📝KİTAPLARDAN ALINTILAR✏️
115 subscribers
15 photos
1 video
4 files
5 links
İslâmî kitaplardan alıntılar yapacağım.
Paragrafların sonunda kitabın ismini belirteceğim inşâAllah.

Rabbimden isteğim; okuduğumuz her bir paragrafın dünya ve âhiretimize faydalı olmasıdır.
Rabbim, öğrendiklerimizle amel etmeyi nasip etsin. ❤️‍🩹
Download Telegram
Forwarded from Kitabu'z-Zühd
Allah’ın Muhabbetine Giden Yol.


"Gerçekten Allah.
Çokça tevbe edenleri sever,
Çokça temizlenenleri sever,
Sabredenleri sever,
İyilik yapanları sever,
Takvâ sâhiblerini sever..
Ve tevbe eden genç, o Allah'ın habîbidir."

İbnu'l Kayyim: ed-Dâu ve'd-Devà 1/446
.

t.me/kitabuzzuhd1
Yaşadığı olumsuzluklardan çok etkilenerek, olumsuz günlerde olumsuz olaylara odaklanmış; çektiklerini ve çektirenleri unutmamış insanlar, adım attıkları üzüntü denizinde kulaç atmaktan yorgun ve bitkin düşerler.

Bu örnekleri daha da artırmak mümkün… Toparlayacak olursak; zihnimizdeki yoğunluğu ve gündemi, bildiklerimiz, yaşadıklarımız ve gördüklerimiz oluşturuyor. Ve zihnimizdeki yoğunluklar bize adım attırıyor. İşte insanlar arası ilişkilerimizdeki başarı ve başarısızlık buna bağlı. Kendimizle kurduğumuz bağ ne kadar sağlam olursa, hareket alanımız da o kadar geniş ve sağlam olur. Yani pergelin ayağı merkezden kaymaz ve seyyar ucu olabildiğince geniş ve rahat açılır. Bu da ruh ikliminde kolay kolay fırtına çıkmaması anlamına gelir.

Atacağımız düzgün adımlar; ânımızı ve geleceğimizi düzenler. Öfkenin ürperten karanlığından kurtulup doğru düşünmenin sakin limanına demir atabilmemizi sağlar. Yanlış adımlar ise yanlış yola ve yöne iter. Ayakkabılarımızı çamurdan temizlemek; tarzımızı değiştirmedikçe fazlaca anlamlı değildir. Temizlemek önemli, fakat o temizliği sürdürebilmek daha da önemlidir.

#KendimeYardımEtmekİstiyorum
#SalihaErdim
Bir yazımda “Bizi tercihe götüren kararlılığın bileşenlerine baktığımızda, yakınlaştırıcı ya da uzaklaştırıcı bir anlayış ve hayat tarzının varlığını görüyoruz.” demiştim.

Yaşadıklarımızdan memnun isek, bu gidişi daha da güçlendirmenin ve hızlandırmanın yollarını aramalıyız. Yok eğer memnun değilsek, belki de köklü bir değişim kararı almalı ve kulvar/yol değişikliğinin sinyalini vermeliyiz.
Her değişim süreci sıkıntılı ve sancılı olduğundan, bu tercih öyle pek de kolay değildir.
Fakat değişimin getirdiği bu geçici sıkıntıyı ve kaosu göze alamayanlar, ilelebet zikzak çizerek yaşamaya kendilerini mahkûm ederler.

Değerli eşim Zekeriya Erdim beyefendinin zaman zaman kullandığı çok güzel bir sözü vardır: “Ölümü göze alanlar, çok yaşamayı garanti ederler.” der.

Doğrulara demir atmaya götüren değişim zorluğunu göze alanlar da mutlu ve huzurlu bir hayata kement atmış olurlar.

#KendimeYardımEtmekİstiyorum
#SalihaErdim
Gaflet perdesini gözlere örten şeylerden biri de dünya için gösterilen toplumsal rekabettir.

İnsan, “gösteriş girdabı”na düştüğünde, kabir eşiği dışında neredeyse uyanamaz.

İnsanlar bugün makamlar, konutlar, arabalar ve giysiler hakkında bahse girilen atlar gibidir.
Dünyanın gelip geçici zevkleri üzerinde yapılan bu toplumsal rekabetten neredeyse nefes alamıyoruz…

Kur’ân, bu geniş anlama kısa ve veciz bir ifade ile dikkat çekmiştir. Ne olur, Rabbimizin şu buyruğu üzerinde düşün:

“Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı.” (Tekâsür, 102/1-2)

Bu çokluk yarışının nerede son bulduğunu gördün mü?

Kabirdeki ilk gecede sona eriyor. İşte o zaman, ilerideki gerçek hayatını kaybettiğini anlıyor.
Peki, ne zaman?
Allah’ın belirlemiş olduğu vakit geçtikten sonra…

#Kurandanİşaretler
✉️ “Çünkü iyilik bir alışkanlıktır!”

Beyhâkî’nin ‘es-Sunenu’l-Kûbra’da rivayet ettiğine göre,

Abdullah bin Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi:

“Çocuklarınızı namaza alıştırın ve onlara iyiliği öğretin.
Çünkü iyilik bir alışkanlıktır!
”

Çocuğuna sadaka ver, o da kendi eliyle fakire versin ki sadakayı alışkanlık hâline getirsin.

Onu hasta ziyaretine götür, bu sayede hasta ziyareti onun için bir alışkanlık olsun.

Onu her zaman camiye götür, ayakları o yolu ezberlesin.

Ona faydalı bir kitap seç, ona faydalı bir program hazırla, zevkini şekillendir!

En önemlisi ise çocuklarına örnek ol.

“Sözlerin, eylemlerinle çeliştiğinde hiçbir anlamı kalmaz.”

Ona temizlikten bahsedip arabanın penceresinden çöpleri atmanın ne anlamı var ki?

Çocuklar, söylediklerimizden çok, yaptıklarımızdan etkilenirler!

#SahabedenMesajlar
Please open Telegram to view this post
VIEW IN TELEGRAM
Ebu Hureyre’dan rivayet edildiğine göre, bir adam Nebî’e ﷺ;

“Bana tavsiyede bulun.” demiştir.

Buyurdu ki ﷺ; “Kızma!”

Birkaç kere tekrarladı.

Buyurdu ki ﷺ; “Kızma!”

• Buhârî rivayet etmiştir.

İbni Receb der ki:

Bu adam Nebî ﷺ’den hayır özelliklerini içine alan kısa bir tavsiyede bulunmasını talep etti.
Kısa olsun ki ezberleyebilsin.
Uzun olursa ezberleyememekten korkuyordu.
Nebî ﷺ kendisine kızmamasını tavsiye etti.
Sonra adam bu isteğini birkaç kere daha tekrarladı.
Nebî ﷺ de aynı cevabı tekrarladı.

Buradan anlaşılıyor ki, kızmak bütün kötülüklerin toplandığı şey; ondan sakınmak da bütün hayırların toplandığı bir şeydir.

Aynı zamanda sinirli olan kişiden, siniri geçtikten sonra pişman olacağı birçok söz sadır olabilir.
Zararı çok olan sövmek ve benzeri şeyler gibi.
Eğer kişi susarsa, bütün bu kötülük kendisinden gitmiş olur.

#TerbiyeDersleri
#HalidElHuseynan
• ÜMMETİN HEZİMETİ

Allah Azze ve Celle, Rasûlu ﷺ’e risâlet göndermiştir.
Rasûl olarak davasına başlamıştır.
O ﷺ Aziz olmuştur ve bu ümmet hiçbir zaman zelil olmamıştır.

Bu ümmet, Osmanlı’nın son zamanlarına, Batı’yı taklit etmeye başlayıncaya kadar zelil olmamıştır. Batı’nın mukallidi olunca, bütün doğruları ve bütün güzellikleri kâfirlerde görmeye başlayınca zillete düşmüştür.

Bunun dışında İslam’ın fütuhatında bir duraksama görülmemiştir.
Önce Medine, Mekke, Arap Yarımadası, Yemen, Şam ve Horasan fethedilmiş, İslam sürekli genişlemiştir.
Osmanlı’nın son dönemlerine kadar İslam saltanatı bütün dünyayı kapsamış, dünyaya hâkim olan tek güç olmuştur.
İslam hilafeti olan Osmanlı’nın karşısında rekabet edecek, ona karşı koyacak ikinci bir güç bulunmamıştır.

İslam ordusu Bizanslıları da perişan etmiş, Farsları da ortadan kaldırmıştır. Bunların hepsi dönemin büyük ordularıydı.

Bu ümmet zavallı bir ümmet değildir.
Bu ümmet aslen şu hâllere alışkın olan bir ümmet değildir.
Kâfir geliyor, istediği gibi senin evine giriyor; hatta karını, kızını senin evinden alıp götürüyor ama Müslüman bugün sadece o kâfirin ardından bakıyor.

Böyle bir durumdayız.
Nice yüzlerce, binlerce bacılara şu anda kâfirler ve müşrikler tarafından türlü pislikler yapılıyor; İslam ümmeti sadece oturuyor ve izliyor.
Yaptıkları tek şey ne?
Sosyal hesaplardan paylaşımlar yapmak.

Ümmetin çoğunluğunun arasında en iyileri ne yapıyor?
Gidiyorlar sokağa dökülüp pankart kaldırıyorlar: ‘Biz buna karşıyız, böyle yapmayın, insanlık değildir’ vesaire…
Bu zilletin en alâsı, en alâsı.

Bu ümmet böyle değildi!
Cihadı terk etti ümmet; zelil düştü!
Cihad yaptığı sürece ümmet daima izzetliydi.
Çünkü senin gücünü oluşturan cihad fî sebîlillâh’tır.

• Tarık Ebu Abdullah Hoca (حفظه الله)
Abdullah bin Mesud
Nebî’nin ﷺ şöyle dediğini rivayet eder:

“Kalbinde zerre miskali kibir olan kişi cennete giremez.”

Bir adam dedi ki:
“Muhakkak ki, kişi elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasını sever.”

Dedi ki:

“Allah güzeldir, güzel olanı sever. Kibir, hakkın iptali ve insanları hakir görmektir.”

#TerbiyeDersleri
#HalidElHuseynan
Başarının Alâmetleri!

Kulun salih amellerin; mal, söz veya beden ile yapılanlarında genel olarak başarıya ulaşmış olmasıdır.

Kulun günaha düştükten sonra, çok kere tekrarlasa dahi tevbe etmede başarıya ulaşmasıdır. Veya kendisi ile haramlar arasına girilmesi ve haram işleyememesidir.

Zorlukta ve kolaylıkta, bütün hâllerde Allah’a dönme ve sığınma kapısının açık olmasıdır.

Kişinin duruşunda, amellerinde ve sözlerinde doğruya ulaşmasıdır.

Kula, Allah yolunda cihad ve şehadetin kolay kılınmasıdır. Muhakkak ki bu, Allah’a yaklaştıran amellerin en faziletlisi ve makamların en yücesidir.

Kişinin kendisini ilgilendirmeyen meselelere girmemesidir. İnsanların hâllerini araştırmak, ne yediler, ne içtiler gibi şeylerden uzak durmak gibi. Aynı zamanda güzel yapamadığı şeylere de girişmemesidir.

Kulun, güzel özelliklere, güzel ahlâka, göğsünün temizliğine ve mu’minlere karşı hayrı sevmeye muvaffak kılınmasıdır.

Kulun, Allah’ın Kitabı’nı öğrenme ve öğretmede muvaffak kılınmasıdır. Nebî ﷺ şöyle buyurmuştur:

“Sizin en hayırlınız, Kur’ân’ı öğrenen ve öğreteninizdir.”

Kulun, insanları düzeltme, Allah’a davet etme ve hayrı yaymada başarıya ulaşmasıdır.
Bu, nebîlerin ve rasûllerin görevidir. Allah şöyle buyurmuştur:

“Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve ‘Kuşkusuz ben Müslümanlardanım.’ diyenden daha güzel sözlü kimdir?”

#TerbiyeDersleri
#HalidElHuseynan
Kulun sınandığı günahlar, rahmete kavuşması için bir sebep kılınması da Allah Teâlâ’nın kuluna yönelik lütfundandır.
Böyle bir durumun vuku bulmasıyla Allah; tevbe etme, yakarma, Rabbine yalvarıp huzurunda nefsini zelil/aşağı görmesini sağlama kapısını açmaktadır. Kendini beğenmişliğin ve kibrin kulun kalbinden bertaraf olması, birçok itaatten daha hayırlıdır.

Allah Teâlâ’nın sevdiği kuluna olan bir lütfu da kulun nefsinin zararı olan nefsî arzular ve şehvetler sebebiyle meyletmesi, bu meylin genişleyerek kulun benliğini bürümesi, çalkantı ve bulanıklığa yol açmasına rağmen kulun bu fiillerden birini ancak içten rahatsızlık duymadan, boğazında düğümlenmeler meydana gelmeden işlememesi ve bu suretle o fiile hiçbir rahatsızlık duymaksızın tüm benliğiyle meyletmemesidir. Allah’a yakın olmak amacıyla yapılan itaatlerin, kulun tüm benliğiyle meyletmesi için kula lezzet vermesi, tatlı gelmesi de ilâhî bir lütuftur.

#EsmâulHusnâ
“Nefsimi elinde tutana yemin olsun ve isterseniz sizin için Allah adına da yemin edebilirim ki, Allah’ın kulları arasında en sevdikleri, Allah’ı kullarına, kulları da Allah’a sevdirenler ve yeryüzünde nasihat ile dolaşanlardır.”

Fudayl bin İyâd rahimehûllah der ki: “Bizim yanımızda üst seviyeye ulaşanlar namaz ve oruç ile ulaşmadılar.
Bilakis onlar bu derecelere, nefislerinin cömertliği, göğüslerinin temizliği ve ümmete nasihat etmeleri ile ulaştılar.”

Abdullah bin Mübarek rahimehûllah’a,
“Hangi amelin daha faziletli olduğu?” soruldu.
Cevaben dedi ki: “Allah için nasihat.”

Muammer rahimehûllah şöyle der: Denilirdi ki:
“İnsanlardan sana en çok nasihat eden, senin hakkında Allah’tan korkandır.”

Selef, birine nasihat etmek istediğinde ona gizlice nasihat ederdi.
Hatta onlardan bazıları şöyle demiştir:
“Kim kardeşini kendisi ile onun arasındayken uyarırsa bu nasihattir. Kim de onu insanlar arasında uyarırsa onu kınamış olur.”

Fudayl rahimehûllah şöyle der: “Mu’min kişi hataları örter ve nasihat eder.
Günahkâr ise hataları açığa vurur ve ayıplar.”

#TerbiyeDersleri
#HalidElHuseynan
WhatsApp'ta
📝KİTAPLARDAN ALINTILAR✏️ kanalını takip edin:

https://whatsapp.com/channel/0029Vb80hh7CRs1o1lyfMy1X
Gözü haramdan sakınmak, hakkı batıldan, doğruyu yalandan ayırt etmeyi sağlayan ferasete sebep olur.

Şucâ el-Kirmânî şöyle derdi:

“Dış dünyasını sünnete ittiba etmek, iç dünyasını da daimî murakabe etmek suretiyle imar eden; gözünü harama bakmaktan koruyan, nefsini şüpheli şeylere bulaşmaktan sakındıran ve helal ile beslenen kişi, ferasetinde hedefi ıskalamaz, hata etmez.”

Adı geçen Şucâ, ferasetinde hiç hata etmezdi.

Allah subhânehû ve teâlâ, kulun amelini, o amelin cinsinden olan şeyle mükâfatlandırır. Kim bir şeyi Allah için terk ederse, Allah onun yerini daha hayırlısıyla doldurur.

Kul gözlerini harama bakmaktan sakındırdığı takdirde, Allah onun yerine kula basiret nuru bahşederek, Allah için muhafaza ettiği bakışlarının yerini doldurur ve ilim, iman, marifet ve isabetli feraset kapılarını —ki bu feraset ancak kalbin basireti sayesinde elde edilebilir— kulun önüne açar.

#İbnKayyımKülliyatları
Meleğin Kuldan Uzak Olması

Günahların olumsuz neticelerinden bir diğeri de dostunu, arkadaşını, yaratılmışlar içinde kendisi için en yararlı olanı, en samimi olanı, yakınlığı bahtiyarlığına sebep olanı, yani kendisi için görevli kılınmış olan meleği kuldan uzak etmesidir.

Düşmanını, yaratılmışlar içinde en entrikacı, en zararlı olanı, yani şeytanı ise kula yakın etmesidir.

Kul, Allah’a karşı masiyet işlediği zaman melek, kuldan o masiyet miktarınca uzaklaşır.

#İbnKayyımKülliyatları
Bir kişinin edebi ve ahlakı, onun mutluluğunun, bahtiyarlığının ve kurtuluşunun bir alametidir.

• Tarık Ebu Abdullah Hoca (حفظه الله)
Allah Tebâreke ve Teâlâ, her şeyi yaratandır.
Her şeye güç yetiren, dilediğini dilediği şekilde ve dilediği zamanda yapandır.
Her şeye rahmet eden O’dur.
Allah rahmet etmezse hiç kimse rahmet edemez.
Rahmet ve şifa sahibi ancak Allah’tır. Nitekim hastalıklara şifa verecek, sıkıntıları giderecek olan da ancak Allah’tır.

“Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O’dur.
Beni yediren de, içiren de O’dur.
Hasta olduğumda bana O şifa verir.
Beni öldürecek, sonra da diriltecek O’dur.
Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O’dur.
Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.”
(Şuarâ 78–82)

Şifa veren ancak Allah’tır.
Sıkıntıları giderecek ve dertlilere deva verecek olan sadece Allah’tır.
İnsanlara afiyet ve sıhhat verecek olan da ancak Allah’tır.
Allah’ın kuvvetinin yanında başka bir kuvvet yoktur.
Allah’ın kuvvetinin üstünde ise asla bir kuvvet yoktur.

“Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O’ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse, O’nun nimetini engelleyecek yoktur. Onu kullarından dilediğine verir. O, çok bağışlayandır, çok merhametlidir.”
(Yûnus 107)

#KuranileHastalıklaraŞifa
Abdûlvâhid b. Zeyd şöyle dedi:

“Hasan-ı Basrî’ye:

‘Ey Ebû Saîd! İnsanlar bu kötü hâle nereden düştüler?’ diye sordum.

Şöyle cevap verdi:

‘Allah’ın takdirine razı olmamalarından.’

Ben:

‘Peki, Allah’ın takdirine razı olmamaları nereden kaynaklanıyor?’ dedim.

Hasan-ı Basrî şöyle dedi:

‘Allah’ı gereği gibi tanımamalarından.’”

• İbn Hibbân, Ravdatû’l- Ukalâ, s. 219
(Hakiki hükümranlığa sahip olan Allah), günahı bağışlar, sıkıntıyı giderir, kederi bertaraf eder, mazluma destek olur, zalimden hakkı alır, esiri hürriyetine kavuşturur, fakiri zengin eder, kırılmış olanı onarır, hastaya şifa verir, musibetten kurtarır, ayıbı örter, zelili aziz eder, azizi zelil eder, dilekte bulunana verir, bir devleti götürüp bir başkasını getirir, iyi ve kötü günleri insanlar arasında sırayla döndürür, bazı toplumları yüceltip bazılarını alçaltır.

Gökler ve yer yaratılmadan elli bin yıl önce takdir ettiği yazgıları, gerçekleşecekleri zamanlara doğru sevk eder. Bunlardan hiçbirinin zamanı bir an önceye de, bir an sonraya da kaymaz. Bilakis her birini, mutlak hükümranlığa sahip olan Allah, bir kitapta sayıp dökmüş; bunlar üzerinde kalemi cari olmuş, hükmünü uygulamış ve ezelî ilmiyle bunları önceden bilmiştir.

Bütün hükümranlığı üzerinde tek başına tasarruf eder. Hükümranlığı konusunda hiç kimse O’nunla mücadele edemez, O’na karşı çıkamaz. O’nun hükümranlığı üzerindeki tasarrufu; adalet, ihsan, hikmet, maslahat ve rahmet çerçevesinde cereyan eder. O’nun tasarrufları bu çerçevenin dışına çıkmaz.

#EsmâulHusnâ
İmam İbnu’l-Kayyım (rahimehullâh) şöyle demiştir:

“İnsanın iç dünyasındaki duygu ve düşüncelerini muhafaza etmesine götüren yol nedir, diye soracak olursan, birçok sebep olduğunu söylerim.

Birincisi: Rab Teâlâ’nın senin kalbine muttali olduğu, kalbine baktığı ve iç dünyanda cereyan eden her şeyi tüm detaylarıyla bildiğine dair kesin bilgidir.

İkincisi: Allah’a karşı duyulan hayâdır.

Üçüncüsü: Kendisini tanımak ve sevmek için yarattığı kalp yuvasında, bu tür duygu ve düşünceleri Allah Teâlâ’nın görmesini gözünde büyük bir şey olarak görmendir.

Dördüncüsü: Bu duygu ve düşünceler sebebiyle Allah Teâlâ katında değerini yitirmekten korkmandır.

Beşincisi: Kalbine Allah sevgisiyle birlikte başka bir şeyin yerleşmemesini arzu etmendir.”

Selim kalbin tarifi şöyle yapılmaktadır:

“Kalb-i selim; kişinin Allah’ın huzuruna ancak kendisiyle geldiğinde felah bulabileceği, Allah Teâlâ’nın haber verdiği şeylere aykırı düşen şüphelerden, O’nun emrine aykırı iradelerden uzak; ilâhî habere tasdik ve yakîn ile boyun eğen, ilâhî taleplere râm olup imtisal eden kalptir.”

#EsmâulHusnâ
“Nasıl ki Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Mu’minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizdi. Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı.”

Takva sahibi nefisler tüm hatalardan korunmuş değildir.
Mucahidlerin cihad esnasında birbirlerini mazur görmesi gerekir. Bazı Mu’minlerin dillerinden kalp kırıcı sözlerin çıkması gayet olağandır.
İşte Enfâl Suresi, sahabe-i kiramdan bahsediyor.
Aralarından bir grup, hoşnutsuzluk duyarak savaşa çıkıyor. Üstelik kesin bir emir gelmişken ordu komutanı olan Peygamber aleyhisselâm ile de tartışıyorlar.
Nefis sahibi insanın böyle davranışlar göstermesi garip değildir.
Fakat bu konuyu cihaddan ve mucahidlere yardımdan geri kalan insanlara bahane olsun diye açmadım.
Savaş meydanındaki bazı mucahidler bu tarz cümleler kuracak olursa, diğer mücahidler onları mazur görsün diye bunları yazıyorum.
Zira Kur’an, bu cümleleri kuran kimselerin “Mu’minlerden bir grup” olduğunu söyleyerek Mu’min olduklarını kabul etmiştir.
Onları “münafıklardan bir grup” olarak zikretmemiştir.

Allah’ım, Sen bize doğru yolu göster, bizi nefislerimizin şerrinden muhafaza et.

#TufanSancağıAltında
İHLÂS SÛRESİ’NİN FAZİLETİ

• Ebû Saîd (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:

Resûlullâh ﷺ bir gün ashâbına şöyle buyurdu:

“Sizden biri bir gecede Kur’ân-ı Kerîm’in üçte birini okumaktan âciz midir?”

Ashâb:

“Buna hangimiz güç yetirebilir ki?” dediler.

Bunun üzerine Resûlullâh ﷺ şöyle buyurdu:

“Kul hüvallâhu ehad, Allâhu’s-Samed (İhlâs Sûresi), Kur’ân’ın üçte biridir.”

(Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî)

⸻

• Enes (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:

Bir adam, İhlâs Sûresi’ni kastederek:

“Ey Allâh’ın Resûlü! Ben bu sûreyi seviyorum.” dedi.

Resûlullâh ﷺ şöyle buyurdu:

“Onu sevmen seni cennete sokacaktır.”

(Tirmizî)

⸻

• Enes (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:

Resûlullâh ﷺ şöyle buyurdu:

“Kim ‘Kul hüvallâhu ehad’ sûresini günde iki yüz defa okursa, kul hakları hariç elli yıllık günahı silinir.”

(Tirmizî)

⸻

• Enes (radıyallâhu anh) rivayet ediyor:

Resûlullâh ﷺ şöyle buyurdu:

“Kim uyumak istediğinde sağ tarafına yatar ve ardından ‘Kul hüvallâhu ehad’ sûresini yüz defa okursa, Yüce Allah kıyamet günü ona: ‘Sağ tarafından cennete gir.’ buyuracaktır.”

(Tirmizî)

#KuranileHastalıklaraŞifa