Enormous ɪˈnɔməs
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
My room has enormous in size.
-- devasa, kocaman (adjective)
Cümle çevirisi:
Odam devasa büyüklükte.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
My room has enormous in size.
-- devasa, kocaman (adjective)
Cümle çevirisi:
Odam devasa büyüklükte.
'Substitute' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
29%
kuruluş
24%
çıkarma işlemi
35%
temsilci
12%
eksiklik
Foster fôstər
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
One of my aims is to foster you in English learning.
-- teşvik etmek, gayretlendirmek (verb)
Cümle çevirisi:
Amaçlarımdan birisi, sizi İngilizce öğreniminde gayretlendirmektir.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
One of my aims is to foster you in English learning.
-- teşvik etmek, gayretlendirmek (verb)
Cümle çevirisi:
Amaçlarımdan birisi, sizi İngilizce öğreniminde gayretlendirmektir.
Unique yo͞o'nēk
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Everyone has a unique fingerprint
-- eşsiz, tek, biricik (adjective)
Cümle çevirisi:
Herkesin eşsiz bir parmak izi vardır.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Everyone has a unique fingerprint
-- eşsiz, tek, biricik (adjective)
Cümle çevirisi:
Herkesin eşsiz bir parmak izi vardır.
'Conspiracy' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
6%
his
47%
komplo
29%
pişmanlık
18%
eşkiya
unison ˈju:nɪsən
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
The choir sang in unison, creating a beautiful harmony.
-- ahenk, uyum, birlikte (noun)
Cümle çevirisi:
Koro, güzel bir uyum yaratarak birlikte şarkı söyledi.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
The choir sang in unison, creating a beautiful harmony.
-- ahenk, uyum, birlikte (noun)
Cümle çevirisi:
Koro, güzel bir uyum yaratarak birlikte şarkı söyledi.
'qualification' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
29%
nicelik
14%
saygı
36%
betimlemek
21%
nitelik
Prosecute präsə:kyo͞ot
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Fazıl was prosecuted for murder.
-- dava etmek, dava açmak, kovuşturmak (verb)
Cümle çevirisi:
Fazıl cinayetten dava edildi.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Fazıl was prosecuted for murder.
-- dava etmek, dava açmak, kovuşturmak (verb)
Cümle çevirisi:
Fazıl cinayetten dava edildi.
'Çabuk öfkelenen' anlamını hangi ingilizce kelime verir?
Anonymous Quiz
0%
drown
38%
irascible
46%
temperature
15%
peasant
Magnitude mægnıtyoud
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
I didn't quite realize how magnitude a problem we had back in the day.
-- büyüklük, önem (noun)
Cümle çevirisi:
O zamanlar ne kadar büyük bir sorunumuz olduğunu tam olarak anlayamadım.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
I didn't quite realize how magnitude a problem we had back in the day.
-- büyüklük, önem (noun)
Cümle çevirisi:
O zamanlar ne kadar büyük bir sorunumuz olduğunu tam olarak anlayamadım.
'squatter' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
9%
komşu
9%
sınır
27%
gecekonducu
55%
cimnastikçi
Proprietary p(r)əˈprīəˌterē
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
The company's proprietary technology gave them a competitive edge in the market.
-- özel, müseccel, tescilli (adjective)
-- mal sahibi, hissedarlar (noun)
Cümle çevirisi:
Şirketin tescilli teknolojisi onlara pazarda rekabet avantajı sağladı.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
The company's proprietary technology gave them a competitive edge in the market.
-- özel, müseccel, tescilli (adjective)
-- mal sahibi, hissedarlar (noun)
Cümle çevirisi:
Şirketin tescilli teknolojisi onlara pazarda rekabet avantajı sağladı.
'Sentiment' kelimesinin eş anlamlısı aşağıdakilerden hangisidir?
Anonymous Quiz
25%
shell
0%
solve
50%
attitude
25%
proof