عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رضي الله عنه ، قَالَ:
( كَانَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم َلا يَغْدُو يَوْمَ الْفِطْرِ حَتَّى يَأْكُلَ تَمَرَاتٍ.
ويأكلهن وِتراً. )
رواه البخاري
Enes b. Malik (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre
"Rasûlullah (s.a.v.) bir kaç hurma yemeden bayram namazına gitmezdi. Yediği hurmaların adedi de tekli sayılardı."
Buhari (ra) rivayet etmiştir.
( كَانَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم َلا يَغْدُو يَوْمَ الْفِطْرِ حَتَّى يَأْكُلَ تَمَرَاتٍ.
ويأكلهن وِتراً. )
رواه البخاري
Enes b. Malik (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre
"Rasûlullah (s.a.v.) bir kaç hurma yemeden bayram namazına gitmezdi. Yediği hurmaların adedi de tekli sayılardı."
Buhari (ra) rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
"صِيَامُ شَهْرِ رَمَضَانَ بِعَشَرَةِ أَشْهُرٍ، وَصِيَامُ سِتَّةِ أَيَّامٍ بِشَهْرَيْنِ، فَذَلِكَ صِيَامِ السَّنَةِ."
حَدِيثٌ صَحِيحٌ رَوَاه أحمد.
Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Ramazan ayı orucu on aya, (Ramazan'dan sonra tutulan) altı günlük oruç ise, iki aya denktir ki bu bir senelik oruç demektir."
Ahmet bin Hanbel rivayet etmiştir.
"صِيَامُ شَهْرِ رَمَضَانَ بِعَشَرَةِ أَشْهُرٍ، وَصِيَامُ سِتَّةِ أَيَّامٍ بِشَهْرَيْنِ، فَذَلِكَ صِيَامِ السَّنَةِ."
حَدِيثٌ صَحِيحٌ رَوَاه أحمد.
Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Ramazan ayı orucu on aya, (Ramazan'dan sonra tutulan) altı günlük oruç ise, iki aya denktir ki bu bir senelik oruç demektir."
Ahmet bin Hanbel rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
"مَنْ صَامَ رَمَضَانَ ثُمَّ أَتْبَعَهُ سِتًّا مِنْ شَوَّالٍ كَانَ كَصِيَامِ الدَّهْرِ."
رواه مسلم.
Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Kim Ramazan orucunu tutar ve ona şevval ayından altı gün ilave ederse, bütün yılı oruçlu geçirmiş gibi olur."
Müslim rivayet etmiştir.
"مَنْ صَامَ رَمَضَانَ ثُمَّ أَتْبَعَهُ سِتًّا مِنْ شَوَّالٍ كَانَ كَصِيَامِ الدَّهْرِ."
رواه مسلم.
Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Kim Ramazan orucunu tutar ve ona şevval ayından altı gün ilave ederse, bütün yılı oruçlu geçirmiş gibi olur."
Müslim rivayet etmiştir.
عَنْ أَبِي ذَرٍّ رضي الله عنه قَالَ:
قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللهِ ، أَيُّ مَسْجِدٍ وُضِعَ فِي الْأَرْضِ أَوَّل؟
قَالَ: «الْمَسْجِدُ الْحَرَامُ» قُلْتُ: ثُمَّ أَيٌّ؟
قَالَ: «الْمَسْجِدُ الْأَقْصَى» قُلْتُ: كَمْ بَيْنَهُمَا؟
قَالَ: «أَرْبَعُونَ سَنَةً، وَأَيْنَمَا أَدْرَكَتْكَ الصَّلَاةُ، فَصَلِّ، فَهُوَ مَسْجِدٌ»
رواه مسلم.
Ebû Zerr (Radıyallâhu Anh) anlatıyor:
Ben : "Ya Rasûlullâh Yeryüzünde ilk önce hangi mescidin bina edildi ? " dedim.
"Mescid-i Harâm" buyurdu.
"Sonra hangisi ?" dedim.
"Mescid-i Aksâ" buyurdu.
"Bu iki mescidin kuruluşu arasında ne kadar zaman vardır ?" dedim.
‘Kırk sene. Sen neredeyken namaz vakti girerse orada kıl. Yeryüzü mescit hükmündedir’ buyurdu.
Müslim rivayet etmiştir.
قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللهِ ، أَيُّ مَسْجِدٍ وُضِعَ فِي الْأَرْضِ أَوَّل؟
قَالَ: «الْمَسْجِدُ الْحَرَامُ» قُلْتُ: ثُمَّ أَيٌّ؟
قَالَ: «الْمَسْجِدُ الْأَقْصَى» قُلْتُ: كَمْ بَيْنَهُمَا؟
قَالَ: «أَرْبَعُونَ سَنَةً، وَأَيْنَمَا أَدْرَكَتْكَ الصَّلَاةُ، فَصَلِّ، فَهُوَ مَسْجِدٌ»
رواه مسلم.
Ebû Zerr (Radıyallâhu Anh) anlatıyor:
Ben : "Ya Rasûlullâh Yeryüzünde ilk önce hangi mescidin bina edildi ? " dedim.
"Mescid-i Harâm" buyurdu.
"Sonra hangisi ?" dedim.
"Mescid-i Aksâ" buyurdu.
"Bu iki mescidin kuruluşu arasında ne kadar zaman vardır ?" dedim.
‘Kırk sene. Sen neredeyken namaz vakti girerse orada kıl. Yeryüzü mescit hükmündedir’ buyurdu.
Müslim rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ: "انْصُرْ أَخَاكَ ظَالِمًا أَوْ مَظْلُومًا." قَالُوا: "يَا رَسُولَ اللهِ، هَذَا نَنْصُرُهُ مَظْلُومًا، فَكَيْفَ نَنْصُرُهُ ظَالِمًا؟" قَالَ: "تَأْخُذُ فَوْقَ يَدَيْهِ."
رواه البخاري .
تَأْخُذُ فَوْقَ يَدَيْهِ أي تمنعه من الظلم .
Rasulallah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Din kardeşin zalim de olsa mazlum da olsa ona yardım et.”
Bunun üzerine sahabeler "Eğer zâlimse nasıl yardım edelim?" dediler.
Rasulallah da (sav) şöyle buyurdu:
“Onun zulmetmesini engellersin.”
Buhari rivayet etmiştir.
رواه البخاري .
تَأْخُذُ فَوْقَ يَدَيْهِ أي تمنعه من الظلم .
Rasulallah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Din kardeşin zalim de olsa mazlum da olsa ona yardım et.”
Bunun üzerine sahabeler "Eğer zâlimse nasıl yardım edelim?" dediler.
Rasulallah da (sav) şöyle buyurdu:
“Onun zulmetmesini engellersin.”
Buhari rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
"من نَصَر أخاه بظَهْر الغيب، نَصَره الله في الدُّنْيا والآخرة."
حَدِيثٌ حَسَنٌ رَوَاهُ البيهقي.
Rasulallah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Kim yokluğunda kardeşine yardım eder ve onu desteklerse Allah da ona dünyada ve ahirette yardım eder."
Hasen hadistir. Beyhaki rivayet etmiştir.
"من نَصَر أخاه بظَهْر الغيب، نَصَره الله في الدُّنْيا والآخرة."
حَدِيثٌ حَسَنٌ رَوَاهُ البيهقي.
Rasulallah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Kim yokluğunda kardeşine yardım eder ve onu desteklerse Allah da ona dünyada ve ahirette yardım eder."
Hasen hadistir. Beyhaki rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
"مَا مِنْ امْرِئٍ يَخْذُلُ امْرَأً مُسْلِمًا عِنْدَ مَوْطِنٍ تُنْتَهَكُ فِيهِ حُرْمَتُهُ وَيُنْتَقَصُ فِيهِ مِنْ عِرْضِهِ، إِلَّا خَذَلَهُ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي مَوْطِنٍ يُحِبُّ فِيهِ نُصْرَتَهُ."
حَدِيثٌ حَسَنٌ رَوَاهُ أحمد.
Rasulallah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Her kim bir müslümanı saygınlığının kaybolması, şerefinin elden gitmesi söz konusu olan bir yerde yardımsız bırakırsa, Allah da onu kendisine yardım edilmesini çok arzu ettiği bir yerde yalnız bırakır."
Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.
"مَا مِنْ امْرِئٍ يَخْذُلُ امْرَأً مُسْلِمًا عِنْدَ مَوْطِنٍ تُنْتَهَكُ فِيهِ حُرْمَتُهُ وَيُنْتَقَصُ فِيهِ مِنْ عِرْضِهِ، إِلَّا خَذَلَهُ اللهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي مَوْطِنٍ يُحِبُّ فِيهِ نُصْرَتَهُ."
حَدِيثٌ حَسَنٌ رَوَاهُ أحمد.
Rasulallah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Her kim bir müslümanı saygınlığının kaybolması, şerefinin elden gitmesi söz konusu olan bir yerde yardımsız bırakırsa, Allah da onu kendisine yardım edilmesini çok arzu ettiği bir yerde yalnız bırakır."
Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
"مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى."
رواه البخاري ومسلم
Rasulallah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
[Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman diğer uzuvlar da bu sebeble uykusuz ve ateş içerisinde kalırlar]
Buhari ve Muslim rivayet etmişlerdir.
"مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى."
رواه البخاري ومسلم
Rasulallah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
[Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman diğer uzuvlar da bu sebeble uykusuz ve ateş içerisinde kalırlar]
Buhari ve Muslim rivayet etmişlerdir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
"ما من أيامٍ أعظمُ عندَ اللهِ ولا أحبَّ إليه العملُ فيهنَّ من هذهِ الأيامِ العشرِ فأكثروا فِيهنَّ من التهليلِ والتكبيرِ والتحميدِ."
حديث صحيح رواه احمد.
Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur;
Kim Allah katında en büyük ve en güzel olan mübarek on günlere (zilhicce) yetişirse tehlil, tekbir ve tahmidi (hamd-ü senâ) bu günlerde çoğaltsın.
Ahmed rivayet etmiştir.
"ما من أيامٍ أعظمُ عندَ اللهِ ولا أحبَّ إليه العملُ فيهنَّ من هذهِ الأيامِ العشرِ فأكثروا فِيهنَّ من التهليلِ والتكبيرِ والتحميدِ."
حديث صحيح رواه احمد.
Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur;
Kim Allah katında en büyük ve en güzel olan mübarek on günlere (zilhicce) yetişirse tehlil, tekbir ve tahmidi (hamd-ü senâ) bu günlerde çoğaltsın.
Ahmed rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَليهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
"لاَ يُضَحِّيَنَّ أَحَدٌ حَتَّى يُصَلِّيَ."
رواه مسلم.
وقال أيضاً:
"مَنْ باع جلْدَ أُضْحِيَتِهِ، فلَا أضْحِيَةَ لَهُ."
حَدِيثٌ حَسَنٌ رَوَاهُ الحاكم.
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Hiç bir kimse namazı kılmadıkça kat'iyyen kurban kesmesin."
Sahih hadistir. Muslim rivayet etmiştir.
Ve yine buyurdu ki:
"Kurban'ı derisini satan kimse kurbanından tam sevap alamaz."
Hasen hadistir. Hakim rivayet etmiştir.
"لاَ يُضَحِّيَنَّ أَحَدٌ حَتَّى يُصَلِّيَ."
رواه مسلم.
وقال أيضاً:
"مَنْ باع جلْدَ أُضْحِيَتِهِ، فلَا أضْحِيَةَ لَهُ."
حَدِيثٌ حَسَنٌ رَوَاهُ الحاكم.
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Hiç bir kimse namazı kılmadıkça kat'iyyen kurban kesmesin."
Sahih hadistir. Muslim rivayet etmiştir.
Ve yine buyurdu ki:
"Kurban'ı derisini satan kimse kurbanından tam sevap alamaz."
Hasen hadistir. Hakim rivayet etmiştir.
عن الحسن بن علي رضي الله عنهما قال :
[ اَمَرَنَا رَسُوْلُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِى الْعِيْدَيْنِ
اَنْ نَلْبَسَ اَجْوَدَ مَا نَجِدُ ،
وَاَنْ نَتَطَيَّبَ بِاَجْوَدِ مَانَجِدُ ،
وَاَنْ نُضَحِّيَ بِاَثْمَنِ مَا نَجِدُ ]
رواه الحاكم.
➖➖➖➖➖
Hasan bin Ali (r.anhuma) şöyle buyurdu:
[ Rasulullah (sav) iki bayram için bize:
Bulduğumuz en güzel elbiseyi giymeyi,
Bulduğumuz en güzel kokuyu sürmeyi,
Bulduğumuz en değerli kurbanı kurban etmeyi,
emretti. ]
Hakım Rivayet etmiştir.
@Turkce_arabca
[ اَمَرَنَا رَسُوْلُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِى الْعِيْدَيْنِ
اَنْ نَلْبَسَ اَجْوَدَ مَا نَجِدُ ،
وَاَنْ نَتَطَيَّبَ بِاَجْوَدِ مَانَجِدُ ،
وَاَنْ نُضَحِّيَ بِاَثْمَنِ مَا نَجِدُ ]
رواه الحاكم.
➖➖➖➖➖
Hasan bin Ali (r.anhuma) şöyle buyurdu:
[ Rasulullah (sav) iki bayram için bize:
Bulduğumuz en güzel elbiseyi giymeyi,
Bulduğumuz en güzel kokuyu sürmeyi,
Bulduğumuz en değerli kurbanı kurban etmeyi,
emretti. ]
Hakım Rivayet etmiştir.
@Turkce_arabca
بِسْـــــــمِ اﷲ ِالرَّحْمَنِ الرَّحِيم .
قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir.
إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ * فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ * إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ
Muhakkak biz sana Kevser'i verdik.
Öyleyse Rabb'in için namaz kıl ve kurban kes.
Muhakkak ki sonu kesik olan, sana buğzedendir.
_____
عن عائشة رضي الله عنها ـ قالت: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: ما عمل ابن آدم يوم النحر أحب إلى الله من إهراق الدم, وإنه ليؤتى يوم القيامة بقرونها وأشعارها وأظلافها, وإن الدم ليقع من الله بمكان قبل أن يقع بالأرض, فطيبوا بها نفسا .
رواه الترمذي
Hz. Aişe’den rivayet edildiğine göre Peygamberimiz [aleyhissalatü vesselam] şöyle buyurur:
“Kurban bayramı günü Âdemoğlunun yapacağı en faziletli iş, kurban kesmektir. Şüphesiz o kurban kıyamet gününde, boynuzları, kılları, çatal tırnaklarıyla (sevap olarak) gelecektir. O kurban, daha kanı yere düşmeden önce, Allah c.c tarafından kabul edilir bu sebeple kurban kesme konusunda gönlünüz hoş olsun”
(Tirmizi rivayet etmiş
@Turkce_arabca
قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir.
إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ * فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ * إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ
Muhakkak biz sana Kevser'i verdik.
Öyleyse Rabb'in için namaz kıl ve kurban kes.
Muhakkak ki sonu kesik olan, sana buğzedendir.
_____
عن عائشة رضي الله عنها ـ قالت: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: ما عمل ابن آدم يوم النحر أحب إلى الله من إهراق الدم, وإنه ليؤتى يوم القيامة بقرونها وأشعارها وأظلافها, وإن الدم ليقع من الله بمكان قبل أن يقع بالأرض, فطيبوا بها نفسا .
رواه الترمذي
Hz. Aişe’den rivayet edildiğine göre Peygamberimiz [aleyhissalatü vesselam] şöyle buyurur:
“Kurban bayramı günü Âdemoğlunun yapacağı en faziletli iş, kurban kesmektir. Şüphesiz o kurban kıyamet gününde, boynuzları, kılları, çatal tırnaklarıyla (sevap olarak) gelecektir. O kurban, daha kanı yere düşmeden önce, Allah c.c tarafından kabul edilir bu sebeple kurban kesme konusunda gönlünüz hoş olsun”
(Tirmizi rivayet etmiş
@Turkce_arabca
28- لِيَشْهَدُوا مَنَافِعَ لَهُمْ وَيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ فِي أَيَّامٍ مَّعْلُومَاتٍ عَلَى مَا رَزَقَهُم مِّن بَهِيمَةِ الأَنْعَامِ فَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْبَائِسَ الْفَقِيرَ
28- Ta ki kendilerine ait birtakım menfaatlere şahid olsunlar; Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O'nun adını ansınlar. Siz de onlardan yiyin, yoksulu, fakiri de doyurun.
@Turkce_arabca
28- Ta ki kendilerine ait birtakım menfaatlere şahid olsunlar; Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O'nun adını ansınlar. Siz de onlardan yiyin, yoksulu, fakiri de doyurun.
@Turkce_arabca
36- وَالْبُدنَ جَعَلْنَاهَا لَكُم مِّن شَعَائِرِ اللَّهِ لَكُمْ فِيهَا خَيْرٌ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ فَإِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّ كَذَلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
36 - Kurbanlık deve ve sığırları Allah'ın size olan nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Ön ayaklarının biri bağlı halde keserken üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları yere yaslandığı vakit de onlardan yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Böylece onları sizin buyruğunuza verdik ki, şükredesiniz.
37- لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ
37 - Elbette onların etleri ve kanları Allah'a ulaşmayacaktır. Ancak O'na sizin takvanız erecektir. Onları bu şekilde sizin buyruğunuza verdi ki, size yolunu gösterdiğinden dolayı, Allah'ı tekbir ile yüceltesiniz. (Ey Muhammed!) Vazifelerini güzelce yapan iyilik sevenleri müjdele.
@Turkce_arabca
36 - Kurbanlık deve ve sığırları Allah'ın size olan nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Ön ayaklarının biri bağlı halde keserken üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları yere yaslandığı vakit de onlardan yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Böylece onları sizin buyruğunuza verdik ki, şükredesiniz.
37- لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ
37 - Elbette onların etleri ve kanları Allah'a ulaşmayacaktır. Ancak O'na sizin takvanız erecektir. Onları bu şekilde sizin buyruğunuza verdi ki, size yolunu gösterdiğinden dolayı, Allah'ı tekbir ile yüceltesiniz. (Ey Muhammed!) Vazifelerini güzelce yapan iyilik sevenleri müjdele.
@Turkce_arabca
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عنهُ قَالَ :
( نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ بَيْعِ الْحَصَاةِ وَعَنْ بَيْعِ الْغَرَرِ..)
رَوَاهُ مُسلِم.
الغَرَر = الشيء المجهول
Ebu Hureyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre o şöyle söylemiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.) meçhul ve aldatma olan satışlarla taş atımıyla gerçekleşen her tür satışı yasakladı"
Muslim rivayet etmiştir.
Şerh: Taş atımıyla gerçekleşen satış: Satıcının müşteriye taşı sana doğru attığım an aramızdaki alışveriş gerçekleşmiştir demekle yapılan satış şeklidir. Bu şekil aynen münabeze denilen alışverişe benzer ki cahiliye döneminin alışveriş çeşitlerindendir.
Münabeze: Müşteri ve satıcı alıp satacakları malların nasıl ve nekadar olduğunu bilmeden bakıp görmeden alışveriş yapmalarıdır.
( نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ بَيْعِ الْحَصَاةِ وَعَنْ بَيْعِ الْغَرَرِ..)
رَوَاهُ مُسلِم.
الغَرَر = الشيء المجهول
Ebu Hureyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre o şöyle söylemiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.) meçhul ve aldatma olan satışlarla taş atımıyla gerçekleşen her tür satışı yasakladı"
Muslim rivayet etmiştir.
Şerh: Taş atımıyla gerçekleşen satış: Satıcının müşteriye taşı sana doğru attığım an aramızdaki alışveriş gerçekleşmiştir demekle yapılan satış şeklidir. Bu şekil aynen münabeze denilen alışverişe benzer ki cahiliye döneminin alışveriş çeşitlerindendir.
Münabeze: Müşteri ve satıcı alıp satacakları malların nasıl ve nekadar olduğunu bilmeden bakıp görmeden alışveriş yapmalarıdır.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَليهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
[ مَنْ أَخَذَ أَمْوَالَ النَّاسِ يُرِيدُ أَدَاءَهَا أَدَّى اللَّهُ عَنْهُ،
وَمَنْ أَخَذَ يُرِيدُ إِتْلاَفَهَا أَتْلَفَهُ اللَّهُ ].
رَوَاهُ البُخَارِيُ.
إِتْلاَفَهَا = عدَمَ رَدِّها.
Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Kim, ödemeyi murat ederek mal alırsa Allah, ona borcunu ödemede yardımcı olur. Kim de halkın malını telef etmek düşüncesiyle alırsa, Allah da onu (dünya veya ahirette) telef eder.”
Buhâri rivayet etmiştir.
[ مَنْ أَخَذَ أَمْوَالَ النَّاسِ يُرِيدُ أَدَاءَهَا أَدَّى اللَّهُ عَنْهُ،
وَمَنْ أَخَذَ يُرِيدُ إِتْلاَفَهَا أَتْلَفَهُ اللَّهُ ].
رَوَاهُ البُخَارِيُ.
إِتْلاَفَهَا = عدَمَ رَدِّها.
Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Kim, ödemeyi murat ederek mal alırsa Allah, ona borcunu ödemede yardımcı olur. Kim de halkın malını telef etmek düşüncesiyle alırsa, Allah da onu (dünya veya ahirette) telef eder.”
Buhâri rivayet etmiştir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَليهِ وَآلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ:
[ مَطْلُ الْغَنِيِّ ظُلْمٌ ].
رَوَاهُ البُخَارِيُ و مُسلِم.
المَطْلُ =التَّسويفُ والتَّأخيرُ في قَضاءِ الدَّينِ.
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
[Ödeme gücü bulunan kimsenin borcunu geciktirmesi zulümdür]
Buhari ve Muslim rivayet etmişlerdir.
[ مَطْلُ الْغَنِيِّ ظُلْمٌ ].
رَوَاهُ البُخَارِيُ و مُسلِم.
المَطْلُ =التَّسويفُ والتَّأخيرُ في قَضاءِ الدَّينِ.
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
[Ödeme gücü bulunan kimsenin borcunu geciktirmesi zulümdür]
Buhari ve Muslim rivayet etmişlerdir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى الله ُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ :
{إِنَّمَا مَثَلُ الْمُهَجِّرِ إِلَى الصَّلاةِ كَمَثَلِ الَّذِي يُهْدِي الْبَدَنَةَ
ثُمَّ الَّذِي عَلَى إِثْرِهِ كَالَّذِي يُهْدِي الْبَقَرَةَ
ثُمَّ الَّذِي عَلَى إِثْرِهِ كَالَّذِي يُهْدِي الْكَبْشَ
ثُمَّ الَّذِي عَلَى إِثْرِهِ كَالَّذِي يُهْدِي الدَّجَاجَةَ
ثُمَّ الَّذِي عَلَى إِثْرِهِ كَالَّذِي يُهْدِي الْبَيْضَةَ}.
مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ ( رَوَاهُ البُخَارِيُّ وَمُسْلِمٌ ).
الْمُهَجِّر = أَي الْمُبَادِر إِلَى الصَّلَاة قَبْل النَّاس
Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
[ Namaza en erken gelen kişi tıpkı bir Deve kurban etmiş kadar sevap alır. Ondan sonra gelen kişi bir sığır kurban etmiş kadar sevap alır. Ondan sonra gelen kişi bir koç kurban etmiş kadar sevap alır. Ondan sonra gelen kişi bir tavuk bağışta bulunmuş kadar sevap alır. Ondan sonra gelen kişi bir yumurta bağışta bulunmuş kadar sevap alır ]
Muttefekun aleyh'tir (Buhari ve Muslim rivayet etmişlerdir)
{إِنَّمَا مَثَلُ الْمُهَجِّرِ إِلَى الصَّلاةِ كَمَثَلِ الَّذِي يُهْدِي الْبَدَنَةَ
ثُمَّ الَّذِي عَلَى إِثْرِهِ كَالَّذِي يُهْدِي الْبَقَرَةَ
ثُمَّ الَّذِي عَلَى إِثْرِهِ كَالَّذِي يُهْدِي الْكَبْشَ
ثُمَّ الَّذِي عَلَى إِثْرِهِ كَالَّذِي يُهْدِي الدَّجَاجَةَ
ثُمَّ الَّذِي عَلَى إِثْرِهِ كَالَّذِي يُهْدِي الْبَيْضَةَ}.
مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ ( رَوَاهُ البُخَارِيُّ وَمُسْلِمٌ ).
الْمُهَجِّر = أَي الْمُبَادِر إِلَى الصَّلَاة قَبْل النَّاس
Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
[ Namaza en erken gelen kişi tıpkı bir Deve kurban etmiş kadar sevap alır. Ondan sonra gelen kişi bir sığır kurban etmiş kadar sevap alır. Ondan sonra gelen kişi bir koç kurban etmiş kadar sevap alır. Ondan sonra gelen kişi bir tavuk bağışta bulunmuş kadar sevap alır. Ondan sonra gelen kişi bir yumurta bağışta bulunmuş kadar sevap alır ]
Muttefekun aleyh'tir (Buhari ve Muslim rivayet etmişlerdir)
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى الله عَلَيْهِ وَآلِهِ وَصَحبِهِ وَسَلَّمَ:
{ مَا جَلَسَ قَوْمٌ مَجْلِسًا يَذْكُرُونَ اللهَ عزّ وجلّ فِيهِ ، فَيَقُومُونَ ، حَتَّى يُقَالَ لَهُمْ: قُومُوا قَدْ غَفَرَ اللهُ لَكُمْ ، وَبُدِّلَتْ سَيِّئَاتُكُمْ حَسَنَاتٍ. }
حَدِيثٌ صَحِيحٌ رَوَاهُ الطَّبَرَانِّي.
Rasulallah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
{ Bir kavim Allah rızası için toplanır da Allah’ı zikreder ve kalkarlarsa, oradan kendilerine: "Bağışlanmış ve kötülükleriniz iyiliklere çevrilmiş olarak kalkınız" denilir. }
Sahih hadistir. Taberani rivayet etmiştir.
{ مَا جَلَسَ قَوْمٌ مَجْلِسًا يَذْكُرُونَ اللهَ عزّ وجلّ فِيهِ ، فَيَقُومُونَ ، حَتَّى يُقَالَ لَهُمْ: قُومُوا قَدْ غَفَرَ اللهُ لَكُمْ ، وَبُدِّلَتْ سَيِّئَاتُكُمْ حَسَنَاتٍ. }
حَدِيثٌ صَحِيحٌ رَوَاهُ الطَّبَرَانِّي.
Rasulallah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
{ Bir kavim Allah rızası için toplanır da Allah’ı zikreder ve kalkarlarsa, oradan kendilerine: "Bağışlanmış ve kötülükleriniz iyiliklere çevrilmiş olarak kalkınız" denilir. }
Sahih hadistir. Taberani rivayet etmiştir.