Hiçbir şey bilmeyen hiçbir şey sevmez. Hiçbir şey yapmayan hiçbir şeyden anlamaz.
Hiçbir şeyden anlamayan kişi değersizdir. Ama anlayan kişi hem sever, hem fark eder, hem de görür...
Bir şeyin özünde ne kadar bilgi varsa o kadar büyük sevgi vardır...
Bütün meyvelerin çileklerle aynı anda olgunlaştığını düşleyen, üzümler hakkında hiçbir şey bilmiyor demektir.
Paracelsus...
Hiçbir şeyden anlamayan kişi değersizdir. Ama anlayan kişi hem sever, hem fark eder, hem de görür...
Bir şeyin özünde ne kadar bilgi varsa o kadar büyük sevgi vardır...
Bütün meyvelerin çileklerle aynı anda olgunlaştığını düşleyen, üzümler hakkında hiçbir şey bilmiyor demektir.
Paracelsus...
❤1
İnsanlık durumu herkesin herkese karşı savaş durumudur. Bu durumda herkes kendi aklıyla yönetilir ve kendi yaşamını düşmana karşı korumakta her şeyi kullanır.
Bundan böyle bir durumda, herkesin her şey, hatta bir başkasının bedeni üstünde hakkı olduğu sonucu çıkar.
Bu yüzden, herkesin her şey üzerindeki bu doğal hakkı devam ettiği sürece, ne kadar güçlü, akıllı ya da başka ne olursa olsun hiçbir kimse için, doğanın olağan olarak insanların canlı kalmalarına izin verdiği zaman boyunca yaşamak konusunda güvenlik olamaz.
Bundan da, aklın genel bir kuralı olan, ‘herkes, barış elde etme umudu oldukça, onu sağlamaya çalışmalıdır; elde edemezse, o zaman savaşın yardım ve yararlarını arayıp kullanabilir,’ sonucuna varılır.
Thomas Hobbes
“bellum omnium contra omnes”
Bundan böyle bir durumda, herkesin her şey, hatta bir başkasının bedeni üstünde hakkı olduğu sonucu çıkar.
Bu yüzden, herkesin her şey üzerindeki bu doğal hakkı devam ettiği sürece, ne kadar güçlü, akıllı ya da başka ne olursa olsun hiçbir kimse için, doğanın olağan olarak insanların canlı kalmalarına izin verdiği zaman boyunca yaşamak konusunda güvenlik olamaz.
Bundan da, aklın genel bir kuralı olan, ‘herkes, barış elde etme umudu oldukça, onu sağlamaya çalışmalıdır; elde edemezse, o zaman savaşın yardım ve yararlarını arayıp kullanabilir,’ sonucuna varılır.
Thomas Hobbes
“bellum omnium contra omnes”
⚡1
This media is not supported in your browser
VIEW IN TELEGRAM
Epiktetos, El Kitabl'nda insanın başkalarının sözlerini kontrol edemeyeceğini; fakat bu sözler karşısındaki tavrını seçebileceğini anlatır.
Bu cümlede de dedikoduya öfkeyle karşılık vermek yerine, kişinin kendi kusurların mizahla kabul etmesini önerir.
"Biri sana bir kişinin arkandan kötü konuştuğunu söylerse kendini savunma; 'Diğer kusurlarımı bilmiyormuş, yoksa yalnız bunları söylemezdi' de.
- Epiktetos, El Kitabı
Bu cümlede de dedikoduya öfkeyle karşılık vermek yerine, kişinin kendi kusurların mizahla kabul etmesini önerir.
"Biri sana bir kişinin arkandan kötü konuştuğunu söylerse kendini savunma; 'Diğer kusurlarımı bilmiyormuş, yoksa yalnız bunları söylemezdi' de.
- Epiktetos, El Kitabı
This media is not supported in your browser
VIEW IN TELEGRAM
Peter Wessel Zapffe (1899-1990), Norveçli bir filozof, yazar ve dağcıydı.
Varoluşçu düşünceye yakın olsa
da kendine özgü bir felsefe geliştirdi.
Insan bilincinin, yaşamın anlamsızlığını fark edecek kadar gelişmiş olmasını trajik bir durum olarak görüyordu.
En çok Son Mesih (The Last Messiah) adlı denemesiyle tanınır. Bu eserinde, insanlarin yaşamın acı gerçekleriyle baş edebilmek için bilinçlerini çeşitli
yollarla bastırdığını savunur.
Zapffe, 20. yüzyılın en önemli kötümser filozoflarından biri olarak kabul
edilir.
Varoluşçu düşünceye yakın olsa
da kendine özgü bir felsefe geliştirdi.
Insan bilincinin, yaşamın anlamsızlığını fark edecek kadar gelişmiş olmasını trajik bir durum olarak görüyordu.
En çok Son Mesih (The Last Messiah) adlı denemesiyle tanınır. Bu eserinde, insanlarin yaşamın acı gerçekleriyle baş edebilmek için bilinçlerini çeşitli
yollarla bastırdığını savunur.
Zapffe, 20. yüzyılın en önemli kötümser filozoflarından biri olarak kabul
edilir.
This media is not supported in your browser
VIEW IN TELEGRAM
Felsefeci Ahmet Arslan'ın dikkat çektiği
noktalardan biri, dinlerin kökeninde korkunun önemli bir rol oynadığıdır.
ilkel insanlar doğayı açıklayacak bilimsel bilgiye sahip değildi.
Gök gürültüsü, şimşek, deprem, kuraklık veya salgın hastalıklar gibi olaylar karşısında bunları doğa olayları olarak değil, doğaüstủ varlıkların öfkesi olarak yorumladılar.
Böyle bir dünyada en doğal tepki, görünmez gücü yatıştırmaya çalışmaktı.
Bunun yolu ise ona değerli bir şey
sunmaktı. İşte kurban ritüellerinin kökenine ilişkin önemli açıklamalardan biri budur. Insanlar tanriları veya ruhları
memnun etmek, öfkelerini dindirmek ve kendilerini felaketlerden korumak için hayvanlarını, ürünlerini, hatta bazı toplumlarda çocuklarını ble kurban ediyorlardı.
noktalardan biri, dinlerin kökeninde korkunun önemli bir rol oynadığıdır.
ilkel insanlar doğayı açıklayacak bilimsel bilgiye sahip değildi.
Gök gürültüsü, şimşek, deprem, kuraklık veya salgın hastalıklar gibi olaylar karşısında bunları doğa olayları olarak değil, doğaüstủ varlıkların öfkesi olarak yorumladılar.
Böyle bir dünyada en doğal tepki, görünmez gücü yatıştırmaya çalışmaktı.
Bunun yolu ise ona değerli bir şey
sunmaktı. İşte kurban ritüellerinin kökenine ilişkin önemli açıklamalardan biri budur. Insanlar tanriları veya ruhları
memnun etmek, öfkelerini dindirmek ve kendilerini felaketlerden korumak için hayvanlarını, ürünlerini, hatta bazı toplumlarda çocuklarını ble kurban ediyorlardı.
👍1
This media is not supported in your browser
VIEW IN TELEGRAM
Değiştiremeyeceğimiz tek şey tutkunlarımızdır.
Siz ce ???
Siz ce ???
This media is not supported in your browser
VIEW IN TELEGRAM
Eğer hâlâ nefes alıyorsanız, düşünmek, hissetmek, sevmek, öğrenmek için varız demektir. İşte gerçek yaşam budur.
Dead Poets Society (1989)
Dead Poets Society (1989)
👍1
This media is not supported in your browser
VIEW IN TELEGRAM
"Bir insan yeni doğduğunda zayıf ve esnektir.
Öldüğü zaman ise kaskatı ve duygusuzdur.
Sertlik ve güç ölümün arkadaşlarıdır. Esneklik ve zayıfiık varoluşun tazeliğinin
ifadeleridir.
Kendini sertleştiren hiçbir şeyi kazanmayı başaramaz."
Öldüğü zaman ise kaskatı ve duygusuzdur.
Sertlik ve güç ölümün arkadaşlarıdır. Esneklik ve zayıfiık varoluşun tazeliğinin
ifadeleridir.
Kendini sertleştiren hiçbir şeyi kazanmayı başaramaz."
Hayat zaten sonsuz bir yolculuk değil..
Belki bugün,belki yarın , belki erken, belki geç. Ama sonunda terk edeceğimiz bir yol. .
Bu yolu kusursuzca yürümek..
Yaptığın işi en iyi şekilde yapmak.
Özgürlüğunden ödün vermemek.
Adaletten yana olmak .
Abartmamak.
Köleleşmemek.
Bencilleşmemek.
Hoşgörü göstermek.
Esnek olmak.
Yaşadığın her anı onurlandırmaktır.
Marcus Aurelius
Belki bugün,belki yarın , belki erken, belki geç. Ama sonunda terk edeceğimiz bir yol. .
Bu yolu kusursuzca yürümek..
Yaptığın işi en iyi şekilde yapmak.
Özgürlüğunden ödün vermemek.
Adaletten yana olmak .
Abartmamak.
Köleleşmemek.
Bencilleşmemek.
Hoşgörü göstermek.
Esnek olmak.
Yaşadığın her anı onurlandırmaktır.
Marcus Aurelius
❤1
Media is too big
VIEW IN TELEGRAM
"Felsefede gerçekten ilginç olan tek soru var:
Sonsuz bir evrende, fani ve kırilgan bir hayat yaşama anlamı ne?
Sonsuz bir evrende, fani ve kırilgan bir hayat yaşama anlamı ne?
❤1