Artık hiç kimse komşusunun çocuğunu uyarma cesaretini kendinde bulamıyor.
Böyle bir uyarı, “Sana ne! Bu benim hayatım.” gibi bir tepkiyle karşılaşabiliyor.
Mahalleler artık çocuklarımız için güvenilir mekânlar değil.
Eskiden bir kişi, komşusunun çocuğundan kendini sorumlu hisseder, onun bir yanlışını gördüğünde “fırça atma” yetkisini kendinde görürdü.
Anne-babalar, çocuklarının komşuları tarafından denetlendiğini bilirdi.
Çocuklarını görmediği yerlerde bile onu kontrol eden gözlerin varlığı, anne-babalara kısmi bir rahatlık verirdi.
Komşular, çocukların yanlışlarını gördüklerinde anne-babalarına şikâyet edebilirlerdi.
Mahalledeki herkes, aynı zamanda komşu çocukların kontrolörü gibi hareket ederdi.
Eğer bir çocuk yanlış bir şey yapmış ve komşusu anne-babaya bilgi vermemiş ise, bu kabul edilebilir bir şey değildi. Anne-babalar eskiden sadece kendi çocuklarından sorumlu değillerdi. Komşularının çocuklarını da sevme ve azarlama yetkisine sahiplerdi.
Çocuklar da çişleri geldiğinde komşuları “Naciye Teyze”nin tuvaletine girebilir; acıktıklarında “Naciye Teyze” salçalı ekmek sürüp camdan çocuklara uzatabilirdi.
Şimdi komşuların çocuklara dokunmasına/karışmasına izin verilmiyor.
Çünkü kimse kimseye güvenmiyor.
Bu güvenilmez ortamın altında “bireysel özgürlükler” kavramının yattığının farkına varmak önemlidir.
#AlgıYönetimiveManipülasyon
Böyle bir uyarı, “Sana ne! Bu benim hayatım.” gibi bir tepkiyle karşılaşabiliyor.
Mahalleler artık çocuklarımız için güvenilir mekânlar değil.
Eskiden bir kişi, komşusunun çocuğundan kendini sorumlu hisseder, onun bir yanlışını gördüğünde “fırça atma” yetkisini kendinde görürdü.
Anne-babalar, çocuklarının komşuları tarafından denetlendiğini bilirdi.
Çocuklarını görmediği yerlerde bile onu kontrol eden gözlerin varlığı, anne-babalara kısmi bir rahatlık verirdi.
Komşular, çocukların yanlışlarını gördüklerinde anne-babalarına şikâyet edebilirlerdi.
Mahalledeki herkes, aynı zamanda komşu çocukların kontrolörü gibi hareket ederdi.
Eğer bir çocuk yanlış bir şey yapmış ve komşusu anne-babaya bilgi vermemiş ise, bu kabul edilebilir bir şey değildi. Anne-babalar eskiden sadece kendi çocuklarından sorumlu değillerdi. Komşularının çocuklarını da sevme ve azarlama yetkisine sahiplerdi.
Çocuklar da çişleri geldiğinde komşuları “Naciye Teyze”nin tuvaletine girebilir; acıktıklarında “Naciye Teyze” salçalı ekmek sürüp camdan çocuklara uzatabilirdi.
Şimdi komşuların çocuklara dokunmasına/karışmasına izin verilmiyor.
Çünkü kimse kimseye güvenmiyor.
Bu güvenilmez ortamın altında “bireysel özgürlükler” kavramının yattığının farkına varmak önemlidir.
#AlgıYönetimiveManipülasyon
İnsanlar senden iyilik görmeye öyle alışırlar ki, en basit bir yerde ihsânda bulunmayı terk ettiğinde sana karşı davranışlarının değiştiğini fark edersin.
Bu ahlâka sâhip olanların hiçbiri ne sevgisinde ne de birlikteliğinde sâdıktır. Bu gibilerin sevgisi, sen ona ilgi gösterdiğin ve yardımda bulunduğun müddetçe devâm eder.
Sen kendini onun için ne kadar fedâ edersen, onun nezdinde o kadar değerli olursun. Onun kalbindeki sevginin ölçüsü, yalnızca senin fedakârlığın kadardır. Ne zaman ona karşı biraz geri dursan, senden metrelerce uzaklaşır.
İşte bu, seni dünyâsı için seven kimsedir. Onun birlikteliği merkezî, dostluğu menfaat merkezlidir. Sana yakınlığı, uhuvvet aramasından değil; sende yakınlık bulmasındandır.
Allah için seven ise, sana senden daha fazlasıyla karşılık vermeyi gaye edinir. Buna ancak sâlih bir kimse niyet edebilir.
⸻
اصحب من إن صحبته زانك، وإن خدمته صانك، وإن أصابتك خصاصة مأنك، وإن رأى منك حسنة عدها، وإن رأى منك سقطة سترها، وإن قلت صدق قولك، وإن صلت سدّد صولك، ولا تأتيك منه البوائق، ولا تختلف عليك منه الطرائق، ومن إن سألته أعطاك، وإن سكت ابتدأك، وإن نازعته بذل لك.
الإخوان لابن أبي الدنيا (44)
⸻
“Öyle bir kimseyle dost ol ki, onunla dostluk etmen seni güzelleştirsin.
Ona hizmet ettiğinde seni korusun.
Sana fakirlik isâbet ettiğinde ihtiyâcını karşılasın.
Senden bir iyilik görse onu unutmayıp saysın, bir eksikliğini görse onu örtüp saklasın.
Konuştuğunda sözünü tasdik etsin, sen bir işe giriştiğinde işini isâbetli kılmaya gayret etsin.
Ondan sana bir musîbet gelmesin ve yolları seninkinden farklı olmasın.
Ondan bir şey istesen versin; sen sustuğunda konuşmayı başlatsın. Onunla tartıştığında bile sana ikrâmda bulunsun.”
• İbn Ebi’d Dunyâ, el-İhvân 44
#Alıntı
Bu ahlâka sâhip olanların hiçbiri ne sevgisinde ne de birlikteliğinde sâdıktır. Bu gibilerin sevgisi, sen ona ilgi gösterdiğin ve yardımda bulunduğun müddetçe devâm eder.
Sen kendini onun için ne kadar fedâ edersen, onun nezdinde o kadar değerli olursun. Onun kalbindeki sevginin ölçüsü, yalnızca senin fedakârlığın kadardır. Ne zaman ona karşı biraz geri dursan, senden metrelerce uzaklaşır.
İşte bu, seni dünyâsı için seven kimsedir. Onun birlikteliği merkezî, dostluğu menfaat merkezlidir. Sana yakınlığı, uhuvvet aramasından değil; sende yakınlık bulmasındandır.
Allah için seven ise, sana senden daha fazlasıyla karşılık vermeyi gaye edinir. Buna ancak sâlih bir kimse niyet edebilir.
⸻
اصحب من إن صحبته زانك، وإن خدمته صانك، وإن أصابتك خصاصة مأنك، وإن رأى منك حسنة عدها، وإن رأى منك سقطة سترها، وإن قلت صدق قولك، وإن صلت سدّد صولك، ولا تأتيك منه البوائق، ولا تختلف عليك منه الطرائق، ومن إن سألته أعطاك، وإن سكت ابتدأك، وإن نازعته بذل لك.
الإخوان لابن أبي الدنيا (44)
⸻
“Öyle bir kimseyle dost ol ki, onunla dostluk etmen seni güzelleştirsin.
Ona hizmet ettiğinde seni korusun.
Sana fakirlik isâbet ettiğinde ihtiyâcını karşılasın.
Senden bir iyilik görse onu unutmayıp saysın, bir eksikliğini görse onu örtüp saklasın.
Konuştuğunda sözünü tasdik etsin, sen bir işe giriştiğinde işini isâbetli kılmaya gayret etsin.
Ondan sana bir musîbet gelmesin ve yolları seninkinden farklı olmasın.
Ondan bir şey istesen versin; sen sustuğunda konuşmayı başlatsın. Onunla tartıştığında bile sana ikrâmda bulunsun.”
• İbn Ebi’d Dunyâ, el-İhvân 44
#Alıntı
İnsanlık, bu karanlık güçleri yeryüzünde koruyan ve kollayan legal görünümlü merkezleri sıkıştırmadıkça, çocuklarını bu karanlık güçlerin menfaatlerine kurban vermeye devam edecektir.
Bu mücadeleyi vermenin ilk kurallarından biri, müfsid özgürlük anlayışına direnmekten geçiyor. Sadece kötülüklere değil; kötülüğe götüren yollara, ipuçlarına ve anlayışlara karşı da duyarlı olmalıyız.
Çünkü çocuklarımızı, gençlerimizi, erkeklerimizi ve kadınlarımızı şehvet pazarının malları olarak gören bu karanlık güçler, özgürlük, eşitlik ve insan hakları gibi kavramları istismar ederek emellerine ulaşabiliyor.
Bu kavramların istismar edilmesine izin vermek, geleceğimizi bu karanlık güçlere teslim etmek anlamına gelecektir.
#AlgıYönetimiveManipülasyon
Bu mücadeleyi vermenin ilk kurallarından biri, müfsid özgürlük anlayışına direnmekten geçiyor. Sadece kötülüklere değil; kötülüğe götüren yollara, ipuçlarına ve anlayışlara karşı da duyarlı olmalıyız.
Çünkü çocuklarımızı, gençlerimizi, erkeklerimizi ve kadınlarımızı şehvet pazarının malları olarak gören bu karanlık güçler, özgürlük, eşitlik ve insan hakları gibi kavramları istismar ederek emellerine ulaşabiliyor.
Bu kavramların istismar edilmesine izin vermek, geleceğimizi bu karanlık güçlere teslim etmek anlamına gelecektir.
#AlgıYönetimiveManipülasyon
Araştırmada, uygunsuz filmleri izlemesine asla izin verilmeyen çocukların, ilk anket yapılmasından sonraki 13–26. aylardaki alkole başlama durumlarına bakıldı.
Bu çocukların alkole başlama oranı sadece %3’tü.
Araştırmada bu çocuklar, böylesi filmleri izlemesine “bazen” izin verilen ve “her zaman” izin verilen çocuklar ile karşılaştırıldı.
Araştırmada, çocukların davranışlarına “yakın dikkat” göstermenin önemi vurgulanıyor. Araştırmayı yürüten pediatri profesörü James Sargent (2006), “Biz bunun anne-baba olmanın çok önemli bir yönü olduğunu, ama sıklıkla önemsenmediğini düşünüyoruz.” diyor.
Uygunsuz filmler izleyen çocukların %90’ının “içki içme” davranışını iyi bir şekilde tarif edebildiklerini vurgulayan araştırmada, “Bunun erken yaşta alkole başlamanın önemli bir nedeni olabileceğini düşünüyoruz.” deniliyor.
#AlgıYönetimiveManipülasyon
Bu çocukların alkole başlama oranı sadece %3’tü.
Araştırmada bu çocuklar, böylesi filmleri izlemesine “bazen” izin verilen ve “her zaman” izin verilen çocuklar ile karşılaştırıldı.
Araştırmada, çocukların davranışlarına “yakın dikkat” göstermenin önemi vurgulanıyor. Araştırmayı yürüten pediatri profesörü James Sargent (2006), “Biz bunun anne-baba olmanın çok önemli bir yönü olduğunu, ama sıklıkla önemsenmediğini düşünüyoruz.” diyor.
Uygunsuz filmler izleyen çocukların %90’ının “içki içme” davranışını iyi bir şekilde tarif edebildiklerini vurgulayan araştırmada, “Bunun erken yaşta alkole başlamanın önemli bir nedeni olabileceğini düşünüyoruz.” deniliyor.
#AlgıYönetimiveManipülasyon
Zayıflık, çevrende içinden çıkamadığın dar bir zindan bina etmişse;
İhtiyaçlar etrafını kuşatmış, talihsizlikler yakana yapışmış, dertler seni çepeçevre sarmış ve ruhunu alıp bir meçhule doğru kaçmışsan;
İşte sen şu anda O’na sığınmaya ihtiyaç duyuyorsun demektir.
Allah’ın “es-Samed” ismi; sorunlarını kararlılıkla aşman, içinde bulunduğun durumu gözünde küçülterek karşılaman ve bu hayatta güçlü olman için ihtiyaç duyduğun her şeyle seni destekleyecektir.
Haydi!
es-Samed ile yeni bir döneme başla.
Sonra da yarının, bugünden çok daha iyi olacağına inan.
İhtiyaçlar etrafını kuşatmış, talihsizlikler yakana yapışmış, dertler seni çepeçevre sarmış ve ruhunu alıp bir meçhule doğru kaçmışsan;
İşte sen şu anda O’na sığınmaya ihtiyaç duyuyorsun demektir.
Allah’ın “es-Samed” ismi; sorunlarını kararlılıkla aşman, içinde bulunduğun durumu gözünde küçülterek karşılaman ve bu hayatta güçlü olman için ihtiyaç duyduğun her şeyle seni destekleyecektir.
Haydi!
es-Samed ile yeni bir döneme başla.
Sonra da yarının, bugünden çok daha iyi olacağına inan.
Buradan yola çıkarak, bu sınırlı dünya yolculuğunda senin bir anne olarak ilk önceliğinin; milletler önünde gurur duyacağın bir nesil yetiştirmek olduğunu belirlemiş oluyoruz.
Bu nesille, içinde bulunduğumuz zayıflık ve geri kalmışlık dairesinden çıkarak, hayalini kurduğumuz ve arzuladığımız zaferi gerçekleştirmeye katkı sağlayacak; böylece güç ve yücelik aşamasına ulaşmanın yolunu açmış olacaksın.
Bu da senden, çocuk eğitimi konusunda sana fayda sağlayacak her türlü ilimle donanmanı gerektirir.
Bunun için Rasûlullâh ﷺ’in ve onun yüce ashabının hayatlarından eğitim örneklerini okuyarak, güzel ve doğru bir terbiyenin etkilediği kahramanların ve öncü şahsiyetlerin hayat hikâyelerinden faydalanarak kendini geliştirmelisin.
Aynı zamanda çocukların psikolojilerini daha geniş bir şekilde kavrayarak, onları kırmadan, uygun yöntemlerle nasıl eğiteceğini öğrenmelisin.
Zira biz, dengeli bir yapı inşa ediyoruz ve bu nesli en doğru şekilde kucaklamamız gerekiyor.
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
Bu nesille, içinde bulunduğumuz zayıflık ve geri kalmışlık dairesinden çıkarak, hayalini kurduğumuz ve arzuladığımız zaferi gerçekleştirmeye katkı sağlayacak; böylece güç ve yücelik aşamasına ulaşmanın yolunu açmış olacaksın.
Bu da senden, çocuk eğitimi konusunda sana fayda sağlayacak her türlü ilimle donanmanı gerektirir.
Bunun için Rasûlullâh ﷺ’in ve onun yüce ashabının hayatlarından eğitim örneklerini okuyarak, güzel ve doğru bir terbiyenin etkilediği kahramanların ve öncü şahsiyetlerin hayat hikâyelerinden faydalanarak kendini geliştirmelisin.
Aynı zamanda çocukların psikolojilerini daha geniş bir şekilde kavrayarak, onları kırmadan, uygun yöntemlerle nasıl eğiteceğini öğrenmelisin.
Zira biz, dengeli bir yapı inşa ediyoruz ve bu nesli en doğru şekilde kucaklamamız gerekiyor.
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
Zamanına önem vermelisin ve asla ihmalkâr olmamalısın.
Elindeki her dakika senin sermayendir; onu yerine getirebileceğin faydalı işlere yatır.
Ertelemekten ve tembellikten sakın.
Arı gibi çalışkan ol.
Çünkü şartların ne getireceğini bilemezsin.
Bu yüzden görevlerini doğrudan yerine getir, asla erteleme.
Eğer tamamlaman gereken bir iş varsa, onu hemen bitir; ancak daha önemli bir şey çıkarsa o zaman öncelik sırasını gözden geçirebilirsin.
İşi zamanında bitirmenin verdiği başarı hissini yaşayacak, böylece başka işlere ayırabileceğin değerli vakitler kazanacaksın.
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
Elindeki her dakika senin sermayendir; onu yerine getirebileceğin faydalı işlere yatır.
Ertelemekten ve tembellikten sakın.
Arı gibi çalışkan ol.
Çünkü şartların ne getireceğini bilemezsin.
Bu yüzden görevlerini doğrudan yerine getir, asla erteleme.
Eğer tamamlaman gereken bir iş varsa, onu hemen bitir; ancak daha önemli bir şey çıkarsa o zaman öncelik sırasını gözden geçirebilirsin.
İşi zamanında bitirmenin verdiği başarı hissini yaşayacak, böylece başka işlere ayırabileceğin değerli vakitler kazanacaksın.
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
Kendine düzenli bir ev işleri programı hazırla, ama bu programa olması gerekenden fazla zaman ayırma. Yemek pişirme, temizlik ve benzeri işler belli bir düzen ve yardımcı araçlardan faydalanılarak yapıldığında, görev listesini hem zamanında hem de en iyi şekilde tamamlarsın.
Eğer hâlâ yapman gereken görevlerin varsa, günün değerli saatlerini komşunla sohbet gibi şeylere harcama.
Komşunla ya da arkadaşınla konuşmayı tüm görevlerini bitirdikten sonraya bırak; o zaman hem onu ziyaret etmiş hem de görevini yerine getirmiş olursun, bunda bir sakınca yoktur.
Ayrıca bu ev işlerini yaparken faydalı bir ilim dinleyebilir ya da Rabbini zikredebilirsin.
Şüphesiz bu fazileti kazanmak için birçok fırsat bulacaksın.
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
Eğer hâlâ yapman gereken görevlerin varsa, günün değerli saatlerini komşunla sohbet gibi şeylere harcama.
Komşunla ya da arkadaşınla konuşmayı tüm görevlerini bitirdikten sonraya bırak; o zaman hem onu ziyaret etmiş hem de görevini yerine getirmiş olursun, bunda bir sakınca yoktur.
Ayrıca bu ev işlerini yaparken faydalı bir ilim dinleyebilir ya da Rabbini zikredebilirsin.
Şüphesiz bu fazileti kazanmak için birçok fırsat bulacaksın.
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
Forwarded from diraase
Dost kimdir;
Yanındayken senin dînini, gıyâbında ise senin şerefini koruyan kimsedir.
Dînini koruması: Onunla birlikteliğin dînini götürmediği, onunla buluşmanın seni bir günâha ve münkere düşürmediği; her beraberliğinde ya senin ona, ya onun sana bir hayr öğrettiği veya bir haseneye sürüklediği kimsedir.
Şerefini koruması: Ondan uzaklığında da sen onun yanındaymışçasına senin onurunu ve mahremini koruyan, ayıplarını araştırmayan, kusurlarını aşikâr etmeyen, başkalarıyla gıybetini yapmayan, seni küçük düşürmeyen, ardından sana vefâsızlık ve ihânet etmeyen; ondan uzak olduğunda bile sana yakınmışsın gibi bir sadâkâtla davranan ve olmadığın yerdeki tutumu olduğun yerdeki tutumuyla değişmeyen, emîn, güvenilir kimsedir.
Bu ikisinde muvaffak olanı bulan kimse dostların en hayrlısına sâhiptir. Îmân ve emânet.. Bu ikisini koruyan, seni de korur, sevgini de.
Yanındayken senin dînini, gıyâbında ise senin şerefini koruyan kimsedir.
Dînini koruması: Onunla birlikteliğin dînini götürmediği, onunla buluşmanın seni bir günâha ve münkere düşürmediği; her beraberliğinde ya senin ona, ya onun sana bir hayr öğrettiği veya bir haseneye sürüklediği kimsedir.
Şerefini koruması: Ondan uzaklığında da sen onun yanındaymışçasına senin onurunu ve mahremini koruyan, ayıplarını araştırmayan, kusurlarını aşikâr etmeyen, başkalarıyla gıybetini yapmayan, seni küçük düşürmeyen, ardından sana vefâsızlık ve ihânet etmeyen; ondan uzak olduğunda bile sana yakınmışsın gibi bir sadâkâtla davranan ve olmadığın yerdeki tutumu olduğun yerdeki tutumuyla değişmeyen, emîn, güvenilir kimsedir.
Bu ikisinde muvaffak olanı bulan kimse dostların en hayrlısına sâhiptir. Îmân ve emânet.. Bu ikisini koruyan, seni de korur, sevgini de.
Forwarded from Dosdoğru Yol - الطريق المستقيم
أرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَٰهَهُ هَوَاهُ أَفَأَنتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلًا
“Hevasını ilah edineni görmedin mi?”
(Furkan sûresi 43. ayet)
Hevasını ilah edinenler vardır.
Peki hevasını ilah edinmek ne demektir?
Yani kişi, hevası ne diyorsa onu yapar, hevası neyi emrediyorsa ona uyar.
Hevası “Bu doğrudur” derse doğru kabul eder, “Kötüdür” derse kötü sayar.
Hatta Allah subhânehû ve teâlâ bir şeye haram buyurduğu hâlde, hevası ve şehveti onu arzuladığı için o işi yapar; üstelik buna “doğru” der, “güzel” der, hatta bazen “helal” görür.
Yeryüzündeki insanların ekserisi böyledir.
• Tarık Ebu Abdullah hoca (حفظه الله)
“Hevasını ilah edineni görmedin mi?”
(Furkan sûresi 43. ayet)
Hevasını ilah edinenler vardır.
Peki hevasını ilah edinmek ne demektir?
Yani kişi, hevası ne diyorsa onu yapar, hevası neyi emrediyorsa ona uyar.
Hevası “Bu doğrudur” derse doğru kabul eder, “Kötüdür” derse kötü sayar.
Hatta Allah subhânehû ve teâlâ bir şeye haram buyurduğu hâlde, hevası ve şehveti onu arzuladığı için o işi yapar; üstelik buna “doğru” der, “güzel” der, hatta bazen “helal” görür.
Yeryüzündeki insanların ekserisi böyledir.
• Tarık Ebu Abdullah hoca (حفظه الله)
Kendini her gün Kur’ân ve ibadetlerle besle.
Bu amellere ayırdığın pay, ne olursa olsun sarsılmaz ve sabit olmalı.
Aynı şekilde faydalı ilimle de donanmalısın.
Çünkü sen bir anne ya da eş olarak fıkıh kitaplarını okumalı ve bir kadın, anne ve eş olarak seni ilgilendiren gerekli ilimleri öğrenmelisin.
Zira bugün sen, bir ortak, bir sorumlu ve adeta bir yönetici konumundasın.
Peki, cehalet içindeyken nasıl öğüt verebilir, rehberlik edebilir ya da terbiye edebilirsin?
Bu nedenle, gücün yettiğince ilim öğrenmeye gayret et.
Çünkü Allah hiç kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemez.
Allah’ın nûru ile aydınlandığında hayatın değerini hissedeceksin.
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
Bu amellere ayırdığın pay, ne olursa olsun sarsılmaz ve sabit olmalı.
Aynı şekilde faydalı ilimle de donanmalısın.
Çünkü sen bir anne ya da eş olarak fıkıh kitaplarını okumalı ve bir kadın, anne ve eş olarak seni ilgilendiren gerekli ilimleri öğrenmelisin.
Zira bugün sen, bir ortak, bir sorumlu ve adeta bir yönetici konumundasın.
Peki, cehalet içindeyken nasıl öğüt verebilir, rehberlik edebilir ya da terbiye edebilirsin?
Bu nedenle, gücün yettiğince ilim öğrenmeye gayret et.
Çünkü Allah hiç kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemez.
Allah’ın nûru ile aydınlandığında hayatın değerini hissedeceksin.
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
Hiç şüphe yok ki internet, ihtiyaç duyduğun bilgileri öğrenmek için en iyi araçtır.
Ancak onu kullanırken de düzenli olmalısın.
Zira internet, özel fotoğraflarını paylaşma yeri değildir. Sen izzet sahibi, özgür ve onurlu bir Müslüman kadınsın.
Sosyal medya, önüne gelen herkese güvenip evinin sırlarını açma, mahremini ifşa etme yeri değildir.
İnternette gezinmen, eşin, çocukların ve sorumlulukların pahasına olmamalı.
Bu yüzden zamanını hikmetle bölüştür ki her işe yöneldiğinde derin bir mutluluk hissedebilesin.
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
Ancak onu kullanırken de düzenli olmalısın.
Zira internet, özel fotoğraflarını paylaşma yeri değildir. Sen izzet sahibi, özgür ve onurlu bir Müslüman kadınsın.
Sosyal medya, önüne gelen herkese güvenip evinin sırlarını açma, mahremini ifşa etme yeri değildir.
İnternette gezinmen, eşin, çocukların ve sorumlulukların pahasına olmamalı.
Bu yüzden zamanını hikmetle bölüştür ki her işe yöneldiğinde derin bir mutluluk hissedebilesin.
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
Doğru okuma, doğru anlayışı inşa eder.
Ne kadar çok okursan, o kadar çok bilgi edinirsin.
Bu yüzden bir anne ve eş olarak her gününe faydalı bir kitap okuma programı ekle.
Konusuna olan ilgine göre kitap seç, ama tüm konular zihnini, bilgini ve ibadetlerini geliştirmeye hizmet etsin.
Günde sadece bir sayfa bile olsa, kazanan sen olacaksın.
Okuduklarından elde ettiğin faydaları not alsan ve hayat arkadaşınla paylaşsan ne güzel olurdu.
Hiç şüphesiz, senden çok şey öğrenecektir.
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
Ne kadar çok okursan, o kadar çok bilgi edinirsin.
Bu yüzden bir anne ve eş olarak her gününe faydalı bir kitap okuma programı ekle.
Konusuna olan ilgine göre kitap seç, ama tüm konular zihnini, bilgini ve ibadetlerini geliştirmeye hizmet etsin.
Günde sadece bir sayfa bile olsa, kazanan sen olacaksın.
Okuduklarından elde ettiğin faydaları not alsan ve hayat arkadaşınla paylaşsan ne güzel olurdu.
Hiç şüphesiz, senden çok şey öğrenecektir.
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
Zeyd b. Erkam radıyallahu anh der ki:
“Allah Rasulu ﷺ, Mekke ile Medine arasında Humma adı verilen bir suyun başında hutbe vermek için ayağa kalktı.
Allah’a hamdetti, O’nu övdü, vaaz
verdi ve hatırlatmalarda bulundu. Sonra da şöyle buyurdu:
‘Bundan sonra, dikkat edin ey insanlar!
Ben sadece bir beşerim.
Rabbimin elçisinin gelmesi ve benim de ona icabet etmem pek yakındır.
Ben sizin aranızda iki yol bırakıyorum.
Bunların ilki Allah’ın kitabıdır. Hidayet ve nur bu kitaptadır.
Allah’ın kitabına tutunun ve ona sarılın.’
İnsanları Allah’ın kitabına teşvik etti. Sonra da şöyle dedi:
‘Ve ehl-i beytim.
Ehl-i beytim hakkında size Allah’ı hatırlatırım.
Ehl-i beytim hakkında size Allah’ı hatırlatırım.
Ehl-i beytim hakkında size Allah’ı hatırlatırım.’”
#HayatıniçindeRasulullah
“Allah Rasulu ﷺ, Mekke ile Medine arasında Humma adı verilen bir suyun başında hutbe vermek için ayağa kalktı.
Allah’a hamdetti, O’nu övdü, vaaz
verdi ve hatırlatmalarda bulundu. Sonra da şöyle buyurdu:
‘Bundan sonra, dikkat edin ey insanlar!
Ben sadece bir beşerim.
Rabbimin elçisinin gelmesi ve benim de ona icabet etmem pek yakındır.
Ben sizin aranızda iki yol bırakıyorum.
Bunların ilki Allah’ın kitabıdır. Hidayet ve nur bu kitaptadır.
Allah’ın kitabına tutunun ve ona sarılın.’
İnsanları Allah’ın kitabına teşvik etti. Sonra da şöyle dedi:
‘Ve ehl-i beytim.
Ehl-i beytim hakkında size Allah’ı hatırlatırım.
Ehl-i beytim hakkında size Allah’ı hatırlatırım.
Ehl-i beytim hakkında size Allah’ı hatırlatırım.’”
#HayatıniçindeRasulullah
“Ameller ancak niyetlere göredir.”
“Kendin için sevdiğini kardeşin için sevmedikçe (kâmil manada) iman etmiş olmazsın.”
“Allah subhânehû ve teâlâ katında en sevimli amel, bir Müslümanın kalbine sevinç koymandır.”
İşte bu, hiç şüphesiz bir yarış alanıdır.
Sabır ister, cömert bir kalp ister, merhametli bir ruh ister…
Çünkü bu alanda ektiğin her tohum, sana iyilik ve bereket olarak geri dönecektir.
Unutma, Allah ömür verirse sen de bir gün yaşlanacaksın.
O zaman en çok hatırlayacağın şey, işte bu güzel amelin olacak.
Saçlarına aklar düşüp gücün azaldığında ve gençliğinin ışığı söndüğünde, sana teselli olacak yegâne şey bu hayırlı çalışmalarındır.
Şu an sen çaba gösterme ve gayret etme aşamasındasın.
İnsanların çoğunun ihmal ettiği, ağır bulduğu ya da önemsemeden geçtiği şeylerle ilgilenmekten daha güzel bir şey yok.
Unutma ki ecir meşakkat kadardır ve niyetin samimiyetiyle artar.
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
“Kendin için sevdiğini kardeşin için sevmedikçe (kâmil manada) iman etmiş olmazsın.”
“Allah subhânehû ve teâlâ katında en sevimli amel, bir Müslümanın kalbine sevinç koymandır.”
İşte bu, hiç şüphesiz bir yarış alanıdır.
Sabır ister, cömert bir kalp ister, merhametli bir ruh ister…
Çünkü bu alanda ektiğin her tohum, sana iyilik ve bereket olarak geri dönecektir.
Unutma, Allah ömür verirse sen de bir gün yaşlanacaksın.
O zaman en çok hatırlayacağın şey, işte bu güzel amelin olacak.
Saçlarına aklar düşüp gücün azaldığında ve gençliğinin ışığı söndüğünde, sana teselli olacak yegâne şey bu hayırlı çalışmalarındır.
Şu an sen çaba gösterme ve gayret etme aşamasındasın.
İnsanların çoğunun ihmal ettiği, ağır bulduğu ya da önemsemeden geçtiği şeylerle ilgilenmekten daha güzel bir şey yok.
Unutma ki ecir meşakkat kadardır ve niyetin samimiyetiyle artar.
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
Ebû Hureyre radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Allah Rasûlü ﷺ şöyle buyurdu:
“Birbirinize haset etmeyiniz; neceş yapmayınız (satın alma niyeti olmaksızın malın fiyatını artırmak); birbirinize buğz etmeyiniz; birbirinize sırt çevirmeyiniz; bir kısmınız, bir kısmınızın satışı üzerine satış yapmasın.
Ey Allah’ın kulları!
Kardeşler olun.
Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir; ona zulmetmez, onu alçaltmaz, ona yalan söylemez, onu hor görmez. Takvâ işte şuradadır.”
(Bunu üç kere söyledi ve göğsüne işaret etti.)
“Kişiye şer olarak, Müslüman kardeşini hor görmesi yeter.
Her Müslümanın, her Müslümana kanı, malı ve ırzı haramdır.”
#HayatıniçindeRasulullah
“Birbirinize haset etmeyiniz; neceş yapmayınız (satın alma niyeti olmaksızın malın fiyatını artırmak); birbirinize buğz etmeyiniz; birbirinize sırt çevirmeyiniz; bir kısmınız, bir kısmınızın satışı üzerine satış yapmasın.
Ey Allah’ın kulları!
Kardeşler olun.
Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir; ona zulmetmez, onu alçaltmaz, ona yalan söylemez, onu hor görmez. Takvâ işte şuradadır.”
(Bunu üç kere söyledi ve göğsüne işaret etti.)
“Kişiye şer olarak, Müslüman kardeşini hor görmesi yeter.
Her Müslümanın, her Müslümana kanı, malı ve ırzı haramdır.”
#HayatıniçindeRasulullah
﴿قُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ ﴾
(Ankebût Sûresi, 63)
Rabbimizin, Kur’ân’da insanlar hakkında en çok zikrettiği özellikleri araştıracak olursan, insanlar hakkında şöyle buyurduğunu görürsün:
“Onlar bilmezler.”
“Onlar şükretmezler.”
“Onlar akletmezler.”
Buna karşılık Rabbimiz şöyle buyurur:
“Kullarımdan şükredenler pek azdır.”
(Sebe Sûresi, 34/13)
O hâlde insanlara çok bağlanma.
Yapman gerekeni yap ve Allah’tan iste.
İmam Ahmed bin Hanbel rahimehûllah, Hâtim el-Esamm rahimehûllah’a:
“İnsanlardan kurtuluş yolu nedir?” diye sorunca,
Hâtim şöyle dedi:
“Onlara, sahip olduklarından ver; ama mallarından alma.
Onlar sana eziyet etse de sen onlara eziyet etme.
Onların ihtiyaçlarını gider; fakat kendi ihtiyaçlarını gidermelerini isteme.”
İmam Ahmed rahimehûllah ona:
“Ey Hâtim, bu çok zor!” deyince,
Hâtim şöyle dedi:
“Keşke bunları yapabilseydin!”
#KurandanMesajlar
#EdhemŞarkavi
Please open Telegram to view this post
VIEW IN TELEGRAM
Vâbisa b. Ma‘bed radıyallahu anh der ki:
“İyilik ve günah hakkındaki bütün soruları sormak için Allah Rasûlu’nun ﷺ yanına geldim.
Ancak yanında bir kalabalık vardı. İnsanların arasından sıyrılmak istedim. Bana:
‘Ey Vâbisa! Allah Rasûlu’nden ﷺ uzak dur, uzak dur ey Vâbisa!’ dediler.
Ben ise:
‘Ben Vâbisa’yım. Beni bırakın da ona yaklaşayım. Çünkü o, yaklaşmayı en çok istediğim kişilerdendir.’ dedim.
Bunun üzerine Allah Rasûlu ﷺ bana:
‘Yaklaş ey Vâbisa, yaklaş ey Vâbisa.’ buyurdu.
Ben de ona yaklaştım; öyle ki dizlerim dizlerine değdi. Bana:
‘Ey Vâbisa! Bana sormak için geldiğin şeyi sana haber vereyim mi, yoksa sen mi soracaksın?’ buyurdu.
Ben:
‘Ey Allah’ın Rasûlu! Bana sen haber ver.’ dedim.
Bunun üzerine:
‘İyilik ve günahtan sormak için mi geldin?’ buyurdu.
Ben de:
‘Evet.’ dedim.
Şöyle buyurdu:
‘Kalbinden fetva iste.
İyilik, nefsinin huzur bulduğu ve kalbinin sükûnet bulduğu şeydir.
Günah ise, insanlar fetva vermiş olsalar bile, içini huzursuz eden ve kalpte tereddüt meydana getiren şeydir.’”
#HayatıniçindeRasulullah
“İyilik ve günah hakkındaki bütün soruları sormak için Allah Rasûlu’nun ﷺ yanına geldim.
Ancak yanında bir kalabalık vardı. İnsanların arasından sıyrılmak istedim. Bana:
‘Ey Vâbisa! Allah Rasûlu’nden ﷺ uzak dur, uzak dur ey Vâbisa!’ dediler.
Ben ise:
‘Ben Vâbisa’yım. Beni bırakın da ona yaklaşayım. Çünkü o, yaklaşmayı en çok istediğim kişilerdendir.’ dedim.
Bunun üzerine Allah Rasûlu ﷺ bana:
‘Yaklaş ey Vâbisa, yaklaş ey Vâbisa.’ buyurdu.
Ben de ona yaklaştım; öyle ki dizlerim dizlerine değdi. Bana:
‘Ey Vâbisa! Bana sormak için geldiğin şeyi sana haber vereyim mi, yoksa sen mi soracaksın?’ buyurdu.
Ben:
‘Ey Allah’ın Rasûlu! Bana sen haber ver.’ dedim.
Bunun üzerine:
‘İyilik ve günahtan sormak için mi geldin?’ buyurdu.
Ben de:
‘Evet.’ dedim.
Şöyle buyurdu:
‘Kalbinden fetva iste.
İyilik, nefsinin huzur bulduğu ve kalbinin sükûnet bulduğu şeydir.
Günah ise, insanlar fetva vermiş olsalar bile, içini huzursuz eden ve kalpte tereddüt meydana getiren şeydir.’”
#HayatıniçindeRasulullah
Allah Rasûlu ﷺ, Abdullah b. Havâle radıyallahu anh’ı Şam’da ikamet etmeye yönlendirmiş ve şöyle buyurmuştur:
“İşin nihayetinde üç ordu hâline geleceksiniz: biri Şam’da, biri Yemen’de, biri de Irak’ta.”
Bunun üzerine İbn Havâle radıyallahu anh:
“Ey Allah’ın Rasûlu ﷺ, eğer o zamana yetişirsem bunlardan birini benim için seç,” dedi.
Allah Rasûlu ﷺ ise şöyle buyurdu:
“Sana Şam’ı tavsiye ederim. Çünkü yeryüzünde Allah’ın en hayırlı kıldığı yer orasıdır.
Allah, kullarından hayırlı olanları orada toplar.
Eğer bunu kabul etmezseniz, size Yemen’inizi tavsiye ederim; oranın göletlerinden suyunu için.
Zira Allah, Şam ve Şam halkı hakkında bana garanti vermiştir.”
#HayatıniçindeRasulullah
“İşin nihayetinde üç ordu hâline geleceksiniz: biri Şam’da, biri Yemen’de, biri de Irak’ta.”
Bunun üzerine İbn Havâle radıyallahu anh:
“Ey Allah’ın Rasûlu ﷺ, eğer o zamana yetişirsem bunlardan birini benim için seç,” dedi.
Allah Rasûlu ﷺ ise şöyle buyurdu:
“Sana Şam’ı tavsiye ederim. Çünkü yeryüzünde Allah’ın en hayırlı kıldığı yer orasıdır.
Allah, kullarından hayırlı olanları orada toplar.
Eğer bunu kabul etmezseniz, size Yemen’inizi tavsiye ederim; oranın göletlerinden suyunu için.
Zira Allah, Şam ve Şam halkı hakkında bana garanti vermiştir.”
#HayatıniçindeRasulullah
Zûlkarneyn aleyhisselâm, ordusuyla gece yolda giderken ordusuna:
“Ayağınıza takılan şeyleri toplayın.” diye emir verir.
Ordu bu emri duyunca içlerinden bir grup:
“Çok yürüdük, çok yorgunuz. Gece vakti bir de ayağımıza takılan şeyleri toplayarak boşuna ağırlık mı yapacağız? Hiçbir şey toplamayalım.”
diyerek hiçbir şey toplamıyorlar.
İkinci grup ise:
“Madem komutanımız emretti, birazcık toplayalım, emre muhalefet etmeyelim. Zira ordunun komutanına itaat etmek gerekir.”
diyerek az bir şey topluyorlar.
Üçüncü grup ise:
“Komutanımız bir şeyi boşuna emretmez. Muhakkak bildiği bir şey vardır. Bir hikmeti vardır.”
diyerek bütün abalarını ağzına kadar doldururlar.
Sabah olduğunda bir de bakıyorlar ki, meğer bir altın madeninden geçmişler de ayaklarına değen şeylerin altın olduğunun farkına varamamışlar.
Bunu anlayınca:
Hiç almayan birinci grup:
“Ah, niçin almadık!
Nasıl dinlemedik komutanımızın sözünü. Keşke alsaydık! Bir tane bari alsaydık!”
diyerek pişman oluyorlar.
Az alan ikinci grup ise:
“Ah, ne olaydı da biraz daha fazla alsaydık. Ceplerimizi, abalarımızı hınca hınç doldursaydık.”
diye kendilerine sitem ediyorlar.
Çok alan üçüncü grup ise:
“Keşke gereksiz, lüzumu olmayan eşyalarımı atsaydım, daha çok toplasaydım. Her şeyimizi doldursaydık, daha fazla alsaydık.”
diyerek fazla almalarına rağmen üzülüyorlar.
İşte bu misalde olduğu gibi, ahirette bütün insanlarda bunun gibi ağıtlar bulunacak.
Kâfir olan:
“Keşke iman etseydik, keşke inansaydık da hiç olmazsa cehenneme girdikten sonra iman etmemiz sonucunda cennete girseydik, ebedî cehennemden kurtulsaydık.”
Mu’min, fakat az sevabı olan:
“Keşke biraz daha sevap işleseydim de biraz daha ikrama mazhar olsaydım.”
Mu’min, çok sevabı olan ise:
“Ah, ne olaydı da makamımı biraz daha yükseltecek bir vakit daha namaz kılsaydım, biraz daha fazla sadaka verseydim, oruç tutsaydım, biraz daha sevap işleyecek ameller yapsaydım…” diyeceklerdir.
Rabbimiz bu misallerden ders almayı nasip etsin.
#alıntı
“Ayağınıza takılan şeyleri toplayın.” diye emir verir.
Ordu bu emri duyunca içlerinden bir grup:
“Çok yürüdük, çok yorgunuz. Gece vakti bir de ayağımıza takılan şeyleri toplayarak boşuna ağırlık mı yapacağız? Hiçbir şey toplamayalım.”
diyerek hiçbir şey toplamıyorlar.
İkinci grup ise:
“Madem komutanımız emretti, birazcık toplayalım, emre muhalefet etmeyelim. Zira ordunun komutanına itaat etmek gerekir.”
diyerek az bir şey topluyorlar.
Üçüncü grup ise:
“Komutanımız bir şeyi boşuna emretmez. Muhakkak bildiği bir şey vardır. Bir hikmeti vardır.”
diyerek bütün abalarını ağzına kadar doldururlar.
Sabah olduğunda bir de bakıyorlar ki, meğer bir altın madeninden geçmişler de ayaklarına değen şeylerin altın olduğunun farkına varamamışlar.
Bunu anlayınca:
Hiç almayan birinci grup:
“Ah, niçin almadık!
Nasıl dinlemedik komutanımızın sözünü. Keşke alsaydık! Bir tane bari alsaydık!”
diyerek pişman oluyorlar.
Az alan ikinci grup ise:
“Ah, ne olaydı da biraz daha fazla alsaydık. Ceplerimizi, abalarımızı hınca hınç doldursaydık.”
diye kendilerine sitem ediyorlar.
Çok alan üçüncü grup ise:
“Keşke gereksiz, lüzumu olmayan eşyalarımı atsaydım, daha çok toplasaydım. Her şeyimizi doldursaydık, daha fazla alsaydık.”
diyerek fazla almalarına rağmen üzülüyorlar.
İşte bu misalde olduğu gibi, ahirette bütün insanlarda bunun gibi ağıtlar bulunacak.
Kâfir olan:
“Keşke iman etseydik, keşke inansaydık da hiç olmazsa cehenneme girdikten sonra iman etmemiz sonucunda cennete girseydik, ebedî cehennemden kurtulsaydık.”
Mu’min, fakat az sevabı olan:
“Keşke biraz daha sevap işleseydim de biraz daha ikrama mazhar olsaydım.”
Mu’min, çok sevabı olan ise:
“Ah, ne olaydı da makamımı biraz daha yükseltecek bir vakit daha namaz kılsaydım, biraz daha fazla sadaka verseydim, oruç tutsaydım, biraz daha sevap işleyecek ameller yapsaydım…” diyeceklerdir.
Rabbimiz bu misallerden ders almayı nasip etsin.
#alıntı
Biri evli, çocukluydu Halil;
öteki bekârdı İbrahim.
Ortak tarlaları vardı.
Ne çıkarsa ikiye bölünürdü.
Kimsenin gözü diğerinin payında olmazdı.
Bir gün buğdayı ayırdılar.
Taşıma işi kaldı.
Evli olan çuval almaya gitti.
Bekâr kardeş İbrahim tarlada kaldı.
O an düşündü:
“Abimin evi kalabalık, çocuğu var.
Onun payı biraz daha çok olsun.”
Kimseye söylemeden kendi payından aldı, abisinin yığınına ekledi.
Az sonra Halil döndü.
— Sen taşı, ben beklerim, dedi.
İbrahim yola çıkınca bu kez Halil düşündü:
“Benim düzenim var.
Ama kardeşim yolun başında.
Ev kuracak, yuva yapacak.”
O da sessizce kendi payından aldı, kardeşine ekledi.
Biri gittiğinde diğeri ekledi.
Bunu hesapla değil, iyilikle yaptılar.
Ta ki bir göz uzaktan bakana kadar.
Halil’in eşi, İbrahim’i buğday aktarırken gördü.
Akşam olunca fısıldadı:
— Kardeşin seni kıskanıyor.
— Çocuğunun rızkını yiyor, farkında değilsin.
Uzaktan İbrahim’i buğdayı aktarırken gördüm.
— Zaten ailende seni daha az seviyor, değer veriyorlar.
— Bak, onun buğdayı niye bitmiyor sanıyorsun?
Halil bir şey demedi.
Ama kalbi değişti.
Ertesi gün sesi soğuktu.
Bakışı mesafeliydi.
İbrahim fark etti ama neyi yanlış yaptığını bilemedi.
Günler geçti.
Konuşmalar azaldı.
Yan yana gelmeler seyreldi.
Laf sokmalar çoğaldı.
Buğday vardı ama bereketi yoktu.
Bir gün, hiç sebepsiz, Halil kardeşi İbrahim’e:
— Güçlü ol oğlum, güçlü ol.
Dedi.
İbrahim tarlayı bırakıp şehre göçtü.
Halil bütün mahsulü aldı ama hiç mutlu olamadı.
Ve o köyde şu söz kaldı:
Halil İbrahim bereketi paylaşmayla başlar, şüpheyle biter.
O gün bugündür.
Para olur, ev dolar…
Ama huzur ve mutluluk, fitnenin girdiği evde bir daha kalmaz.
Fitne bazen bir erkekten, bazen bir kadından çıkar.
Buradaki mesele cinsiyet değil;
sözün niyeti, fısıltının yönü
ve kalpte bıraktığı izdir.
Aynı söz, başka bir ağızdan çıksa
sonuç yine değişmezdi.
#alıntı
öteki bekârdı İbrahim.
Ortak tarlaları vardı.
Ne çıkarsa ikiye bölünürdü.
Kimsenin gözü diğerinin payında olmazdı.
Bir gün buğdayı ayırdılar.
Taşıma işi kaldı.
Evli olan çuval almaya gitti.
Bekâr kardeş İbrahim tarlada kaldı.
O an düşündü:
“Abimin evi kalabalık, çocuğu var.
Onun payı biraz daha çok olsun.”
Kimseye söylemeden kendi payından aldı, abisinin yığınına ekledi.
Az sonra Halil döndü.
— Sen taşı, ben beklerim, dedi.
İbrahim yola çıkınca bu kez Halil düşündü:
“Benim düzenim var.
Ama kardeşim yolun başında.
Ev kuracak, yuva yapacak.”
O da sessizce kendi payından aldı, kardeşine ekledi.
Biri gittiğinde diğeri ekledi.
Bunu hesapla değil, iyilikle yaptılar.
Ta ki bir göz uzaktan bakana kadar.
Halil’in eşi, İbrahim’i buğday aktarırken gördü.
Akşam olunca fısıldadı:
— Kardeşin seni kıskanıyor.
— Çocuğunun rızkını yiyor, farkında değilsin.
Uzaktan İbrahim’i buğdayı aktarırken gördüm.
— Zaten ailende seni daha az seviyor, değer veriyorlar.
— Bak, onun buğdayı niye bitmiyor sanıyorsun?
Halil bir şey demedi.
Ama kalbi değişti.
Ertesi gün sesi soğuktu.
Bakışı mesafeliydi.
İbrahim fark etti ama neyi yanlış yaptığını bilemedi.
Günler geçti.
Konuşmalar azaldı.
Yan yana gelmeler seyreldi.
Laf sokmalar çoğaldı.
Buğday vardı ama bereketi yoktu.
Bir gün, hiç sebepsiz, Halil kardeşi İbrahim’e:
— Güçlü ol oğlum, güçlü ol.
Dedi.
İbrahim tarlayı bırakıp şehre göçtü.
Halil bütün mahsulü aldı ama hiç mutlu olamadı.
Ve o köyde şu söz kaldı:
Halil İbrahim bereketi paylaşmayla başlar, şüpheyle biter.
O gün bugündür.
Para olur, ev dolar…
Ama huzur ve mutluluk, fitnenin girdiği evde bir daha kalmaz.
Fitne bazen bir erkekten, bazen bir kadından çıkar.
Buradaki mesele cinsiyet değil;
sözün niyeti, fısıltının yönü
ve kalpte bıraktığı izdir.
Aynı söz, başka bir ağızdan çıksa
sonuç yine değişmezdi.
#alıntı