Forwarded from KİTAPDF
Devlet yönetimi Allah'ın kanunlarını esas alıyorsa o devlet bizimdir. Demokratik, laik vb beşeri yasaları esas aliyorsa o devlet bizden değildir bizde onlardan değiliz.
Bir toprak parçasıda Allah'ın kanunları hüküm sürüyorsa velev ki biz orada doğmuş olmasak bile orası bizim vatanımızdır. Aksine beşeri sitemlerin hakim olduğu topraklar velev ki biz orada doğmus olsakta biz ondan değiliz o da bizde değildir.
Allah'ın kanunları uğruna savaşan, Allah'ın hükmünü hakim kilmak için savaşanlar Allah'ın askerleridir ve öldüklerinde inşaAllah şehittirler. Bu askerler bizdendir bizde onlardanız.
Aksine beşeri kanunlar uğruna savaşan, Allah'ın dini dışında demokrasi, laiklik gibi dinleri hakim kılmak, korumak için savaşanlar ve bu uğurda ölenler şeytanın yolunda ölmüşlerdir. Şehit olmadikları gibi ebedi Cehennemi haketmişlerdir. Ne biz onlardanız ne de onlar bizdendir.
Bu yazılanlara karşı çıkan kim olursa olsun velev ki anne babamız olsun! Biz onlardan değiliz onlarda bizden değillerdir.
Nuh Rabbine seslendi: "Rabbim! Oğlum benim ailemdendi. Doğrusu Senin vadin haktır. Sen hükmedenlerin en iyi hükmedenisin" dedi. (Hicr 45)
Allah buyurdu ki: “Ey Nûh! O senin ailenden değildir. Çünkü onun yaptığı iyi olmayan bir iştir. Sakın hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyi benden isteme! Ben cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.” (Hicr 46)
@Kitapdf
Bir toprak parçasıda Allah'ın kanunları hüküm sürüyorsa velev ki biz orada doğmuş olmasak bile orası bizim vatanımızdır. Aksine beşeri sitemlerin hakim olduğu topraklar velev ki biz orada doğmus olsakta biz ondan değiliz o da bizde değildir.
Allah'ın kanunları uğruna savaşan, Allah'ın hükmünü hakim kilmak için savaşanlar Allah'ın askerleridir ve öldüklerinde inşaAllah şehittirler. Bu askerler bizdendir bizde onlardanız.
Aksine beşeri kanunlar uğruna savaşan, Allah'ın dini dışında demokrasi, laiklik gibi dinleri hakim kılmak, korumak için savaşanlar ve bu uğurda ölenler şeytanın yolunda ölmüşlerdir. Şehit olmadikları gibi ebedi Cehennemi haketmişlerdir. Ne biz onlardanız ne de onlar bizdendir.
Bu yazılanlara karşı çıkan kim olursa olsun velev ki anne babamız olsun! Biz onlardan değiliz onlarda bizden değillerdir.
Nuh Rabbine seslendi: "Rabbim! Oğlum benim ailemdendi. Doğrusu Senin vadin haktır. Sen hükmedenlerin en iyi hükmedenisin" dedi. (Hicr 45)
Allah buyurdu ki: “Ey Nûh! O senin ailenden değildir. Çünkü onun yaptığı iyi olmayan bir iştir. Sakın hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyi benden isteme! Ben cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.” (Hicr 46)
@Kitapdf
👍18
Forwarded from KİTAPDF
Niceleri vardır ki İslam adına bir şeyler yapmak için yola çıktıkları halde sonunda bir "demokrasi savaşçısı" olup çıkmışlardır. Buda yetmezmiş gibi bu uğurda ölenlere "demokrasi şehitleri" kavramını ortaya atmışlardır. Bu da ilahlık taslamak, haddi aşmanın zirvesidir.
Bu ve benzeri kavramların peşine düşenler, asıl gayeden uzaklaşmış, batı menşeli bu kavramlara iyiden iyiye gönüllerini kaptırmış ve hatta bu kavramların peşinde bir ömür çürütmüş ve bu uğurda canlarını vermişlerdir.
Olan kandırılmış kitlelere oluyor. Müslümanın vatanı ancak Allah'ın yasaları ile yönetiliyorsa Müslümanın vatanı olur ve bu vatan uğruna can verilir. Aksi halde Mekke bile olsa cahiliye müşriklerinin yönetimi altına kaldığı sürece orası dahi terkedilir. Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem'in yaptığı gibi. Bu beşeri sistemler maddi yönden insanları sömürdükleri gibi manevi yönden de sömürmektedirler.
Müslüman olduğunu söyleyen insanlar gizli bir ateizim hastalığına kapılmak istemiyorlarsa, Yüce Allah'ın Rab ismini yeniden düşünmeleri gerekir. Yüce Allah'a inandıklarını ve Onunla sevgiye dayalı özel bir ilişkilerinin olduğunu iddia edenler O'nun Kur'an'daki vasıflarından biri olan "Rab" oluşunu; yani O'nun kural, kanun koyucu, düzen verizi, nizam verici olduğunu görmezden geliyorlarsa, bu onların maalesef farkında olmadan şahısları ve hevalarını ilah edinme durumunda olduklarını gösterir. Bu da Yüce Allah'ın egemenlik alanını tanımamak anlamına geldiğinden, bir çeşit inançsızlık hastalığıdır daha açık bir ifadeyle büyük şirkin takendisidir. Mü'min ise Yüce Allah'ın "Rab" ismini inkar etmez. O'nu düzen koyan, nizam veren ve terbiye eden yegane İlah olarak kabul eder. Bununla birlikte diğer sahte kanun koyucuları isimleri ne olursa olsun hiç aldırmadan redder. La ilahe illallah'ın gereklerini yerine getirir. La ilahe - yani Allah dışında tüm sahte kanun koyucularını reddetmek, uzak durmak onları inkar etmek anlamına gelir. İLLALLAH sadece Tek olan ortağı olmayan yegane hüküm koyucu olan Allah'ı ve O'nun şerıatı olan İslamı benimser. İşte kurtuluş yolu budur. Ve bu uğurda ölenler şehittir. Elhamdulillah
@Kitapdf
Bu ve benzeri kavramların peşine düşenler, asıl gayeden uzaklaşmış, batı menşeli bu kavramlara iyiden iyiye gönüllerini kaptırmış ve hatta bu kavramların peşinde bir ömür çürütmüş ve bu uğurda canlarını vermişlerdir.
Olan kandırılmış kitlelere oluyor. Müslümanın vatanı ancak Allah'ın yasaları ile yönetiliyorsa Müslümanın vatanı olur ve bu vatan uğruna can verilir. Aksi halde Mekke bile olsa cahiliye müşriklerinin yönetimi altına kaldığı sürece orası dahi terkedilir. Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem'in yaptığı gibi. Bu beşeri sistemler maddi yönden insanları sömürdükleri gibi manevi yönden de sömürmektedirler.
Müslüman olduğunu söyleyen insanlar gizli bir ateizim hastalığına kapılmak istemiyorlarsa, Yüce Allah'ın Rab ismini yeniden düşünmeleri gerekir. Yüce Allah'a inandıklarını ve Onunla sevgiye dayalı özel bir ilişkilerinin olduğunu iddia edenler O'nun Kur'an'daki vasıflarından biri olan "Rab" oluşunu; yani O'nun kural, kanun koyucu, düzen verizi, nizam verici olduğunu görmezden geliyorlarsa, bu onların maalesef farkında olmadan şahısları ve hevalarını ilah edinme durumunda olduklarını gösterir. Bu da Yüce Allah'ın egemenlik alanını tanımamak anlamına geldiğinden, bir çeşit inançsızlık hastalığıdır daha açık bir ifadeyle büyük şirkin takendisidir. Mü'min ise Yüce Allah'ın "Rab" ismini inkar etmez. O'nu düzen koyan, nizam veren ve terbiye eden yegane İlah olarak kabul eder. Bununla birlikte diğer sahte kanun koyucuları isimleri ne olursa olsun hiç aldırmadan redder. La ilahe illallah'ın gereklerini yerine getirir. La ilahe - yani Allah dışında tüm sahte kanun koyucularını reddetmek, uzak durmak onları inkar etmek anlamına gelir. İLLALLAH sadece Tek olan ortağı olmayan yegane hüküm koyucu olan Allah'ı ve O'nun şerıatı olan İslamı benimser. İşte kurtuluş yolu budur. Ve bu uğurda ölenler şehittir. Elhamdulillah
@Kitapdf
👍14❤3😢1
Her türk askeri şöyle yemin eder:
"Barışta ve savaşta, karada, denizde ve havada her zaman ve her yerde milletime ve cumhuriyetime doğruluk ve muhabbetle, hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve amirlerime itaat edeceğime ve askerliğin namusunu Türk Sancağının şanını canımdan aziz bilip icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda seve seve hayatımı feda eyliyeceğime namusum üzerine and içerim."
Bu yemin İslam'ın reddettiği asla kabul etmediği ve içinde her türlü büyük şirki barındıran bir yemindir. Böyle bir ordu İslam ordusu olabilir mi!? Asla olamaz. Ve bu orduda görev alanlar nasıl şehit sayılabilir!?Bu insanlar nasıl böyle kandırılıyorlar?? Hiç mi akıllarını kulanmıyorlar???
Muvahhidler şöyle derler:
De ki: “Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi alemlerin Rabbi olan ALLAH içindir. (En'am 162)
@Kitapdf
"Barışta ve savaşta, karada, denizde ve havada her zaman ve her yerde milletime ve cumhuriyetime doğruluk ve muhabbetle, hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve amirlerime itaat edeceğime ve askerliğin namusunu Türk Sancağının şanını canımdan aziz bilip icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda seve seve hayatımı feda eyliyeceğime namusum üzerine and içerim."
Bu yemin İslam'ın reddettiği asla kabul etmediği ve içinde her türlü büyük şirki barındıran bir yemindir. Böyle bir ordu İslam ordusu olabilir mi!? Asla olamaz. Ve bu orduda görev alanlar nasıl şehit sayılabilir!?Bu insanlar nasıl böyle kandırılıyorlar?? Hiç mi akıllarını kulanmıyorlar???
Muvahhidler şöyle derler:
De ki: “Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi alemlerin Rabbi olan ALLAH içindir. (En'am 162)
@Kitapdf
👍23❤5🔥2
DİN NEDİR?.pdf
439.7 KB
❤15👍4
Forwarded from KİTAPDF
Allah’ım, Senden isteyenlerin hakkı için İstiyorum.pdf
111.8 KB
126. "Allah’ım, Senden isteyenlerin hakkı için ve Sana doğru olan şu yürüyüşümün hakkı için Senden istiyorum" Hadisi Üzerine
@Kitapdf
@Kitapdf
👍10❤2
Hanefi alimlerinden olan Muhammed b. Muhammed b. Şihab el Kerderi el Harizmi el Bezzazi (ö. 827) kendi kitabında şöyle demiştir:
"مَنْ قَالَ: إِنَّ أَرْوَاحَ الْمَشَايِخِ حَاضِرَةٌ تَعْلَمُ، يَكْفُرُ."
“Alimlerimiz şeyhlerin ruhları hazır olduğunu ve olan biteni bildiğini söyleyen kimsenin kafir olacağını söylemişlerdir.”
el-Fetava'l-Bezzaziyye, Cilt 6, s. 326
@Kitapdf
"مَنْ قَالَ: إِنَّ أَرْوَاحَ الْمَشَايِخِ حَاضِرَةٌ تَعْلَمُ، يَكْفُرُ."
“Alimlerimiz şeyhlerin ruhları hazır olduğunu ve olan biteni bildiğini söyleyen kimsenin kafir olacağını söylemişlerdir.”
el-Fetava'l-Bezzaziyye, Cilt 6, s. 326
@Kitapdf
👍13
Forwarded from KİTAPDF
Kabirlerden Yardım İsteyenler!
Ebu'l Vefa İbn Akil el Hanbeli (d. hicri 431 - v. hicri 513) şöyle demiştir :
"Şeriat'ın hükümleri cahil ve aşağlık kimselere ağır geldiği zaman Şeriat'ın hükümlerinden sapmışlar ve kendileri için vaz ettikleri bazı uydurmaları yüceltmeye başlamışlardır. Böylece bir başkasının emri altına girmedikleri için üzerlerindeki yükü hafifletmişlerdir. Benim nezdimde onlar vaz ettikleri bu uydurmalar sebebiyle KAFİRDİRLER. Örneğin onlar KABİRLERİ TAZİM EDER, ONLARA ŞERİAT'IN YASAKLADIĞI DERECEDE SAYGI GÖSTERİRLER. KABİRLERİN YANINDA ATEŞ YAKARLAR, ONLARI ÖPER, GÜZEL KOKULARLA KOKULANDIRIRLAR. ÖLÜLERDEN İHTİYAÇLARIN GİDERİLMESİNİ İSTERLER. İÇERİSİNDE "EY EFENDİM, BANA ŞUNLARI YAP!" GİBİ İFADELER BULUNAN KAĞIT PARÇALARI YAZARLAR. BEREKETLENMEK İÇİN KABRİN TOPRAĞINDAN ALIRLAR. KABİRLERİN ÜZERİNE GÜZEL KOKU AKITIRLAR. KABİRLERİ ZİYARET ETMEK İÇİN YOLCULUĞA ÇIKARLAR. AĞAÇLARA ÇAPUT BAĞLARLAR. BUNLARI YAPARAK LAT'A VE UZZA'YA TAPAN KİMSELERİN YOLUNDAN GİTMİŞ OLURLAR." (el Funun c.2; Şeytanın Hileleri)
@Kitapdf
Ebu'l Vefa İbn Akil el Hanbeli (d. hicri 431 - v. hicri 513) şöyle demiştir :
"Şeriat'ın hükümleri cahil ve aşağlık kimselere ağır geldiği zaman Şeriat'ın hükümlerinden sapmışlar ve kendileri için vaz ettikleri bazı uydurmaları yüceltmeye başlamışlardır. Böylece bir başkasının emri altına girmedikleri için üzerlerindeki yükü hafifletmişlerdir. Benim nezdimde onlar vaz ettikleri bu uydurmalar sebebiyle KAFİRDİRLER. Örneğin onlar KABİRLERİ TAZİM EDER, ONLARA ŞERİAT'IN YASAKLADIĞI DERECEDE SAYGI GÖSTERİRLER. KABİRLERİN YANINDA ATEŞ YAKARLAR, ONLARI ÖPER, GÜZEL KOKULARLA KOKULANDIRIRLAR. ÖLÜLERDEN İHTİYAÇLARIN GİDERİLMESİNİ İSTERLER. İÇERİSİNDE "EY EFENDİM, BANA ŞUNLARI YAP!" GİBİ İFADELER BULUNAN KAĞIT PARÇALARI YAZARLAR. BEREKETLENMEK İÇİN KABRİN TOPRAĞINDAN ALIRLAR. KABİRLERİN ÜZERİNE GÜZEL KOKU AKITIRLAR. KABİRLERİ ZİYARET ETMEK İÇİN YOLCULUĞA ÇIKARLAR. AĞAÇLARA ÇAPUT BAĞLARLAR. BUNLARI YAPARAK LAT'A VE UZZA'YA TAPAN KİMSELERİN YOLUNDAN GİTMİŞ OLURLAR." (el Funun c.2; Şeytanın Hileleri)
@Kitapdf
👍9❤3
Forwarded from KİTAPDF
Hanefilerden olan Kasım b. Kutluboğa b. Abdullah el Hanefi (d. hicri 802) şöyle demiştir:
"Avamdan olan kimselerin çoğunda vaki olan adak şu şekilde olmaktadır: Kişi salihlerden birinin kabrine gitmekte, sonra 'Ey efendim falan! Eğer kaybettiğim şey bulunursa, ya da hastam sağlığa kavuşturulursa, ya da ihtiyacım görülürse; sana şu kadar altın, ya da yiyecek, ya da mum!' demektedir. Bu adak icma ile batıldır. Bunun batıl olmasının birçok sebebi vardır. Bunlardan birisi, yaratılmışa adak adamanın caiz olmamasıdır. Diğer bir sebep de bunun küfür olmasıdır... İnsanlar bu belanın içine düşmüşlerdir. Özellikle de Ahmed el Bedevi'nin doğum gününde." (Şerhu Durer'ul biha)
@Kitapdf
"Avamdan olan kimselerin çoğunda vaki olan adak şu şekilde olmaktadır: Kişi salihlerden birinin kabrine gitmekte, sonra 'Ey efendim falan! Eğer kaybettiğim şey bulunursa, ya da hastam sağlığa kavuşturulursa, ya da ihtiyacım görülürse; sana şu kadar altın, ya da yiyecek, ya da mum!' demektedir. Bu adak icma ile batıldır. Bunun batıl olmasının birçok sebebi vardır. Bunlardan birisi, yaratılmışa adak adamanın caiz olmamasıdır. Diğer bir sebep de bunun küfür olmasıdır... İnsanlar bu belanın içine düşmüşlerdir. Özellikle de Ahmed el Bedevi'nin doğum gününde." (Şerhu Durer'ul biha)
@Kitapdf
👍9
Forwarded from KİTAPDF
Şimdi soruyoruz: Biz bu sözlerin aynısını diyor ve buna itikat ediyoruz diye tarikatçılar tarafından "Vehhabi" diye etiketleniyoruz. Peki Ebu'l Vefa ibn Akil de mi "Vehhabi"? İbn Akil ile Muhammed b. Abdulvehhab arasında asırlar var.
Tarikatçılar öyle konuşuyorlar ki sanki bu meseleler hakkında ilk defa Muhammed b. Abdulvehhab konuşmuştur. Halbuki tüm ümmet bu konuda icma etmiştir.
Nitekim şöyle denmiştir:
"Kim kendisiyle Allah arasında aracılar edinerek onlara tevekkül eder, onlara dua eder ve onlardan (yardım) isterse icma ile kafir olur." (el İkna li talibi'l intifa)
@Kitapdf
Tarikatçılar öyle konuşuyorlar ki sanki bu meseleler hakkında ilk defa Muhammed b. Abdulvehhab konuşmuştur. Halbuki tüm ümmet bu konuda icma etmiştir.
Nitekim şöyle denmiştir:
"Kim kendisiyle Allah arasında aracılar edinerek onlara tevekkül eder, onlara dua eder ve onlardan (yardım) isterse icma ile kafir olur." (el İkna li talibi'l intifa)
@Kitapdf
👍11❤3
"Kim kendisiyle Allah arasında aracılar edinerek onlara tevekkül eder, onlara dua eder ve onlardan (yardım) isterse icma ile kafir olur." (el İkna li talibi'l intifa)
“El İkna li Talibi’l İntifa” Adlı Kitabın Yazarını Tanıyalım
Bu kitap Hanbeli alimlerinden olan el Haccavi’ye aittir.
Tam adı: Ebu’n Neca Şerefuddin Musa b. Ahmed b. Musa el Haccavi el Makdisi’dir.
Hicri 895 yılında Nablus’ta doğmuştur. Yaşadığı dönemde Hanbeli’lerin en büyük alimlerindendi.
El İkna kitabı dışında Zadu’l Mustakni kitabının sahibidir. Zadu’l Mustakni İbn Kudame el Makdisi’nin “el Mugni” kitabının muhtasarıdır.
Hicri 968 yılında Şam’da vefat etmiştir.
@Kitapdf
“El İkna li Talibi’l İntifa” Adlı Kitabın Yazarını Tanıyalım
Bu kitap Hanbeli alimlerinden olan el Haccavi’ye aittir.
Tam adı: Ebu’n Neca Şerefuddin Musa b. Ahmed b. Musa el Haccavi el Makdisi’dir.
Hicri 895 yılında Nablus’ta doğmuştur. Yaşadığı dönemde Hanbeli’lerin en büyük alimlerindendi.
El İkna kitabı dışında Zadu’l Mustakni kitabının sahibidir. Zadu’l Mustakni İbn Kudame el Makdisi’nin “el Mugni” kitabının muhtasarıdır.
Hicri 968 yılında Şam’da vefat etmiştir.
@Kitapdf
👍8❤2
Pdf Olarak Yakında İnşaAllah.
Bu kitabın basılması için baya çaba harcadık ancak nasip olmadı. Kimse basmaya yanaşmıyor. Nedeni de kitapçıların ilgisini çekmiyor oluşundan daha doğrusu maddi yönden pek bir getirisi ve albenisi yokmuş! Her durumda Allah'a hamd olsun.
@Kitapdf
Bu kitabın basılması için baya çaba harcadık ancak nasip olmadı. Kimse basmaya yanaşmıyor. Nedeni de kitapçıların ilgisini çekmiyor oluşundan daha doğrusu maddi yönden pek bir getirisi ve albenisi yokmuş! Her durumda Allah'a hamd olsun.
@Kitapdf
👍12❤3😢3
Ebu Abdurrahman es Sulemi’nin dedesi olan Muhammed b. Musa es Sulemi (d. 325 ö. 412) şöyle demiştir:
“İnsanlar tasavvufa zengin halde giriyor, sonra fakirleşiyorlar ama insanlara kendilerini zengin gibi gösteriyorlardı. Bu zamanda ise tasavvufa fakir olarak giriyorlar, sonra zengin oluyorlar ama hala insanlara kendilerini fakir gibi gösteriyorlar.” (es Sulemi Uyubun Nefs)
Düşündürücü değil mi?!
@Kitapdf
“İnsanlar tasavvufa zengin halde giriyor, sonra fakirleşiyorlar ama insanlara kendilerini zengin gibi gösteriyorlardı. Bu zamanda ise tasavvufa fakir olarak giriyorlar, sonra zengin oluyorlar ama hala insanlara kendilerini fakir gibi gösteriyorlar.” (es Sulemi Uyubun Nefs)
Düşündürücü değil mi?!
@Kitapdf
❤11👍5
ALLAH YOLUNDA SAVAŞANLAR VE TAĞUT YOLUNDA SAVAŞANLAR!
"İman edenler, Allah yolunda savaşırlar; kafirler ise tağut yolunda savaşırlar. O halde siz de şeytanın dostlarına karşı savaşın! Şüphe yok ki şeytanın hilesi hep boşa çıkmıştır." (Nisa 76)
Nisa Suresi 76. Ayet hakkında Osmanlı alimlerinden olan Ebu’s Suud şöyle demiştir:
A- "İman edenler, Allah yolunda savaşırlar ; kafirler ise tağut yolunda savaşırlar."
Bu kelam-ilahi, mü'minlerin Allahu Teala'nın yardımı ve nusreti sayesinde son derece kuvvetli, düşmanların ise son derece zayıf olduklarını beyanla, Mü'minleri savaşa teşvik ve teşci' eder.
Mü'minler, sadece, kendilerini Allah Celle Celaluhu a ulaştıran ve Allah'ın hak dini ve O'nun kelimesini (hükmünü) yükseltip hakim kılmak uğrunda savaşırlar. Bunun içindir ki Allah da onların velisi ve yardımcısıdır. Kafirler ise kendilerini şeytana ulaştıran tağut uğrunda savaşırlar. Onun için de şeytandan başka onların yardımcısı yoktur.
B- "O halde siz de şeytanın dostlarına karşı savaşın! Şüphe yok ki şeytanın hilesi hep boşa çıkmıştır."
Bu ifade İslam düşmanlarının şeytan yolunda savaştıklarına delalet eder.
Mü'minlerin savaşı ise Allah Yolundadır. Bu sebebledir ki onlar Allahu Teala'nın dostlarıdır.
Bütün bunlar, cihada Mü’minlerin rağbetini artırmak ve azimlerini kuvvetlendirmek içindir. Zira Allahu Teala'nın velayeti, izzet ve kuvvetin sembolüdür; nasıl ki, şeytanın velayeti de, zillet ve zafiyetin misakdir.
Sanki şöyle buyrulmuştur:
"O halde ey Allah'ın dostları! Şeytanın dostlarına karşı savaşın!"
"Şüphe yok ki, şeytanın hilesi (keydi) hep boşa çıkmıştır." Şeytanın düzeni Allahu Teala'nın kudretine kıyasla bir hiç bile değildir. Burada Allahu Teala'nın kuvvetinin beyan edilmemesi, bunun gayet zahir olduğunu zımnen bildirmek içindir. (Ebu's Suud İrşad Tefsiri)
❗️Düşünmeniz için bir iki soru sormak istiyorum!
Soru şu: Laik bir devletin askerleri kimin yolunda ve hangi hükmü yüceltmek için savaşıyorlar? Bu ayete göre tağut yolunda savaşan askerlerin hükmü nedir?
Diğer bir soru: Ebu's Suud harici mi? İngiliz ajanı mı? Vehhabi(!) mi?
@Kitapdf
"İman edenler, Allah yolunda savaşırlar; kafirler ise tağut yolunda savaşırlar. O halde siz de şeytanın dostlarına karşı savaşın! Şüphe yok ki şeytanın hilesi hep boşa çıkmıştır." (Nisa 76)
Nisa Suresi 76. Ayet hakkında Osmanlı alimlerinden olan Ebu’s Suud şöyle demiştir:
A- "İman edenler, Allah yolunda savaşırlar ; kafirler ise tağut yolunda savaşırlar."
Bu kelam-ilahi, mü'minlerin Allahu Teala'nın yardımı ve nusreti sayesinde son derece kuvvetli, düşmanların ise son derece zayıf olduklarını beyanla, Mü'minleri savaşa teşvik ve teşci' eder.
Mü'minler, sadece, kendilerini Allah Celle Celaluhu a ulaştıran ve Allah'ın hak dini ve O'nun kelimesini (hükmünü) yükseltip hakim kılmak uğrunda savaşırlar. Bunun içindir ki Allah da onların velisi ve yardımcısıdır. Kafirler ise kendilerini şeytana ulaştıran tağut uğrunda savaşırlar. Onun için de şeytandan başka onların yardımcısı yoktur.
B- "O halde siz de şeytanın dostlarına karşı savaşın! Şüphe yok ki şeytanın hilesi hep boşa çıkmıştır."
Bu ifade İslam düşmanlarının şeytan yolunda savaştıklarına delalet eder.
Mü'minlerin savaşı ise Allah Yolundadır. Bu sebebledir ki onlar Allahu Teala'nın dostlarıdır.
Bütün bunlar, cihada Mü’minlerin rağbetini artırmak ve azimlerini kuvvetlendirmek içindir. Zira Allahu Teala'nın velayeti, izzet ve kuvvetin sembolüdür; nasıl ki, şeytanın velayeti de, zillet ve zafiyetin misakdir.
Sanki şöyle buyrulmuştur:
"O halde ey Allah'ın dostları! Şeytanın dostlarına karşı savaşın!"
"Şüphe yok ki, şeytanın hilesi (keydi) hep boşa çıkmıştır." Şeytanın düzeni Allahu Teala'nın kudretine kıyasla bir hiç bile değildir. Burada Allahu Teala'nın kuvvetinin beyan edilmemesi, bunun gayet zahir olduğunu zımnen bildirmek içindir. (Ebu's Suud İrşad Tefsiri)
❗️Düşünmeniz için bir iki soru sormak istiyorum!
Soru şu: Laik bir devletin askerleri kimin yolunda ve hangi hükmü yüceltmek için savaşıyorlar? Bu ayete göre tağut yolunda savaşan askerlerin hükmü nedir?
Diğer bir soru: Ebu's Suud harici mi? İngiliz ajanı mı? Vehhabi(!) mi?
@Kitapdf
👍14❤1🔥1
İbn Akil şöyle demiştir:
“Ben ihya diye isimlendirdikleri (ölemli!, kandil!) gecelerde mescidlerde ve türbelerde bir araya gelen zamanımız topluluklarından Allah’a teberri ediyorum. Erkeklerin ve kadınların bir araya geldiği bu toplanmalar hevalarını ihya etmelerinden ve arzularını uyandırmalarından başka bir şey değildir. Bu zamanlarda malların infak edilmesinde gösteriş, duyurma, bunların her birinin kapsamında cereyan eden oyunlar, yalanlar ve gaflet gibi en fasid maksatlar vardır. Camiler bunların kandilleri söndüğü için karanlık olmaya, bunların masiyetlerinden ve fısklarından uzak kalmaya ne kadar muhtaçtır. Tüysüz oğlanlar, kadınlar ve fısk!...
Toplanalar yarın mescidlerin kendilerini lanetlediğini ve kabirlerin kendilerinden Allah’a sığındığını görecektir. Söyle bana ey (Bu önemli sayılan gecelerde!) geceyi camide ihya eden: Hangi kalple döndün? Kalbin vallahi ölmüş, nefsin yaşamıştır. Bu gecelerde bu fiili işleyenin güvenli olunacak yerlerde korkabileceğinden ve suya kanılacağı yerlerde susuzluk çekeceğinden ne kadar endişeliyim! (el Funun)
@Kitapdf
“Ben ihya diye isimlendirdikleri (ölemli!, kandil!) gecelerde mescidlerde ve türbelerde bir araya gelen zamanımız topluluklarından Allah’a teberri ediyorum. Erkeklerin ve kadınların bir araya geldiği bu toplanmalar hevalarını ihya etmelerinden ve arzularını uyandırmalarından başka bir şey değildir. Bu zamanlarda malların infak edilmesinde gösteriş, duyurma, bunların her birinin kapsamında cereyan eden oyunlar, yalanlar ve gaflet gibi en fasid maksatlar vardır. Camiler bunların kandilleri söndüğü için karanlık olmaya, bunların masiyetlerinden ve fısklarından uzak kalmaya ne kadar muhtaçtır. Tüysüz oğlanlar, kadınlar ve fısk!...
Toplanalar yarın mescidlerin kendilerini lanetlediğini ve kabirlerin kendilerinden Allah’a sığındığını görecektir. Söyle bana ey (Bu önemli sayılan gecelerde!) geceyi camide ihya eden: Hangi kalple döndün? Kalbin vallahi ölmüş, nefsin yaşamıştır. Bu gecelerde bu fiili işleyenin güvenli olunacak yerlerde korkabileceğinden ve suya kanılacağı yerlerde susuzluk çekeceğinden ne kadar endişeliyim! (el Funun)
@Kitapdf
👍5❤2🔥1