قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ وَ صَحْبِهِ وَسَلَّمَ:
( مَا مِنْ يَوْمٍ أَكْثَرَ مِنْ أَنْ يُعْتِقَ اللهُ فِيهِ عَبْدًا مِنَ النَّارِ مِنْ يَوْمِ عَرَفَةَ ، وَإِنَّهُ لَيَدْنُو ، ثُمَّ يُبَاهِي بِهِمُ الْمَلائِكَةَ )
رواه مسلم .
وقال أيضاً:
( خَيْرُ الدُّعَاءِ دُعَاءُ يَوْمِ عَرَفَةَ ، وخَيْرُ مَا قُلْتُ أنَا وَالنَّبيُّونَ مِنْ قَبْـلِي:
لَا إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لا شَرِيْكَ لَهُ ، لَهُ الـمُلْكُ ، ولَهُ الـحَمْدُ ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيءٍ قَدِير )
رواه الترمذي
Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
Allah hiç bir günde arefe gününde ettiği kadar bir kulunu ateşten (cehennemden) kurtarmaz.
Ve O (mahlukata rahmetiyle) yaklaşır ve onlarla meleklere karşı iftihar eder.
Muslim rivayet etmiştir.
Ve yine buyurdu ki:
Duaların en hayırlısı Arefe günündeki duadır, benim ve benden önceki nebilerin söylediğidir en hayırlı söz:
Tek olan ve hiçbir ortağı olmayan Allah'tan başka ilah yoktur. Mülk O'nundur. Ve O herşeye kadîrdir.
Tırmizi rivayet etmiştir
( مَا مِنْ يَوْمٍ أَكْثَرَ مِنْ أَنْ يُعْتِقَ اللهُ فِيهِ عَبْدًا مِنَ النَّارِ مِنْ يَوْمِ عَرَفَةَ ، وَإِنَّهُ لَيَدْنُو ، ثُمَّ يُبَاهِي بِهِمُ الْمَلائِكَةَ )
رواه مسلم .
وقال أيضاً:
( خَيْرُ الدُّعَاءِ دُعَاءُ يَوْمِ عَرَفَةَ ، وخَيْرُ مَا قُلْتُ أنَا وَالنَّبيُّونَ مِنْ قَبْـلِي:
لَا إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لا شَرِيْكَ لَهُ ، لَهُ الـمُلْكُ ، ولَهُ الـحَمْدُ ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيءٍ قَدِير )
رواه الترمذي
Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
Allah hiç bir günde arefe gününde ettiği kadar bir kulunu ateşten (cehennemden) kurtarmaz.
Ve O (mahlukata rahmetiyle) yaklaşır ve onlarla meleklere karşı iftihar eder.
Muslim rivayet etmiştir.
Ve yine buyurdu ki:
Duaların en hayırlısı Arefe günündeki duadır, benim ve benden önceki nebilerin söylediğidir en hayırlı söz:
Tek olan ve hiçbir ortağı olmayan Allah'tan başka ilah yoktur. Mülk O'nundur. Ve O herşeye kadîrdir.
Tırmizi rivayet etmiştir
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَليهِ وَ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ:
"لاَ يُضَحِّيَنَّ أَحَدٌ حَتَّى يُصَلِّيَ."
رواه مسلم.
وقال أيضاً:
"مَنْ باع جلْدَ أُضْحِيَتِهِ، فلَا أضْحِيَةَ لَهُ."
حَدِيثٌ حَسَنٌ رَوَاهُ الحاكم.
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Hiç bir kimse namazı kılmadıkça kat'iyyen kurban kesmesin."
Sahih hadistir. Muslim rivayet etmiştir.
Ve yine buyurdu ki:
"Kurban'ı derisini satan kimse kurbanından tam sevap alamaz."
Hasen hadistir. Hakim rivayet etmiştir.
"لاَ يُضَحِّيَنَّ أَحَدٌ حَتَّى يُصَلِّيَ."
رواه مسلم.
وقال أيضاً:
"مَنْ باع جلْدَ أُضْحِيَتِهِ، فلَا أضْحِيَةَ لَهُ."
حَدِيثٌ حَسَنٌ رَوَاهُ الحاكم.
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Hiç bir kimse namazı kılmadıkça kat'iyyen kurban kesmesin."
Sahih hadistir. Muslim rivayet etmiştir.
Ve yine buyurdu ki:
"Kurban'ı derisini satan kimse kurbanından tam sevap alamaz."
Hasen hadistir. Hakim rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ وَ صَحْبِهِ وَسَلَّمَ:
{ لا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ مِنْ كِبْرٍ ، قَالَ رَجُلٌ: إِنَّ الرَّجُلَ يُحِبُّ أَنْ يَكُونَ ثَوْبُهُ حَسَنًا ، وَنَعْلُهُ حَسَنَةً ، قَالَ: إِنَّ اللهَ جَمِيلٌ يُحِبُّ الْجَمَالَ ، الْكِبْرُ بَطَرُ الْحَقِّ ، وَغَمْطُ النَّاسِ.}
رواه مسلم.
بَطَرُ الْحَقِّ = رده تجبُّرًا وترفُّعًا.
وَغَمْطُ النَّاسِ = احتقارهم.
Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
{ Kalbinde zerre miktar kibir bulunan kimse asla cennete girmeyecektir, buyurdu. Bir adam: "Kişi elbisesinin güzel olmasını, ayakkabısının güzel olmasını sever." dedi. Bunun üzerine Rasulallah (sav): "Allah güzeldir, güzelliği sever! Kibir ise hakkı inkâr etmek ve insanları küçük görmektir." buyurdu. }
Müslim rivayet etmiştir.
{ لا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ مِنْ كِبْرٍ ، قَالَ رَجُلٌ: إِنَّ الرَّجُلَ يُحِبُّ أَنْ يَكُونَ ثَوْبُهُ حَسَنًا ، وَنَعْلُهُ حَسَنَةً ، قَالَ: إِنَّ اللهَ جَمِيلٌ يُحِبُّ الْجَمَالَ ، الْكِبْرُ بَطَرُ الْحَقِّ ، وَغَمْطُ النَّاسِ.}
رواه مسلم.
بَطَرُ الْحَقِّ = رده تجبُّرًا وترفُّعًا.
وَغَمْطُ النَّاسِ = احتقارهم.
Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
{ Kalbinde zerre miktar kibir bulunan kimse asla cennete girmeyecektir, buyurdu. Bir adam: "Kişi elbisesinin güzel olmasını, ayakkabısının güzel olmasını sever." dedi. Bunun üzerine Rasulallah (sav): "Allah güzeldir, güzelliği sever! Kibir ise hakkı inkâr etmek ve insanları küçük görmektir." buyurdu. }
Müslim rivayet etmiştir.
عَن أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رَضيَ اللهُ عنه قال:
{ بَيْنَمَا نَحْنُ جُلُوسٌ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي الْمَسْجِدِ ، دَخَلَ رَجُلٌ عَلَى جَمَلٍ ، فَأَنَاخَهُ فِي الْمَسْجِدِ ، ثُمَّ عَقَلَهُ ، ثُمَّ قَالَ لَهُمْ: أَيُّكُمْ مُحَمَّدٌ وَالنَّبِيُّ ﷺ مُتَّكِئٌ بَيْنَ ظَهْرَانَيْهِمْ ، فَقُلْنَا هَذَا الرَّجُلُ الأَبْيَضُ الْمُتَّكِئُ.}
رواه البخاري.
Enes b. Malik'ten (r.a.) rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir:
{ Biz mescitte Nebi (SAV) ile birlikte otururken deve üzerinde bir adam girerek devesini mescide çöktürdü, sonra bağladı. Ardından "Muhammed hanginiz?" diye sordu. Nebi s.a.v. ashabı arasında yan tarafına dayanmış olarak oturuyordu. Biz "Şu beyaz tenli ve yan tarafına dayanmış olarak oturan adamdır" dedik.}
Buhari rivayet etmiştir.
{ بَيْنَمَا نَحْنُ جُلُوسٌ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي الْمَسْجِدِ ، دَخَلَ رَجُلٌ عَلَى جَمَلٍ ، فَأَنَاخَهُ فِي الْمَسْجِدِ ، ثُمَّ عَقَلَهُ ، ثُمَّ قَالَ لَهُمْ: أَيُّكُمْ مُحَمَّدٌ وَالنَّبِيُّ ﷺ مُتَّكِئٌ بَيْنَ ظَهْرَانَيْهِمْ ، فَقُلْنَا هَذَا الرَّجُلُ الأَبْيَضُ الْمُتَّكِئُ.}
رواه البخاري.
Enes b. Malik'ten (r.a.) rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir:
{ Biz mescitte Nebi (SAV) ile birlikte otururken deve üzerinde bir adam girerek devesini mescide çöktürdü, sonra bağladı. Ardından "Muhammed hanginiz?" diye sordu. Nebi s.a.v. ashabı arasında yan tarafına dayanmış olarak oturuyordu. Biz "Şu beyaz tenli ve yan tarafına dayanmış olarak oturan adamdır" dedik.}
Buhari rivayet etmiştir.
(صوم العاشر من محرم)
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ وَ صَحْبِهِ وَسَلَّمَ:
"وَصِيَامُ يَوْمِ عَاشُورَاءَ أَحْتَسِبُ عَلَى اللهِ أَنْ يُكَفِّرَ السَّنَةَ الَّتِي قَبْلَهُ"
رَوَاهُ مسلم.
(Muharremin 10. gününde oruç tutmak)
Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Aşure günü tutulan orucun, geçen yılın günahlarına kefâret olmasını Allah'tan umarım."
Müslim rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ وَ صَحْبِهِ وَسَلَّمَ:
"وَصِيَامُ يَوْمِ عَاشُورَاءَ أَحْتَسِبُ عَلَى اللهِ أَنْ يُكَفِّرَ السَّنَةَ الَّتِي قَبْلَهُ"
رَوَاهُ مسلم.
(Muharremin 10. gününde oruç tutmak)
Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Aşure günü tutulan orucun, geçen yılın günahlarına kefâret olmasını Allah'tan umarım."
Müslim rivayet etmiştir.
(صوم التاسع من محرم)
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ وَ صَحْبِهِ وَسَلَّمَ:
"لئن بقِيتُ إلى قابلٍ لأصومَنَّ التاسعَ"
رواه مسلم.
(Muharremin 9. gününde oruç tutmak)
Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Eğer önümüzdeki seneye kadar hayatta kalırsam mutlaka muharrem ayının 9. gününde oruç tutarım"
Müslim rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ وَ صَحْبِهِ وَسَلَّمَ:
"لئن بقِيتُ إلى قابلٍ لأصومَنَّ التاسعَ"
رواه مسلم.
(Muharremin 9. gününde oruç tutmak)
Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Eğer önümüzdeki seneye kadar hayatta kalırsam mutlaka muharrem ayının 9. gününde oruç tutarım"
Müslim rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ وَ صَحْبِهِ وَسَلَّمَ:
[ مَا بَالُ أَقوَامٍ يَرفَعُونَ أَبصَارَهُم إلَى السَّمَاءِ فِي صَلاتِهِم ، فاشْتَدَّ قولُهُ في ذلكَ ، حتى قال: لَيَنتَهُنَّ عَن ذَلِكَ أَو لَتُخطَفَنَّ أَبصَارُهُم. ]
رَوَاه البُخَاري.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki:
"Bazı kişilere ne oluyor da namazlarında gözlerini (göğe) dikiyorlar."
-Bu konuda Peygamberimiz ağır konuştu ve sonra şöyle dedi:
"Ya bundan vaz geçerler ya da gözlerinin feri (gücü) alınır."
Buhâri rivayet etmiştir.
[ مَا بَالُ أَقوَامٍ يَرفَعُونَ أَبصَارَهُم إلَى السَّمَاءِ فِي صَلاتِهِم ، فاشْتَدَّ قولُهُ في ذلكَ ، حتى قال: لَيَنتَهُنَّ عَن ذَلِكَ أَو لَتُخطَفَنَّ أَبصَارُهُم. ]
رَوَاه البُخَاري.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki:
"Bazı kişilere ne oluyor da namazlarında gözlerini (göğe) dikiyorlar."
-Bu konuda Peygamberimiz ağır konuştu ve sonra şöyle dedi:
"Ya bundan vaz geçerler ya da gözlerinin feri (gücü) alınır."
Buhâri rivayet etmiştir.
عن عبد الرحمن بن شبل رضي الله عنه قال:
[ نَهَى رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم عَن نَقرَةِ الغُرَابِ ، وافتِرَاشِ السَّبُع وَ أَن يُوَطِّنَ الرَّجُلُ المَكَانَ فِي المَسجِد كَمَا يُوطنُ البَعيرُ. ]
حَدِيثٌ حَسَنٌ رَوَاهُ أبو داود.
نَقرَةِ الغُرَابِ = تخفيف السجود بمقدار نقر الغراب.
افتِرَاشِ السَّبُعِ ِ = أن يمُدَّ ذراعَيْه على الأرض لا يرفعهما، ولا يُجافي مرفقَيْه عن جنبَيْه.
يُوَطِّنَ الرَّجُلُ = أن يألَفَ الرَّجل مكانًا معلومًا منَ المسجد لا يصلِّي إلَّا فيه.
Abdurrahman ibn Şebl (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir,
“Resûlullah (s.a.v), karganın gagalaması gibi (hızlıca) secde etmeyi, yırtıcı hayvanın yayılması gibi yere yayılmayı ve kişinin devenin çöktüğü gibi mescidde kendisine sürekli bir yer edinmesini yasakladı.”
Hasen hadistir, Ebu Dâvud rivayet etmiştir.
-Hadiste geçen ifadelerin kısa açıklaması:
“Karganın gagalaması”
Namazda secdeleri çok hızlı yapıp tadil-i erkânı terk etmek anlamındadır.
“Yırtıcı hayvan gibi yayılmak”
Secdede kolları yere tamamen yayıp dirsekleri yapıştırmak manasına gelir.
“Mescidde kendine yer edinmek”
Bir kişinin mescidde belli bir yeri sahiplenip sürekli orayı kendine ayırması, başkasını oradan men eder gibi davranması anlamında açıklanmıştır.
[ نَهَى رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم عَن نَقرَةِ الغُرَابِ ، وافتِرَاشِ السَّبُع وَ أَن يُوَطِّنَ الرَّجُلُ المَكَانَ فِي المَسجِد كَمَا يُوطنُ البَعيرُ. ]
حَدِيثٌ حَسَنٌ رَوَاهُ أبو داود.
نَقرَةِ الغُرَابِ = تخفيف السجود بمقدار نقر الغراب.
افتِرَاشِ السَّبُعِ ِ = أن يمُدَّ ذراعَيْه على الأرض لا يرفعهما، ولا يُجافي مرفقَيْه عن جنبَيْه.
يُوَطِّنَ الرَّجُلُ = أن يألَفَ الرَّجل مكانًا معلومًا منَ المسجد لا يصلِّي إلَّا فيه.
Abdurrahman ibn Şebl (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir,
“Resûlullah (s.a.v), karganın gagalaması gibi (hızlıca) secde etmeyi, yırtıcı hayvanın yayılması gibi yere yayılmayı ve kişinin devenin çöktüğü gibi mescidde kendisine sürekli bir yer edinmesini yasakladı.”
Hasen hadistir, Ebu Dâvud rivayet etmiştir.
-Hadiste geçen ifadelerin kısa açıklaması:
“Karganın gagalaması”
Namazda secdeleri çok hızlı yapıp tadil-i erkânı terk etmek anlamındadır.
“Yırtıcı hayvan gibi yayılmak”
Secdede kolları yere tamamen yayıp dirsekleri yapıştırmak manasına gelir.
“Mescidde kendine yer edinmek”
Bir kişinin mescidde belli bir yeri sahiplenip sürekli orayı kendine ayırması, başkasını oradan men eder gibi davranması anlamında açıklanmıştır.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ آلِهِ وَ صَحْبِهِ وَسَلَّمَ:
[ إنَّما جُعِلَ الإمامُ ليؤتمَّ بهِ ، فإذا كبَّرَ فَكَبِّروا وإذا رَكَعَ فاركعوا وإذا رفعَ فارفعوا ، وإذا قالَ: سمعَ اللهُ لمن حمدَهُ فقولوا: ربَّنا ولَكَ الحمدُ ، وإذا سجدَ فاسجُدوا. ]
رَوَاه البُخَاري.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki:
“İmam kendisine uyulsun diye vardır. O tekbir alınca siz de tekbir alın. Rükûa varınca siz de varın. ‘Allah, kendisine hamd edeni işitir’ deyince siz: ‘Rabbimiz! Hamd sana mahsustur’ deyin. Secde edince siz de secde edin.”
Buhâri rivayet etmiştir.
[ إنَّما جُعِلَ الإمامُ ليؤتمَّ بهِ ، فإذا كبَّرَ فَكَبِّروا وإذا رَكَعَ فاركعوا وإذا رفعَ فارفعوا ، وإذا قالَ: سمعَ اللهُ لمن حمدَهُ فقولوا: ربَّنا ولَكَ الحمدُ ، وإذا سجدَ فاسجُدوا. ]
رَوَاه البُخَاري.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki:
“İmam kendisine uyulsun diye vardır. O tekbir alınca siz de tekbir alın. Rükûa varınca siz de varın. ‘Allah, kendisine hamd edeni işitir’ deyince siz: ‘Rabbimiz! Hamd sana mahsustur’ deyin. Secde edince siz de secde edin.”
Buhâri rivayet etmiştir.
نقدم تعازينا إلى اهل المرحوم احمد رحمه لله
لله ما أخذ وله ما أعطى وكل شيء عنده بقدر
أعظم الله أجركم وغفر له وكتب له أجر الشهداء والصديقين وحشره مع النبي ﷺ
هذا هو أحمد ابن أخونا أبو جمعة
وهذه سبحته التي كان يصلي بها على الحبيب المصطفى صلى الله عليه وسلم في نفس اليوم الذي انتقل به إلى الدار الآخرة
وتوفي وهو يتعلم القرآن الكريم في المدرسة
ما اجمل هذه الخاتمة العظيمة
هذه بركة الصلاة والسلام على الحبيب المصطفى صلى الله عليه وسلم
حسن الخاتمة
فيا أيها الاخ الكريم لا تبخل على نفسك بكثرة الصلاة والسلام على سيدنا ونبينا وحبيبنا محمد صلى الله عليه وسلم تسليما كثيرا عدد خلقه ورضا نفسه وزنه عرشه ومداد كلماته
وفي ذالك عبرة وذكرى الذاكرين
اللهم وفقنا لما تحب وترضى وحسن ختاما يارب العالمين بجاه رحمتك للعالمين سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم
لله ما أخذ وله ما أعطى وكل شيء عنده بقدر
أعظم الله أجركم وغفر له وكتب له أجر الشهداء والصديقين وحشره مع النبي ﷺ
هذا هو أحمد ابن أخونا أبو جمعة
وهذه سبحته التي كان يصلي بها على الحبيب المصطفى صلى الله عليه وسلم في نفس اليوم الذي انتقل به إلى الدار الآخرة
وتوفي وهو يتعلم القرآن الكريم في المدرسة
ما اجمل هذه الخاتمة العظيمة
هذه بركة الصلاة والسلام على الحبيب المصطفى صلى الله عليه وسلم
حسن الخاتمة
فيا أيها الاخ الكريم لا تبخل على نفسك بكثرة الصلاة والسلام على سيدنا ونبينا وحبيبنا محمد صلى الله عليه وسلم تسليما كثيرا عدد خلقه ورضا نفسه وزنه عرشه ومداد كلماته
وفي ذالك عبرة وذكرى الذاكرين
اللهم وفقنا لما تحب وترضى وحسن ختاما يارب العالمين بجاه رحمتك للعالمين سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم