Exist iɡ'zist
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
I did not exist before 1999
-- var olmak, gerçek olmak (verb)
Cümle çevirisi:
1999'dan önce ben yoktum(var değildim).
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
I did not exist before 1999
-- var olmak, gerçek olmak (verb)
Cümle çevirisi:
1999'dan önce ben yoktum(var değildim).
'köklü, kökten' anlamını hangi ingilizce kelime verir?
Anonymous Quiz
22%
remedy
69%
radical
6%
electron
3%
fade
Stay steı
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
We can stay in this motel
-- kalmak (verb)
-- kalma, oturma, durma (noun)
Cümle çevirisi:
Bu motelde kalabiliriz.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
We can stay in this motel
-- kalmak (verb)
-- kalma, oturma, durma (noun)
Cümle çevirisi:
Bu motelde kalabiliriz.
'Envisage' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
16%
sorgu
64%
öngörmek
16%
araştırma
4%
tesadüf
Tedious tēdēəs
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
I don't want to have a tedious job
-- sıkıcı, bunaltıcı, bıktırıcı (adjective)
Cümle çevirisi:
Sıkıcı bir işim olsun istemiyorum.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
I don't want to have a tedious job
-- sıkıcı, bunaltıcı, bıktırıcı (adjective)
Cümle çevirisi:
Sıkıcı bir işim olsun istemiyorum.
'Discriminate' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
4%
gözetmemek
7%
bilmemek
26%
suçlamak
63%
ayrım yapmak
Prosecute präsə:kyo͞ot
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Fazıl was prosecuted for murder.
-- dava etmek, dava açmak, kovuşturmak (verb)
Cümle çevirisi:
Fazıl cinayetten dava edildi.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Fazıl was prosecuted for murder.
-- dava etmek, dava açmak, kovuşturmak (verb)
Cümle çevirisi:
Fazıl cinayetten dava edildi.
'Comprehensive' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
4%
katman
8%
anlamsız
16%
tamamlamak
72%
kapsamlı
Promise prɒmɪs
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
I promised to stay for tonight
-- söz vermek (verb)
Cümle çevirisi:
Bu gece kalmaya söz verdim.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
I promised to stay for tonight
-- söz vermek (verb)
Cümle çevirisi:
Bu gece kalmaya söz verdim.
WORD: indispensable
Türkçesi: vazgeçilmez
Basit açıklama: Something so necessary that you cannot do without it.
Example: For this race car, that single electronic control unit is indispensable; without it, the engine will not even turn over.
Türkçesi: Bu yarış arabası için, o tek elektronik kontrol ünitesi vazgeçilmezdir; o olmadan motor çalışmayacaktır bile.
Türkçesi: vazgeçilmez
Basit açıklama: Something so necessary that you cannot do without it.
Example: For this race car, that single electronic control unit is indispensable; without it, the engine will not even turn over.
Türkçesi: Bu yarış arabası için, o tek elektronik kontrol ünitesi vazgeçilmezdir; o olmadan motor çalışmayacaktır bile.
'Find' kelimesinin eş anlamlısı aşağıdakilerden hangisidir?
Anonymous Quiz
0%
bottom out
4%
consign
84%
discover
12%
incline
Attempt ətem(p)t
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
This is my second attempt
-- teşebbüs, girişim, deneme (noun)
Cümle çevirisi:
Bu benim ikinci denemem.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
This is my second attempt
-- teşebbüs, girişim, deneme (noun)
Cümle çevirisi:
Bu benim ikinci denemem.
❤1
'Robust' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
11%
robot
4%
fısıltı
82%
güçlü
4%
sıska
'Sore' kelimesinin eş anlamlısı aşağıdakilerden hangisidir?
Anonymous Quiz
8%
correction
60%
wound
16%
superior
16%
accountant
Rub rʌb
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
The weather was so cold, and I was rubbing my hands.
-- ovmak, sürtmek, sürmek (verb)
Cümle çevirisi:
Hava çok soğuktu ve ben ellerimi ovuşturuyordum.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
The weather was so cold, and I was rubbing my hands.
-- ovmak, sürtmek, sürmek (verb)
Cümle çevirisi:
Hava çok soğuktu ve ben ellerimi ovuşturuyordum.
'audience' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
8%
oyuncu
4%
kamera
19%
yönetmen
69%
seyirci
Defect dēfekt
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
The electrical defect caused my pc to burn.
-- kusur, eksik, arıza (noun)
-- döneklik etmek, iltica etmek, kaçmak (verb)
Cümle çevirisi:
Elektrik arızası bilgisayarımın yanmasına neden oldu.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
The electrical defect caused my pc to burn.
-- kusur, eksik, arıza (noun)
-- döneklik etmek, iltica etmek, kaçmak (verb)
Cümle çevirisi:
Elektrik arızası bilgisayarımın yanmasına neden oldu.
'Sore' anlamını hangi ingilizce kelime verir?
Anonymous Quiz
23%
sadelik
16%
yalnızca
55%
yara
6%
ters davranmak
Vigilance vijələns
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Looking after a baby demands long hours of vigilance.
-- tetikte olma, uyanıklık (noun)
Cümle çevirisi:
Bir bebeğe bakmak, uzun saatler boyunca tetikte olmayı gerektirir.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Looking after a baby demands long hours of vigilance.
-- tetikte olma, uyanıklık (noun)
Cümle çevirisi:
Bir bebeğe bakmak, uzun saatler boyunca tetikte olmayı gerektirir.