Gözü haramdan sakınmak, hakkı batıldan, doğruyu yalandan ayırt etmeyi sağlayan ferasete sebep olur.
Şucâ el-Kirmânî şöyle derdi:
“Dış dünyasını sünnete ittiba etmek, iç dünyasını da daimî murakabe etmek suretiyle imar eden; gözünü harama bakmaktan koruyan, nefsini şüpheli şeylere bulaşmaktan sakındıran ve helal ile beslenen kişi, ferasetinde hedefi ıskalamaz, hata etmez.”
Adı geçen Şucâ, ferasetinde hiç hata etmezdi.
Allah subhânehû ve teâlâ, kulun amelini, o amelin cinsinden olan şeyle mükâfatlandırır. Kim bir şeyi Allah için terk ederse, Allah onun yerini daha hayırlısıyla doldurur.
Kul gözlerini harama bakmaktan sakındırdığı takdirde, Allah onun yerine kula basiret nuru bahşederek, Allah için muhafaza ettiği bakışlarının yerini doldurur ve ilim, iman, marifet ve isabetli feraset kapılarını —ki bu feraset ancak kalbin basireti sayesinde elde edilebilir— kulun önüne açar.
#İbnKayyımKülliyatları
Şucâ el-Kirmânî şöyle derdi:
“Dış dünyasını sünnete ittiba etmek, iç dünyasını da daimî murakabe etmek suretiyle imar eden; gözünü harama bakmaktan koruyan, nefsini şüpheli şeylere bulaşmaktan sakındıran ve helal ile beslenen kişi, ferasetinde hedefi ıskalamaz, hata etmez.”
Adı geçen Şucâ, ferasetinde hiç hata etmezdi.
Allah subhânehû ve teâlâ, kulun amelini, o amelin cinsinden olan şeyle mükâfatlandırır. Kim bir şeyi Allah için terk ederse, Allah onun yerini daha hayırlısıyla doldurur.
Kul gözlerini harama bakmaktan sakındırdığı takdirde, Allah onun yerine kula basiret nuru bahşederek, Allah için muhafaza ettiği bakışlarının yerini doldurur ve ilim, iman, marifet ve isabetli feraset kapılarını —ki bu feraset ancak kalbin basireti sayesinde elde edilebilir— kulun önüne açar.
#İbnKayyımKülliyatları
Meleğin Kuldan Uzak Olması
Günahların olumsuz neticelerinden bir diğeri de dostunu, arkadaşını, yaratılmışlar içinde kendisi için en yararlı olanı, en samimi olanı, yakınlığı bahtiyarlığına sebep olanı, yani kendisi için görevli kılınmış olan meleği kuldan uzak etmesidir.
Düşmanını, yaratılmışlar içinde en entrikacı, en zararlı olanı, yani şeytanı ise kula yakın etmesidir.
Kul, Allah’a karşı masiyet işlediği zaman melek, kuldan o masiyet miktarınca uzaklaşır.
#İbnKayyımKülliyatları
Günahların olumsuz neticelerinden bir diğeri de dostunu, arkadaşını, yaratılmışlar içinde kendisi için en yararlı olanı, en samimi olanı, yakınlığı bahtiyarlığına sebep olanı, yani kendisi için görevli kılınmış olan meleği kuldan uzak etmesidir.
Düşmanını, yaratılmışlar içinde en entrikacı, en zararlı olanı, yani şeytanı ise kula yakın etmesidir.
Kul, Allah’a karşı masiyet işlediği zaman melek, kuldan o masiyet miktarınca uzaklaşır.
#İbnKayyımKülliyatları
Forwarded from Dosdoğru Yol - الطريق المستقيم
Bir kişinin edebi ve ahlakı, onun mutluluğunun, bahtiyarlığının ve kurtuluşunun bir alametidir.
• Tarık Ebu Abdullah Hoca (حفظه الله)
• Tarık Ebu Abdullah Hoca (حفظه الله)
Allah Tebâreke ve Teâlâ, her şeyi yaratandır.
Her şeye güç yetiren, dilediğini dilediği şekilde ve dilediği zamanda yapandır.
Her şeye rahmet eden O’dur.
Allah rahmet etmezse hiç kimse rahmet edemez.
Rahmet ve şifa sahibi ancak Allah’tır. Nitekim hastalıklara şifa verecek, sıkıntıları giderecek olan da ancak Allah’tır.
“Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O’dur.
Beni yediren de, içiren de O’dur.
Hasta olduğumda bana O şifa verir.
Beni öldürecek, sonra da diriltecek O’dur.
Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O’dur.
Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.”
(Şuarâ 78–82)
Şifa veren ancak Allah’tır.
Sıkıntıları giderecek ve dertlilere deva verecek olan sadece Allah’tır.
İnsanlara afiyet ve sıhhat verecek olan da ancak Allah’tır.
Allah’ın kuvvetinin yanında başka bir kuvvet yoktur.
Allah’ın kuvvetinin üstünde ise asla bir kuvvet yoktur.
“Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O’ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse, O’nun nimetini engelleyecek yoktur. Onu kullarından dilediğine verir. O, çok bağışlayandır, çok merhametlidir.”
(Yûnus 107)
#KuranileHastalıklaraŞifa
Her şeye güç yetiren, dilediğini dilediği şekilde ve dilediği zamanda yapandır.
Her şeye rahmet eden O’dur.
Allah rahmet etmezse hiç kimse rahmet edemez.
Rahmet ve şifa sahibi ancak Allah’tır. Nitekim hastalıklara şifa verecek, sıkıntıları giderecek olan da ancak Allah’tır.
“Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O’dur.
Beni yediren de, içiren de O’dur.
Hasta olduğumda bana O şifa verir.
Beni öldürecek, sonra da diriltecek O’dur.
Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O’dur.
Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.”
(Şuarâ 78–82)
Şifa veren ancak Allah’tır.
Sıkıntıları giderecek ve dertlilere deva verecek olan sadece Allah’tır.
İnsanlara afiyet ve sıhhat verecek olan da ancak Allah’tır.
Allah’ın kuvvetinin yanında başka bir kuvvet yoktur.
Allah’ın kuvvetinin üstünde ise asla bir kuvvet yoktur.
“Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O’ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse, O’nun nimetini engelleyecek yoktur. Onu kullarından dilediğine verir. O, çok bağışlayandır, çok merhametlidir.”
(Yûnus 107)
#KuranileHastalıklaraŞifa
Abdûlvâhid b. Zeyd şöyle dedi:
“Hasan-ı Basrî’ye:
‘Ey Ebû Saîd! İnsanlar bu kötü hâle nereden düştüler?’ diye sordum.
Şöyle cevap verdi:
‘Allah’ın takdirine razı olmamalarından.’
Ben:
‘Peki, Allah’ın takdirine razı olmamaları nereden kaynaklanıyor?’ dedim.
Hasan-ı Basrî şöyle dedi:
‘Allah’ı gereği gibi tanımamalarından.’”
• İbn Hibbân, Ravdatû’l- Ukalâ, s. 219
“Hasan-ı Basrî’ye:
‘Ey Ebû Saîd! İnsanlar bu kötü hâle nereden düştüler?’ diye sordum.
Şöyle cevap verdi:
‘Allah’ın takdirine razı olmamalarından.’
Ben:
‘Peki, Allah’ın takdirine razı olmamaları nereden kaynaklanıyor?’ dedim.
Hasan-ı Basrî şöyle dedi:
‘Allah’ı gereği gibi tanımamalarından.’”
• İbn Hibbân, Ravdatû’l- Ukalâ, s. 219
(Hakiki hükümranlığa sahip olan Allah), günahı bağışlar, sıkıntıyı giderir, kederi bertaraf eder, mazluma destek olur, zalimden hakkı alır, esiri hürriyetine kavuşturur, fakiri zengin eder, kırılmış olanı onarır, hastaya şifa verir, musibetten kurtarır, ayıbı örter, zelili aziz eder, azizi zelil eder, dilekte bulunana verir, bir devleti götürüp bir başkasını getirir, iyi ve kötü günleri insanlar arasında sırayla döndürür, bazı toplumları yüceltip bazılarını alçaltır.
Gökler ve yer yaratılmadan elli bin yıl önce takdir ettiği yazgıları, gerçekleşecekleri zamanlara doğru sevk eder. Bunlardan hiçbirinin zamanı bir an önceye de, bir an sonraya da kaymaz. Bilakis her birini, mutlak hükümranlığa sahip olan Allah, bir kitapta sayıp dökmüş; bunlar üzerinde kalemi cari olmuş, hükmünü uygulamış ve ezelî ilmiyle bunları önceden bilmiştir.
Bütün hükümranlığı üzerinde tek başına tasarruf eder. Hükümranlığı konusunda hiç kimse O’nunla mücadele edemez, O’na karşı çıkamaz. O’nun hükümranlığı üzerindeki tasarrufu; adalet, ihsan, hikmet, maslahat ve rahmet çerçevesinde cereyan eder. O’nun tasarrufları bu çerçevenin dışına çıkmaz.
#EsmâulHusnâ
Gökler ve yer yaratılmadan elli bin yıl önce takdir ettiği yazgıları, gerçekleşecekleri zamanlara doğru sevk eder. Bunlardan hiçbirinin zamanı bir an önceye de, bir an sonraya da kaymaz. Bilakis her birini, mutlak hükümranlığa sahip olan Allah, bir kitapta sayıp dökmüş; bunlar üzerinde kalemi cari olmuş, hükmünü uygulamış ve ezelî ilmiyle bunları önceden bilmiştir.
Bütün hükümranlığı üzerinde tek başına tasarruf eder. Hükümranlığı konusunda hiç kimse O’nunla mücadele edemez, O’na karşı çıkamaz. O’nun hükümranlığı üzerindeki tasarrufu; adalet, ihsan, hikmet, maslahat ve rahmet çerçevesinde cereyan eder. O’nun tasarrufları bu çerçevenin dışına çıkmaz.
#EsmâulHusnâ
İmam İbnu’l-Kayyım (rahimehullâh) şöyle demiştir:
“İnsanın iç dünyasındaki duygu ve düşüncelerini muhafaza etmesine götüren yol nedir, diye soracak olursan, birçok sebep olduğunu söylerim.
Birincisi: Rab Teâlâ’nın senin kalbine muttali olduğu, kalbine baktığı ve iç dünyanda cereyan eden her şeyi tüm detaylarıyla bildiğine dair kesin bilgidir.
İkincisi: Allah’a karşı duyulan hayâdır.
Üçüncüsü: Kendisini tanımak ve sevmek için yarattığı kalp yuvasında, bu tür duygu ve düşünceleri Allah Teâlâ’nın görmesini gözünde büyük bir şey olarak görmendir.
Dördüncüsü: Bu duygu ve düşünceler sebebiyle Allah Teâlâ katında değerini yitirmekten korkmandır.
Beşincisi: Kalbine Allah sevgisiyle birlikte başka bir şeyin yerleşmemesini arzu etmendir.”
Selim kalbin tarifi şöyle yapılmaktadır:
“Kalb-i selim; kişinin Allah’ın huzuruna ancak kendisiyle geldiğinde felah bulabileceği, Allah Teâlâ’nın haber verdiği şeylere aykırı düşen şüphelerden, O’nun emrine aykırı iradelerden uzak; ilâhî habere tasdik ve yakîn ile boyun eğen, ilâhî taleplere râm olup imtisal eden kalptir.”
#EsmâulHusnâ
“İnsanın iç dünyasındaki duygu ve düşüncelerini muhafaza etmesine götüren yol nedir, diye soracak olursan, birçok sebep olduğunu söylerim.
Birincisi: Rab Teâlâ’nın senin kalbine muttali olduğu, kalbine baktığı ve iç dünyanda cereyan eden her şeyi tüm detaylarıyla bildiğine dair kesin bilgidir.
İkincisi: Allah’a karşı duyulan hayâdır.
Üçüncüsü: Kendisini tanımak ve sevmek için yarattığı kalp yuvasında, bu tür duygu ve düşünceleri Allah Teâlâ’nın görmesini gözünde büyük bir şey olarak görmendir.
Dördüncüsü: Bu duygu ve düşünceler sebebiyle Allah Teâlâ katında değerini yitirmekten korkmandır.
Beşincisi: Kalbine Allah sevgisiyle birlikte başka bir şeyin yerleşmemesini arzu etmendir.”
Selim kalbin tarifi şöyle yapılmaktadır:
“Kalb-i selim; kişinin Allah’ın huzuruna ancak kendisiyle geldiğinde felah bulabileceği, Allah Teâlâ’nın haber verdiği şeylere aykırı düşen şüphelerden, O’nun emrine aykırı iradelerden uzak; ilâhî habere tasdik ve yakîn ile boyun eğen, ilâhî taleplere râm olup imtisal eden kalptir.”
#EsmâulHusnâ
“Nasıl ki Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Mu’minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizdi. Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı.”
Takva sahibi nefisler tüm hatalardan korunmuş değildir.
Mucahidlerin cihad esnasında birbirlerini mazur görmesi gerekir. Bazı Mu’minlerin dillerinden kalp kırıcı sözlerin çıkması gayet olağandır.
İşte Enfâl Suresi, sahabe-i kiramdan bahsediyor.
Aralarından bir grup, hoşnutsuzluk duyarak savaşa çıkıyor. Üstelik kesin bir emir gelmişken ordu komutanı olan Peygamber aleyhisselâm ile de tartışıyorlar.
Nefis sahibi insanın böyle davranışlar göstermesi garip değildir.
Fakat bu konuyu cihaddan ve mucahidlere yardımdan geri kalan insanlara bahane olsun diye açmadım.
Savaş meydanındaki bazı mucahidler bu tarz cümleler kuracak olursa, diğer mücahidler onları mazur görsün diye bunları yazıyorum.
Zira Kur’an, bu cümleleri kuran kimselerin “Mu’minlerden bir grup” olduğunu söyleyerek Mu’min olduklarını kabul etmiştir.
Onları “münafıklardan bir grup” olarak zikretmemiştir.
Allah’ım, Sen bize doğru yolu göster, bizi nefislerimizin şerrinden muhafaza et.
#TufanSancağıAltında
Takva sahibi nefisler tüm hatalardan korunmuş değildir.
Mucahidlerin cihad esnasında birbirlerini mazur görmesi gerekir. Bazı Mu’minlerin dillerinden kalp kırıcı sözlerin çıkması gayet olağandır.
İşte Enfâl Suresi, sahabe-i kiramdan bahsediyor.
Aralarından bir grup, hoşnutsuzluk duyarak savaşa çıkıyor. Üstelik kesin bir emir gelmişken ordu komutanı olan Peygamber aleyhisselâm ile de tartışıyorlar.
Nefis sahibi insanın böyle davranışlar göstermesi garip değildir.
Fakat bu konuyu cihaddan ve mucahidlere yardımdan geri kalan insanlara bahane olsun diye açmadım.
Savaş meydanındaki bazı mucahidler bu tarz cümleler kuracak olursa, diğer mücahidler onları mazur görsün diye bunları yazıyorum.
Zira Kur’an, bu cümleleri kuran kimselerin “Mu’minlerden bir grup” olduğunu söyleyerek Mu’min olduklarını kabul etmiştir.
Onları “münafıklardan bir grup” olarak zikretmemiştir.
Allah’ım, Sen bize doğru yolu göster, bizi nefislerimizin şerrinden muhafaza et.
#TufanSancağıAltında
İHLÂS SÛRESİ’NİN FAZİLETİ
• Ebû Saîd (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:
Resûlullâh ﷺ bir gün ashâbına şöyle buyurdu:
“Sizden biri bir gecede Kur’ân-ı Kerîm’in üçte birini okumaktan âciz midir?”
Ashâb:
“Buna hangimiz güç yetirebilir ki?” dediler.
Bunun üzerine Resûlullâh ﷺ şöyle buyurdu:
“Kul hüvallâhu ehad, Allâhu’s-Samed (İhlâs Sûresi), Kur’ân’ın üçte biridir.”
(Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî)
⸻
• Enes (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:
Bir adam, İhlâs Sûresi’ni kastederek:
“Ey Allâh’ın Resûlü! Ben bu sûreyi seviyorum.” dedi.
Resûlullâh ﷺ şöyle buyurdu:
“Onu sevmen seni cennete sokacaktır.”
(Tirmizî)
⸻
• Enes (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:
Resûlullâh ﷺ şöyle buyurdu:
“Kim ‘Kul hüvallâhu ehad’ sûresini günde iki yüz defa okursa, kul hakları hariç elli yıllık günahı silinir.”
(Tirmizî)
⸻
• Enes (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:
Resûlullâh ﷺ şöyle buyurdu:
“Kim uyumak istediğinde sağ tarafına yatar ve ardından ‘Kul hüvallâhu ehad’ sûresini yüz defa okursa, Yüce Allah kıyamet günü ona: ‘Sağ tarafından cennete gir.’ buyuracaktır.”
(Tirmizî)
#KuranileHastalıklaraŞifa
• Ebû Saîd (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:
Resûlullâh ﷺ bir gün ashâbına şöyle buyurdu:
“Sizden biri bir gecede Kur’ân-ı Kerîm’in üçte birini okumaktan âciz midir?”
Ashâb:
“Buna hangimiz güç yetirebilir ki?” dediler.
Bunun üzerine Resûlullâh ﷺ şöyle buyurdu:
“Kul hüvallâhu ehad, Allâhu’s-Samed (İhlâs Sûresi), Kur’ân’ın üçte biridir.”
(Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî)
⸻
• Enes (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:
Bir adam, İhlâs Sûresi’ni kastederek:
“Ey Allâh’ın Resûlü! Ben bu sûreyi seviyorum.” dedi.
Resûlullâh ﷺ şöyle buyurdu:
“Onu sevmen seni cennete sokacaktır.”
(Tirmizî)
⸻
• Enes (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:
Resûlullâh ﷺ şöyle buyurdu:
“Kim ‘Kul hüvallâhu ehad’ sûresini günde iki yüz defa okursa, kul hakları hariç elli yıllık günahı silinir.”
(Tirmizî)
⸻
• Enes (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:
Resûlullâh ﷺ şöyle buyurdu:
“Kim uyumak istediğinde sağ tarafına yatar ve ardından ‘Kul hüvallâhu ehad’ sûresini yüz defa okursa, Yüce Allah kıyamet günü ona: ‘Sağ tarafından cennete gir.’ buyuracaktır.”
(Tirmizî)
#KuranileHastalıklaraŞifa
Kur’ân’ın kadına yönelik hidayetlerinden biri şudur:
Kadın evine bağlı kalsın; ancak kendisini buna sevk eden bir ihtiyaç olduğunda evinden çıksın.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Evlerinizde vakar içinde oturun.” (Ahzâb, 33)
Müslüman kadın evine ne kadar bağlı olur, ihtiyaç dışında dışarı çıkmayı ne kadar azaltırsa, bunun Rabbine yakınlaşmasına ve O’nun rahmetine erişmesine daha uygun olduğu ifade edilmiştir.
Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur;
“Kadın avrettir.
Dışarı çıktığında şeytan onu gözetler (insanların dikkatini ona çeker).
Kulun Rabbine en yakın olduğu hâllerden biri de kadının evinin en iç kısmında bulunduğu zamandır.”
Kadın evine bağlı kalsın; ancak kendisini buna sevk eden bir ihtiyaç olduğunda evinden çıksın.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Evlerinizde vakar içinde oturun.” (Ahzâb, 33)
Müslüman kadın evine ne kadar bağlı olur, ihtiyaç dışında dışarı çıkmayı ne kadar azaltırsa, bunun Rabbine yakınlaşmasına ve O’nun rahmetine erişmesine daha uygun olduğu ifade edilmiştir.
Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur;
“Kadın avrettir.
Dışarı çıktığında şeytan onu gözetler (insanların dikkatini ona çeker).
Kulun Rabbine en yakın olduğu hâllerden biri de kadının evinin en iç kısmında bulunduğu zamandır.”
“Yemin olsun ki senden önceki peygamberler de yalanlanmıştı. Onlar, yalanlanma ve eziyete rağmen sabrettiler, sonunda yardımımız onlara yetişti. Allah’ın kelimelerini (kanunlarını) değiştirebilecek hiç kimse yoktur. Muhakkak ki peygamberlerin haberlerinden bazısı sana da geldi.”
Allah’ın kanunları, peygamberlerden tut, sıradan halka kadar tüm insanlar üzerinde geçerlidir. Aldığım yaralar ve başıma gelen dertler sebebiyle pek üzülüyordum. Seccademi açtım. Allah, dilime En’âm Suresi’ni okumayı kolaylaştırdı. Okurken bu ayete gelince durdum. Hakkında derin derin düşündüm ve Kur’ân’ın en doğruya ulaştırdığına dair kesin bir inanca sahip oldum. Zira bizden önce peygamberler yalanlanmış ve başlarına sıkıntılar gelmişti. Bedenleri, malları ve ailelerine türlü ezalar dokunmuş ve bu sürekli hâle gelmişti. Peki ne zamana kadar? Allah’ın yardımı gelene dek… Allah’ın mahlûkatı üzerindeki kanunu budur ve Allah, kullarına böyle davranır. Peygamberlerin ardından da en çetin imtihanlardan onlara en çok benzeyenler geçer. Bunlar Allah’ın sözleridir ve O’nun sözünü değiştirecek yoktur. Öyleyse sebat et ve sabır göster.
#TufanSancağıAltında
Allah’ın kanunları, peygamberlerden tut, sıradan halka kadar tüm insanlar üzerinde geçerlidir. Aldığım yaralar ve başıma gelen dertler sebebiyle pek üzülüyordum. Seccademi açtım. Allah, dilime En’âm Suresi’ni okumayı kolaylaştırdı. Okurken bu ayete gelince durdum. Hakkında derin derin düşündüm ve Kur’ân’ın en doğruya ulaştırdığına dair kesin bir inanca sahip oldum. Zira bizden önce peygamberler yalanlanmış ve başlarına sıkıntılar gelmişti. Bedenleri, malları ve ailelerine türlü ezalar dokunmuş ve bu sürekli hâle gelmişti. Peki ne zamana kadar? Allah’ın yardımı gelene dek… Allah’ın mahlûkatı üzerindeki kanunu budur ve Allah, kullarına böyle davranır. Peygamberlerin ardından da en çetin imtihanlardan onlara en çok benzeyenler geçer. Bunlar Allah’ın sözleridir ve O’nun sözünü değiştirecek yoktur. Öyleyse sebat et ve sabır göster.
#TufanSancağıAltında
Allah şöyle buyuruyor:
“Hayır olarak ne harcarsanız kendiniz içindir.”
Bu ayeti okuyunca infak ve sadakalarıyla Gazze halkını destekleyen yüce gönüllü kimseleri hatırladım.
Bu insanlar, infak etmenin daha dünyada iken önce kendilerine fayda sağladığını bilmeli.
Zira yoksul kullara sadaka vermek, yüce Allah’ın hazinelerinin kapısını açar.
Ahirette de sadaka veren kimse, malının artıp katlandığını görür.
“Allah’ın rızasını dileyerek verdiğiniz zekâta gelince; işte bunu yapanlar, malları kat kat artmış olanlardır.”
#TufanSancağıAltında
“Hayır olarak ne harcarsanız kendiniz içindir.”
Bu ayeti okuyunca infak ve sadakalarıyla Gazze halkını destekleyen yüce gönüllü kimseleri hatırladım.
Bu insanlar, infak etmenin daha dünyada iken önce kendilerine fayda sağladığını bilmeli.
Zira yoksul kullara sadaka vermek, yüce Allah’ın hazinelerinin kapısını açar.
Ahirette de sadaka veren kimse, malının artıp katlandığını görür.
“Allah’ın rızasını dileyerek verdiğiniz zekâta gelince; işte bunu yapanlar, malları kat kat artmış olanlardır.”
#TufanSancağıAltında
Bu olayda yaşanan şey ile Aksâ Tufanı Savaşı’nın başında direnişçilerin çocukları öldürüp yaktığına ve yalayıcı Blinken’ın söylediği gibi kadınları parçalara ayırdığına dair yapılan propaganda arasında bir benzerlik var. Bunların hiçbiri asla yaşanmadı. Söz konusu iddialar, destekçi toplamak ve Siyonistlerin Gazze’deki zulümlerini aklamak için yapılan çarpıtmalardan ibaretti.
Ancak tartışma gereği bir adım öteye gidelim ve diyelim ki fıkhî anlayıştan yoksun bazı mücahidler çocuk öldürmüş olsun.
Bu durum, bazılarının cihad yolunun bâtıl olduğuna dair konuşmasını mı gerektirir?
Düşmanın gerek bu savaşta gerek öncesinde nasıl eşi benzeri görülmeyen bir zulüm işlediğini unuttuk mu?
2008 yılındaki savaşın başında yaptığı şiddetli hava saldırısıyla bir kerede yüzlerce çocuğu öldürdüğünü unuttuk mu?
Kızcağız Hüda Galiye’nin, Usamine ve Dulukant ailelerinin katledilmesi, gerçekliği olmayan bir kâbustan mı ibaretti?
Bizim neslimiz bu katliamları kendi gözleriyle gördü; Sabra ve Şatilla katliamları gibi sadece okuyarak öğrenmedi…
Ayrıca Ali Devâbişe isimli çocukcağızın yakılması üzerinden de fazla zaman geçmedi!
#TufanSancağıAltında
Ancak tartışma gereği bir adım öteye gidelim ve diyelim ki fıkhî anlayıştan yoksun bazı mücahidler çocuk öldürmüş olsun.
Bu durum, bazılarının cihad yolunun bâtıl olduğuna dair konuşmasını mı gerektirir?
Düşmanın gerek bu savaşta gerek öncesinde nasıl eşi benzeri görülmeyen bir zulüm işlediğini unuttuk mu?
2008 yılındaki savaşın başında yaptığı şiddetli hava saldırısıyla bir kerede yüzlerce çocuğu öldürdüğünü unuttuk mu?
Kızcağız Hüda Galiye’nin, Usamine ve Dulukant ailelerinin katledilmesi, gerçekliği olmayan bir kâbustan mı ibaretti?
Bizim neslimiz bu katliamları kendi gözleriyle gördü; Sabra ve Şatilla katliamları gibi sadece okuyarak öğrenmedi…
Ayrıca Ali Devâbişe isimli çocukcağızın yakılması üzerinden de fazla zaman geçmedi!
#TufanSancağıAltında
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا
“O, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini sınamak için (ölümü ve hayatı) yaratmıştır.”
(Mülk, 67/2)
Fudayl b. İyâd (rahimehullah), bu âyette geçen “daha güzel amel” (أَحْسَنُ عَمَلًا) ifadesini “daha ihlaslı ve daha doğru amel” şeklinde açıklamıştır.
Kendisine:
“Ey Ebû Ali!
Daha ihlaslı olan nedir?
Daha doğru olan nedir?”
diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:
“Bir amel ihlaslı olabilir; fakat doğru olmayabilir.
Bu durumda kabul edilmez.
Yine bir amel doğru olabilir; fakat ihlaslı olmayabilir.
Bu durumda da kabul edilmez.
Bir amel, hem ihlaslı hem de doğru olmadıkça Allah katında kabul edilmez.
İhlaslı amel, yalnızca Allah rızası için yapılan ameldir. Doğru amel ise Resûlullah’ın ﷺ sünnetine uygun olarak yapılan ameldir.”
İşte bu açıklama, şu âyetin en güzel tefsirlerinden biridir:
فَمَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَاءَ رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا
“Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.”
(Kehf, 18/110)
لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا
“O, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini sınamak için (ölümü ve hayatı) yaratmıştır.”
(Mülk, 67/2)
Fudayl b. İyâd (rahimehullah), bu âyette geçen “daha güzel amel” (أَحْسَنُ عَمَلًا) ifadesini “daha ihlaslı ve daha doğru amel” şeklinde açıklamıştır.
Kendisine:
“Ey Ebû Ali!
Daha ihlaslı olan nedir?
Daha doğru olan nedir?”
diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:
“Bir amel ihlaslı olabilir; fakat doğru olmayabilir.
Bu durumda kabul edilmez.
Yine bir amel doğru olabilir; fakat ihlaslı olmayabilir.
Bu durumda da kabul edilmez.
Bir amel, hem ihlaslı hem de doğru olmadıkça Allah katında kabul edilmez.
İhlaslı amel, yalnızca Allah rızası için yapılan ameldir. Doğru amel ise Resûlullah’ın ﷺ sünnetine uygun olarak yapılan ameldir.”
İşte bu açıklama, şu âyetin en güzel tefsirlerinden biridir:
فَمَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَاءَ رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا
“Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.”
(Kehf, 18/110)
• Mecmû’u’l-Fetâvâ, Şeyhû’l İslâm İbn Teymiyye rahimehullah
ALLAH YOLUNDA ÜSTÜN AZİM
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
”(İman ve amelde) öne geçenler ise (ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar, Allah’a yaklaştırılmış kimselerdir.”
(Vâkıa Sûresi, 10-11. âyetler)
Şeyh Abdurrahman es-Sa‘dî (rahimehullah) şöyle demiştir:
“Yani dünyada hayırlarda öne geçenler, ahirette de cennete girmede öne geçenlerdir. İşte bunlar, Allah katında Naîm cennetlerinde, İlliyyîn’in en üst derecelerinde, üzerinde daha yüksek bir makam bulunmayan en yüce mertebelere yaklaştırılan kimselerdir.”
Allah Rasûlü ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Müferridler öne geçti.”
Bunun üzerine sahâbîler:
“Müferridler kimlerdir, ey Allah’ın Rasûlü?” diye sordular.
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Allah’ı çokça zikreden erkekler ve Allah’ı çokça zikreden kadınlardır.”
(Müslim)
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
”(İman ve amelde) öne geçenler ise (ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar, Allah’a yaklaştırılmış kimselerdir.”
(Vâkıa Sûresi, 10-11. âyetler)
Şeyh Abdurrahman es-Sa‘dî (rahimehullah) şöyle demiştir:
“Yani dünyada hayırlarda öne geçenler, ahirette de cennete girmede öne geçenlerdir. İşte bunlar, Allah katında Naîm cennetlerinde, İlliyyîn’in en üst derecelerinde, üzerinde daha yüksek bir makam bulunmayan en yüce mertebelere yaklaştırılan kimselerdir.”
Allah Rasûlü ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Müferridler öne geçti.”
Bunun üzerine sahâbîler:
“Müferridler kimlerdir, ey Allah’ın Rasûlü?” diye sordular.
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Allah’ı çokça zikreden erkekler ve Allah’ı çokça zikreden kadınlardır.”
(Müslim)
Allah’a Doğru Yürüyenlerin Derecesine Nasıl Ulaşırız? - Şeyh Hâlid el-Huseynân
İbn Berîd der ki:
Bir gün Abdullah b. Abbas dilini tutarak şöyle dedi:
“Yazık sana! Ya hayır söyle, kazan; ya da sus, kurtul! Eğer böyle yapmazsan pişman olacağını bil.”
Yanındakiler bunun sebebini sorunca şöyle dedi:
“Çünkü insanın kıyamet günü, dilinden daha fazla zarar gördüğü bir organının olmadığını duydum.”
⸻
“İyilik ancak üç şeyle tamamlanır:
• Onu yapmakta acele etmek,
• Onu küçük görmek,
• Onu gizlemek.
Eğer ona acele edilirse kolaylaşır ve hedefe ulaşır. Küçük görülürse büyür, gizlenirse kıymetlenir.”
⸻
“Eğer kardeşim bana hoşlanmayacağım bir söz söyler veya bir davranışta bulunursa ona üç şekilde karşılık veririm:
Eğer benden fazilet, yaş veya mevki bakımından üstünse onun kıymetini bilirim.
Benim dengimse ona ikramda bulunurum.
Benden küçükse bu konuda onunla muhatap olmam.
Benim yaşayışım böyledir. Kim bu davranışımı beğenmiyorsa Allah’ın arzı geniştir.”
#ÇocukSahabiler
Bir gün Abdullah b. Abbas dilini tutarak şöyle dedi:
“Yazık sana! Ya hayır söyle, kazan; ya da sus, kurtul! Eğer böyle yapmazsan pişman olacağını bil.”
Yanındakiler bunun sebebini sorunca şöyle dedi:
“Çünkü insanın kıyamet günü, dilinden daha fazla zarar gördüğü bir organının olmadığını duydum.”
⸻
“İyilik ancak üç şeyle tamamlanır:
• Onu yapmakta acele etmek,
• Onu küçük görmek,
• Onu gizlemek.
Eğer ona acele edilirse kolaylaşır ve hedefe ulaşır. Küçük görülürse büyür, gizlenirse kıymetlenir.”
⸻
“Eğer kardeşim bana hoşlanmayacağım bir söz söyler veya bir davranışta bulunursa ona üç şekilde karşılık veririm:
Eğer benden fazilet, yaş veya mevki bakımından üstünse onun kıymetini bilirim.
Benim dengimse ona ikramda bulunurum.
Benden küçükse bu konuda onunla muhatap olmam.
Benim yaşayışım böyledir. Kim bu davranışımı beğenmiyorsa Allah’ın arzı geniştir.”
#ÇocukSahabiler
Allah Teâlâ, mu’min ile fâciri ayırmaksızın herkese rızkını helal olarak takdir etmiştir.
Kişi sabrederse Allah ona o rızkı helal yoldan ulaştırır.
Eğer acele eder ve rızkını haram yoldan elde etmeye kalkışırsa, Allah onun helal rızkını eksiltir.
Kişi sabrederse Allah ona o rızkı helal yoldan ulaştırır.
Eğer acele eder ve rızkını haram yoldan elde etmeye kalkışırsa, Allah onun helal rızkını eksiltir.
Ey Mucahid!
Allah için sev, Allah için kız!
Allah için dost ol, Allah için düşman ol!
Allah’ın dostluğu ancak bu şekilde kazanılır.
Namazı, orucu çok olsa da böyle yapmayan kişi imanın lezzetini alamaz. Şimdi bütün dostluklar dünya için oldu. Ama bu tür dostluklar sahibine bir şey kazandırmaz.
Ey Mücahid!
Sabah olunca akşam ne olacağını düşünmediğin gibi, akşamleyin de sabah ne olacak diye kaygılanma!
Hastalığı düşünerek sağlıklı olduğun zamanları iyi değerlendir.
Ölümü düşünerek hayatını iyi değerlendir.
#ÇocukSahabiler
Allah için sev, Allah için kız!
Allah için dost ol, Allah için düşman ol!
Allah’ın dostluğu ancak bu şekilde kazanılır.
Namazı, orucu çok olsa da böyle yapmayan kişi imanın lezzetini alamaz. Şimdi bütün dostluklar dünya için oldu. Ama bu tür dostluklar sahibine bir şey kazandırmaz.
Ey Mücahid!
Sabah olunca akşam ne olacağını düşünmediğin gibi, akşamleyin de sabah ne olacak diye kaygılanma!
Hastalığı düşünerek sağlıklı olduğun zamanları iyi değerlendir.
Ölümü düşünerek hayatını iyi değerlendir.
#ÇocukSahabiler
Forwarded from Dosdoğru Yol - الطريق المستقيم
Media is too big
VIEW IN TELEGRAM
Şam Ehli Gazve ve Cihad Ehlidir!
• Tarık Ebu Abdullah Hoca (حفظه الله)
• Tarık Ebu Abdullah Hoca (حفظه الله)
İbnû’l-Cevzî rahimehullah şöyle demiştir:
“Tembellik yatağında uyuyan kişi sürüklenerek hüzün vadisine düşer.
Adamlık, tabiatının çamurunda yer alan bir güçtür.
Kadınlık ise güçsüzlüktür.
Aslan yavrusu gayretli, kurt yavrusu ise gaddardır.
Hepsinin davranışları tabiatları sebebiyledir.
Ciddiyet tamamıyla hareketlilik iken tembellik tümüyle atalettir.
Yumurtadan çıktığı vakit horoz ile tavuğu ayırt etmek istersen civcivi gagasından tut.
Eğer hareket ederse horoz, etmezse tavuktur.
Yüce hedeflerin peşinden gitme noktasında tembellik yapıyorsan azmin kadınsılaşmaya başlamış demektir.”
“Tembellik yatağında uyuyan kişi sürüklenerek hüzün vadisine düşer.
Adamlık, tabiatının çamurunda yer alan bir güçtür.
Kadınlık ise güçsüzlüktür.
Aslan yavrusu gayretli, kurt yavrusu ise gaddardır.
Hepsinin davranışları tabiatları sebebiyledir.
Ciddiyet tamamıyla hareketlilik iken tembellik tümüyle atalettir.
Yumurtadan çıktığı vakit horoz ile tavuğu ayırt etmek istersen civcivi gagasından tut.
Eğer hareket ederse horoz, etmezse tavuktur.
Yüce hedeflerin peşinden gitme noktasında tembellik yapıyorsan azmin kadınsılaşmaya başlamış demektir.”
• Mevsûatû’l-Ahlâk ve’z-Zuhd
Kulun Allah tarafından seviliyor olması, onun Allah’ı sevmesinden daha yücedir.
Asıl şeref, senin Allah’ı sevmen değil, O’nun seni sevmesidir.
Sevgiliye itaat, O’nun sevgisini kazanmanın adresidir.
Şu şiirde de söylendiği gibi:
Hem İlâh’a isyan ediyor,
Hem de O’nu sevdiğini mi sanıyorsun?
Bu, kıyasta “büyük bir imkânsız”dır.
Şayet sevgin gerçek olsaydı, O’na itaat ederdin.
Çünkü seven kişi sevgilisine itaatkârdır.
Asıl şeref, senin Allah’ı sevmen değil, O’nun seni sevmesidir.
Sevgiliye itaat, O’nun sevgisini kazanmanın adresidir.
Şu şiirde de söylendiği gibi:
Hem İlâh’a isyan ediyor,
Hem de O’nu sevdiğini mi sanıyorsun?
Bu, kıyasta “büyük bir imkânsız”dır.
Şayet sevgin gerçek olsaydı, O’na itaat ederdin.
Çünkü seven kişi sevgilisine itaatkârdır.
• İbnu’l Kayyim El-Cevziyye, Âşıklar, s.279