Gossip ɡɒsɪp
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Why do people want to gossip about other people?
-- asılsız söz, dedikodu, söylenti (noun)
Cümle çevirisi:
İnsanlar neden başkaları hakkında dedikodu yapmak ister ki?
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Why do people want to gossip about other people?
-- asılsız söz, dedikodu, söylenti (noun)
Cümle çevirisi:
İnsanlar neden başkaları hakkında dedikodu yapmak ister ki?
'Ignite' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
14%
aydın
46%
ateşlemek
18%
dönmek
21%
söndürmek
Church CHərCH
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Christians go to church every Sunday
-- kilise (noun)
Cümle çevirisi:
Hristiyanlar her pazar kiliseye gider.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Christians go to church every Sunday
-- kilise (noun)
Cümle çevirisi:
Hristiyanlar her pazar kiliseye gider.
'Pursue' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
10%
dava açmak
48%
kovalamak
34%
ikna etmek
7%
pardösü
Detour di:tʊər
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
We lost our way back home, so we took a detour.
-- dolambaçlı yol (noun)
Cümle çevirisi:
Eve dönüş yolumuzu kaybettik, bu yüzden dolambaçlı bir yoldan gittik.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
We lost our way back home, so we took a detour.
-- dolambaçlı yol (noun)
Cümle çevirisi:
Eve dönüş yolumuzu kaybettik, bu yüzden dolambaçlı bir yoldan gittik.
'solo' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
72%
yalnız
6%
arkadaş
22%
grup
0%
kalabalık
Astute ə'stu:t
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Tufan is an astute businessman.
-- akıllı, zeki, kurnaz (adjective)
Cümle çevirisi:
Tufan zeki bir iş adamıdır.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Tufan is an astute businessman.
-- akıllı, zeki, kurnaz (adjective)
Cümle çevirisi:
Tufan zeki bir iş adamıdır.
'approval' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
30%
reddetme
21%
anımsama
6%
ret
42%
onay
Letter letər
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Every letters makes sense in this letter
-- harf, mektup (noun)
Cümle çevirisi:
Bu mektubun içindeki her bir kelime içinde anlam barındırıyor.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Every letters makes sense in this letter
-- harf, mektup (noun)
Cümle çevirisi:
Bu mektubun içindeki her bir kelime içinde anlam barındırıyor.
'Daha sonraki' anlamını hangi ingilizce kelime verir?
Anonymous Quiz
0%
incapable
60%
subsequent
10%
executive
30%
anniversary
Versatile vərsədl
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Büşra is known for her versatile acting skills.
-- çok yönlü, becerikli, değişken (adjective)
Cümle çevirisi:
Büşra, çok yönlü oyunculuk yeteneğiyle tanınır.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Büşra is known for her versatile acting skills.
-- çok yönlü, becerikli, değişken (adjective)
Cümle çevirisi:
Büşra, çok yönlü oyunculuk yeteneğiyle tanınır.
'Associate' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
10%
sekreter
59%
bağdaştırmak
24%
tahmin etmek
7%
aşındırmak
Exist iɡ'zist
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
I did not exist before 1999
-- var olmak, gerçek olmak (verb)
Cümle çevirisi:
1999'dan önce ben yoktum(var değildim).
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
I did not exist before 1999
-- var olmak, gerçek olmak (verb)
Cümle çevirisi:
1999'dan önce ben yoktum(var değildim).
'köklü, kökten' anlamını hangi ingilizce kelime verir?
Anonymous Quiz
22%
remedy
69%
radical
6%
electron
3%
fade
Stay steı
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
We can stay in this motel
-- kalmak (verb)
-- kalma, oturma, durma (noun)
Cümle çevirisi:
Bu motelde kalabiliriz.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
We can stay in this motel
-- kalmak (verb)
-- kalma, oturma, durma (noun)
Cümle çevirisi:
Bu motelde kalabiliriz.
'Envisage' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
16%
sorgu
64%
öngörmek
16%
araştırma
4%
tesadüf
Tedious tēdēəs
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
I don't want to have a tedious job
-- sıkıcı, bunaltıcı, bıktırıcı (adjective)
Cümle çevirisi:
Sıkıcı bir işim olsun istemiyorum.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
I don't want to have a tedious job
-- sıkıcı, bunaltıcı, bıktırıcı (adjective)
Cümle çevirisi:
Sıkıcı bir işim olsun istemiyorum.
'Discriminate' Bu kelimenin türkçe karşılığı nedir?
Anonymous Quiz
4%
gözetmemek
7%
bilmemek
26%
suçlamak
63%
ayrım yapmak
Prosecute präsə:kyo͞ot
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Fazıl was prosecuted for murder.
-- dava etmek, dava açmak, kovuşturmak (verb)
Cümle çevirisi:
Fazıl cinayetten dava edildi.
Cümle içinde kullanımı & kelime bilgisi:
Fazıl was prosecuted for murder.
-- dava etmek, dava açmak, kovuşturmak (verb)
Cümle çevirisi:
Fazıl cinayetten dava edildi.