Nasihat etmek, Riya & Şeytanın hedefi
Ebû’d-Derdâ (radıyallahu anh)
“Bazen size kendim yapmadığım bir şeyi emrediyorum. Fakat bunda yine de bir ecir umuyorum.”
📚 Kaynak: Kitâbü’z-Zühd, Ahmed bin Hanbel; Musannef, İbn Ebî Şeybe (34591)
📌 İnsan bir ameli tam yapamasa bile başkalarına o hayrı hatırlatması yine sevap olabilir.
⸻
Saîd bin Cübeyr (rahimehullah)
(Bunu nakleden: İmam Mâlik)
“Eğer bir kişi kendisinde hiçbir kusur kalmayana kadar iyiliği emretmeyecek ve kötülükten sakındırmayacak olsaydı, hiç kimse iyiliği emredemez ve kötülükten sakındıramazdı.”
İmam Mâlik şöyle dedi:
“Zaten kendisinde hiç kusur olmayan kim var ki?”
📚 Kaynak: el-Câmi’, İbn Ebî Zeyd el-Kayrevânî (1/158)
📌 Kusursuz olmayı beklemek iyiliği emretme görevini tamamen ortadan kaldırır.
⸻
Ömer bin Abdülaziz (rahimehullah)
“İnsan kendi nefsini tamamen düzeltmeden kardeşine nasihat etmeyecek olsaydı, insanlar hayrı terk ederdi. İyiliği emretme ve kötülükten sakındırma ortadan kalkar, nasihat edenler azalırdı.”
📚 Kaynak: el-Emru bi’l-Ma‘rûf ve’n-Nehy ani’l-Münker, İbn Ebî’d-Dünyâ (118)
📌 Nasihat görevi toplumda hayrın devamı için gereklidir.
⸻
İmam Ahmed bin Hanbel (rahimehullah)
“Bir kimse hayırlı bir amele iyi niyetle başlarsa, sonradan niyetinde değişiklik olsa bile başlangıç niyetine göre sevap almasını umarım.”
📚 Kaynak: Mesâil, Abdullah rivayeti (250)
📌 Amellerde ilk niyet çok önemlidir; sonradan gelen vesveseler sevabı tamamen yok etmez.
⸻
“Bir hayır yapmaya niyetlendiğinde hemen yap. Şeytan sana ‘Sen riya yapıyorsun’ derse, o ameli daha da uzat.”
📚 Kaynak: Musannef, İbn Ebî Şeybe (8579)
Hayseme b. Abdurrahman şöyle demiştir:
‘Namazdayken şeytan sana: “Sen gösteriş yapıyorsun (riya ediyorsun)” derse, o zaman namazını daha da uzat.’
— ez-Zehebî, Siyer A‘lâm en-Nübelâ, 4/75
📌 Şeytan bazen insanı riya korkusuyla hayrı terk ettirmek ister.
⸻
Nasihat
• İnsan kusurlu olsa bile iyiliği emretmeyi bırakmamalıdır.
• Kusursuz olmayı beklemek nasihat kapısını kapatır.
• Şeytan bazen “riya yapıyorsun” diyerek hayrı terk ettirmeye çalışır.
• Mümin hem kendi nefsini düzeltmeli, hem de hayrı yaymaya devam etmelidir.
• Önemli olan ihlas ve samimiyettir.
“Terk edemediğim kusurlarımı ve yerine getiremediğim vasıflarımı Allah Azze ve Celle'ye şikayet ediyorum.”
Ez-Zühd İbnu’l Mubarek, 193
Allah nasihat ederken doğru bir dil ve temiz bir kalp nasip etsin. Nasihatlerimiz kıyamet günü lehimize olsun, aleyhimize olmasın. Âmin.
Ebû’d-Derdâ (radıyallahu anh)
“Bazen size kendim yapmadığım bir şeyi emrediyorum. Fakat bunda yine de bir ecir umuyorum.”
📚 Kaynak: Kitâbü’z-Zühd, Ahmed bin Hanbel; Musannef, İbn Ebî Şeybe (34591)
📌 İnsan bir ameli tam yapamasa bile başkalarına o hayrı hatırlatması yine sevap olabilir.
⸻
Saîd bin Cübeyr (rahimehullah)
(Bunu nakleden: İmam Mâlik)
“Eğer bir kişi kendisinde hiçbir kusur kalmayana kadar iyiliği emretmeyecek ve kötülükten sakındırmayacak olsaydı, hiç kimse iyiliği emredemez ve kötülükten sakındıramazdı.”
İmam Mâlik şöyle dedi:
“Zaten kendisinde hiç kusur olmayan kim var ki?”
📚 Kaynak: el-Câmi’, İbn Ebî Zeyd el-Kayrevânî (1/158)
📌 Kusursuz olmayı beklemek iyiliği emretme görevini tamamen ortadan kaldırır.
⸻
Ömer bin Abdülaziz (rahimehullah)
“İnsan kendi nefsini tamamen düzeltmeden kardeşine nasihat etmeyecek olsaydı, insanlar hayrı terk ederdi. İyiliği emretme ve kötülükten sakındırma ortadan kalkar, nasihat edenler azalırdı.”
📚 Kaynak: el-Emru bi’l-Ma‘rûf ve’n-Nehy ani’l-Münker, İbn Ebî’d-Dünyâ (118)
📌 Nasihat görevi toplumda hayrın devamı için gereklidir.
⸻
İmam Ahmed bin Hanbel (rahimehullah)
“Bir kimse hayırlı bir amele iyi niyetle başlarsa, sonradan niyetinde değişiklik olsa bile başlangıç niyetine göre sevap almasını umarım.”
📚 Kaynak: Mesâil, Abdullah rivayeti (250)
📌 Amellerde ilk niyet çok önemlidir; sonradan gelen vesveseler sevabı tamamen yok etmez.
⸻
“Bir hayır yapmaya niyetlendiğinde hemen yap. Şeytan sana ‘Sen riya yapıyorsun’ derse, o ameli daha da uzat.”
📚 Kaynak: Musannef, İbn Ebî Şeybe (8579)
Hayseme b. Abdurrahman şöyle demiştir:
‘Namazdayken şeytan sana: “Sen gösteriş yapıyorsun (riya ediyorsun)” derse, o zaman namazını daha da uzat.’
— ez-Zehebî, Siyer A‘lâm en-Nübelâ, 4/75
📌 Şeytan bazen insanı riya korkusuyla hayrı terk ettirmek ister.
⸻
Nasihat
• İnsan kusurlu olsa bile iyiliği emretmeyi bırakmamalıdır.
• Kusursuz olmayı beklemek nasihat kapısını kapatır.
• Şeytan bazen “riya yapıyorsun” diyerek hayrı terk ettirmeye çalışır.
• Mümin hem kendi nefsini düzeltmeli, hem de hayrı yaymaya devam etmelidir.
• Önemli olan ihlas ve samimiyettir.
“Terk edemediğim kusurlarımı ve yerine getiremediğim vasıflarımı Allah Azze ve Celle'ye şikayet ediyorum.”
Ez-Zühd İbnu’l Mubarek, 193
Allah nasihat ederken doğru bir dil ve temiz bir kalp nasip etsin. Nasihatlerimiz kıyamet günü lehimize olsun, aleyhimize olmasın. Âmin.
❤8
DUA ile ilgili bilmeniz gerekenler…
🤲 Duada Usul ve Adab
Duanın başlangıc usulü: https://t.me/okuveeyuksel/2293
Dua Etmenin Adabı: https://t.me/okuveeyuksel/2187
Duada Doğru İstemek: https://t.me/okuveeyuksel/2167
Kabulü Hızlandıran Zikir (Duadan Önce): https://t.me/okuveeyuksel/2174
Duada Plan B Düşünmek: https://t.me/okuveeyuksel/2180
Duada Haddi Aşmak: https://t.me/okuveeyuksel/2233
📖 Kuran ve Sünnetten Özel Dualar
Kuran ve Sünnetten Dualar - 1: https://t.me/okuveeyuksel/2193
Kuran ve Sünnetten Dualar - 2: https://t.me/okuveeyuksel/2200
Kuran ve Sünnetten Dualar - 3: https://t.me/okuveeyuksel/2169
Kuran ve Sünnetten Dualar - 4:
https://t.me/okuveeyuksel/2304
Hz. Ömer’in (ra) Kunutta Yaptığı Dua: https://t.me/okuveeyuksel/2214
✨ Önemli Günler ve Özel İstekler
Kadir Gecesi Duası: https://t.me/okuveeyuksel/2212
Af ve Afiyet İstemenin Önemi: https://t.me/okuveeyuksel/2235
Duada Sabır İstememek lazım!: https://t.me/okuveeyuksel/2229
Hatimden Sonra Dua Etmenin Fazileti: https://t.me/okuveeyuksel/2232
Gece ve gündüzün en faziletli zikri
https://t.me/okuveeyuksel/2271
En faziletli dua
https://t.me/okuveeyuksel/2281
Dualara amin demek
https://t.me/okuveeyuksel/2288
Yönetici için dua etmenin önemi
https://t.me/okuveeyuksel/2289
Duada sadece Nebiye salat ve selam okumak
https://t.me/okuveeyuksel/2326
Rabbim amel etmeyi nasip ve kolay eylesin ✨📌📚
🤲 Duada Usul ve Adab
Duanın başlangıc usulü: https://t.me/okuveeyuksel/2293
Dua Etmenin Adabı: https://t.me/okuveeyuksel/2187
Duada Doğru İstemek: https://t.me/okuveeyuksel/2167
Kabulü Hızlandıran Zikir (Duadan Önce): https://t.me/okuveeyuksel/2174
Duada Plan B Düşünmek: https://t.me/okuveeyuksel/2180
Duada Haddi Aşmak: https://t.me/okuveeyuksel/2233
📖 Kuran ve Sünnetten Özel Dualar
Kuran ve Sünnetten Dualar - 1: https://t.me/okuveeyuksel/2193
Kuran ve Sünnetten Dualar - 2: https://t.me/okuveeyuksel/2200
Kuran ve Sünnetten Dualar - 3: https://t.me/okuveeyuksel/2169
Kuran ve Sünnetten Dualar - 4:
https://t.me/okuveeyuksel/2304
Hz. Ömer’in (ra) Kunutta Yaptığı Dua: https://t.me/okuveeyuksel/2214
✨ Önemli Günler ve Özel İstekler
Kadir Gecesi Duası: https://t.me/okuveeyuksel/2212
Af ve Afiyet İstemenin Önemi: https://t.me/okuveeyuksel/2235
Duada Sabır İstememek lazım!: https://t.me/okuveeyuksel/2229
Hatimden Sonra Dua Etmenin Fazileti: https://t.me/okuveeyuksel/2232
Gece ve gündüzün en faziletli zikri
https://t.me/okuveeyuksel/2271
En faziletli dua
https://t.me/okuveeyuksel/2281
Dualara amin demek
https://t.me/okuveeyuksel/2288
Yönetici için dua etmenin önemi
https://t.me/okuveeyuksel/2289
Duada sadece Nebiye salat ve selam okumak
https://t.me/okuveeyuksel/2326
Rabbim amel etmeyi nasip ve kolay eylesin ✨📌📚
❤8
Dua ettiğimizde, bize imkânsız görünen şeyleri düşünelim; Allah için ise tek bir kelime yeterlidir: “Ol”.
Denizin yarılması,
Ay’ın yarılması,
İbrahim as’i yakmayan ateş,
Meryem as’in hamileliği,
Yunus as’in balığın karnından kurtarılması,
Nuh as’in tufanı,
İsa as’in sadece 40 günlükken konuşması,
Süleyman as’in hayvanlarla iletişimi,
Cinler ve rüzgarlar üzerinde onun gücü,
Gündüz ve gece arasındaki geçiş,
İsa as’in hastaları iyileştirmesi,
İsa as’in ölüleri diriltmesi,
Küçücük tohumlardan bitkilerin büyümesi,
Ay ve evreleri,
Suyun oluşumu: denizlerin, nehirlerin ve okyanusların varlığı,
Düşünebilme, öğrenebilme ve anlayabilme yeteneği,
Kendi doğumun – sen, nefesin,
İnsan vücudu, trilyonlarca hücreden oluşan karmaşık bir mucize,
İslam sayesinde içsel huzur
— tüm bunlar, Allah’ın yüceliğini gösteren mucizelerdir.
Kime dua ettiğini bil. Ne kadar küçük ve muhtaç olduğumuzu fark et, ve Allah’ı, her şeye gücü yeten Allah’ı överek yücelt. Allah, tüm güzel dileklerini yerine getirsin – tek bir “Ol” kelimesiyle… ve olur.
Allah kendisini nasıl övdüyse öyledir, biz ise Ona övgüyü saymakla bitiremeyiz. Allahtan yine Allaha sığınırız.
سبحان الله وبحمده ✨
Denizin yarılması,
Ay’ın yarılması,
İbrahim as’i yakmayan ateş,
Meryem as’in hamileliği,
Yunus as’in balığın karnından kurtarılması,
Nuh as’in tufanı,
İsa as’in sadece 40 günlükken konuşması,
Süleyman as’in hayvanlarla iletişimi,
Cinler ve rüzgarlar üzerinde onun gücü,
Gündüz ve gece arasındaki geçiş,
İsa as’in hastaları iyileştirmesi,
İsa as’in ölüleri diriltmesi,
Küçücük tohumlardan bitkilerin büyümesi,
Ay ve evreleri,
Suyun oluşumu: denizlerin, nehirlerin ve okyanusların varlığı,
Düşünebilme, öğrenebilme ve anlayabilme yeteneği,
Kendi doğumun – sen, nefesin,
İnsan vücudu, trilyonlarca hücreden oluşan karmaşık bir mucize,
İslam sayesinde içsel huzur
— tüm bunlar, Allah’ın yüceliğini gösteren mucizelerdir.
Kime dua ettiğini bil. Ne kadar küçük ve muhtaç olduğumuzu fark et, ve Allah’ı, her şeye gücü yeten Allah’ı överek yücelt. Allah, tüm güzel dileklerini yerine getirsin – tek bir “Ol” kelimesiyle… ve olur.
Allah kendisini nasıl övdüyse öyledir, biz ise Ona övgüyü saymakla bitiremeyiz. Allahtan yine Allaha sığınırız.
سبحان الله وبحمده ✨
❤12
Tüm sayılan mucizeler Kur’ân’da belirtilmiştir ve tam olarak bundan dolayı Allah, bizlere ibret almak için aktarmıştır.
Çünkü Allah şöyle buyuruyor:
وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ وَمَا يَعْقِلُهَا إِلَّا الْعَالِمُونَ
“…Böyle örnekleri insanlara veririz; fakat onu ancak bilenler anlar.”
(Ankebut, 43)
Kur’ân’da bununla ilgili birçok ayet vardır; “Bu kıssalardan öğüt alın, bunlar masal değildir” denmektedir.
Bunları her defasında okuyor ve geçiyoruz, ama asıl hedef bu olmamalı.
Dua ederken bile aklımıza gelmezse, o zaman gerçek dersi alabiliyor muyuz?!
Allah’ım!
Kur’an’da bize aktardığın mucizeleri hatırlıyoruz;
Bunlar masal değil, bizler için ibret ve ders olsun diye bildirildi.
Ey Allah’ım!
Bize aklımızı, kalbimizi ve dualarımızı aç ki, Senin kudretini her an hissedelim ve gerçek dersleri alalım.
Subhanallahi wa bihamdihi.
Allah’ım! Sen el-Kadîrsin, tek bir “Ol” ile her şey gerçekleşir.
Bize Senin yolunda düşünebilme, ibret alabilme ve Sana yönelme lütfunu ver. Amin.
Çünkü Allah şöyle buyuruyor:
وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ وَمَا يَعْقِلُهَا إِلَّا الْعَالِمُونَ
“…Böyle örnekleri insanlara veririz; fakat onu ancak bilenler anlar.”
(Ankebut, 43)
Kur’ân’da bununla ilgili birçok ayet vardır; “Bu kıssalardan öğüt alın, bunlar masal değildir” denmektedir.
Bunları her defasında okuyor ve geçiyoruz, ama asıl hedef bu olmamalı.
Dua ederken bile aklımıza gelmezse, o zaman gerçek dersi alabiliyor muyuz?!
Allah’ım!
Kur’an’da bize aktardığın mucizeleri hatırlıyoruz;
Bunlar masal değil, bizler için ibret ve ders olsun diye bildirildi.
Ey Allah’ım!
Bize aklımızı, kalbimizi ve dualarımızı aç ki, Senin kudretini her an hissedelim ve gerçek dersleri alalım.
Subhanallahi wa bihamdihi.
Allah’ım! Sen el-Kadîrsin, tek bir “Ol” ile her şey gerçekleşir.
Bize Senin yolunda düşünebilme, ibret alabilme ve Sana yönelme lütfunu ver. Amin.
❤17
Siyer'de bunu okuyup beyni dönmeyen var mı?
"Sümeyra hatuna Uhud dönüşü kocan, baban, oğlun Şehid düştü deniyor. Sümeyra hatun soruyor: peki Resûlullah'a [a.s] ne oldu? O yaşıyor dendiğinde şu görkemli ifadeler dizilir: Ya Resulallah!Madem ki sen yaşıyorsun,diğer sıkıntılar aşılabilir"
@okuveeyuksel
"Sümeyra hatuna Uhud dönüşü kocan, baban, oğlun Şehid düştü deniyor. Sümeyra hatun soruyor: peki Resûlullah'a [a.s] ne oldu? O yaşıyor dendiğinde şu görkemli ifadeler dizilir: Ya Resulallah!Madem ki sen yaşıyorsun,diğer sıkıntılar aşılabilir"
@okuveeyuksel
❤35
Forwarded from OKU VE YÜKSEL / İSLAMİ CANLI DERSLER / HANIMLAR 🚺
https://whatsapp.com/channel/0029Va5YNkEEgGfEq9a0j630
“Kur’an’la Değişen Hayatlara Sen de Vesile Ol!”
Evinde, huzurla, adım adım Kur’an’a yaklaşmak isteyen hanım kardeşler için özel bir program hazırlandı.
Hatimle tertil programımızda sadece okumak yok; anlamak, yaşamak ve Kur’an’ı hayata taşımak var. Her gün düzenli tilavet, ardından tecvid kuralları, sonra da ayetlerden çıkarılan salih amellerle kalbe dokunan bir yolculuk…
Disiplinli, sade ve dolu dolu bir sistem: Her gün 10 sayfa tilavet, tecvid dersleri ve hayatımıza yön verecek çıkarımlar.
Üstelik tamamen hanımlara özel, nezih ve ciddi bir ilim ortamı.
Sen katılamıyorsan bile bu hayra ortak ol: Bu mesajı Kur’an’a yaklaşmak isteyen hanım kardeşlere gönder. Belki birinin hidayetine, birinin istikrarına vesile olursun.
“Kur’an’la Değişen Hayatlara Sen de Vesile Ol!”
Evinde, huzurla, adım adım Kur’an’a yaklaşmak isteyen hanım kardeşler için özel bir program hazırlandı.
Hatimle tertil programımızda sadece okumak yok; anlamak, yaşamak ve Kur’an’ı hayata taşımak var. Her gün düzenli tilavet, ardından tecvid kuralları, sonra da ayetlerden çıkarılan salih amellerle kalbe dokunan bir yolculuk…
Disiplinli, sade ve dolu dolu bir sistem: Her gün 10 sayfa tilavet, tecvid dersleri ve hayatımıza yön verecek çıkarımlar.
Üstelik tamamen hanımlara özel, nezih ve ciddi bir ilim ortamı.
Sen katılamıyorsan bile bu hayra ortak ol: Bu mesajı Kur’an’a yaklaşmak isteyen hanım kardeşlere gönder. Belki birinin hidayetine, birinin istikrarına vesile olursun.
❤10
Tevekkül Serisi
Mûsâ’nın (aleyhisselâm) hakkında nakledilen bu hikâye, çoğu zaman tevekkülü (Allah’a güvenmeyi) açıklamak için anlatılır:
Rivayet edilir ki Mûsâ (aleyhisselâm) hastalandı ve şöyle dedi:
“Ey Rabbim, bu hastalık kimdendir?”
Allah dedi ki: “Benden.”
Mûsâ dedi ki:
“Peki şifa kimdendir?”
Allah dedi ki: “Benden.”
Bunun üzerine Allah ona şöyle dedi:
“Bu bitkiden iç.”
Mûsâ ondan içti ve iyileşti. Daha sonra tekrar hastalandı. Bu sefer doğrudan bitkiye gidip ondan içti, fakat iyileşmedi.
Bunun üzerine Mûsâ dedi ki:
“Ey Rabbim, ilk seferde iyileşmiştim ama şimdi neden iyileşmedim?”
Allah ona şöyle buyurdu:
“İlk seferde şifa için Bana yönelmiştin. Ama şimdi kalbini bitkiye bağladın.”
⸻
Bu hikâye önemli bir prensibi açıklar:
Sebeplere (vesilelere) başvurmak caizdir ve hatta gereklidir.
Fakat kalp sebeplere değil, yalnızca Allah’a bağlanmalıdır.
Çünkü:
İlaç kendi kendine şifa vermez.
Bitki kendi kendine etki etmez.
Doktor kendi başına iyileştirmez.
Şifa veren Allah’tır.
Allah (Azze ve Celle), bu sebepler aracılığıyla şifa verendir.
⸻
Bu yüzden Müslüman iki şeyi birleştirir:
Sebeplere başvurur ve aynı zamanda tamamen Allah’a güvenir.
İşte gerçek tevekkül budur.
Peki sen daha çok sebeplere mi güveniyorsun,
yoksa o sebepleri etkili kılan Allah’a mı?
https://t.me/okuveeyuksel
Mûsâ’nın (aleyhisselâm) hakkında nakledilen bu hikâye, çoğu zaman tevekkülü (Allah’a güvenmeyi) açıklamak için anlatılır:
Rivayet edilir ki Mûsâ (aleyhisselâm) hastalandı ve şöyle dedi:
“Ey Rabbim, bu hastalık kimdendir?”
Allah dedi ki: “Benden.”
Mûsâ dedi ki:
“Peki şifa kimdendir?”
Allah dedi ki: “Benden.”
Bunun üzerine Allah ona şöyle dedi:
“Bu bitkiden iç.”
Mûsâ ondan içti ve iyileşti. Daha sonra tekrar hastalandı. Bu sefer doğrudan bitkiye gidip ondan içti, fakat iyileşmedi.
Bunun üzerine Mûsâ dedi ki:
“Ey Rabbim, ilk seferde iyileşmiştim ama şimdi neden iyileşmedim?”
Allah ona şöyle buyurdu:
“İlk seferde şifa için Bana yönelmiştin. Ama şimdi kalbini bitkiye bağladın.”
⸻
Bu hikâye önemli bir prensibi açıklar:
Sebeplere (vesilelere) başvurmak caizdir ve hatta gereklidir.
Fakat kalp sebeplere değil, yalnızca Allah’a bağlanmalıdır.
Çünkü:
İlaç kendi kendine şifa vermez.
Bitki kendi kendine etki etmez.
Doktor kendi başına iyileştirmez.
Şifa veren Allah’tır.
Allah (Azze ve Celle), bu sebepler aracılığıyla şifa verendir.
⸻
Bu yüzden Müslüman iki şeyi birleştirir:
Sebeplere başvurur ve aynı zamanda tamamen Allah’a güvenir.
İşte gerçek tevekkül budur.
Peki sen daha çok sebeplere mi güveniyorsun,
yoksa o sebepleri etkili kılan Allah’a mı?
https://t.me/okuveeyuksel
❤10
“Zannıyla faydalanılmayanın, kendisiyle de faydalanılmaz.”
Ömer b. el-Hattâb (radıyallâhu anh) şöyle demiştir:
“Kardeşinden bir söz işiten bir müslüman, o söz hakkında hayırlı bir tevil bulabildiği hâlde kötü zan beslemesi helâl değildir.”
Yine şöyle demiştir: “Zannıyla faydalanılmayanın, kendisiyle de faydalanılmaz.”
(Behcetu’l Mecâlis)
Ebû Hamid el-Gazzâlî de şöyle der:
“Kalbine suizan (kötü zan) düşmesi, şeytanın kalbine bıraktığı vesvesedir. Bu yüzden onu yalanlamalısın. Çünkü şeytan, fâsıkların da fâsığıdır.”
Buradan şunu öğreniyoruz: Husnu zan (iyi zan) bir ilişkinin olmazsa olmazıdır. Kalbine huzur ve sükûn veren şey de budur.
Kardeşinle ilgili kötü düşüncelere kapılıyorsan ya da aklında soru işaretleri varsa, iyiye yoracak şekilde düşünmeyi seç. Kötüye yormak çok kolaydır, ama iyiye yormak erdemdir. Çoğu zaman olay, düşündüğün kadar kötü değildir.
Unutma ki her şeyi bilen sen değilsin; bilen Allah’tır. Herkes her şeyi açıklamak zorunda değildir. “Kardeşimin kendine göre sebepleri vardır” diyerek bir mazeret bul; bulamazsan da “Benim bilmediğim bir şey var” diyerek konuyu kalbine iyi kapat.
Eğer bunu da başaramıyorsan, kardeşine güzel bir üslup ile danış. Başkasına konuyu açmak ise genellikle bir fayda sağlamaz; sorun kimdeyse çözüm de ondadır.
Allah kalplerimizi Müslümanlara karşı selâmetli kılsın ki, çokça hayır amel işleyebilelim. Çünkü kalbi insanlarla meşgul olanın ameli zayıf ve az olur.
هَلۡ جَزَاۤءُ ٱلۡإِحۡسَـٰنِ إِلَّا ٱلۡإِحۡسَـٰنُ﴿ ٦٠ ﴾
İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir.
Ar-Raḥmān, 60. Ayet
https://t.me/okuveeyuksel
Ömer b. el-Hattâb (radıyallâhu anh) şöyle demiştir:
“Kardeşinden bir söz işiten bir müslüman, o söz hakkında hayırlı bir tevil bulabildiği hâlde kötü zan beslemesi helâl değildir.”
Yine şöyle demiştir: “Zannıyla faydalanılmayanın, kendisiyle de faydalanılmaz.”
(Behcetu’l Mecâlis)
Ebû Hamid el-Gazzâlî de şöyle der:
“Kalbine suizan (kötü zan) düşmesi, şeytanın kalbine bıraktığı vesvesedir. Bu yüzden onu yalanlamalısın. Çünkü şeytan, fâsıkların da fâsığıdır.”
Buradan şunu öğreniyoruz: Husnu zan (iyi zan) bir ilişkinin olmazsa olmazıdır. Kalbine huzur ve sükûn veren şey de budur.
Kardeşinle ilgili kötü düşüncelere kapılıyorsan ya da aklında soru işaretleri varsa, iyiye yoracak şekilde düşünmeyi seç. Kötüye yormak çok kolaydır, ama iyiye yormak erdemdir. Çoğu zaman olay, düşündüğün kadar kötü değildir.
Unutma ki her şeyi bilen sen değilsin; bilen Allah’tır. Herkes her şeyi açıklamak zorunda değildir. “Kardeşimin kendine göre sebepleri vardır” diyerek bir mazeret bul; bulamazsan da “Benim bilmediğim bir şey var” diyerek konuyu kalbine iyi kapat.
Eğer bunu da başaramıyorsan, kardeşine güzel bir üslup ile danış. Başkasına konuyu açmak ise genellikle bir fayda sağlamaz; sorun kimdeyse çözüm de ondadır.
Allah kalplerimizi Müslümanlara karşı selâmetli kılsın ki, çokça hayır amel işleyebilelim. Çünkü kalbi insanlarla meşgul olanın ameli zayıf ve az olur.
هَلۡ جَزَاۤءُ ٱلۡإِحۡسَـٰنِ إِلَّا ٱلۡإِحۡسَـٰنُ﴿ ٦٠ ﴾
İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir.
Ar-Raḥmān, 60. Ayet
https://t.me/okuveeyuksel
❤8
إِنَّمَا يَخْشَى ٱللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ ٱلْعُلَمَـٰٓؤُا۟ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ
“Allah’tan kulları içinde ancak âlim olanlar (O’nu gerçekten bilenler) hakkıyla korkar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.”
(Fatir Suresi, 28)
Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Allah’tan en çok korkanınız ve O’nu en iyi tanıyanınız benim.”
(Buhârî, Nikâh 1; Müslim, Sıyâm 74)
Bir insanın iyiliğini, vefasını ve sevgisini gerçekten tanıyan kişi ona bağlanır; yanında olmak ister ve yokluğunda onu özler.
Allah’ı tanımak da böyledir. O’nu ne kadar tanırsak o kadar sever, O’na o kadar güvenir ve tevekkül ederiz. Çünkü Allah, kendisine güvenen kullarına yeter.
İnsan değişebilir; fakat Allah’ın sözü ve vaadi haktır. O’na ne kadar yönelirsek kalbimiz o kadar huzur bulur.
Peki bizi yaratan Rahman’ı gerçekten tanıyor muyuz?
Tavsiye: Her gün Allah’ın bir ismini öğrenin. O ismin hangi ayetlerde ve hadislerde geçtiğine bakın.
https://t.me/okuveeyuksel
“Allah’tan kulları içinde ancak âlim olanlar (O’nu gerçekten bilenler) hakkıyla korkar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.”
(Fatir Suresi, 28)
Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Allah’tan en çok korkanınız ve O’nu en iyi tanıyanınız benim.”
(Buhârî, Nikâh 1; Müslim, Sıyâm 74)
Bir insanın iyiliğini, vefasını ve sevgisini gerçekten tanıyan kişi ona bağlanır; yanında olmak ister ve yokluğunda onu özler.
Allah’ı tanımak da böyledir. O’nu ne kadar tanırsak o kadar sever, O’na o kadar güvenir ve tevekkül ederiz. Çünkü Allah, kendisine güvenen kullarına yeter.
İnsan değişebilir; fakat Allah’ın sözü ve vaadi haktır. O’na ne kadar yönelirsek kalbimiz o kadar huzur bulur.
Peki bizi yaratan Rahman’ı gerçekten tanıyor muyuz?
Tavsiye: Her gün Allah’ın bir ismini öğrenin. O ismin hangi ayetlerde ve hadislerde geçtiğine bakın.
https://t.me/okuveeyuksel
❤10
Tevekkül Serisi
Allah’a Tutunmaya Dair Bir Örnek: İmam Beğavî!
İmam Beğavî (rh), Tefsîru’l Beğavî kitabını yazar; fakat kitabı bastıracak parayı bulamaz. Araştırmaları sonucunda Hint ülkesinde kitap basmaları için
âlimlere yardımcı olan zengin bir adam olduğunu öğrenir. Bir gemi kiralayarak kaptanla beraber bu adamı bulmak için yola çıkar. Yolda dinlenirken
sahil kenarında oturan bir adam görür ve onunla sohbet etmeye başlar.
Adamla tanıştıktan sonra yolculuk niyetini anlatır:
“ ‘Hint bölgesine gidiyorum, orada zengin bir adam var. Umut ediyorum ki benim
kitabımı basar.’ Konuşma bittikten sonra adam şöyle der:
‘Sana bir soru sorabilir miyim?’
‘Evet.’ der İmam Beğavî.
Adam sorar:
‘ ‘Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz.’ ayetini nasıl tefsir ettin?’
İmam Beğavî de bu ayeti kitapta nasıl tefsir ettiğini anlatır. Gemiye bindiği anda
kendi kendine ‘Bu adam bu sorusuyla bana bir şeyler anlatmak istedi.’ diye düşünür.
Daha sonra kaptana geri dönmesini söyler ve Allah’a şöyle dua eder: ‘Ya Rabbi! Ben
bu tefsir kitabım konusunda sana tutundum. Benim Mevla’m sensin. Şayet bu, hayırlı
ise bunu ümmetin arasında yay. Ama hayırlı değilse bu şekilde kalsın.’
Memleketine döndükten bir müddet sonra o Hintli zengin tüccarın bir adamı
İmam Beğavî’nin yanına gelerek şöyle der: ‘Beğavî sen misin?’
‘Evet.’ der İmam Beğavî.
‘Bir tefsir kitabı yazdığın doğru mu?’ diye sorar.
İmam Beğavî, ‘Evet.’ deyince adam, ‘Şayet iznin varsa, efendim bu kitabı basmayı
ve ümmet arasında yaymayı arzu ediyor.’ der.”
İmam Beğavî (rh), zengin olan adamdan kitabını basmasını istemekten vazgeçip Allah’a tutunduğu için Allah (cc), zengin tüccarı, malıyla beraber ona
hizmetkâr kılmıştır.
(El-Esmau-l-husna kitabından alıntı)
https://t.me/okuveeyuksel
Allah’a Tutunmaya Dair Bir Örnek: İmam Beğavî!
İmam Beğavî (rh), Tefsîru’l Beğavî kitabını yazar; fakat kitabı bastıracak parayı bulamaz. Araştırmaları sonucunda Hint ülkesinde kitap basmaları için
âlimlere yardımcı olan zengin bir adam olduğunu öğrenir. Bir gemi kiralayarak kaptanla beraber bu adamı bulmak için yola çıkar. Yolda dinlenirken
sahil kenarında oturan bir adam görür ve onunla sohbet etmeye başlar.
Adamla tanıştıktan sonra yolculuk niyetini anlatır:
“ ‘Hint bölgesine gidiyorum, orada zengin bir adam var. Umut ediyorum ki benim
kitabımı basar.’ Konuşma bittikten sonra adam şöyle der:
‘Sana bir soru sorabilir miyim?’
‘Evet.’ der İmam Beğavî.
Adam sorar:
‘ ‘Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz.’ ayetini nasıl tefsir ettin?’
İmam Beğavî de bu ayeti kitapta nasıl tefsir ettiğini anlatır. Gemiye bindiği anda
kendi kendine ‘Bu adam bu sorusuyla bana bir şeyler anlatmak istedi.’ diye düşünür.
Daha sonra kaptana geri dönmesini söyler ve Allah’a şöyle dua eder: ‘Ya Rabbi! Ben
bu tefsir kitabım konusunda sana tutundum. Benim Mevla’m sensin. Şayet bu, hayırlı
ise bunu ümmetin arasında yay. Ama hayırlı değilse bu şekilde kalsın.’
Memleketine döndükten bir müddet sonra o Hintli zengin tüccarın bir adamı
İmam Beğavî’nin yanına gelerek şöyle der: ‘Beğavî sen misin?’
‘Evet.’ der İmam Beğavî.
‘Bir tefsir kitabı yazdığın doğru mu?’ diye sorar.
İmam Beğavî, ‘Evet.’ deyince adam, ‘Şayet iznin varsa, efendim bu kitabı basmayı
ve ümmet arasında yaymayı arzu ediyor.’ der.”
İmam Beğavî (rh), zengin olan adamdan kitabını basmasını istemekten vazgeçip Allah’a tutunduğu için Allah (cc), zengin tüccarı, malıyla beraber ona
hizmetkâr kılmıştır.
(El-Esmau-l-husna kitabından alıntı)
https://t.me/okuveeyuksel
❤9
Tevekkül Serisi
"Bir adam, bir kişinin yanına girdi ve dedi ki: Bana hayatında gördüğün ve seni etkileyen en garip kıssayı anlat.
O da dedi ki: 'Ömer ibni Abdulaziz ölüm döşeğindeyken onun yanına girdim.
İnsanlar, Ömer ibni Abdulaziz'e dediler ki: Ey Halife, bütün İslam topraklarının malı senin elinde toplanıyor. Fakat sen çocuklarını insanlara muhtaç bir şekilde terk ediyorsun.
Ömer ibni Abdülaziz çocuklarını çağırdı ve çocuklarına bakınca ağlayıp onlara, 'Ey yavrularım, siz ya salih insanlar olacaksınız ya da yeryüzünü fesada veren insanlar olacaksınız. Eğer siz, salih olan insanlardansanız ben size mal bırakmıyorum. Çünkü Allah diyor ki: Allah, salih olan insanların işlerini üstlenir' Eğer yeryüzünü ifsat edecek olanlardansanız Müslümanların mallarını size verip sizin elinize firsat vermem?
dedi ve bu şekilde vefat etti.
Başka bir halifenin yanına girdim. Vefat ederken çocuklarına altı yüz bin (600.000) dinar miras bırakmıştı. Allah'a yemin ederim ki ben, Ömer ibni Abdulaziz'in çocuklarını, bulundukları beldenin en zengini olduğunu; diğer halifenin çocuklarının ise insanlardan dilenecek seviyeye geldiklerini gördüm."
(El-Esmau-l-husna kitabından alıntı)
https://t.me/okuveeyuksel
"Bir adam, bir kişinin yanına girdi ve dedi ki: Bana hayatında gördüğün ve seni etkileyen en garip kıssayı anlat.
O da dedi ki: 'Ömer ibni Abdulaziz ölüm döşeğindeyken onun yanına girdim.
İnsanlar, Ömer ibni Abdulaziz'e dediler ki: Ey Halife, bütün İslam topraklarının malı senin elinde toplanıyor. Fakat sen çocuklarını insanlara muhtaç bir şekilde terk ediyorsun.
Ömer ibni Abdülaziz çocuklarını çağırdı ve çocuklarına bakınca ağlayıp onlara, 'Ey yavrularım, siz ya salih insanlar olacaksınız ya da yeryüzünü fesada veren insanlar olacaksınız. Eğer siz, salih olan insanlardansanız ben size mal bırakmıyorum. Çünkü Allah diyor ki: Allah, salih olan insanların işlerini üstlenir' Eğer yeryüzünü ifsat edecek olanlardansanız Müslümanların mallarını size verip sizin elinize firsat vermem?
dedi ve bu şekilde vefat etti.
Başka bir halifenin yanına girdim. Vefat ederken çocuklarına altı yüz bin (600.000) dinar miras bırakmıştı. Allah'a yemin ederim ki ben, Ömer ibni Abdulaziz'in çocuklarını, bulundukları beldenin en zengini olduğunu; diğer halifenin çocuklarının ise insanlardan dilenecek seviyeye geldiklerini gördüm."
(El-Esmau-l-husna kitabından alıntı)
https://t.me/okuveeyuksel
❤11
Berâ ibni Âzib’den (ra) şöyle rivayet edilmitir:
“Uhud Savaşı sonlanınca Ebû Sufyân şöyle seslendi: ‘Muhammed aranızda mı?’
Allah Resûlü, ‘Cevap vermeyin.’ dedi.
‘İbni Ebî Kuhâfe aranızda mı?’ diye tekrar seslendi.
Allah Resûlü, ‘Cevap vermeyin.’ dedi.
Tekrar seslendi: ‘Ömer ibni’l Hattâb aranızda mı?’
Allah Resûlü, ‘Cevap vermeyin.’ dedi.
Sessizlikten cesaret alan Ebû Sufyân, ‘Bunlar öldürülmüş (görünüyor).’ dedi.
Ömer dayanamadı ve ‘Yalan söyledin, ey Allah düşmanı! Bu saydıklarının tamamı
yaşıyor.’ diye karşılık verdi.
Ebû Sufyân cahiliye hamiyetiyle ‘Hubel yücelsin, Hubel yücelsin!’ dedi.
Allah Resûlü, ‘Cevap vermeyecek misiniz?’ dedi.
‘Ne diyelim?’ dediler.
Şöyle buyurdu: ‘Deyin ki: ‘Allah en yüce ve en değerli olandır.’ ’
Ebû Sufyân, ‘Bizim Uzzâ’mız var. Sizinse Uzzâ’nız yok!’ dedi.
Allah Resûlü, ‘Cevap vermeyecek misiniz?’ dedi.
‘Ne diyelim?’ dediler.
‘Allah bizim Mevla’mızdır/dostumuzdur, sizinse Mevla’nız yoktur, deyin.’ buyur-
du…”
– Buhâri 3039
Allah Resûlü (sav) bize önemli bir ders vermiştir: Şahsi sataşmalara sessiz kalıp dine yönelik sataşmalara cevap vermek!
Kendisi hakkında soru soran Ebû Sufyan’ı muhatap dahi almamıştır. Ancak Allah (cc) karşısında putları yücelten, putlarla böbürlenen ve onları izzet kaynağı gösteren Ebû Sufyan’a ânında cevap verilmesini istemiştir.
Rabbim! Sen El-Azîz’sin, izzetin tümü sana aittir. Sen dilediğini aziz, dilediğini zelil kılarsın. Ey El-Azîz! Bizi islam ve sünnet ile, takvayla izzetli kıldığın kullarından eyle. İzzeti senden başka bir yerde ararsak, izzetinle bizleri kendine çevir. Sen emrinde galip olansın; dilediğin olur, emrin geri çevrilmez. İslam’ı ve Müslümanları küfrün karşısında aziz kıl. Bizi izzet yurdunda, izzetle
ağırlanan misafirlerden eyle.
Allahumme âmin.
https://t.me/okuveeyuksel
“Uhud Savaşı sonlanınca Ebû Sufyân şöyle seslendi: ‘Muhammed aranızda mı?’
Allah Resûlü, ‘Cevap vermeyin.’ dedi.
‘İbni Ebî Kuhâfe aranızda mı?’ diye tekrar seslendi.
Allah Resûlü, ‘Cevap vermeyin.’ dedi.
Tekrar seslendi: ‘Ömer ibni’l Hattâb aranızda mı?’
Allah Resûlü, ‘Cevap vermeyin.’ dedi.
Sessizlikten cesaret alan Ebû Sufyân, ‘Bunlar öldürülmüş (görünüyor).’ dedi.
Ömer dayanamadı ve ‘Yalan söyledin, ey Allah düşmanı! Bu saydıklarının tamamı
yaşıyor.’ diye karşılık verdi.
Ebû Sufyân cahiliye hamiyetiyle ‘Hubel yücelsin, Hubel yücelsin!’ dedi.
Allah Resûlü, ‘Cevap vermeyecek misiniz?’ dedi.
‘Ne diyelim?’ dediler.
Şöyle buyurdu: ‘Deyin ki: ‘Allah en yüce ve en değerli olandır.’ ’
Ebû Sufyân, ‘Bizim Uzzâ’mız var. Sizinse Uzzâ’nız yok!’ dedi.
Allah Resûlü, ‘Cevap vermeyecek misiniz?’ dedi.
‘Ne diyelim?’ dediler.
‘Allah bizim Mevla’mızdır/dostumuzdur, sizinse Mevla’nız yoktur, deyin.’ buyur-
du…”
– Buhâri 3039
Allah Resûlü (sav) bize önemli bir ders vermiştir: Şahsi sataşmalara sessiz kalıp dine yönelik sataşmalara cevap vermek!
Kendisi hakkında soru soran Ebû Sufyan’ı muhatap dahi almamıştır. Ancak Allah (cc) karşısında putları yücelten, putlarla böbürlenen ve onları izzet kaynağı gösteren Ebû Sufyan’a ânında cevap verilmesini istemiştir.
Rabbim! Sen El-Azîz’sin, izzetin tümü sana aittir. Sen dilediğini aziz, dilediğini zelil kılarsın. Ey El-Azîz! Bizi islam ve sünnet ile, takvayla izzetli kıldığın kullarından eyle. İzzeti senden başka bir yerde ararsak, izzetinle bizleri kendine çevir. Sen emrinde galip olansın; dilediğin olur, emrin geri çevrilmez. İslam’ı ve Müslümanları küfrün karşısında aziz kıl. Bizi izzet yurdunda, izzetle
ağırlanan misafirlerden eyle.
Allahumme âmin.
https://t.me/okuveeyuksel
❤9
Rasulullah’ın dilinden… sav.
“Allah’ım! Güçsüzlüğümü, kimsesizliğimi ve insanların beni hor ve hakir görmesini sadece sana şikâyet ediyorum. Sen, merhamet edenlerin en merhametlisisin.
Sen, mustazaf ve kimsesiz olanların Rabbisin. Beni kime bırakıyorsun ya Rabb?
Uzakta olup da sürekli bana saldıran ya da yakında olup da benim hükümranlığımı
eline aldığında bana zulmedecek olana mı beni bırakıyorsun? Sen bana kızmazsan,
öfkelenmezsen hiçbir şeyi kendime dert edinmem. Fakat yine de ben, senin afiyetini isterim. Çünkü afiyetin, bana en uygun olandır. Ben, senin gazabının bana gelmesinden veya senin öfkene uğramaktan, bütün karanlıkları aydınlatan yüzünün nuruna sığınıyorum. Sadece sana iltica eder ve senin rızanı dilerim. Senden başka
hiçbir güç ve kuvvet yoktur.”
– El-Mu’cemu’l Kebîr, 13/73; El-Bidâye ve’n Nihâye, 4/339
https://t.me/okuveeyuksel
“Allah’ım! Güçsüzlüğümü, kimsesizliğimi ve insanların beni hor ve hakir görmesini sadece sana şikâyet ediyorum. Sen, merhamet edenlerin en merhametlisisin.
Sen, mustazaf ve kimsesiz olanların Rabbisin. Beni kime bırakıyorsun ya Rabb?
Uzakta olup da sürekli bana saldıran ya da yakında olup da benim hükümranlığımı
eline aldığında bana zulmedecek olana mı beni bırakıyorsun? Sen bana kızmazsan,
öfkelenmezsen hiçbir şeyi kendime dert edinmem. Fakat yine de ben, senin afiyetini isterim. Çünkü afiyetin, bana en uygun olandır. Ben, senin gazabının bana gelmesinden veya senin öfkene uğramaktan, bütün karanlıkları aydınlatan yüzünün nuruna sığınıyorum. Sadece sana iltica eder ve senin rızanı dilerim. Senden başka
hiçbir güç ve kuvvet yoktur.”
– El-Mu’cemu’l Kebîr, 13/73; El-Bidâye ve’n Nihâye, 4/339
https://t.me/okuveeyuksel
❤13👍2
Sen hangi ahlak üzeresin?
Abdullah ibni Mes’ûd’dan (ra) rivayet edildiğine göre Allah Resûlü (sav) şöyle
buyurmuştur:
“Size ateşin kendisine haram olduğu veya kendisinin ateşe haram olduğu insanı
haber vereyim mi?
Karib/Yakın, sehl/yumuşak başlı ve heyyin/uyumlu/geçimi
kolay olan insanlardır.”
– Tirmizi, 2488
- Karîb, insanlara yakın olandır ve insanlar, onu kendisine yakın hissetmektedir.
- Sehl, kolaydır; anlaşmak, konuşmak, sonuca ulaşmak kendisiyle kolay olandır.
- Heyyin, yumuşak tabiatlıdır, yumuşak geçişlerde bulunandır
Bu üç sıfata dikkat edilirse üçü de zorbalığın tam zıddıdır. Rabbimiz (cc) her konuda yakın, kolay ve yumuşak tabiatlı kullarını sever. Bir ebeveyni
çocuklarına karşı, bir öğretmeni öğrencilerine karşı, bir patronu işçilerine karşı, bir yöneticiyi tebasına karşı… bu ahlak üzere görmek ister.
“Allah’ım! Beni en güzel ahlaka yönelt. En güzel ahlaka ancak Sen yöneltirsin. Kötü ahlaktan beni uzaklaştır. Kötü ahlaktan ancak Sen uzaklaştırırsın.” Sahih Muslim
اللَّهُمَّ اهْدِنِي لِأَحْسَنِ الأَخْلاَقِ لَا يَهْدِي لِأَحْسَنِهَا إِلَّا أَنْتَ، وَاصْرِفْ عَنِّي سَيِّئَهَا لَا يَصْرِفُ عَنِّي سَيِّئَهَا إِلَّا أَنْتَ
“Allah’ım! Yaratılışımı güzel kıldığın gibi ahlakımı da güzelleştir.”
Musned-i Ahmed
اللَّهُمَّ كَمَا أَحْسَنْتَ خَلْقِي فَأَحْسِنْ خُلُقِي
https://t.me/okuveeyuksel
Abdullah ibni Mes’ûd’dan (ra) rivayet edildiğine göre Allah Resûlü (sav) şöyle
buyurmuştur:
“Size ateşin kendisine haram olduğu veya kendisinin ateşe haram olduğu insanı
haber vereyim mi?
Karib/Yakın, sehl/yumuşak başlı ve heyyin/uyumlu/geçimi
kolay olan insanlardır.”
– Tirmizi, 2488
- Karîb, insanlara yakın olandır ve insanlar, onu kendisine yakın hissetmektedir.
- Sehl, kolaydır; anlaşmak, konuşmak, sonuca ulaşmak kendisiyle kolay olandır.
- Heyyin, yumuşak tabiatlıdır, yumuşak geçişlerde bulunandır
Bu üç sıfata dikkat edilirse üçü de zorbalığın tam zıddıdır. Rabbimiz (cc) her konuda yakın, kolay ve yumuşak tabiatlı kullarını sever. Bir ebeveyni
çocuklarına karşı, bir öğretmeni öğrencilerine karşı, bir patronu işçilerine karşı, bir yöneticiyi tebasına karşı… bu ahlak üzere görmek ister.
“Allah’ım! Beni en güzel ahlaka yönelt. En güzel ahlaka ancak Sen yöneltirsin. Kötü ahlaktan beni uzaklaştır. Kötü ahlaktan ancak Sen uzaklaştırırsın.” Sahih Muslim
اللَّهُمَّ اهْدِنِي لِأَحْسَنِ الأَخْلاَقِ لَا يَهْدِي لِأَحْسَنِهَا إِلَّا أَنْتَ، وَاصْرِفْ عَنِّي سَيِّئَهَا لَا يَصْرِفُ عَنِّي سَيِّئَهَا إِلَّا أَنْتَ
“Allah’ım! Yaratılışımı güzel kıldığın gibi ahlakımı da güzelleştir.”
Musned-i Ahmed
اللَّهُمَّ كَمَا أَحْسَنْتَ خَلْقِي فَأَحْسِنْ خُلُقِي
https://t.me/okuveeyuksel
❤12
Tevekkül Serisi
Adamın birinin çok değerli bir atı varmış. Padişah ve bölgedeki birçok zengin bu atı istiyormuş. Lakin adam da atını çok sevdiği için padişah da dâhil kimseye vermiyormuș.
Bir gün at, sahibinin elinden kaçmış ve bütün köylüler toplanıp adamın yanına gelmişler. Padişah senden bu atı istedi de vermedin. Bak, sana da yâr olmadı.
At da gitti, padişahın vereceği servetten de mahrum oldun' demişler.
Adam da 'Her şey Allah'ın kontrolünde; hayır mı, şer mi Allah bilir. demiş.
Aradan bir hafta geçmiş kaçan o at, kendisi gibi güzel olan on yabani atla birlikte sahibinin yanına dönmüş. Insanlar, adamın yanına gelerek, 'Sen doğru söyledin.
Her şey Allah'ın kontrolü altında. Biz böyle düşünemedik. Bak, bu durum senin için daha iyi oldu. demişler.
Adam, Hayır mı, şer mi Allah bilir. Acele etmeyin' demiş.
Halk, 'Bu adam da hiçbir şeyden anlamıyor. At kaçıyor, seviniyor; at dönüyor, yine seviniyor' demiş.
Bir zaman sonra adamın oğlu, yeni gelen atları eğitirken düşüp ayağını kırmış. Insanlar, 'Sen haklı çıktın. Atların dönmesi sana yaramadı. demiş.
Adam ise Acele etmeyin. Her şey Allah'ın kontrolü altında. Hayır mı, şer mi zaman gösterecek. demiş.
Halk, adamı kınamış ve suçlamış.
Belli bir zaman geçmiş, seferberlik ilan edilmiş ve köye gelip bütün gençleri savaşa götürmüşler. Yapılacak savaş da kaybedilecek gözüyle bakılan bir savaşmış. Karşı taraftaki düşman çok güçlüymüş. At sahibinin oğlunun ayağı kırık olduğu için onu savaşa almamışlar. Halk yine gelip adama, Sen haklı çıktın. Çocuğun ayağının kırılması hayırmış, savaştan kurtuldu' demiş Adam tekrar, Acele etmeyin. Hayır mı şer mi bilinmez. Her şey Allah'ın kontrolü altındadır. demiş...
İşte böyle, işlerin mutlak bir otoritenin kontrolü altında olduğunu bilmek, insanı mutmain kılar ve olgunlaştırır.
(El-Esmau-l-husna kitabından alıntı)
https://t.me/okuveeyuksel
Adamın birinin çok değerli bir atı varmış. Padişah ve bölgedeki birçok zengin bu atı istiyormuş. Lakin adam da atını çok sevdiği için padişah da dâhil kimseye vermiyormuș.
Bir gün at, sahibinin elinden kaçmış ve bütün köylüler toplanıp adamın yanına gelmişler. Padişah senden bu atı istedi de vermedin. Bak, sana da yâr olmadı.
At da gitti, padişahın vereceği servetten de mahrum oldun' demişler.
Adam da 'Her şey Allah'ın kontrolünde; hayır mı, şer mi Allah bilir. demiş.
Aradan bir hafta geçmiş kaçan o at, kendisi gibi güzel olan on yabani atla birlikte sahibinin yanına dönmüş. Insanlar, adamın yanına gelerek, 'Sen doğru söyledin.
Her şey Allah'ın kontrolü altında. Biz böyle düşünemedik. Bak, bu durum senin için daha iyi oldu. demişler.
Adam, Hayır mı, şer mi Allah bilir. Acele etmeyin' demiş.
Halk, 'Bu adam da hiçbir şeyden anlamıyor. At kaçıyor, seviniyor; at dönüyor, yine seviniyor' demiş.
Bir zaman sonra adamın oğlu, yeni gelen atları eğitirken düşüp ayağını kırmış. Insanlar, 'Sen haklı çıktın. Atların dönmesi sana yaramadı. demiş.
Adam ise Acele etmeyin. Her şey Allah'ın kontrolü altında. Hayır mı, şer mi zaman gösterecek. demiş.
Halk, adamı kınamış ve suçlamış.
Belli bir zaman geçmiş, seferberlik ilan edilmiş ve köye gelip bütün gençleri savaşa götürmüşler. Yapılacak savaş da kaybedilecek gözüyle bakılan bir savaşmış. Karşı taraftaki düşman çok güçlüymüş. At sahibinin oğlunun ayağı kırık olduğu için onu savaşa almamışlar. Halk yine gelip adama, Sen haklı çıktın. Çocuğun ayağının kırılması hayırmış, savaştan kurtuldu' demiş Adam tekrar, Acele etmeyin. Hayır mı şer mi bilinmez. Her şey Allah'ın kontrolü altındadır. demiş...
İşte böyle, işlerin mutlak bir otoritenin kontrolü altında olduğunu bilmek, insanı mutmain kılar ve olgunlaştırır.
(El-Esmau-l-husna kitabından alıntı)
https://t.me/okuveeyuksel
❤16
Mü'min, bir delikten iki defa ısırılmamalıdır.
Enes bin Mâlik (rahimehullan) şöyle rivayet etmiştir:
“Genç bir delikanlı hırsızlık yaptığı için. Ömer b. el-Hattâb’ın (radıyallahu anh) huzuruna getirildi.
Genç, Vallahi, bundan önce hiç hırsızlık yapmadım dedi.
Bunun üzerine Ömer (radiyallahu anh) şöyle buyurdu: Yalan söylüyorsun! Çünkü Allah, kulunun ilk günahını açığa çıkarmaz.”
Ebû Dâvûd, ez-Zühd/56
Günahın küçüğünden de büyüğünden de sakın; tekrarından da uzak dur ki Allah seni rezil etmesin.
Tevvâb olan Allah’a nasuh bir tövbe et ki, Settâr ismiyle günahlarını örtsün.
https://t.me/okuveeyuksel
Enes bin Mâlik (rahimehullan) şöyle rivayet etmiştir:
“Genç bir delikanlı hırsızlık yaptığı için. Ömer b. el-Hattâb’ın (radıyallahu anh) huzuruna getirildi.
Genç, Vallahi, bundan önce hiç hırsızlık yapmadım dedi.
Bunun üzerine Ömer (radiyallahu anh) şöyle buyurdu: Yalan söylüyorsun! Çünkü Allah, kulunun ilk günahını açığa çıkarmaz.”
Ebû Dâvûd, ez-Zühd/56
Günahın küçüğünden de büyüğünden de sakın; tekrarından da uzak dur ki Allah seni rezil etmesin.
Tevvâb olan Allah’a nasuh bir tövbe et ki, Settâr ismiyle günahlarını örtsün.
https://t.me/okuveeyuksel
❤14
Rasûlullâh (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:
‘Erkek, eşine su verirse, bundan dolayı sevap kazanır.’
Bunu Ahmed rivayet etmiştir.
Bu hadisi duyan bir sahâbî (İrbâd bin Sâriye), hemen suya gidip eşine su verir ve sonra ona, Peygamber’den duyduğu bu hadisi anlatır.
https://t.me/okuveeyuksel
‘Erkek, eşine su verirse, bundan dolayı sevap kazanır.’
Bunu Ahmed rivayet etmiştir.
Bu hadisi duyan bir sahâbî (İrbâd bin Sâriye), hemen suya gidip eşine su verir ve sonra ona, Peygamber’den duyduğu bu hadisi anlatır.
https://t.me/okuveeyuksel
❤5
This media is not supported in your browser
VIEW IN TELEGRAM
Cuma günü ve Cuma gecesi bana salavatı çoğaltın.
Kim bana bir salavat getirirse, Allah ona on salavat eder.
اللهم صل وسلم على نبينا محمد
Kim bana bir salavat getirirse, Allah ona on salavat eder.
اللهم صل وسلم على نبينا محمد
❤4