'Detrimental' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
52%
zararlı
19%
güvenli
29%
faydalı
0%
sağlıklı
Trim trim
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
I need to trim the overgrown branches in my backyard before they become a safety hazard.
-- budamak, düzeltmek (verb)
-- süsleme, düzen (noun)
Cümle çevirisi:
Arka bahçemdeki aşırı büyümüş dalları güvenlik tehlikesi oluşturmadan kesmem gerekiyor.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
I need to trim the overgrown branches in my backyard before they become a safety hazard.
-- budamak, düzeltmek (verb)
-- süsleme, düzen (noun)
Cümle çevirisi:
Arka bahçemdeki aşırı büyümüş dalları güvenlik tehlikesi oluşturmadan kesmem gerekiyor.
'Kalıtsal öğe' anlamını hangi ingilizce kelime verir?
Anonymous Quiz
56%
gene
11%
goat
22%
grimace
11%
gem
Impending ɪmˈpendɪŋ
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
The dark clouds signaled an impending storm.
-- eli kulağında, yaklaşmakta olan, olası (adjective)
Cümle çevirisi:
Kara bulutlar yaklaşmakta olan fırtınanın habercisiydi.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
The dark clouds signaled an impending storm.
-- eli kulağında, yaklaşmakta olan, olası (adjective)
Cümle çevirisi:
Kara bulutlar yaklaşmakta olan fırtınanın habercisiydi.
'Impede' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
27%
kolaylaştırmak
33%
desteklemek
7%
hızlandırmak
33%
engellemek
Attitude ætɪtu:d
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Berk has a bad attitude against his brother
-- tavır, davranış (noun)
Cümle çevirisi:
Berk'in erkek kardeşine karşı kötü bir huyu var.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Berk has a bad attitude against his brother
-- tavır, davranış (noun)
Cümle çevirisi:
Berk'in erkek kardeşine karşı kötü bir huyu var.
'Tutumlu - Mantıklı' anlamını hangi ingilizce kelime verir?
Anonymous Quiz
10%
idea
15%
thought
20%
good job
55%
coherent
Utter ədər
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
The utter silence in the room was deafening.
-- mutlak, tam, kesin (adjective)
-- söylemek, dile getirmek (verb)
Cümle çevirisi:
Odadaki mutlak sessizlik sağır ediciydi.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
The utter silence in the room was deafening.
-- mutlak, tam, kesin (adjective)
-- söylemek, dile getirmek (verb)
Cümle çevirisi:
Odadaki mutlak sessizlik sağır ediciydi.
'Shrewd' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
39%
beceriksiz
44%
kurnaz / basiretli
0%
saf
17%
dikkatsiz
Prospect prɒspekt
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Even the dream prospect of being a programmer puts a smile on my face.
-- olasılık, ihtimal (noun)
Cümle çevirisi:
Bir programcı olma hayali bile yüzümü gülümsetiyor.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Even the dream prospect of being a programmer puts a smile on my face.
-- olasılık, ihtimal (noun)
Cümle çevirisi:
Bir programcı olma hayali bile yüzümü gülümsetiyor.
'Tangible' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
31%
somut
54%
belirsiz
15%
hayali
0%
soyut
Enormous ɪˈnɔməs
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
My room has enormous in size.
-- devasa, kocaman (adjective)
Cümle çevirisi:
Odam devasa büyüklükte.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
My room has enormous in size.
-- devasa, kocaman (adjective)
Cümle çevirisi:
Odam devasa büyüklükte.
'Substitute' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
22%
kuruluş
11%
çıkarma işlemi
44%
temsilci
22%
eksiklik
Foster fôstər
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
One of my aims is to foster you in English learning.
-- teşvik etmek, gayretlendirmek (verb)
Cümle çevirisi:
Amaçlarımdan birisi, sizi İngilizce öğreniminde gayretlendirmektir.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
One of my aims is to foster you in English learning.
-- teşvik etmek, gayretlendirmek (verb)
Cümle çevirisi:
Amaçlarımdan birisi, sizi İngilizce öğreniminde gayretlendirmektir.
Unique yo͞o'nēk
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Everyone has a unique fingerprint
-- eşsiz, tek, biricik (adjective)
Cümle çevirisi:
Herkesin eşsiz bir parmak izi vardır.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Everyone has a unique fingerprint
-- eşsiz, tek, biricik (adjective)
Cümle çevirisi:
Herkesin eşsiz bir parmak izi vardır.