📝KİTAPLARDAN ALINTILAR✏️
115 subscribers
15 photos
1 video
4 files
5 links
İslâmî kitaplardan alıntılar yapacağım.
Paragrafların sonunda kitabın ismini belirteceğim inşâAllah.

Rabbimden isteğim; okuduğumuz her bir paragrafın dünya ve âhiretimize faydalı olmasıdır.
Rabbim, öğrendiklerimizle amel etmeyi nasip etsin. ❤️‍🩹
Download Telegram
“Nasıl ki Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Mu’minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizdi. Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı.”

Takva sahibi nefisler tüm hatalardan korunmuş değildir.
Mucahidlerin cihad esnasında birbirlerini mazur görmesi gerekir. Bazı Mu’minlerin dillerinden kalp kırıcı sözlerin çıkması gayet olağandır.
İşte Enfâl Suresi, sahabe-i kiramdan bahsediyor.
Aralarından bir grup, hoşnutsuzluk duyarak savaşa çıkıyor. Üstelik kesin bir emir gelmişken ordu komutanı olan Peygamber aleyhisselâm ile de tartışıyorlar.
Nefis sahibi insanın böyle davranışlar göstermesi garip değildir.
Fakat bu konuyu cihaddan ve mucahidlere yardımdan geri kalan insanlara bahane olsun diye açmadım.
Savaş meydanındaki bazı mucahidler bu tarz cümleler kuracak olursa, diğer mücahidler onları mazur görsün diye bunları yazıyorum.
Zira Kur’an, bu cümleleri kuran kimselerin “Mu’minlerden bir grup” olduğunu söyleyerek Mu’min olduklarını kabul etmiştir.
Onları “münafıklardan bir grup” olarak zikretmemiştir.

Allah’ım, Sen bize doğru yolu göster, bizi nefislerimizin şerrinden muhafaza et.

#TufanSancağıAltında
İHLÂS SÛRESİ’NİN FAZİLETİ

• Ebû Saîd (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:

Resûlullâh ﷺ bir gün ashâbına şöyle buyurdu:

“Sizden biri bir gecede Kur’ân-ı Kerîm’in üçte birini okumaktan âciz midir?”

Ashâb:

“Buna hangimiz güç yetirebilir ki?” dediler.

Bunun üzerine Resûlullâh ﷺ şöyle buyurdu:

“Kul hüvallâhu ehad, Allâhu’s-Samed (İhlâs Sûresi), Kur’ân’ın üçte biridir.”

(Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî)

⸻

• Enes (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:

Bir adam, İhlâs Sûresi’ni kastederek:

“Ey Allâh’ın Resûlü! Ben bu sûreyi seviyorum.” dedi.

Resûlullâh ﷺ şöyle buyurdu:

“Onu sevmen seni cennete sokacaktır.”

(Tirmizî)

⸻

• Enes (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:

Resûlullâh ﷺ şöyle buyurdu:

“Kim ‘Kul hüvallâhu ehad’ sûresini günde iki yüz defa okursa, kul hakları hariç elli yıllık günahı silinir.”

(Tirmizî)

⸻

• Enes (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:

Resûlullâh ﷺ şöyle buyurdu:

“Kim uyumak istediğinde sağ tarafına yatar ve ardından ‘Kul hüvallâhu ehad’ sûresini yüz defa okursa, Yüce Allah kıyamet günü ona: ‘Sağ tarafından cennete gir.’ buyuracaktır.”

(Tirmizî)

#KuranileHastalıklaraŞifa
Kur’ân’ın kadına yönelik hidayetlerinden biri şudur:
Kadın evine bağlı kalsın; ancak kendisini buna sevk eden bir ihtiyaç olduğunda evinden çıksın.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

“Evlerinizde vakar içinde oturun.” (Ahzâb, 33)

Müslüman kadın evine ne kadar bağlı olur, ihtiyaç dışında dışarı çıkmayı ne kadar azaltırsa, bunun Rabbine yakınlaşmasına ve O’nun rahmetine erişmesine daha uygun olduğu ifade edilmiştir.

Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur;

“Kadın avrettir.
Dışarı çıktığında şeytan onu gözetler (insanların dikkatini ona çeker).
Kulun Rabbine en yakın olduğu hâllerden biri de kadının evinin en iç kısmında bulunduğu zamandır.”
“Yemin olsun ki senden önceki peygamberler de yalanlanmıştı. Onlar, yalanlanma ve eziyete rağmen sabrettiler, sonunda yardımımız onlara yetişti. Allah’ın kelimelerini (kanunlarını) değiştirebilecek hiç kimse yoktur. Muhakkak ki peygamberlerin haberlerinden bazısı sana da geldi.”

Allah’ın kanunları, peygamberlerden tut, sıradan halka kadar tüm insanlar üzerinde geçerlidir. Aldığım yaralar ve başıma gelen dertler sebebiyle pek üzülüyordum. Seccademi açtım. Allah, dilime En’âm Suresi’ni okumayı kolaylaştırdı. Okurken bu ayete gelince durdum. Hakkında derin derin düşündüm ve Kur’ân’ın en doğruya ulaştırdığına dair kesin bir inanca sahip oldum. Zira bizden önce peygamberler yalanlanmış ve başlarına sıkıntılar gelmişti. Bedenleri, malları ve ailelerine türlü ezalar dokunmuş ve bu sürekli hâle gelmişti. Peki ne zamana kadar? Allah’ın yardımı gelene dek… Allah’ın mahlûkatı üzerindeki kanunu budur ve Allah, kullarına böyle davranır. Peygamberlerin ardından da en çetin imtihanlardan onlara en çok benzeyenler geçer. Bunlar Allah’ın sözleridir ve O’nun sözünü değiştirecek yoktur. Öyleyse sebat et ve sabır göster.

#TufanSancağıAltında
Allah şöyle buyuruyor:
“Hayır olarak ne harcarsanız kendiniz içindir.”

Bu ayeti okuyunca infak ve sadakalarıyla Gazze halkını destekleyen yüce gönüllü kimseleri hatırladım.
Bu insanlar, infak etmenin daha dünyada iken önce kendilerine fayda sağladığını bilmeli.
Zira yoksul kullara sadaka vermek, yüce Allah’ın hazinelerinin kapısını açar.
Ahirette de sadaka veren kimse, malının artıp katlandığını görür.

“Allah’ın rızasını dileyerek verdiğiniz zekâta gelince; işte bunu yapanlar, malları kat kat artmış olanlardır.”

#TufanSancağıAltında
Bu olayda yaşanan şey ile Aksâ Tufanı Savaşı’nın başında direnişçilerin çocukları öldürüp yaktığına ve yalayıcı Blinken’ın söylediği gibi kadınları parçalara ayırdığına dair yapılan propaganda arasında bir benzerlik var. Bunların hiçbiri asla yaşanmadı. Söz konusu iddialar, destekçi toplamak ve Siyonistlerin Gazze’deki zulümlerini aklamak için yapılan çarpıtmalardan ibaretti.

Ancak tartışma gereği bir adım öteye gidelim ve diyelim ki fıkhî anlayıştan yoksun bazı mücahidler çocuk öldürmüş olsun.
Bu durum, bazılarının cihad yolunun bâtıl olduğuna dair konuşmasını mı gerektirir?
Düşmanın gerek bu savaşta gerek öncesinde nasıl eşi benzeri görülmeyen bir zulüm işlediğini unuttuk mu?

2008 yılındaki savaşın başında yaptığı şiddetli hava saldırısıyla bir kerede yüzlerce çocuğu öldürdüğünü unuttuk mu?
Kızcağız Hüda Galiye’nin, Usamine ve Dulukant ailelerinin katledilmesi, gerçekliği olmayan bir kâbustan mı ibaretti?
Bizim neslimiz bu katliamları kendi gözleriyle gördü; Sabra ve Şatilla katliamları gibi sadece okuyarak öğrenmedi…
Ayrıca Ali Devâbişe isimli çocukcağızın yakılması üzerinden de fazla zaman geçmedi!

#TufanSancağıAltında
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا

“O, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini sınamak için (ölümü ve hayatı) yaratmıştır.”
(Mülk, 67/2)

Fudayl b. İyâd (rahimehullah), bu âyette geçen “daha güzel amel” (أَحْسَنُ عَمَلًا) ifadesini “daha ihlaslı ve daha doğru amel” şeklinde açıklamıştır.

Kendisine:

“Ey Ebû Ali!
Daha ihlaslı olan nedir?
Daha doğru olan nedir?”

diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:

“Bir amel ihlaslı olabilir; fakat doğru olmayabilir.
Bu durumda kabul edilmez.
Yine bir amel doğru olabilir; fakat ihlaslı olmayabilir.
Bu durumda da kabul edilmez.
Bir amel, hem ihlaslı hem de doğru olmadıkça Allah katında kabul edilmez.

İhlaslı amel, yalnızca Allah rızası için yapılan ameldir. Doğru amel ise Resûlullah’ın ﷺ sünnetine uygun olarak yapılan ameldir.”

İşte bu açıklama, şu âyetin en güzel tefsirlerinden biridir:

فَمَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَاءَ رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا

“Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.”
(Kehf, 18/110)

• Mecmû’u’l-Fetâvâ, Şeyhû’l İslâm İbn Teymiyye rahimehullah
ALLAH YOLUNDA ÜSTÜN AZİM

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

”(İman ve amelde) öne geçenler ise (ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar, Allah’a yaklaştırılmış kimselerdir.”
(Vâkıa Sûresi, 10-11. âyetler)

Şeyh Abdurrahman es-Sa‘dî (rahimehullah) şöyle demiştir:

“Yani dünyada hayırlarda öne geçenler, ahirette de cennete girmede öne geçenlerdir. İşte bunlar, Allah katında Naîm cennetlerinde, İlliyyîn’in en üst derecelerinde, üzerinde daha yüksek bir makam bulunmayan en yüce mertebelere yaklaştırılan kimselerdir.”

Allah Rasûlü ﷺ şöyle buyurmuştur:

“Müferridler öne geçti.”

Bunun üzerine sahâbîler:

“Müferridler kimlerdir, ey Allah’ın Rasûlü?” diye sordular.

Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:

“Allah’ı çokça zikreden erkekler ve Allah’ı çokça zikreden kadınlardır.”
(Müslim)

Allah’a Doğru Yürüyenlerin Derecesine Nasıl Ulaşırız? - Şeyh Hâlid el-Huseynân
İbn Berîd der ki:

Bir gün Abdullah b. Abbas dilini tutarak şöyle dedi:

“Yazık sana! Ya hayır söyle, kazan; ya da sus, kurtul! Eğer böyle yapmazsan pişman olacağını bil.”

Yanındakiler bunun sebebini sorunca şöyle dedi:

“Çünkü insanın kıyamet günü, dilinden daha fazla zarar gördüğü bir organının olmadığını duydum.”

⸻

“İyilik ancak üç şeyle tamamlanır:

• Onu yapmakta acele etmek,
• Onu küçük görmek,
• Onu gizlemek.

Eğer ona acele edilirse kolaylaşır ve hedefe ulaşır. Küçük görülürse büyür, gizlenirse kıymetlenir.”

⸻

“Eğer kardeşim bana hoşlanmayacağım bir söz söyler veya bir davranışta bulunursa ona üç şekilde karşılık veririm:

Eğer benden fazilet, yaş veya mevki bakımından üstünse onun kıymetini bilirim.

Benim dengimse ona ikramda bulunurum.

Benden küçükse bu konuda onunla muhatap olmam.

Benim yaşayışım böyledir. Kim bu davranışımı beğenmiyorsa Allah’ın arzı geniştir.”

#ÇocukSahabiler
Allah Teâlâ, mu’min ile fâciri ayırmaksızın herkese rızkını helal olarak takdir etmiştir.
Kişi sabrederse Allah ona o rızkı helal yoldan ulaştırır.
Eğer acele eder ve rızkını haram yoldan elde etmeye kalkışırsa, Allah onun helal rızkını eksiltir.
Ey Mucahid!
Allah için sev, Allah için kız!
Allah için dost ol, Allah için düşman ol!
Allah’ın dostluğu ancak bu şekilde kazanılır.
Namazı, orucu çok olsa da böyle yapmayan kişi imanın lezzetini alamaz. Şimdi bütün dostluklar dünya için oldu. Ama bu tür dostluklar sahibine bir şey kazandırmaz.

Ey Mücahid!
Sabah olunca akşam ne olacağını düşünmediğin gibi, akşamleyin de sabah ne olacak diye kaygılanma!
Hastalığı düşünerek sağlıklı olduğun zamanları iyi değerlendir.
Ölümü düşünerek hayatını iyi değerlendir.

#ÇocukSahabiler
Media is too big
VIEW IN TELEGRAM
Şam Ehli Gazve ve Cihad Ehlidir!

• Tarık Ebu Abdullah Hoca (حفظه الله)
İbnû’l-Cevzî rahimehullah şöyle demiştir:

“Tembellik yatağında uyuyan kişi sürüklenerek hüzün vadisine düşer.
Adamlık, tabiatının çamurunda yer alan bir güçtür.
Kadınlık ise güçsüzlüktür.
Aslan yavrusu gayretli, kurt yavrusu ise gaddardır.
Hepsinin davranışları tabiatları sebebiyledir.
Ciddiyet tamamıyla hareketlilik iken tembellik tümüyle atalettir.
Yumurtadan çıktığı vakit horoz ile tavuğu ayırt etmek istersen civcivi gagasından tut.
Eğer hareket ederse horoz, etmezse tavuktur.
Yüce hedeflerin peşinden gitme noktasında tembellik yapıyorsan azmin kadınsılaşmaya başlamış demektir.”

• Mevsûatû’l-Ahlâk ve’z-Zuhd
Kulun Allah tarafından seviliyor olması, onun Allah’ı sevmesinden daha yücedir.
Asıl şeref, senin Allah’ı sevmen değil, O’nun seni sevmesidir.
Sevgiliye itaat, O’nun sevgisini kazanmanın adresidir.
Şu şiirde de söylendiği gibi:

Hem İlâh’a isyan ediyor,
Hem de O’nu sevdiğini mi sanıyorsun?
Bu, kıyasta “büyük bir imkânsız”dır.
Şayet sevgin gerçek olsaydı, O’na itaat ederdin.
Çünkü seven kişi sevgilisine itaatkârdır.

• İbnu’l Kayyim El-Cevziyye, Âşıklar, s.279
Forwarded from leyâlî 🪔
Her gün Kur’ân’dan birkaç cüz okuyan,
farz ve nafile namazlarını kılan,
gece namazını (teheccüdü) ve duhâyı kılan; istiğfar ve diğer zikirlerden kendisine bir pay ayıran; işine veya okuluna giden, spor yapan, ailesiyle vakit geçiren ve dinî ya da dünyevî ilim öğrenen bir insanın Allah’a isyan edecek vakti kalır mı?

Boş vakit, günaha düşmenin sebeplerindendir.
Her kim yaşamın hoşluğunu ve tadını Allah’ın haram kıldığı şeylerde ararsa, Allah onu niyetinin aksine cezalandırır.
Çünkü Allah katındaki lezzetlere ancak O’na itaatle ulaşılır.
Allah, kendisine isyanda hiçbir hayra yol yapmamıştır.

Şayet facir kişi, iffetli kimsedeki lezzet, sevinç, gönül ferahlığı ve hoş yaşam gibi nimetleri bilseydi, kendisinin elden kaçırdığı lezzetlerin, ele geçirdiği lezzetlerden kat kat fazla olduğunu görürdü.
Bırak “güzel sonuç” kârını, Allah’ın sevabını ve rızasını kazanmayı; sırf bu haz ve lezzetlerin dahi kendi lezzetlerinin kat kat fazlası olduğunu bilirdi.

• İbnu’l Kayyim El-Cevziyye, Âşıklar, s.391
Akıllı kişi şunu iyi bilsin ki;
Şehvetlerinin müptelası olan kişiler öyle bir noktaya gelirler ki onlardan hiçbir zevk alamazlar. Bununla birlikte onları terk edemezler de. Çünkü onlar, bu kimseler için “zorunlu ihtiyaçlar” yerini almıştır.

Bu yüzden içki ve cima müptelası kimselerin, bunları nadiren yapan kimselerin tattığı zevkin onda birini dahi tadamadıklarını görürsün.
Ancak alışkanlık bunu gerektirir.
Ve o kişi, alışkanlığının istediklerine ulaşabilmek için kendisini helâka götüren tehlikelere atar.

Şayet ondan hevâ perdesi kalksaydı, mutluluk sandığı yönden bedbahtlaştığını, sevinç sandığı yönden gama boğulduğunu, lezzet istediği yerde elem duyduğunu anlardı.

O, buğday tanesi ile kandırılan bir kuş gibidir; ne buğday tanesine ulaşır ne de düştüğü tuzaktan kurtulur…

• İbnu’l Kayyim El-Cevziyye
Şayet düşük iraden, fuhuş ve zinayı o en yüce sevgiliye (Allah’a) olan sevginden dolayı terk etmene yetmez; sönük kalırsa ve sen onun ehlinden değilsen; hiç olmazsa, Allah’ın kitabında niteliklerini anlattığı, Peygamberini onlara teşvik ettirdiği cennete sevginden dolayı terk et.

Şayet iraden cennete ulaşma arzusundan acizse, cennete talip olmaya layık değilse ve nefsin seni, buradakileri oradakilere tercih ettiriyorsa… İşte bu durumda yaptıklarının dünyada ve ahirette gelecek cezalarına karşı uyanık ve hazır ol.
Ve bil ki cezalar çeşit çeşittir.
Bazen hemen verilir, bazen ertelenir.
Bazen de Allah, asiye her ikisini de verir.

• İbnu’l Kayyim El-Cevziyye
Bazen ışığı tersten alan insan, gölgesini, varlığını küçük görür ve umutsuzluğa düşer.
Böyle zamanlarda, insanların ışığı doğru yerden almasına, varlığını fark edip farkındalığa dönüştürmesine vesile olacak, “güneş insan” olmanın emeğine talip olmak gerekir.


#Hayataizbırakmak
#FiruzanÇetin
Gıybete güzel bir çözüm

İbn Vehb rahimehullah diyor ki;

"Bir kişinin gıybetini ettiğim zaman bir gün oruç tutmayı kendime nezrettim.
Bana zor geldi.
Her seferinde gıybet eder oruç tutardım.
Bende niyet ettim ki her gıybet ettiğimde bir sadaka vereyim.
Para sevgisinden gıybeti terk ettim."
Siyer-u Â'lami'n-Nübelâ, Zehebî: 8/15
Gözleri haramdan sakınmanın faydaları

Birincisi: Dünya ve ahiret hayatında kulun saadetinin gayesi olan Allah’ın emrine itaat etmektir.

İkincisi: İçinde helâki bulunan zehirli okun isabet etmesinden ve onun etkisinin kendisine ulaşmasından korunmaktır.

Üçüncüsü: Kalbe Allah ile ünsiyet ve Allah’a yönelme kazandırır.

Dördüncüsü: Kalbi güçlendirir ve onu sevindirir.

Beşincisi: Kalbe nur kazandırır.

Altıncısı: Kişiye, haklı ile haksızı, doğru sözlü ile yalancıyı birbirinden ayırt edebileceği doğru bir feraset kazandırır.

Yedincisi: Kalbe sebat, cesaret ve güç kazandırır. Böylece Allah, kul için basiret ve delilin hâkimiyeti ile kudret ve gücün hâkimiyetini bir araya getirir.

Sekizincisi: Şeytanın kalbe giriş yolunu kapatır. Çünkü şeytan bakışla birlikte kalbe girer ve bakışla beraber, boş bir mekâna havanın nüfuz etmesinden daha hızlı bir şekilde kalbe ulaşır.

Dokuzuncusu: Kalbi, kendi maslahatlarını düşünmeye ve bunlarla meşgul olmaya ayırır.

Onuncusu: Göz ile kalp arasında, birinin diğerinden etkilenmesine sebep olan bir geçit ve yol vardır.
Biri salih olduğunda diğeri de salih olur; biri bozulduğunda diğeri de bozulur.

• İbnu’l Kayyim El-Cevziyye, ed-Dâu ve’d-Devâ, s. 415-421