - Herkesin ve her şeyin muhtaç olduğu, ancak kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan.[13][14][15]
Ya Mahmud ya Allah => Mahmud - Bütün hamd ve senalara layık olan.
Ya Sadıkal vadi ya Allah => Sadıkal va'd - Vaadinde sadık olan, sözünü mutlaka yerine getiren.
Ya Aliyyu ya Allah => Aliyy - İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce olan.
Ya Ganiyyu ya Allah => Ganiyy - Çok zengin, hiçbir şeye muhtaç olmayan.
Ya Şafi ya Allah => Şafi - Şifa veren, hastalıklara çare olan.[16][17][18]
Ya Kafi ya Allah => Kafi - Kullarına yeten, onların her türlü ihtiyacını karşılayan.
Ya Muafi ya Allah => Muafi - Afiyet veren, bela ve musibetleri gideren.[19][20][21]
Ya Baki ya Allah => Baki - Varlığının sonu olmayan, ebedi olan.
Ya Hadi ya Allah => Hadi - Hidayet veren, doğru yolu gösteren.
Ya Kadir ya Allah => Kadir - Her şeye gücü yeten, kudret sahibi.
Ya Satir ya Allah => Satir - Ayıpları, günahları örten.
Ya Kahhar ya Allah => Kahhar - Her şeye galip gelen, mutlak hakimiyet sahibi olan.[22][23][24]
Ya Cebbar ya Allah => Cebbar - İstediğini mutlak yapan, dilediğini zorla da olsa yaptıran.
Ya Ğaffar ya Allah => Ğaffar - Günahları çokça bağışlayan.
Ya Fettah ya Allah => Fettah - Her türlü zorlukları açan ve kolaylaştıran, hayır kapılarını açan.
Ya Cemil ya Allah => Cemil - Güzel olan, gerçek güzellik sahibi olan, iyilik ve ihsan sahibi, zatı, sıfatları, fiilleri ve isimleri güzel olan, tüm kainata olan tecellisinde güzelliğin sonsuz mertebeleri bulunan ve bu kainat bütün güzellikleriyle onun güzelliğinin bir tecellisi olan.
Ya Karib ya Allah => Karib - Kullarına ilmi, rahmeti ve yardımıyla yakın olan.
Ya Mucib ya Allah => Mucib - Duaları, istekleri kabul eden ve cevap veren.
Ya Habib ya Allah => Habib - Sevilen, dost olan.
Ya Rauf ya Allah => Rauf - Çok merhametli, pek şefkatli.
Ya Atuf ya Allah => Atuf - Çok merhametli ve şefkatli olan, kullarına karşı çok acıyan.[1][2]
Ya Maruf ya Allah => Maruf - Bilinen, tanınan; iyilik ve güzellikle muamele eden.
Ya Latif ya Allah => Latif - Lütfu ve keremi bol olan, en ince işlerin bütün inceliklerini bilen.
Ya Azim ya Allah => Azim - Pek azametli, yüce olan.[3][4] Zatı ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu olan.
Ya Hannan ya Allah => Hannan - Çok merhametli, rahmetinin en güzel tecellilerini gösteren.[5][6]
Ya Mennan ya Allah => Mennan - Karşılıksız olarak bolca nimet ve ihsanda bulunan.[7][8]
Ya Deyyan ya Allah => Deyyan - Kullarının amellerine göre karşılık veren, mükafat ve ceza veren.[9]
Ya Subhan ya Allah => Subhan - Her türlü noksanlıktan, kusurdan ve acizlikten uzak olan.
Ya Eman ya Allah => Eman - Kullarına emniyet ve güven veren.
Ya Burhan ya Allah => Burhan - Varlığını ve birliğini gösteren kesin delillere sahip olan.
Ya Sultan ya Allah => Sultan - Bütün mahlukat üzerinde mutlak hakimiyeti olan.
Ya Müstean ya Allah => Müstean - Kendisinden yardım istenilen tek varlık.[10][11][12]
Ya Muhsin ya Allah => Muhsin - İyilik ve ihsanda bulunan, her şeyi güzel yapan.
Ya Müteal ya Allah => Müteal - Aklın alabileceği her şeyden pek yüce olan.
Ya Rahman ya Allah => Rahman - Dünyada bütün mahlukata merhamet eden, şefkat gösteren.[8]
Ya Rahim ya Allah => Rahim - Ahirette sadece müminlere merhamet eden.
Ya Kerim ya Allah => Kerim - Çok cömert, kerem sahibi, karşılıksız veren.
Ya Mecid ya Allah => Mecid - Şanı, şerefi ve kadri pek yüce olan.
Ya Ferd ya Allah => Ferd - Tek olan, eşi ve benzeri olmayan.
Ya Vitir ya Allah => Vitir - Tek olan.
Ya Ehad ya Allah => Ehad - Bir olan, zatında ve sıfatlarında ortağı olmayan.
Ya Samed ya Allah => Samed - Herkesin ve her şeyin muhtaç olduğu, ancak kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan.[13][14][15]
Ya Mahmud ya Allah => Mahmud - Bütün hamd ve senalara layık olan.
Ya Sadıkal vadi ya Allah => Sadıkal va'd - Vaadinde sadık olan, sözünü mutlaka yerine getiren.
Ya Aliyyu ya Allah => Aliyy - İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce olan.
Ya Ganiyyu ya Allah => Ganiyy - Çok zengin, hiçbir şeye muhtaç olmayan.
Ya Şafi ya Allah => Şafi - Şifa veren, hastalıklara çare olan.[16][17][18]
Ya Kafi ya Allah => Kafi - Kullarına yeten, onların her türlü ihtiyacını karşılayan.
Ya Muafi ya Allah => Muafi - Afiyet veren, bela ve musibetleri gideren.[19][20][21]
Ya Baki ya Allah => Baki - Varlığının sonu olmayan, ebedi olan.
Ya Hadi ya Allah => Hadi - Hidayet veren, doğru yolu gösteren.
Ya Kadir ya Allah => Kadir - Her şeye gücü yeten, kudret sahibi.
Ya Satir ya Allah => Satir - Ayıpları, günahları örten.
Ya Kahhar ya Allah => Kahhar - Her şeye galip gelen, mutlak hakimiyet sahibi olan.[22][23][24]
Ya Cebbar ya Allah => Cebbar - İstediğini mutlak yapan, dilediğini zorla da olsa yaptıran.
Ya Ğaffar ya Allah => Ğaffar - Günahları çokça bağışlayan.
Ya Fettah ya Allah => Fettah - Her türlü zorlukları açan ve kolaylaştıran, hayır kapılarını açan.
Biz her bir peygamberi, Allah’ın izniyle, ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine kötülük ettiklerinde sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileselerdi, peygamber de onlar için mağfiret dileseydi, elbette Allah’ı ziyadesiyle affedici ve esirgeyici bulurlardı.
Nisâ, 64 Kuran Quran
Nisâ, 64 Kuran Quran
Kendilerine yazık etmekte iken hayatlarını sona erdirdikleri kimselere melekler “Ne işte idiniz?” dediler, (onlar) “O yerde zayıf görülenlerden idik” cevabını verdiler. Melekler ise “Allah’ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!” dediler. İşte onların barınağı cehennemdir ve orası gidilecek ne kötü bir yerdir!
“Kendilerine yazık etmekte iken” ölen kimseler, Mekke’den Medine’ye göç etme imkânları bulunduğu halde bunu yapmayan, Mekke müşrikleri arasında yaşamaya devam eden, bu sebeple ya tekrar küfre dönen veya dinlerini tehlikeye atanlardır. İbn Abbas bu âyetle ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır: Müslümanlardan bir grup insan müşriklerle beraber bulunuyor, savaşlarda da Resûlullah’a karşı müşriklerin sayısını arttırmış oluyorlardı. Bu arada atılan oklardan ve sallanan kılıçlardan isabet alıp yaralanıyor veya ölüyorlardı. Bunun üzerine “kendilerine yazık ederken...” âyeti nâzil oldu (Buhârî, “Tefsîr”, 4/19). Müşriklerin arasında yaşamaya devam eden kimseler ister bu beraberliğin veya baskının etkisiyle yeniden şirke dönsünler, ister dönmeyip her an bu tehlike içinde yaşasınlar kendilerine yazık (kötülük) etmektedirler, yapmaları gereken şey müslümanların arasına gelip onlarla beraber yaşamaktır.
“Zayıf sayılanlar” diye çevirdiğimiz müstad‘afîn kelimesi, hâkim topluluk tarafından güçsüz ve önemsiz sayılan, taleplerine kulak asılmayan, adamdan sayılmayan, hakkını almaktan aciz bulunan kimseleri ifade etmektedir. Medine’ye hicret ederek bu durumdan kurtulma imkânları var iken Mekke’de zillet ve zaaf içinde yaşamayı tercih edenlerde olduğu gibi, müstad‘af olmakta ve böyle kalmakta kişinin kendi etkisi ve kusuru bulunursa sorumluluğu söz konusudur. Bilgisiz, amelsiz, imansız kalmaya bu durum mazeret olamaz.
Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 123-124
“Zayıf sayılanlar” diye çevirdiğimiz müstad‘afîn kelimesi, hâkim topluluk tarafından güçsüz ve önemsiz sayılan, taleplerine kulak asılmayan, adamdan sayılmayan, hakkını almaktan aciz bulunan kimseleri ifade etmektedir. Medine’ye hicret ederek bu durumdan kurtulma imkânları var iken Mekke’de zillet ve zaaf içinde yaşamayı tercih edenlerde olduğu gibi, müstad‘af olmakta ve böyle kalmakta kişinin kendi etkisi ve kusuru bulunursa sorumluluğu söz konusudur. Bilgisiz, amelsiz, imansız kalmaya bu durum mazeret olamaz.
Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 123-124
АПАТҚА ҰШЫРАҒАН ҚАУЫМДАР - Қазақстан мұсылмандары Діни басқармасының ресми сайты
https://www.muftyat.kz/kk/nasihat/zhuma-minberi/2018-07-19/21854--apata-shyiraan-auyimdar/
https://www.muftyat.kz/kk/nasihat/zhuma-minberi/2018-07-19/21854--apata-shyiraan-auyimdar/
www.muftyat.kz
АПАТҚА ҰШЫРАҒАН ҚАУЫМДАР
Адам баласы жаратылғаннан бастап Алла Тағала пендесін тура жолға салу және Өзіне ғана құлшылық етуі үшін пайғамбарлар жіберді.