22. Fıkıh ve Tefsirde ... önemsedi.
Anonymous Quiz
20%
Hadisi
5%
Kelamı
10%
Felsefeyi
5%
Siyeri
60%
Reyi
👏1
👏1
24. Kendi derlediği mushafın adı?
Anonymous Quiz
76%
İbn-i Mesud Mushafı
6%
Kur'ân-ı Mecid
6%
Es-Sahihu'l Câmi'
6%
Sünen-i İbni Mesud
6%
Müsned-i İbni Mesud
👏1
25. İbni Mesud kime kırgındı?
Anonymous Quiz
32%
Zeyd bin Sâbit
14%
Hz. Ebu Bekir
5%
Hz. Ömer
50%
Hz. Osman
0%
Hz. Ali
👏1
26. Kur’an’ı şu dört kişiden öğreniniz: hangisi yanlıştır?
Anonymous Quiz
5%
İbnü Ümmi Abd
5%
Übey bin Ka'b
5%
Muaz bin Cebel
32%
Sâlim mevla Ebi Huzeyfe
55%
Musab bin Umeyr
👏1
27. “Kur’an’ı nâzil olduğu tazeliğiyle okumak isteyen kimse, .... kıraatiyle okusun”
Anonymous Quiz
15%
Hz. Ali
19%
İbni Abbâs
38%
İbnü Ümmi Abd
8%
Muaz bin Cebel
19%
Übey bin Ka'b
28. Hicrî 398 yılında İbni Mesud Mushafını kim yaktırmıştır?
Anonymous Quiz
51%
Ebu Hamid el-İsferâyini
15%
Ebu Hamid el-Gazali
13%
İmam Şafii
2%
Hasan Basri
20%
Hz. Ömer
29. Hz. Osman mushafı Sahabe tarafından nasıl kabul edildi?
Anonymous Quiz
9%
Çoğunlukla
61%
İcma ile
17%
Cunhuru ulema ile
9%
İhtilaf ile
4%
Tartışmalı olarak
30. Hangisi onun talebesi değildir?
Anonymous Quiz
0%
Ebu Abdurrahman es-Sülemi
12%
Ebu Amr eş-Şeybâni
24%
Katade
53%
Ebu Hanife
12%
Hasan Basri
👏1
👳🏻♂ HANEFÎ İMAMLAR 0⃣2⃣
🕯 ALKAME BİN KAYS
1. Doğumu
Hz. Peygamber hayatta iken dünyaya gelen Alkame b. Kays muhadramûndandır. Doğum yeri ve tarihi bilinmemektedir.
2. Kabilesi ve yaşadığı yer
Yemen menşeli olan kabilesi Neha‘, İslâmî devirde Kûfe’ye yerleşti.
3. Cihadı
İlim tahsili ve cihad maksadıyla memleketinden ayrılan Alkame Horasan’da gazâlara katıldı. Hârizm ve Merv’de birkaç yıl kaldı.
4. Hz. Ali ile beraberliği
Hz. Ali ile birlikte Sıffîn Savaşı’na iştirak etti (37/657) ve burada aldığı yarayla topal kaldı.
Medâin’de Hz. Ali’nin sohbetinde bulunan Alkame onunla birlikte Nehrevan’da (38/658) Hâricîler’e karşı da savaştı.
5. Abdullah bin Mesud ile
Kûfe’de Abdullah b. Mes‘ûd’un derslerine devam etti ve onun kıraat ve tefsirde olduğu gibi fıkıhta da en önde gelen talebesi oldu.
Çeşitli münasebetlerle Alkame’yi öven ve takdir eden İbn Mes‘ûd’la o karşılıklı olarak birbirlerinin ezberlerini dinlerlerdi.
Sesi çok güzel olduğundan Alkame’den Kur’an okumasını ve kendisinden sonra da Kur’ân-ı Kerîm’i okutmasını isteyen İbn Mes‘ûd’un, “Resûlullah seni görseydi sevinirdi” dediğini kaynaklar zikreder.
6. Soyu ve akrabası
Kûfe’nin meşhur fıkıh âlimlerinden İbrâhim en-Nehaî’nin dayısı ve Esved b. Yezîd’in de amcası olan Alkame’nin hiç çocuğu olmamıştır.
Ebû Şibl künyesini ona hocası İbn Mes‘ûd vermiştir.
7. Görüştüğü sahabiler
Alkame Hz. Ömer, Osman, Ali, Âişe, Selmân-ı Fârisî, Ebü’d-Derdâ, Huzeyfe, Habbâb, Ammâr ve Ebû Mûsâ el-Eş‘arî gibi büyük sahâbîlerden hadis rivayet etti.
8. Talebeleri
İbrâhim en-Nehaî ve Şa‘bî gibi büyük âlimlerin fıkıh, Yahyâ b. Vessâb, Ubeyd b. Nudayle (Nadle) ve Ebû İshak es-Sebîî’nin de kıraat hocası olan Alkame’den bunlar yanında Muhammed b. Sîrîn, Ebû Vâil Şakīk b. Seleme, Abdurrahman b. Yezîd, Yezîd b. Muâviye en-Nehaî ve Kays b. Rûmî gibi âlimler de rivayette bulunmuşlardır.
9. Kur'ân ile beraberliği
Her beş günde bir Kur’ân-ı Kerîm’i hatmettiği rivayet edilen Alkame, Ebû Hanîfe’nin ashaba ulaşan hocaların zincirinde de önemli bir halkayı teşkil etmektedir. Ebû Hanîfe’nin on sekiz yıl yanında kaldığı hocası Hammâd b. Süleyman, Alkame’nin meşhur talebeleri İbrâhim en-Nehaî ve Şa‘bî’nin en seçkin talebesiydi.
10. Üstünlüğü
Zamanında birçok sahâbînin hayatta bulunmasına rağmen ilim talipleri Alkame’nin derslerine rağbet gösteriyor ve hatta birçok sahâbî ona başvurarak kendisinden fetva istiyordu.
11. Kûfe mektebinin kurucularından ve vefâtı
Kûfe fıkıh ve tefsir mektebinin teşekkülünde önemli bir yeri bulunan Alkame b. Kays 62 (682) yılında 90 yaşında Kûfe’de vefat etmiştir.
12. Alkame, Esved bin Yezid'in amcası ve Irak fakihi İbrahim en-Nehai'nin dayısı idi.
13. Alkame Kur'ân'ı beş günde, Esved altı günde ve
Ders bağlantısı
https://t.me/hanefi/445
Test bağlantısı
https://t.me/hanefi/447
👏1
31. Hz. Ali ve İbni Mesud'un talebesi olan imamızın adı nedir?
Anonymous Quiz
18%
Hammd bin Süleyman
29%
İmam Azam Ebu Hanife
41%
Alkame bin Kays
9%
İmam Züfer
3%
Hasan bin Ziyâd el-Lü'lüî
👏2
👳🏻♂ HANEFÎ İMAMLAR 0⃣3⃣
🕯 İBRAHİM EN-NEHAİ
Ebû İmrân İbrâhîm b. Yezîd b. Esved en-Nehaî el-Kûfî (ö. 96/714)
1. Doğumu ve Ailesi
46 (666) yılında Kûfe’de dünyaya geldi. Aslen, Yemen’deki Mezhic kabilesinin büyük bir kolu olup İslâmî dönemde Kûfe’ye yerleşen Nehâ’ya mensuptur.
Babası hadis râvisi olan Nehaî’nin annesi Müleyke, Yezîd b. Kays en-Nehaî’nin kızıdır.
2. Hocaları
Muhaddis ve fakihlerin yetiştiği aile çevresinde öğrenim gören Nehaî babasından, annesinin amcası Alkame b. Kays, dayıları Esved b. Yezîd ve Abdurrahman b. Yezîd ile Kādî Şüreyh, Mesrûk b. Ecda‘, Abîde es-Selmânî, İbrâhim et-Teymî, İkrime el-Berberî, Süveyd b. Gafele, Ebû Abdurrahman es-Sülemî, Hemmâm b. Hâris en-Nehaî gibi tâbiînin büyüklerinden rivayette bulundu.
3. Tâbiin ve Hadis rivayeti
Nehaî’nin tâbiînden olduğu kabul edilmekle birlikte sahâbeden hadis dinleyip dinlemediği hususu tartışmalıdır. Berâ b. Âzib, Abdullah b. Ebû Evfâ, Ebû Cühayfe, Amr b. Hureys gibi onun döneminde Kûfe’de bulunan sahâbîleri görmüş olmalıdır, ancak hiçbirinden hadis rivayet etmediği ileri sürülmektedir. 1500 sahâbînin yerleştiği Kûfe’de Nehaî’nin hiçbirinden faydalanmadığı düşünülemezse de hadis ilmi ölçülerine göre hadis dinlediğinin tesbit edilemediği anlaşılmaktadır. Kaynaklarda umumiyetle belirtildiğine göre henüz ergenlik yaşına girmeden Alkame ve Esved ile birlikte hacca gittiğinde Hz. Âişe’nin meclisinde bulunmuş, fakat ondan doğrudan hadis rivayet etmemiştir.
Ebû Dâvûd, Nesâî ve İbn Mâce’nin sünenlerinde Hz. Âişe’den rivayeti yer alsa da Nehaî’yi tâbiînden sayan hadisçiler bile bu rivayeti muttasıl saymamaktadır, çünkü onlara göre Nehaî tâbiînin büyüklerinden değildir.
Bu bakımdan Ebû Yûsuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî’nin Kitâbü’l-Âs̱âr’larında Hz. Ali, Ömer, İbn Mes‘ûd, Zeyd b. Sâbit ve Hz. Âişe’den yaptığı rivayetlerin mürsel olduğu anlaşılmaktadır.
4. Talebeleri
Nehaî’den Ebû İshak es-Sebîî, Simâk b. Harb, Hakem b. Uteybe, A‘meş, Abdullah b. Avn, Hammâd b. Ebû Süleyman, İbnü’l-Mu‘temir, Mugīre b. Miksem ed-Dabbî, Hâris b. Yezîd el-Uklî gibi şahsiyetler rivayette bulundu.
5. Devrindeki Çalkantılar
Irak’ta siyasî istikrarsızlığın hâkim olduğu ve Kûfe’nin sık sık muhalif gruplar arasında el değiştirdiği bir dönemde yaşayan Nehaî, resmî görevliler tarafından izlendiğini bildiği halde bir köşeye çekilip insanların arzu ettikleri görüşleri kendisine nisbet etmelerinden daha iyi olduğunu belirterek şehrin ulucamisinde ders vermeyi sürdürdü.
Kûfe’yi ele geçiren Muhtâr es-Sekafî zamanında kendisine yapılan görev teklifini hastalık bahanesiyle kabul etmedi; ancak Irak Valisi Haccâc b. Yûsuf es-Sekafî’nin kumandanı Mühelleb b. Ebû Sufre’nin Ezârika ile yaptığı savaşa katılmaya mecbur edildi.
6. Cuma namazı
Cuma namazına gittiğinde aslında öğleyi evinde kıldığı halde takıyye icabı camiye geldiğini söylemesi, Haccâc’a lânet okuması, Hâricîler’in itaate davet edilmesine Haccâc’a itaat olarak baktığı için karşı çıkması ve İbnü’l-Eş‘as ayaklanmasında Iraklı âlimlerle birlikte onun yanında yer alması Nehaî’nin Emevîler’le arasının iyi olmadığını göstermektedir.
7. İbrahim et-Teymi'nin fedakârlığı
Nitekim Kûfe’nin tekrar Emevîler’in eline geçmesi üzerine bu tavrı sebebiyle sıkıntılı günler yaşadı, Haccâc tarafından yakalanması için emir verildi. Ancak onu yakalamaya gelen kişiye dostu İbrâhim et-Teymî’nin kendisinin İbrâhim en-Nehaî olduğunu söylemesi üzerine kurtuldu, Teymî ise tutuklanarak hapse atıldı.
8. Talebesinin evinde saklanması
Hayatının bir döneminde öğrencisi Ebû Ma‘şer Ziyâd b. Küleyb et-Teymî’nin evinde saklandı, daha sonra Haccâc tarafından Şa‘bî ile birlikte affedildi. Bazı kaynaklarda Nehaî’nin İbnü’l-Eş‘as ayaklanmasında onun yanında yer almadığı, Zâviye ve Deyrülcemâcim’de yapılan savaşlar sırasında evinde bulunduğu, bu savaşı tasvip etmediği ve bu ayaklanmada Kûfe’de Hayseme b. Abdurrahman el-Cu‘fî ile kendisinin kurtulduğu kaydedilmektedir.
9. Vefâtı
Fakat İbnü’l-Eş‘as isyanında Haccâc’a verdiği destek sebebiyle Horasan valiliğine tayin edilen Emevî kumandanı Kuteybe b. Müslim’in maiyetindeki bir dostuna, kumandanının arkasında namaz kılmamasını tavsiye etmesi, Haccâc’ın ölümü üzerine şükür secdesinde bulunup sevinç göz yaşları dökmesi ve saklanmakta olduğu için vefatı sırasında yedi veya dokuz kişilik bir cemaat tarafından gizlice kılınan cenaze namazının ardından defnedilmesi ömrünün sonlarına kadar Emevî yönetimiyle ilişkilerinin iyi gitmediğini göstermektedir.
10. Metot ve Prensipleri
Kûfe’nin fikrî bakımdan oldukça hareketli bir döneminde yaşayan Nehaî, Kur’an ve Sünnet’te açıkça yer almayan yeni fikirler ileri sürenlerin sadece kendi görüşlerinin hak, diğerlerinin bâtıl olduğunu söylemelerinden yakınmış, cemaatle birlikte olmayı ve dine aykırı görüş sahipleriyle beraber bulunmamayı tavsiye etmiş, ehl-i kıbleden olanlarla savaşmayı helâl görmemiş, bid‘atçıların aleyhine konuşmanın gıybet sayılmayacağını belirtmiştir.
Kendi döneminde zuhur eden ircâ (Mürcie) anlayışını bid‘at sayar ve bunu savunan Mürcie hakkında ağır sözler sarfeder, onların bu ümmete Hâricîler’in aşırı kolu Ezârika’dan daha zararlı olduğunu söylerdi.
Hz. Ali’yi Hz. Ebû Bekir ve Ömer’den üstün saymamakla birlikte onu Hz. Osman’dan daha çok sevdiğini söyler, ancak Osman aleyhine konuşulmasına şiddetle karşı çıkardı. Sıffîn’de Hz. Ali safında yer alan Alkame’yi de Esved’den üstün tutardı.
11. Şia ithamı
İbn Kuteybe, muhtemelen bu anlayışından ve Emevîler’e karşı tutumundan dolayı Nehaî’yi Şîa’dan saymış, Ebû Ca‘fer et-Tûsî de onu Hz. Ali’den rivayette bulunanlarla Ali b. Hüseyin’in öğrencileri içinde zikretmiştir. Ancak İbn Kuteybe’nin Şîa’yı Râfıza’dan ayrı olarak ele alması ve Şîa’dan saydığı A‘meş, İbnü’l-Mu‘temir, Şu‘be b. Haccâc, Ma‘mer b. Râşid, Süfyân es-Sevrî, Vekî‘ b. Cerrâh, Abdürrezzâk es-San‘ânî gibi kişilerin ehl-i hadîsin ileri gelenleri arasında yer aldığı dikkate alınırsa Şîa’dan kastının Hz. Ali’nin Hz. Osman’dan üstünlüğünü veya Muâviye ile savaşında onun haklılığını kabul edenler olduğu anlaşılır.
Öte yandan Nehaî’nin 38 (658) yılında doğduğu rivayeti esas alınsa bile Hz. Ali’nin vefatında iki yaşında olacağı için ondan rivayette bulunması mümkün değildir.
Ayrıca mest üzerine meshetmeyi kabul etmeyen kimsenin Hz. Peygamber’in sünnetinden yüz çevirmiş sayılacağını söylemesi bu konudaki Şîa anlayışına ters düşmektedir. Râvilerden biri hakkında, “Şiî olmakla itham edilirdi” demesi de kendisinin bu düşünceyi benimsemediğinin bir başka delilidir.
12. Hadis ve Fıkıh ilmi
Nehaî, hadis rivayetinde sika ve fıkıh alanında otorite olduğu konusunda icmâ bulunan nâdir şahsiyetlerden biridir.
Vefatında Şa‘bî Basra, Kûfe, Hicaz ve Şam’da Hasan-ı Basrî ve İbn Sîrîn dahil geride kendisinden daha âlim birini bırakmadığını söylemiştir.
A‘meş, Nehaî’nin hadis sarrafı olduğunu, arkadaşlarından duyduğu hadisleri ona arzettiğini ve rivayet ettiği hadisler hakkında mutlaka onun önceden bilgi sahibi bulunduğunu, Ebû Zür‘a Nehaî’nin müslümanların bayraktarlarından biri olduğunu, Ahmed b. Hanbel de zeki, hâfız ve sünnet bilgisine vâkıf bir âlim sayıldığını belirtmiştir.
A‘meş (yahut Mansûr) – İbrâhim – Alkame – İbn Mes‘ûd senedi muhaddislerce en sahih kabul edilen isnadlardan biridir.
Nehaî’nin rivayet ettiği hadislerden bir kısmı Kütüb-i Sitte’de yer almaktadır. Onun tâbiîn neslinin hadis alanında en tartışmalı konularından olan hadislerin yazıyla kayda geçirilmesi hususunda yazının güven duygusu vereceği endişesiyle olumsuz bakış açısını benimsediği, bu sebeple hadis yazmadığını söylediği ve aksini gösteren bir başka rivayet bulunmakla birlikte hadis metinlerini yazan öğrencisi Hammâd’a karşı çıktığı rivayet edilmekte, ancak daha sonra bu görüşünden vazgeçerek kendisinin de hadis yazdığı belirtilmektedir.
Hadis rivayetinde oldukça titiz davrandığı anlaşılan Nehaî doğrudan Hz. Peygamber’e nisbet ederek hadis nakletmenin mesuliyetinden kaçındığı için İbn Mes‘ûd ve Alkame’nin görüşlerini nakletmeyi tercih ederdi.
Fakat İbnü’l-Eş‘as isyanında Haccâc’a verdiği destek sebebiyle Horasan valiliğine tayin edilen Emevî kumandanı Kuteybe b. Müslim’in maiyetindeki bir dostuna, kumandanının arkasında namaz kılmamasını tavsiye etmesi, Haccâc’ın ölümü üzerine şükür secdesinde bulunup sevinç göz yaşları dökmesi ve saklanmakta olduğu için vefatı sırasında yedi veya dokuz kişilik bir cemaat tarafından gizlice kılınan cenaze namazının ardından defnedilmesi ömrünün sonlarına kadar Emevî yönetimiyle ilişkilerinin iyi gitmediğini göstermektedir.
10. Metot ve Prensipleri
Kûfe’nin fikrî bakımdan oldukça hareketli bir döneminde yaşayan Nehaî, Kur’an ve Sünnet’te açıkça yer almayan yeni fikirler ileri sürenlerin sadece kendi görüşlerinin hak, diğerlerinin bâtıl olduğunu söylemelerinden yakınmış, cemaatle birlikte olmayı ve dine aykırı görüş sahipleriyle beraber bulunmamayı tavsiye etmiş, ehl-i kıbleden olanlarla savaşmayı helâl görmemiş, bid‘atçıların aleyhine konuşmanın gıybet sayılmayacağını belirtmiştir.
Kendi döneminde zuhur eden ircâ (Mürcie) anlayışını bid‘at sayar ve bunu savunan Mürcie hakkında ağır sözler sarfeder, onların bu ümmete Hâricîler’in aşırı kolu Ezârika’dan daha zararlı olduğunu söylerdi.
Hz. Ali’yi Hz. Ebû Bekir ve Ömer’den üstün saymamakla birlikte onu Hz. Osman’dan daha çok sevdiğini söyler, ancak Osman aleyhine konuşulmasına şiddetle karşı çıkardı. Sıffîn’de Hz. Ali safında yer alan Alkame’yi de Esved’den üstün tutardı.
11. Şia ithamı
İbn Kuteybe, muhtemelen bu anlayışından ve Emevîler’e karşı tutumundan dolayı Nehaî’yi Şîa’dan saymış, Ebû Ca‘fer et-Tûsî de onu Hz. Ali’den rivayette bulunanlarla Ali b. Hüseyin’in öğrencileri içinde zikretmiştir. Ancak İbn Kuteybe’nin Şîa’yı Râfıza’dan ayrı olarak ele alması ve Şîa’dan saydığı A‘meş, İbnü’l-Mu‘temir, Şu‘be b. Haccâc, Ma‘mer b. Râşid, Süfyân es-Sevrî, Vekî‘ b. Cerrâh, Abdürrezzâk es-San‘ânî gibi kişilerin ehl-i hadîsin ileri gelenleri arasında yer aldığı dikkate alınırsa Şîa’dan kastının Hz. Ali’nin Hz. Osman’dan üstünlüğünü veya Muâviye ile savaşında onun haklılığını kabul edenler olduğu anlaşılır.
Öte yandan Nehaî’nin 38 (658) yılında doğduğu rivayeti esas alınsa bile Hz. Ali’nin vefatında iki yaşında olacağı için ondan rivayette bulunması mümkün değildir.
Ayrıca mest üzerine meshetmeyi kabul etmeyen kimsenin Hz. Peygamber’in sünnetinden yüz çevirmiş sayılacağını söylemesi bu konudaki Şîa anlayışına ters düşmektedir. Râvilerden biri hakkında, “Şiî olmakla itham edilirdi” demesi de kendisinin bu düşünceyi benimsemediğinin bir başka delilidir.
12. Hadis ve Fıkıh ilmi
Nehaî, hadis rivayetinde sika ve fıkıh alanında otorite olduğu konusunda icmâ bulunan nâdir şahsiyetlerden biridir.
Vefatında Şa‘bî Basra, Kûfe, Hicaz ve Şam’da Hasan-ı Basrî ve İbn Sîrîn dahil geride kendisinden daha âlim birini bırakmadığını söylemiştir.
A‘meş, Nehaî’nin hadis sarrafı olduğunu, arkadaşlarından duyduğu hadisleri ona arzettiğini ve rivayet ettiği hadisler hakkında mutlaka onun önceden bilgi sahibi bulunduğunu, Ebû Zür‘a Nehaî’nin müslümanların bayraktarlarından biri olduğunu, Ahmed b. Hanbel de zeki, hâfız ve sünnet bilgisine vâkıf bir âlim sayıldığını belirtmiştir.
A‘meş (yahut Mansûr) – İbrâhim – Alkame – İbn Mes‘ûd senedi muhaddislerce en sahih kabul edilen isnadlardan biridir.
Nehaî’nin rivayet ettiği hadislerden bir kısmı Kütüb-i Sitte’de yer almaktadır. Onun tâbiîn neslinin hadis alanında en tartışmalı konularından olan hadislerin yazıyla kayda geçirilmesi hususunda yazının güven duygusu vereceği endişesiyle olumsuz bakış açısını benimsediği, bu sebeple hadis yazmadığını söylediği ve aksini gösteren bir başka rivayet bulunmakla birlikte hadis metinlerini yazan öğrencisi Hammâd’a karşı çıktığı rivayet edilmekte, ancak daha sonra bu görüşünden vazgeçerek kendisinin de hadis yazdığı belirtilmektedir.
Hadis rivayetinde oldukça titiz davrandığı anlaşılan Nehaî doğrudan Hz. Peygamber’e nisbet ederek hadis nakletmenin mesuliyetinden kaçındığı için İbn Mes‘ûd ve Alkame’nin görüşlerini nakletmeyi tercih ederdi.