عن عَبْدِ اللَّهِ بن مسعود رضي الله عنه قَالَ:
( لَعَنَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْوَاشِمَاتِ وَالْمُتَفَلِّجَاتِ ، وَالْمُتَنَمِّصَاتِ الْمُغَيِّرَاتِ خَلْقَ اللهِ عَزَّ وَجَلَّ. )
حديث صحيح رواه النسائي.
والنامصة = التي تنقش الحاجب حتى تُرِقُه.
الْمُتَفَلِّجَات = التي تَبْرُد مَا بَيْن أَسْنَانهَا إِظْهَارًا لِلصِّغَرِ والحُسْن.
Abdullah ibn Mes'ud (radiyallahu anh) şöyle dedi,
[ Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), döğme yapanlara, güzellik için dişlerinin aralarını yontturup seyrekleştirenlere, yüz tüylerini yolduranlara, Allah azze ve celle'nin yarattığını değiştirenlere lanet etti. ]
Sahih hadistir. Nesâi rivayet etmiştir.
( لَعَنَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْوَاشِمَاتِ وَالْمُتَفَلِّجَاتِ ، وَالْمُتَنَمِّصَاتِ الْمُغَيِّرَاتِ خَلْقَ اللهِ عَزَّ وَجَلَّ. )
حديث صحيح رواه النسائي.
والنامصة = التي تنقش الحاجب حتى تُرِقُه.
الْمُتَفَلِّجَات = التي تَبْرُد مَا بَيْن أَسْنَانهَا إِظْهَارًا لِلصِّغَرِ والحُسْن.
Abdullah ibn Mes'ud (radiyallahu anh) şöyle dedi,
[ Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), döğme yapanlara, güzellik için dişlerinin aralarını yontturup seyrekleştirenlere, yüz tüylerini yolduranlara, Allah azze ve celle'nin yarattığını değiştirenlere lanet etti. ]
Sahih hadistir. Nesâi rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى الله عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
[ رِبَاطُ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ خَيْرٌ مِنْ صِيَامِ شَهْرٍ وَقِيَامِهِ ، وَإِنْ مَاتَ جَرَى عَلَيْهِ عَمَلُهُ الَّذِي كَانَ يَعْمَلُهُ وَأُجْرِيَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ وَأَمِنَ الْفَتَّانَ. ]
رَوَاهُ مُسلِم.
الرِبَاطُ = الجِراسَةُ في سبيل الله.
وَأَمِنَ الْفَتَّانَ = أمِنَ سؤالَ المَلَكين في القَبرِ.
Rasulallah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
["Allah yolunda, bir gün nöbet/ribât beklemek, bir ay oruç tutmak ve gece namazı kılmaktan daha hayırlıdır. Ölürse dünyada yaptığı ameli(nin sevabı) ve (cennette) kendisine rızık verilmeye devam eder. Kabir sorgusundan da emin olur."]
Müslim rivayet etmiştir.
[ رِبَاطُ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ خَيْرٌ مِنْ صِيَامِ شَهْرٍ وَقِيَامِهِ ، وَإِنْ مَاتَ جَرَى عَلَيْهِ عَمَلُهُ الَّذِي كَانَ يَعْمَلُهُ وَأُجْرِيَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ وَأَمِنَ الْفَتَّانَ. ]
رَوَاهُ مُسلِم.
الرِبَاطُ = الجِراسَةُ في سبيل الله.
وَأَمِنَ الْفَتَّانَ = أمِنَ سؤالَ المَلَكين في القَبرِ.
Rasulallah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
["Allah yolunda, bir gün nöbet/ribât beklemek, bir ay oruç tutmak ve gece namazı kılmaktan daha hayırlıdır. Ölürse dünyada yaptığı ameli(nin sevabı) ve (cennette) kendisine rızık verilmeye devam eder. Kabir sorgusundan da emin olur."]
Müslim rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
[ الشُّهَدَاءُ خَمْسَةٌ الْمَطْعُونُ ، وَالْمَبْطُونُ ، وَالْغَرِقُ وَصَاحِبُ الْهَدْمِ ، وَالشَّهِيدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ. ]
رَوَاهُ البُخَاريُ و مُسْلِم.
المَطعونُ = الَّذي يَموتُ في الطَّاعونِ.
المَبطونُ = مَن مات بِداءِ البَطْنِ.
صاحِبُ الهَدْمِ = الَّذي ماتَ تَحتَ الهَدْمِ.
—————
Rasulallah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Şehitler 5 kısımdır: Bulaşıcı hastalığa yakalanan, ishale tutulan, suda boğulan,
göçük altında kalan ve Allah yolunda savaşırken şehit olanlar."
Buhari ve Mûslim rivayet etmiştir.
[ الشُّهَدَاءُ خَمْسَةٌ الْمَطْعُونُ ، وَالْمَبْطُونُ ، وَالْغَرِقُ وَصَاحِبُ الْهَدْمِ ، وَالشَّهِيدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ. ]
رَوَاهُ البُخَاريُ و مُسْلِم.
المَطعونُ = الَّذي يَموتُ في الطَّاعونِ.
المَبطونُ = مَن مات بِداءِ البَطْنِ.
صاحِبُ الهَدْمِ = الَّذي ماتَ تَحتَ الهَدْمِ.
—————
Rasulallah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Şehitler 5 kısımdır: Bulaşıcı hastalığa yakalanan, ishale tutulan, suda boğulan,
göçük altında kalan ve Allah yolunda savaşırken şehit olanlar."
Buhari ve Mûslim rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
[ مَنْ مَاتَ وَلَمْ يَغْزُ وَلَمْ يُحَدِّثْ بِهِ نَفْسَهُ مَاتَ عَلَى شُعْبَةٍ مِنْ نِفَاقٍ. ]
رَوَاهُ مُسلِم
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
[ Kim gaza etmeden veya kendini -niyet olarak- gazaya hazırlamaksızın vefat ederse, nifakta bir şube üzerinde (münafıklığın bir parçasını kendinde barındırmış olarak) ölür.]
Müslim rivayet etmiştir.
[ مَنْ مَاتَ وَلَمْ يَغْزُ وَلَمْ يُحَدِّثْ بِهِ نَفْسَهُ مَاتَ عَلَى شُعْبَةٍ مِنْ نِفَاقٍ. ]
رَوَاهُ مُسلِم
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
[ Kim gaza etmeden veya kendini -niyet olarak- gazaya hazırlamaksızın vefat ederse, nifakta bir şube üzerinde (münafıklığın bir parçasını kendinde barındırmış olarak) ölür.]
Müslim rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
[ جَاهِدُوا الْمُشْرِكِينَ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ وَأَلْسِنَتِكُمْ. ]
حَدِيثٌ صَحِيحٌ رَوَاهُ أبو داود.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
[ Müşriklere karşı mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle cihad ediniz. ]
Hasen hadistir. Ebu Dâvud rivayet etmiştir.
[ جَاهِدُوا الْمُشْرِكِينَ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ وَأَلْسِنَتِكُمْ. ]
حَدِيثٌ صَحِيحٌ رَوَاهُ أبو داود.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
[ Müşriklere karşı mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle cihad ediniz. ]
Hasen hadistir. Ebu Dâvud rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
[ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ يُكْلَمُ أَحَدٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَنْ يُكْلَمُ فِي سَبِيلِهِ إِلاَّ جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَاللَّوْنُ لَوْنُ الدَّمِ وَالرِّيحُ رِيحُ الْمِسْكِ. ]
رَوَاهُ البُخَاريُ ، ومُسلِم باختلافٍ يسير.
يُكْلَمُ = يُجرح.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
[ Muhammed’in canı elinde olan Allah’a yemin ederim ki, kim Allah yolunda yaralanırsa -ki Allah kimin O’nun yolunda yaralandığını bilir- kıyamet günü yaraları -yaralandığı gün gibi- akar bir halde gelir, onun rengi kan rengidir, kokusu ise misk kokusudur. ]
Buhâri ve Müslim rivayet etmiştir.
[ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ يُكْلَمُ أَحَدٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَنْ يُكْلَمُ فِي سَبِيلِهِ إِلاَّ جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَاللَّوْنُ لَوْنُ الدَّمِ وَالرِّيحُ رِيحُ الْمِسْكِ. ]
رَوَاهُ البُخَاريُ ، ومُسلِم باختلافٍ يسير.
يُكْلَمُ = يُجرح.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
[ Muhammed’in canı elinde olan Allah’a yemin ederim ki, kim Allah yolunda yaralanırsa -ki Allah kimin O’nun yolunda yaralandığını bilir- kıyamet günü yaraları -yaralandığı gün gibi- akar bir halde gelir, onun rengi kan rengidir, kokusu ise misk kokusudur. ]
Buhâri ve Müslim rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
[ مَنْ قَاتَلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فُوَاقَ نَاقَةٍ فَقَدْ وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ وَمَنْ سَأَلَ اللَّهَ الْقَتْلَ مِنْ نَفْسِهِ صَادِقًا ثُمَّ مَاتَ أَوْ قُتِلَ فَإِنَّ لَهُ أَجْرَ شَهِيدٍ. ]
حَدِيثٌ صَحِيحٌ رَوَاهُ أبو داود.
فُوَاقَ نَاقَةٍ = مِقدار الوقتِ بينَ الحَلْبَتَيْنِ.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
[ Allah yolunda bir deve sağımı kadar (kısa bir süre de olsa) cihad eden müslüman, cenneti hak eder. Kim de Allah'tan -O'nun yolunda- öldürülmeyi (şehit edilmeyi) samimi bir şekilde isterse, sonra da ölür ve ya öldürülürse ona şehit sevabı vardır. ]
Ebu Dâvud rivayet etmiştir.
[ مَنْ قَاتَلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فُوَاقَ نَاقَةٍ فَقَدْ وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ وَمَنْ سَأَلَ اللَّهَ الْقَتْلَ مِنْ نَفْسِهِ صَادِقًا ثُمَّ مَاتَ أَوْ قُتِلَ فَإِنَّ لَهُ أَجْرَ شَهِيدٍ. ]
حَدِيثٌ صَحِيحٌ رَوَاهُ أبو داود.
فُوَاقَ نَاقَةٍ = مِقدار الوقتِ بينَ الحَلْبَتَيْنِ.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
[ Allah yolunda bir deve sağımı kadar (kısa bir süre de olsa) cihad eden müslüman, cenneti hak eder. Kim de Allah'tan -O'nun yolunda- öldürülmeyi (şehit edilmeyi) samimi bir şekilde isterse, sonra da ölür ve ya öldürülürse ona şehit sevabı vardır. ]
Ebu Dâvud rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
[ مَثَلُ الْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ كَمَثَلِ الصَّائِمِ الْقَائِمِ الْقَانِتِ بِآيَاتِ اللَّهِ لاَ يَفْتُرُ مِنْ صِيَامٍ وَلاَ صَلاَةٍ حَتَّى يَرْجِعَ الْمُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ تَعَالَى. ]
رَوَاهُ مُسْلِم.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
[ Allah yolunda savaşan bir mücahidin durumu, savaştan dönünceye kadar devamlı oruç tutan, sürekli namaz kılıp Kur’an âyetlerinin gereğini yapan kimse gibidir. ]
Müslim rivayet etmiştir.
[ مَثَلُ الْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ كَمَثَلِ الصَّائِمِ الْقَائِمِ الْقَانِتِ بِآيَاتِ اللَّهِ لاَ يَفْتُرُ مِنْ صِيَامٍ وَلاَ صَلاَةٍ حَتَّى يَرْجِعَ الْمُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ تَعَالَى. ]
رَوَاهُ مُسْلِم.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
[ Allah yolunda savaşan bir mücahidin durumu, savaştan dönünceye kadar devamlı oruç tutan, sürekli namaz kılıp Kur’an âyetlerinin gereğini yapan kimse gibidir. ]
Müslim rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
[ وَمَنْ جُرِحَ جُرْحًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ نُكِبَ نَكْبَةً فَإِنَّهَا تَجِيءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَأَغْزَرِ مَا كَانَتْ لَوْنُهَا لَوْنُ الزَّعْفَرَانِ وَرِيحُهَا رِيحُ الْمِسْكِ. ]
حَدِيثٌ صَحِيحٌ رَوَاهُ أبو داود.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
[ Allah yolunda yaralanan veya bir musibete uğrayan kimse, kıyamet günü yarası kanlanmış olarak gelir, kanın rengi safran rengidir, kokusu ise misk gibidir. ]
Ebu Dâvud rivayet etmiştir.
[ وَمَنْ جُرِحَ جُرْحًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ نُكِبَ نَكْبَةً فَإِنَّهَا تَجِيءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَأَغْزَرِ مَا كَانَتْ لَوْنُهَا لَوْنُ الزَّعْفَرَانِ وَرِيحُهَا رِيحُ الْمِسْكِ. ]
حَدِيثٌ صَحِيحٌ رَوَاهُ أبو داود.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
[ Allah yolunda yaralanan veya bir musibete uğrayan kimse, kıyamet günü yarası kanlanmış olarak gelir, kanın rengi safran rengidir, kokusu ise misk gibidir. ]
Ebu Dâvud rivayet etmiştir.
عَنْ جَابِرِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ:
( قَالَ رَجُلٌ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمَ أُحُدٍ أَرَأَيْتَ إِنْ قُتِلْتُ فَأَيْنَ أَنَا ؟
قَالَ: [ فِي الْجَنَّةِ. ] فَأَلْقَى تَمَرَاتٍ فِي يَدِهِ ، ثُمَّ قَاتَلَ حَتَّى قُتِلَ. )
رَوَاهُ البُخَاريُ.
Câbir’den (ra) rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir:
Bir adam:
–Yâ Resûlallah (sav), Allah yolunda öldürülürsem yerim neresidir, diye sordu. Resûlullah (sav):
–Cennettir, buyurdu.
Bunun üzerine o kimse elindeki hurmaları atıp şehit oluncaya kadar savaştı. ]
Buhâri rivayet etmiştir.
( قَالَ رَجُلٌ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمَ أُحُدٍ أَرَأَيْتَ إِنْ قُتِلْتُ فَأَيْنَ أَنَا ؟
قَالَ: [ فِي الْجَنَّةِ. ] فَأَلْقَى تَمَرَاتٍ فِي يَدِهِ ، ثُمَّ قَاتَلَ حَتَّى قُتِلَ. )
رَوَاهُ البُخَاريُ.
Câbir’den (ra) rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir:
Bir adam:
–Yâ Resûlallah (sav), Allah yolunda öldürülürsem yerim neresidir, diye sordu. Resûlullah (sav):
–Cennettir, buyurdu.
Bunun üzerine o kimse elindeki hurmaları atıp şehit oluncaya kadar savaştı. ]
Buhâri rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
[ مَا يَجِدُ الشَّهِيدُ مِنْ مَسِّ الْقَتْلِ إِلاَّ كَمَا يَجِدُ أَحَدُكُمْ مِنْ مَسِّ الْقَرْصَةِ. ]
حَدِيثٌ صَحِيحٌ رَوَاهُ التِّرْمِذِي.
مَسِّ الْقَتْلِ = ألم القتل.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
"Şehit, ölüm anında sizlerden birinizin ısırıldığında hissettiği kadar acı hisseder."
Sahih hadistir. Tirmizi rivayet etmiştir.
[ مَا يَجِدُ الشَّهِيدُ مِنْ مَسِّ الْقَتْلِ إِلاَّ كَمَا يَجِدُ أَحَدُكُمْ مِنْ مَسِّ الْقَرْصَةِ. ]
حَدِيثٌ صَحِيحٌ رَوَاهُ التِّرْمِذِي.
مَسِّ الْقَتْلِ = ألم القتل.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
"Şehit, ölüm anında sizlerden birinizin ısırıldığında hissettiği kadar acı hisseder."
Sahih hadistir. Tirmizi rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
[ لَيْسَ شَيْءٌ أَحَبَّ إِلَى اللَّهِ مِنْ قَطْرَتَيْنِ وَأَثَرَيْنِ ، قَطْرَةٌ مِنْ دُمُوعٍ فِي خَشْيَةِ اللَّهِ ، وَقَطْرَةُ دَمٍ تُهَرَاقُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ، وَأَمَّا الأَثَرَانِ فَأَثَرٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ، وَأَثَرٌ فِي فَرِيضَةٍ مِنْ فَرَائِضِ اللَّهِ. ]
حَدِيثٌ حَسَنٌ رَوَاهُ التِّرْمِذِي
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
“Allah katında hiçbir şey, iki damla ve iki izden daha sevimli değildir: Allah korkusuyla akıtılan gözyaşı damlası ve Allah yolunda dökülen kan damlası. İki iz ise, Allah yolunda çarpışırken alınan yara izi ve Allah’ın emrettiği farzlardan birini yerine getirmekten kalan kulluk izidir.”
Tirmizi rivayet etmiştir.
[ لَيْسَ شَيْءٌ أَحَبَّ إِلَى اللَّهِ مِنْ قَطْرَتَيْنِ وَأَثَرَيْنِ ، قَطْرَةٌ مِنْ دُمُوعٍ فِي خَشْيَةِ اللَّهِ ، وَقَطْرَةُ دَمٍ تُهَرَاقُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ، وَأَمَّا الأَثَرَانِ فَأَثَرٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ، وَأَثَرٌ فِي فَرِيضَةٍ مِنْ فَرَائِضِ اللَّهِ. ]
حَدِيثٌ حَسَنٌ رَوَاهُ التِّرْمِذِي
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
“Allah katında hiçbir şey, iki damla ve iki izden daha sevimli değildir: Allah korkusuyla akıtılan gözyaşı damlası ve Allah yolunda dökülen kan damlası. İki iz ise, Allah yolunda çarpışırken alınan yara izi ve Allah’ın emrettiği farzlardan birini yerine getirmekten kalan kulluk izidir.”
Tirmizi rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
[ طُوبَى لِعَبْدٍ آخِذٍ بِعِنَانِ فَرَسِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ، أَشْعَثَ رَأْسُهُ مُغْبَرَّةٍ قَدَمَاهُ ، إِنْ كَانَ فِي الْحِرَاسَةِ كَانَ فِي الْحِرَاسَةِ ، وَإِنْ كَانَ فِي السَّاقَةِ كَانَ فِي السَّاقَةِ ، إِنِ اسْتَأْذَنَ لَمْ يُؤْذَنْ لَهُ ، وَإِنْ شَفَعَ لَمْ يُشَفَّعْ. ]
رَوَاهُ البُخَاريُ
السَّاقَةُ = مُؤخِّرةُ الجَيشِ.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
"Ne mutlu Allah yolunda atının dizginlerinden tutan. saç başı dağınık, ayakları tozlu. nöbet tutması gerekiyorsa nöbet tutan, akıncı olması isteniyorsa en önde giden, izin istediğinde verilmeyen , başkalarına da aracılığı kabul görmeyen kişilere! Ne mutlu böylesi bir kişiye! Ne mutlu!"
Buhâri rivayet etmiştir.
@Turkce_Arabca
[ طُوبَى لِعَبْدٍ آخِذٍ بِعِنَانِ فَرَسِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ، أَشْعَثَ رَأْسُهُ مُغْبَرَّةٍ قَدَمَاهُ ، إِنْ كَانَ فِي الْحِرَاسَةِ كَانَ فِي الْحِرَاسَةِ ، وَإِنْ كَانَ فِي السَّاقَةِ كَانَ فِي السَّاقَةِ ، إِنِ اسْتَأْذَنَ لَمْ يُؤْذَنْ لَهُ ، وَإِنْ شَفَعَ لَمْ يُشَفَّعْ. ]
رَوَاهُ البُخَاريُ
السَّاقَةُ = مُؤخِّرةُ الجَيشِ.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
"Ne mutlu Allah yolunda atının dizginlerinden tutan. saç başı dağınık, ayakları tozlu. nöbet tutması gerekiyorsa nöbet tutan, akıncı olması isteniyorsa en önde giden, izin istediğinde verilmeyen , başkalarına da aracılığı kabul görmeyen kişilere! Ne mutlu böylesi bir kişiye! Ne mutlu!"
Buhâri rivayet etmiştir.
@Turkce_Arabca
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
[ أَلا أُنَبِّئُكُمْ بليلةٍ أفضلَ من ليلةِ القدرِ؟ حارِسُ الحَرَسِ في أرضِ خَوْفٍ لعلَّهُ ألّا يرجعَ إلى أهلِهِ. ]
حَدِيثٌ صَحِيحٌ رَوَاهُ النَسائي.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
"Size Kadir Gecesi'nden daha faziletli bir geceyi bildireyim mi? (Şehid olup) ailesinin yanına dönemeyebileceği bir tehlike yerinde ribat tutan kişinin gecesidir."
Sahih hadistir. Nesâi rivayet etmiştir.
[ أَلا أُنَبِّئُكُمْ بليلةٍ أفضلَ من ليلةِ القدرِ؟ حارِسُ الحَرَسِ في أرضِ خَوْفٍ لعلَّهُ ألّا يرجعَ إلى أهلِهِ. ]
حَدِيثٌ صَحِيحٌ رَوَاهُ النَسائي.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
"Size Kadir Gecesi'nden daha faziletli bir geceyi bildireyim mi? (Şehid olup) ailesinin yanına dönemeyebileceği bir tehlike yerinde ribat tutan kişinin gecesidir."
Sahih hadistir. Nesâi rivayet etmiştir.
عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: دَعَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمَ الأَحْزَابِ عَلَى الْمُشْرِكِينَ فَقَالَ:
[ اللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ سَرِيعَ الْحِسَابِ ، اللَّهُمَّ اهْزِمِ الأَحْزَابَ ، اللَّهُمَّ اهْزِمْهُمْ وَزَلْزِلْهُمْ. ]
رَوَاهُ البُخَاريُ
Abdullah İbn Ebi Evfa'dan aktarıldığına göre Resulullah (S.a.v) düşmanlarına şöyle beddua etmiştir:
"Kitab'ı indiren, hesabı hızlı gören, düşmanları mağlup eden Allahım! Bu düşmanları mahvet ve onları sarsıntıya uğrat."
Buhâri rivayet etmiştir.
[ اللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ سَرِيعَ الْحِسَابِ ، اللَّهُمَّ اهْزِمِ الأَحْزَابَ ، اللَّهُمَّ اهْزِمْهُمْ وَزَلْزِلْهُمْ. ]
رَوَاهُ البُخَاريُ
Abdullah İbn Ebi Evfa'dan aktarıldığına göre Resulullah (S.a.v) düşmanlarına şöyle beddua etmiştir:
"Kitab'ı indiren, hesabı hızlı gören, düşmanları mağlup eden Allahım! Bu düşmanları mahvet ve onları sarsıntıya uğrat."
Buhâri rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
{ هَلْ تُنْصَرُونَ وَتُرْزَقُونَ إِلا بِضُعَفَائِكُمْ. }
رَوَاهُ البخاري.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
[ Allah size yardım edip rızık veriyorsa, bu, aranızdaki zayıflar sâyesinde değil midir? ]
Buhâri rivayet etmiştir.
{ هَلْ تُنْصَرُونَ وَتُرْزَقُونَ إِلا بِضُعَفَائِكُمْ. }
رَوَاهُ البخاري.
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
[ Allah size yardım edip rızık veriyorsa, bu, aranızdaki zayıflar sâyesinde değil midir? ]
Buhâri rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
[ أَيُّهَا النَّاسُ لاَ تَمَنَّوْا لِقَاءَ الْعَدُوِّ وَسَلُوا اللَّهَ الْعَافِيَةَ ، فَإِذَا لَقِيتُمُوهُمْ فَاصْبِرُوا وَاعْلَمُوا أَنَّ الْجَنَّةَ تَحْتَ ظِلاَلِ السُّيُوفِ. ]
رَوَاهُ البُخَاريُ
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
"Ey müslümanlar! Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyiniz; Allah'tan afiyet dileyiniz. Fakat düşmanla karşılaşınca da sabrediniz. Biliniz ki cennet kılıçların gölgesi altındadır."
Buhâri rivayet etmiştir.
[ أَيُّهَا النَّاسُ لاَ تَمَنَّوْا لِقَاءَ الْعَدُوِّ وَسَلُوا اللَّهَ الْعَافِيَةَ ، فَإِذَا لَقِيتُمُوهُمْ فَاصْبِرُوا وَاعْلَمُوا أَنَّ الْجَنَّةَ تَحْتَ ظِلاَلِ السُّيُوفِ. ]
رَوَاهُ البُخَاريُ
Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki;
"Ey müslümanlar! Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyiniz; Allah'tan afiyet dileyiniz. Fakat düşmanla karşılaşınca da sabrediniz. Biliniz ki cennet kılıçların gölgesi altındadır."
Buhâri rivayet etmiştir.
عَنْ بُرَيْدَةَ رَضِيَ اللهُ عنه قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا أَمَّرَ أَمِيرًا عَلَى جَيْشٍ أَوْ سَرِيَّةٍ أَوْصَاهُ فِي خَاصَّتِهِ بِتَقْوَى اللَّهِ وَمَنْ مَعَهُ مِنَ الْمُسْلِمِينَ خَيْرًا ثُمَّ قَالَ:
[ اغْزُوا بِاسْمِ اللَّهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ قَاتِلُوا مَنْ كَفَرَ بِاللَّهِ اغْزُوا وَلاَ تَغُلُّوا وَلاَ تَغْدِرُوا وَلاَ تَمْثُلُوا وَلاَ تَقْتُلُوا وَلِيدًا.]
رَوَاهُ مُسلِم.
لا تَغُلُّوا = لا تَخُونوا في الغَنِيمَةِ.
ولا تُمثِّلوا = لا تُشوِّهوا القَتلى.
Hz Büreyde'den (Allah ondan razı olsun) dedi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ordunun veya seriyyenin başına komutan tayin ettiği zaman, hassaten komutana Allah'a karşı muttaki olmasını, beraberindeki müslümanlara da hayır tavsiye eder ve sonra şunları söylerdi:
"Allah'ın adıyla ve Allah'ın rızası için savaşın. Allah'ı inkar eden kafirlerle çarpışın. Gaza edin fakat ganimete hıyanet etmeyin, haksızlıkta bulunmayın, ölülerin vücudlarına sataşıp burun ve kulaklarını kesmeyin, çocukları öldürmeyin!"
Müslim rivayet etmiştir.
[ اغْزُوا بِاسْمِ اللَّهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ قَاتِلُوا مَنْ كَفَرَ بِاللَّهِ اغْزُوا وَلاَ تَغُلُّوا وَلاَ تَغْدِرُوا وَلاَ تَمْثُلُوا وَلاَ تَقْتُلُوا وَلِيدًا.]
رَوَاهُ مُسلِم.
لا تَغُلُّوا = لا تَخُونوا في الغَنِيمَةِ.
ولا تُمثِّلوا = لا تُشوِّهوا القَتلى.
Hz Büreyde'den (Allah ondan razı olsun) dedi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ordunun veya seriyyenin başına komutan tayin ettiği zaman, hassaten komutana Allah'a karşı muttaki olmasını, beraberindeki müslümanlara da hayır tavsiye eder ve sonra şunları söylerdi:
"Allah'ın adıyla ve Allah'ın rızası için savaşın. Allah'ı inkar eden kafirlerle çarpışın. Gaza edin fakat ganimete hıyanet etmeyin, haksızlıkta bulunmayın, ölülerin vücudlarına sataşıp burun ve kulaklarını kesmeyin, çocukları öldürmeyin!"
Müslim rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
[ يُغْفَرُ لِلشَّهِيدِ كُلُّ ذَنْبٍ إِلاَّ الدَّيْنَ. ]
رَوَاهُ مُسْلِم.
The Prophet (PBUH) said,
"All the sins of a Shaheed (martyr) are forgiven except debt."
Narrated by Muslim.
[ يُغْفَرُ لِلشَّهِيدِ كُلُّ ذَنْبٍ إِلاَّ الدَّيْنَ. ]
رَوَاهُ مُسْلِم.
The Prophet (PBUH) said,
"All the sins of a Shaheed (martyr) are forgiven except debt."
Narrated by Muslim.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى الله عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ:
"إِنَّ النَّاسَ إِذَا رَأَوا الظَّالِمَ فَلَمْ يَأْخُذُوا عَلَى يَدَيْهِ، أَوْشَكَ أَنْ يَعُمَّهُمُ اللَّه بِعِقَابٍ مِنْهُ."
حَدِيثٌ صَحِيحٌ رَوَاهُ التِرمِذِي.
يَأْخُذُوا عَلَى يَدَيْهِ أي يمنعوه من ظلمه.
Rasulallah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Şüphesiz ki insanlar zalimi görüp de onun zulmüne engel olmazlarsa Allah’ın bütün insanları gazaba uğratması pek yakındır."
Sahih hadistir. Tirmizi rivayet etmiştir.
"إِنَّ النَّاسَ إِذَا رَأَوا الظَّالِمَ فَلَمْ يَأْخُذُوا عَلَى يَدَيْهِ، أَوْشَكَ أَنْ يَعُمَّهُمُ اللَّه بِعِقَابٍ مِنْهُ."
حَدِيثٌ صَحِيحٌ رَوَاهُ التِرمِذِي.
يَأْخُذُوا عَلَى يَدَيْهِ أي يمنعوه من ظلمه.
Rasulallah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Şüphesiz ki insanlar zalimi görüp de onun zulmüne engel olmazlarsa Allah’ın bütün insanları gazaba uğratması pek yakındır."
Sahih hadistir. Tirmizi rivayet etmiştir.