📝KİTAPLARDAN ALINTILAR✏️
بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم İslâmî kitaplardan alıntılar yapacağım ve paragrafların sonunda kitabın ismini belirteceğim inşâAllah. Rabbimden isteğim; okuduğumuz her bir paragrafın dünya ve âhiretimize faydalı olmasıdır. Rabbim, ö…
Kanalıma destek olmak için paylaşır mısınız?
Rasulullah ﷺ şöyle buyuruyor:
“Kim bir hayra vesile olursa, o hayrı yapmış gibidir.”
Burada paylaşılan tüm bilgiler İslâmî olup, onlarla amel edildiği takdirde bizlere sadaka-i cariye olarak yazılacaktır inşâAllah.
Rasulullah ﷺ şöyle buyuruyor:
“Kim bir hayra vesile olursa, o hayrı yapmış gibidir.”
Burada paylaşılan tüm bilgiler İslâmî olup, onlarla amel edildiği takdirde bizlere sadaka-i cariye olarak yazılacaktır inşâAllah.
Aklını Başına Toplamak İsteyen Uzlete Çekilsin
Hiç kuşkusuz Allah’a ve O’nun emirlerine iman etmiş bir kalp, Allah’ın zikrine, O’na itaate ve O’nun emirlerini tutmaya ihtiyaç duyar.
Bunu yapmak da aklını başına toplamasına bağlıdır. Mizaca yerleştirilmiş olan arzulara meyletme duygusu, aklı başından almak için yeterlidir.
O hâlde kalbinin Allah’ın zikriyle baş başa kalabilmesi, O’nun emirlerini yerine getirebilmesi ve kavuşmaya hazırlık yapabilmesi için insanın aklını başına toplamaya çalışması gerekir.
Bu da ancak engelleri ortadan kaldırmakla ve meşguliyetlerden uzaklaşmakla olur. Bütün engelleri ortadan kaldırmak mümkün olmasa da, mümkün olanlarını kaldırmak gerekir.
#hatırlısatırlar
#ibnulcevzi
Please open Telegram to view this post
VIEW IN TELEGRAM
Mu’minin Gayreti Ahirete Yöneliktir
Mu’minin himmet ve gayreti ahirete yöneliktir.
Dünyada bulunan her şey onu Allah’ı hatırlamaya yöneltir.
Bir kimsenin himmeti, meşgul olduğu ne ise odur.
Sanatkârlar bir eve girdiği zaman kumaşçının halılara ve mefruşata bakıp kıymet biçtiğini; marangozun tavana, inşaat ustasının duvarlara, dokumacının da işlemelere baktığını görmüyor musun?
Mu’min de böyledir: Bir karanlık gördüğü zaman kabrin karanlığını hatırlar; acılı birini görse cezayı hatırlar; korkunç bir ses işitse sûra üfürülmesini hatırlar; uyuyan insanları görse kabirlerinde yatan ölüleri hatırlar; bir zevk görse cenneti hatırlar. Velhasıl mu’minin bütün himmeti ve gayreti ahirete yönelmiştir.
Bu da onu dünyadaki tamam olan her şeyden uzak tutar.
Mu’minin hayal ettiği en büyük şey, cennette devamlı kalmak; orada kalışının kesintiye uğramaması ve oradaki lezzetleri zehir edecek bir şeyin bulunmamasıdır. Kendisinin o sürekli ve tükenmeyen lezzetler içinde yaşadığını hayal ederken neredeyse sevinçten uçar ve orayı elde etme yolunda çekmiş olduğu acılar, hastalıklar, belâ, sevdiklerini kaybetmek, ölüm sıkıntısı ve kederler ona kolay gelir.
Çünkü Kâbe’ye özlem duyan kişiye Kûfe’den Mekke’ye giderken geçtiği devasa kum çölü vız gelir. Sağlığına kavuşmak isteyen kişi ilacın acı olmasına aldırmaz. Mu’min bilir ki, oradaki meyvenin kalitesi buradaki çekirdeğin kalitesi kadardır. O, en kalitelisini seçer ve ömrünün sonlarında bıkıp usanmadan ekinleri toplar. Sonra mu’min cehenneme girdiğini ve oradaki azabı hayal eder; hayatı çekilmez olur ve endişesi artar.
Her iki hâlde de mu’min dünyadan ve içindekilerden uzak kalır. Onun kalbi bazen şevk ve özlem çölüne dalıp gider. Ölüm geldiği zaman selamete ereceğine dair zannı kuvvetlenir, nefsinin kurtulacağını ümit eder ve ölüm ona kolay gelir. Kabre girip de soru melekleri yanına geldiği zaman birbirlerine şöyle derler: “Onu bırakın; bir an olsun rahat yüzü görmedi.”
Allah’tan, bizleri faziletli amelleri istemeye sevk edecek ve rezillikleri tercih etmemize engel olacak tam bir uyanıklık hâli diliyoruz. Mu’min eğer bunda muvaffak olursa ne güzel; aksi durumda hiçbir şeyin ona faydası olmaz.
• Sayfa 188
#hatırlısatırlar
#ibnulcevzi
Please open Telegram to view this post
VIEW IN TELEGRAM
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre,
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Cennetlikler, yükseklerdeki özel odalarda kalanları gözlerini yukarıya doğru dikerek gıptayla izlerler.
Tıpkı ufukta doğudan veya batıdan geçip giden inci gibi parlak yıldızları seyredermiş gibi.
Aralarındaki derece ve üstünlük farkından dolayı, özel oda sahipleri diğer cennetliklerden daha yukarıdadırlar.”
Bunun üzerine sahâbîler:
“Ey Allah’ın Rasûlü, bu söylediğiniz yerler peygamberler için ayrılmış yerler olmalı; oraya zaten onlardan başkaları ulaşamaz.” dediler.
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Aksine! Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, o özel odalarda kalacak olanlar; Allah’a iman edip peygamberleri tasdik eden kimselerdir.”
⸻
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Şayet Allah’a karşı sadık olursan, O da sana karşı sadık olur.”
• Sayfa 42
#istikametvesıdk
#huseyinelaffani
Please open Telegram to view this post
VIEW IN TELEGRAM
İbn Abdil-Berr rahimehullâh dedi ki:
“Akıllı olan mu’min, sâlih amellerden hiçbir şeyi küçük görmemelidir.
Belki de o amellerin en azı ile bağışlanacaktır.”
et-Temhîd, 5/273
⸻
Mu’min, gününün her anında Rabbiyle bir bağ içindedir; fakat çoğu zaman bu bağı fark etmeden yaşar.
Oysa Allah katında büyüklük, amelin zahirinde değil; kalbin niyetinde saklıdır.
Belki bir tebessüm, bir selam, bir bardak su ikramı;
çalışırken “helal rızık kazanmak”,
dinlenirken “ibadete güç toplamak”,
gülerken “mu’min kardeşine sevinç vermek”,
telefon veya sosyal medyada vakit geçirirken “faydalı bilgi paylaşmak, kimseyi incitmemek, boş sözden sakınmak” niyetiyle…
Bize sıradan görünür.
Ama Allah Teâlâ o amele öyle bir bereket verir ki, o küçük görünen davranış kulun bağışlanmasına ve kurtuluşuna vesile olur.
Bu yüzden gün içinde yaptığın her işi Allah rızası için yapmaya niyet et.
⸻
Hasan-ı Basrî rahimehullâh der ki:
“Nice küçük amel vardır ki niyet onu büyütür;
nice büyük amel vardır ki niyet onu küçültür.”
(İbnü’l-Cevzî, Saydü’l-Hâtır)
⸻
#Alıntı
Please open Telegram to view this post
VIEW IN TELEGRAM
Hasan el-Basrî rahimehullâh diyor ki:
“Gülüyoruz ve Allah’ın belki de bazı amellerimize bakıp,
‘sizden hiçbir şeyi kabul etmiyorum’ diyebileceğini bilmiyoruz.”
(Kitâbu’z-Zühd, İbn Mübarek)
#iştesalihlerböyleydi
Please open Telegram to view this post
VIEW IN TELEGRAM
CUMA HAFTANIN TERAZİSİDİR
İbn Kayyim Rahimehullâh şöyle demiştir:
“Cuma günü ibadet günüdür.
O, günler içinde Ramazan’ın aylar içinde seçildiği gibidir.
Onda bulunan icabet saati, Ramazan’daki Kadir Gecesi gibidir.
Bu nedenle kimin Cuma günü sahih olursa, selamet olur ve onun için diğer cumalar da selamet olur.
Nasıl ki kimin Ramazan’ı sahih olursa, selamet olur ve onun için diğer yıllar da selamet olur.
Kimin haccı sahih olursa, selamet olur ve onun ömründe edeceği diğer haclar da selamet olur.
Cuma günü haftanın terazisi,
Ramazan yılın terazisi,
Hac ise ömür terazisidir.”
Muvaffakiyet Allah’tandır.
📚 Zadul Mead 1/386
https://t.me/kitabuzzuhd1
Please open Telegram to view this post
VIEW IN TELEGRAM
Çocuğun eğitimiyle özel ilgilenen ebeveyn hangisi ise, o kişi çocuğa herkesten daha sevimli gelmelidir. Çünkü çocuk, kendisine sevimli gelen kişiyle bağ kurar.
Küçükler; sevimli ve cazip şeyleri, sevinç ve coşkuları kaydederler.
Öfkeyle, kızgınlıkla, baskıyla kayıt yaptıramazsınız.
#çocuğumnamazlabüyüyor
Küçükler; sevimli ve cazip şeyleri, sevinç ve coşkuları kaydederler.
Öfkeyle, kızgınlıkla, baskıyla kayıt yaptıramazsınız.
#çocuğumnamazlabüyüyor
Eğer siz çocuğunuzun ibadet eğitimi ve manevî eğitimini önemsiyorsanız, bunun için bir kişi olmanız yeterlidir.
Çünkü çocuğun eğitimi için bağ kuracağı tek bir ebeveyn bile yeterlidir.
Ama çocuğunuzun bu bağı kurmak için sizi seçmesi gerekir.
Bazen çocuğunuz tarafından seçilmek istersiniz ama seçilmediğiniz de olur.
Eğer çocuğunuzla kurduğunuz ilişki olumlu duygular üzerine oturuyor ve onun için vazgeçilmez olabildiyseniz, muhtemelen sizi seçer.
Bununla beraber, çocuğun yakınlarında olumsuz etki bırakmasından endişe ettiğiniz birisi varsa, o zaman çocukla kuracağınız yakınlığın dozunu daha fazla artırmalısınız. Anneyle ya da babayla bağı yeterince iyi olan çocuklar, sevinç ve coşkuyu anne veya babayla hissettiği sürece dışarıdaki olumsuz etkiler zaman içerisinde önemini kaybeder.
#çocuğumnamazlabüyüyor
Çünkü çocuğun eğitimi için bağ kuracağı tek bir ebeveyn bile yeterlidir.
Ama çocuğunuzun bu bağı kurmak için sizi seçmesi gerekir.
Bazen çocuğunuz tarafından seçilmek istersiniz ama seçilmediğiniz de olur.
Eğer çocuğunuzla kurduğunuz ilişki olumlu duygular üzerine oturuyor ve onun için vazgeçilmez olabildiyseniz, muhtemelen sizi seçer.
Bununla beraber, çocuğun yakınlarında olumsuz etki bırakmasından endişe ettiğiniz birisi varsa, o zaman çocukla kuracağınız yakınlığın dozunu daha fazla artırmalısınız. Anneyle ya da babayla bağı yeterince iyi olan çocuklar, sevinç ve coşkuyu anne veya babayla hissettiği sürece dışarıdaki olumsuz etkiler zaman içerisinde önemini kaybeder.
#çocuğumnamazlabüyüyor
Yaratılış fıtratı gereği insanlar, büyüdükleri zaman bile küçükken gördüklerini sorgulayamazlar. İnsanın çevresini sorgulaması sadece bir istisna ile gerçekleşir. Bunun için kalıcı bir inanca sahip olması ve yanlıştan aşırı nefret etmesi gerekir.
Çünkü çocuk terbiyesi hakkında yol gösteren bütün âlimler, ahlakî terbiyenin çok küçük yaşlarda sona erdiğini söylerler.
Kavmine peygamber olarak gönderilen Hz. Lût (aleyhisselâm), o kavmin içinde yetişmediği; İbrâhim (aleyhisselâm) ile beraber başka bir şehirde doğup çocukluk devresini başka bir şehirde geçirdiği için Sodom ve Gomorra’daki ahlaksızlığı sorgulayarak garipseyen tek kişiydi.
O bölgede başka sorgulayan kimse çıkmamıştı.
Bizim çocuklarımızın da yedi yaşını doldurduktan sonra çevrelerinde gördükleri ahlakî düşüklükleri sorgulayabilmeleri gerekir.
Bunun için onları bebeklikten altı yaşına kadar elimizden geldiğince çevremizdeki ahlakî çöküntülere şahit olmadan büyütmeliyiz.
Eğer biz buna çabalarsak mutlaka başarırız.
Bu, olması imkânsız bir şey değildir ve bu konuda yaşanmış örnekler vardır.
Ancak bunu başarırsak, çocuklarımız çevredeki ahlaksızlıkları ve çirkinlikleri sorgulayabilirler.
Yoksa çocukken hiçbir şeyi sorgulamaz, çirkinlikleri garipsemezler.
#çocuğumnamazlabüyüyor
Çünkü çocuk terbiyesi hakkında yol gösteren bütün âlimler, ahlakî terbiyenin çok küçük yaşlarda sona erdiğini söylerler.
Kavmine peygamber olarak gönderilen Hz. Lût (aleyhisselâm), o kavmin içinde yetişmediği; İbrâhim (aleyhisselâm) ile beraber başka bir şehirde doğup çocukluk devresini başka bir şehirde geçirdiği için Sodom ve Gomorra’daki ahlaksızlığı sorgulayarak garipseyen tek kişiydi.
O bölgede başka sorgulayan kimse çıkmamıştı.
Bizim çocuklarımızın da yedi yaşını doldurduktan sonra çevrelerinde gördükleri ahlakî düşüklükleri sorgulayabilmeleri gerekir.
Bunun için onları bebeklikten altı yaşına kadar elimizden geldiğince çevremizdeki ahlakî çöküntülere şahit olmadan büyütmeliyiz.
Eğer biz buna çabalarsak mutlaka başarırız.
Bu, olması imkânsız bir şey değildir ve bu konuda yaşanmış örnekler vardır.
Ancak bunu başarırsak, çocuklarımız çevredeki ahlaksızlıkları ve çirkinlikleri sorgulayabilirler.
Yoksa çocukken hiçbir şeyi sorgulamaz, çirkinlikleri garipsemezler.
#çocuğumnamazlabüyüyor
Öfke, insanın kendi bakışlarıyla, kendisini yakmasını sağlar.
Anne-babalar bazen çocuklarının kardeşleri arasındaki öfkeli tutumlarına içerler.
Ama öfke kontrolünden aslında kendileri sorumludur.
Küçük çocukta kâmil bir dürtü kontrolü olmaz.
Çocuk gibi öfkeli davranışlar, aslında anne-babalar olarak bizlere yakışmaz.
Şu hiçbir zaman unutulmasın ki, çocuğa yöneltilen en küçük bir öfkeli bakış onu Allah’tan uzaklaştırır ve şeytanın kucağına atar.
Anne ve babadan uzaklaştırır ve başkalarının kucağına atar.
Allah’tan uzaklaşan çocuğun büyüdüğünde Allah’a itaat etmesi, ebeveynden uzaklaşan çocuğun da büyüdüğünde onlara itaat etmesi zorlaşır.
Çocuğun bu iki itaat görevinde zorluk yaşaması, onun dünya hayatını tarumar edeceği gibi, ahiret hayatını da tarumar etmeye kadar gider.
Çünkü öfke bulaşıcıdır.
Öfkeli anne-baba öfkeli çocuklar yetiştirir.
Öfkeyle büyüyen çocuk hem hastalıklara yatkın olur hem de büyüdüğünde kendisi de öfkeli biri olur çıkar.
Arkamızda, öfkesini kontrol edemeyen varisler bırakmak istemeyiz.
Allah korusun ki, öfke kişiyi imanını kaybetmeye kadar götürebilir.
#çocuğumnamazlabüyüyor
Anne-babalar bazen çocuklarının kardeşleri arasındaki öfkeli tutumlarına içerler.
Ama öfke kontrolünden aslında kendileri sorumludur.
Küçük çocukta kâmil bir dürtü kontrolü olmaz.
Çocuk gibi öfkeli davranışlar, aslında anne-babalar olarak bizlere yakışmaz.
Şu hiçbir zaman unutulmasın ki, çocuğa yöneltilen en küçük bir öfkeli bakış onu Allah’tan uzaklaştırır ve şeytanın kucağına atar.
Anne ve babadan uzaklaştırır ve başkalarının kucağına atar.
Allah’tan uzaklaşan çocuğun büyüdüğünde Allah’a itaat etmesi, ebeveynden uzaklaşan çocuğun da büyüdüğünde onlara itaat etmesi zorlaşır.
Çocuğun bu iki itaat görevinde zorluk yaşaması, onun dünya hayatını tarumar edeceği gibi, ahiret hayatını da tarumar etmeye kadar gider.
Çünkü öfke bulaşıcıdır.
Öfkeli anne-baba öfkeli çocuklar yetiştirir.
Öfkeyle büyüyen çocuk hem hastalıklara yatkın olur hem de büyüdüğünde kendisi de öfkeli biri olur çıkar.
Arkamızda, öfkesini kontrol edemeyen varisler bırakmak istemeyiz.
Allah korusun ki, öfke kişiyi imanını kaybetmeye kadar götürebilir.
#çocuğumnamazlabüyüyor
Kişi, Rabbini bulup da etrafında cereyan eden bütün olayları O’na bağladığında, yapması gereken ve yapmış olduğu bütün işlerde sadece O’nu muhatap almak olacaktır.
Rabbinin kendini görmesi ve yaptıklarından razı olması için gayret gösterir ve dua eder.
Konuştuğu zaman, bilir ki ağzından çıkan kelimeleri yanındaki insanlar duymadan önce Allah Azze ve Celle duyacaktır.
Bir iyilik yapar ve yapmış olduğu iyilik, zahiren bakıldığında yardıma muhtaçlara gidiyor gibi görünse de, o iyiliğin kime gitmiş olduğuna bakmaz. Çünkü bilir ki, verdiği yardım karşıdakinden önce Allah’ın eline geçecektir.
“Bilmezler mi ki, Allah, kullarından tövbeyi kabul edecek ve sadakaları alacak olanın kendisidir.”
• Tevbe - 104
#kulluk
#mecdihilali
Please open Telegram to view this post
VIEW IN TELEGRAM
Nefsinin Ne Kadar Değerli Olduğunu Bil!
Eğer nefsinin ne kadar kıymetli olduğunu bilseydin, onu günahlarla değersiz hâle getirmezdin.
Allah, İblis’i sana secde etmediği için huzurundan kovdu.
Senin ise İblis’le barışıp Allah’ı terk etmen, ne kadar hayret verici bir durumdur!
Ey insan!
Kendinin ne kadar değerli olduğunun farkına var!
Ben, bütün kâinatı sadece senin için yarattım.
Ey emanetlerin bekçisi!
Ey mucizeler harikası!
Hayır sütüyle beslenen, ebedî olanın kudret eliyle yaratılan insan!
Sen, lütuf bulutlarıyla sulanan ekinsin.
Her şey ağaç, sen meyvesin; her şey şekil, sen manasın; her şey kabuk, sen incisin.
Nice kimseler vardır ki, Kur’ân’ın
“Yanları yataklardan uzak durur…”
ayetinin işaret ettiği o yüksek mertebeye yükselmiştir; fakat
“Onlar Allah’ı sever, Allah da onları sever”
nimetinin tadına erememiş,
“Beni anın ki Ben de sizi anayım”
gayesine erişememiştir.
Seni her şeyden üstün kılan, sen daha yaratılmamışken meleklere karşı seni “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim” diyerek savunan, yerin ve göğün sahibinin şanı ne yücedir!
O, senden sadece gözyaşı dökmeni ve O’nu sevmeni istiyor…
#vaazlarvemeclisler
#ibnulcevzi
Please open Telegram to view this post
VIEW IN TELEGRAM
İbn Abbas radıyallahu anhuma şöyle demiştir:
Beş özellik vardır ki, onları Allah yolunda vakfedilen atlardan daha çok severim:
1. Seni ilgilendirmeyen konuda konuşma.
Çünkü böyle bir konuşma lüzumsuzdur ve bu konuşmadan sana günah gelmeyeceğinden emin değilim. Seni ilgilendiren konuda, yeri gelmedikçe konuşma, çünkü kendisini ilgilendiren konuda konuşan çok kimse vardır ki, konuşmasını uygun olmayan yerde yapar ve böylece sıkıntıya girer.
2. Ağırbaşlıyla da, küstahla da tartışma.
Çünkü ağırbaşlı kimse sana buğzeder, küstah da seni rahatsız eder.
3. Beraber değilken kardeşini, onun seni anmanı istediği şekilde an ve onu, seni kurtarmasını istediği şeyden kurtar.
4. Kardeşine, sana davranmasını istediğin gibi davran.
5. İyiliğinden dolayı mükafatlandırılacağını ve kötülüğünden dolayı cezalandırılacağını bilen kimse gibi hareket et.
#sahabedenöğütler
Please open Telegram to view this post
VIEW IN TELEGRAM
Cafer el-Huldi şöyle anlatır:
Bir gün Beyti Makdis’te iken abasını üzerine çekmiş birini gördüm. Yanında uzun süre oturdum; o kişi bir kelime konuşmadan o hâliyle kaldı. Sonra kafasını abasından çıkarttı ve uyudu. Ben de içimden, “Bu adam ya deli ya da velidir” dedim.
Ben bunu düşünüyorken adamın biri elinde bir sepetle gelerek sağına ve soluna baktı. Sonra o fakirin yanına gelip oturdu ve sepetinden sıcak çörek ve tatlı çıkarttı. Fakir olan kişi kalktı ve oturup doyuncaya kadar onlardan yedi. Sonra da bunları getiren kişiye: “Kalanları da çocuklarına götür” dedi. Yemekleri getiren adam kalktı ve ben de onu takip ederek peşinden gittim.
Sonra o adama: “Allah aşkına bu fakiri daha önceden tanıyor muydun?” dedim. O adam: “Hayır, bu saatten önce onu hiç görmedim” dedi. Ben de, “Peki, o zaman işin hakikati nedir?” dedim.
O da şöyle anlattı:
“Dün küçük çocuklarım çörek ve tatlı istediler. Ben de onlara, ‘Şu anda istediklerinizi alacak gücüm yok, ancak Allah bana bir kapı açarsa istediğinizi alacağım’ dedim. Allah da o kapıyı bugün açtı. Çocuklarımın önüne istediklerini koydum ve uzandım, uyku bastırınca daldım. Rüyamda biri bana: ‘Kalk! Bu çörek ve tatlıyı Beyti Makdis’de abasına sarılmış olan fakir kişiye götür. Biz senin elinle ona bunları hazırladık; yiyeceklerden artanları da çocuklarına götür’ dedi. Uyandım ki çocuklar yiyeceklere ellerini uzatıp yemek istiyorlardı. Hemen o yiyecekleri aldım ve bu fakire getirdim.”
Allah’a yakın ile edilen dua ve ortaya konan çaba ile Allah hiç bir kulunu zayi etmez.
#vaazlarvemeclisler
#ibnulcevzi
Bir gün Beyti Makdis’te iken abasını üzerine çekmiş birini gördüm. Yanında uzun süre oturdum; o kişi bir kelime konuşmadan o hâliyle kaldı. Sonra kafasını abasından çıkarttı ve uyudu. Ben de içimden, “Bu adam ya deli ya da velidir” dedim.
Ben bunu düşünüyorken adamın biri elinde bir sepetle gelerek sağına ve soluna baktı. Sonra o fakirin yanına gelip oturdu ve sepetinden sıcak çörek ve tatlı çıkarttı. Fakir olan kişi kalktı ve oturup doyuncaya kadar onlardan yedi. Sonra da bunları getiren kişiye: “Kalanları da çocuklarına götür” dedi. Yemekleri getiren adam kalktı ve ben de onu takip ederek peşinden gittim.
Sonra o adama: “Allah aşkına bu fakiri daha önceden tanıyor muydun?” dedim. O adam: “Hayır, bu saatten önce onu hiç görmedim” dedi. Ben de, “Peki, o zaman işin hakikati nedir?” dedim.
O da şöyle anlattı:
“Dün küçük çocuklarım çörek ve tatlı istediler. Ben de onlara, ‘Şu anda istediklerinizi alacak gücüm yok, ancak Allah bana bir kapı açarsa istediğinizi alacağım’ dedim. Allah da o kapıyı bugün açtı. Çocuklarımın önüne istediklerini koydum ve uzandım, uyku bastırınca daldım. Rüyamda biri bana: ‘Kalk! Bu çörek ve tatlıyı Beyti Makdis’de abasına sarılmış olan fakir kişiye götür. Biz senin elinle ona bunları hazırladık; yiyeceklerden artanları da çocuklarına götür’ dedi. Uyandım ki çocuklar yiyeceklere ellerini uzatıp yemek istiyorlardı. Hemen o yiyecekleri aldım ve bu fakire getirdim.”
Allah’a yakın ile edilen dua ve ortaya konan çaba ile Allah hiç bir kulunu zayi etmez.
#vaazlarvemeclisler
#ibnulcevzi
Yaşın kaç olursa olsun, ilim öğrenmekten ve kendini geliştirmekten asla vazgeçme. Çünkü Müslüman, beşikten mezara kadar ilim talep eder.
Potansiyeline bak ve onu çevrene, İslam ümmetine faydalı olacak şekilde değerlendir. Yaptığın işi en güzel şekilde yap, seni görenin yüzünde tebessüm bırak; emeğinden faydalananların gönlüne dokun.
Unutma, parlamak ve iz bırakmanın sırrı; doğruluk, samimiyet ve işini en iyi şekilde yapmaktır.
Niyetinde doğru ol, işinde samimi ol, görevini en iyi şekilde yerine getir ve zamanını güzelce planla.
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
Please open Telegram to view this post
VIEW IN TELEGRAM
Genç bir Müslüman kadın olarak, ister yeni başlıyor ol, ister farkına varmış ya da bu yolda devam etmeye karar vermiş biri ol; niyetini baştan yenilemen ve bu yolculuğun amacını bilmen gerekir.
Bu yarışa katılmanın, fedakârlık ve cömertlik yoluna adım atmanın nedenini anlamalısın; özellikle de İslam ümmetinin yolculuğunun en karanlık dönemlerinden birini yaşadığı, ümmetin senin azmine ve sağlam duruşuna her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğu şu zamanda.
Ey akıllı genç kadın, kişinin onuru ve benliğinin yüceliği, Allah’ın insana bahşettiği akıl, kalp ve onu doğruya yönlendiren hidayet ile övünmesiyle olur. Öyleyse başlangıcını bu altın kaide üzerine kur.
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
Please open Telegram to view this post
VIEW IN TELEGRAM
Sen gerçekten anne babanın sadece bir mum olduğuna mı inanıyorsun? Evet, belki mum dibine karanlıktır.
Ama anne babalar olarak bizler mum değiliz, bizler güneşiz.
Ve bizim Peygamberimiz ﷺ, ilk önce kendi etrafımızı ışıtmakla yükümlü olduğumuzu söyler.
İlk önce ailemizden, çocuklarımızdan, yakın akrabalarımızdan bizi sorumlu tutar.
Eğer senin dediğin gibi insan dibini ışıtmaz bir mum olsaydı, hiçbir peygamberin evlatlarına faydası olmazdı.
Aksine onlar önce evlatlarını yetiştirmekle meşgul oldular.
Dışarıdaki insanlara yetişmek, onların sorunları için koşmak kolaydır.
Eğer bir anne baba, çocuğunun kendisine olan ihtiyacını inkâr ederek öncelik sırasına başkalarını koyarsa, işte o zaman sadece bir mum olmayı seçmiş demektir.
Işığı dışarıya da yetmez, evine de.
#BirAnneDeğişiyor
Ama anne babalar olarak bizler mum değiliz, bizler güneşiz.
Ve bizim Peygamberimiz ﷺ, ilk önce kendi etrafımızı ışıtmakla yükümlü olduğumuzu söyler.
İlk önce ailemizden, çocuklarımızdan, yakın akrabalarımızdan bizi sorumlu tutar.
Eğer senin dediğin gibi insan dibini ışıtmaz bir mum olsaydı, hiçbir peygamberin evlatlarına faydası olmazdı.
Aksine onlar önce evlatlarını yetiştirmekle meşgul oldular.
Dışarıdaki insanlara yetişmek, onların sorunları için koşmak kolaydır.
Eğer bir anne baba, çocuğunun kendisine olan ihtiyacını inkâr ederek öncelik sırasına başkalarını koyarsa, işte o zaman sadece bir mum olmayı seçmiş demektir.
Işığı dışarıya da yetmez, evine de.
#BirAnneDeğişiyor
Çocuğun Rabbini tanıdıkça tanıyası, sevdikçe de sevesi gelir.
Rabbi bulmak aslında her ruhun, yemek gibi içmek gibi asli bir ihtiyacıdır.
Fakat insan Rabbini unuttuğunda vicdan körelir, nefis devreye girer ve başka oyalayıcı şeyler bularak o unutmanın acısını doldurmaya çalışır.
Ama ahirette nefis olmayacağı için, o boşluğu dolduracak hiçbir oyalanma olmaz.
Böylece cehenneme düşen ruh, daima Rabbinin arayışında kalır ama bu özlemi asla gideremez. Çünkü bu dünyada Allah’ı bulamayanlar orada asla bulamayacaktır.
Bir çocuğun vicdanında Allah bilgisinin yerleşik olması basit bir şey değildir.
Çünkü eğer çocuk vaktinde Allah’ı tanımazsa, kalbi sürekli arayışta kalır ve sürekli acı çeker.
Dışarıdan da bu acı belli olmaz.
#BirAnneDeğişiyor
Rabbi bulmak aslında her ruhun, yemek gibi içmek gibi asli bir ihtiyacıdır.
Fakat insan Rabbini unuttuğunda vicdan körelir, nefis devreye girer ve başka oyalayıcı şeyler bularak o unutmanın acısını doldurmaya çalışır.
Ama ahirette nefis olmayacağı için, o boşluğu dolduracak hiçbir oyalanma olmaz.
Böylece cehenneme düşen ruh, daima Rabbinin arayışında kalır ama bu özlemi asla gideremez. Çünkü bu dünyada Allah’ı bulamayanlar orada asla bulamayacaktır.
Bir çocuğun vicdanında Allah bilgisinin yerleşik olması basit bir şey değildir.
Çünkü eğer çocuk vaktinde Allah’ı tanımazsa, kalbi sürekli arayışta kalır ve sürekli acı çeker.
Dışarıdan da bu acı belli olmaz.
#BirAnneDeğişiyor
Elbette zorluklar, sınavlar ve krizlerle karşılaşabilirsiniz.
Ancak en güzel çare, Allah’a yönelmek, sabretmek ve vefalı olmaktır.
Hâlâ vefayı, insanî değerlerin en yücelerinden biri olarak görüyorum.
Vefa, dünyevî bir şarta bağlı değildir; felaketle sekteye uğramaz.
O, sadakatin gökyüzünde kanat çırptığı ve sevginin ufkunda parladığı bir değerdir.
Peki durum böyleyken, kim cesaret edebilir aranıza fitne sokmaya?
Sana şu hikâyeyi örnek veriyorum: Hâtem ve Evs…
Hâtem et-Tâî ile Evs b. Hârise arasında, iki kişi arasında olabilecek en samimi dostluk vardı.
Numan b. Münzir, meclisindekilere şöyle dedi:
“İkisinin arasını bozacağım.”
Sonra Evs’in yanına girdi ve şöyle dedi:
“Hâtem, kendisinin senden daha üstün olduğunu iddia ediyor.”
Evs şu cevabı verdi:
“Doğru söylemiş. Eğer ben, ailem ve çocuklarım Hâtem’in olsaydık, bir günde hepimizi bağışlardı!”
Ardından Numan çıkıp Hâtem’in yanına giderek aynı sözleri ona da söyledi.
Hâtem şöyle dedi:
“Doğru söylemiş. Benim Evs’in yanında ne değerim olacak? Onun on erkek çocuğu var ve onların en aşağısı bile benden daha hayırlıdır!”
Bunun üzerine Numan, hayranlığını gizleyemeyerek şöyle dedi:
“İkinizden daha faziletlisini görmedim!”
#EyİslamınKadını
#LeylaHamdan
Please open Telegram to view this post
VIEW IN TELEGRAM
Fakat annelerin en büyük hatası, bunun farkına varamamalarıdır. Pek çok anne, sabırsız tutumları sebebiyle çocuklarını sürekli azarlar, onlara sert bir üslupla yaklaşır.
Oysa böyle davranarak çocuklarının vicdanlarını körelttiklerini ve eğitime zarar verdiklerini çoğu zaman bilmezler.
Çünkü küçük bir çocuk, sadece içgüdüsel ve doğal bir isteğini yerine getirmeye çalışırken, çevresinde en çok sevdiği kişilerin ona birden bire sertçe çıkışmasını anlayamaz.
Bu tepkiyi nereye koyacağını, hangi duyguya karşılık geldiğini zihninde çözemeden yaralanır.
Her ne kadar anneler bunun farkında olmasalar da çocuğun önünde daha yürüyecek uzun bir yol vardır.
Önce doğruyu ve yanlışı öğrenecek, ardından bunu sevgi dolu bir rehberin eşliğinde yavaş yavaş benliğine yerleştirecektir.
#BirAnneDeğişiyor
Oysa böyle davranarak çocuklarının vicdanlarını körelttiklerini ve eğitime zarar verdiklerini çoğu zaman bilmezler.
Çünkü küçük bir çocuk, sadece içgüdüsel ve doğal bir isteğini yerine getirmeye çalışırken, çevresinde en çok sevdiği kişilerin ona birden bire sertçe çıkışmasını anlayamaz.
Bu tepkiyi nereye koyacağını, hangi duyguya karşılık geldiğini zihninde çözemeden yaralanır.
Her ne kadar anneler bunun farkında olmasalar da çocuğun önünde daha yürüyecek uzun bir yol vardır.
Önce doğruyu ve yanlışı öğrenecek, ardından bunu sevgi dolu bir rehberin eşliğinde yavaş yavaş benliğine yerleştirecektir.
#BirAnneDeğişiyor