Forwarded from .
✅ el-Sindi Ebu Harun şöyle demiştir:
Birgün İbn’ul Mübarek’e: "Alimleri bulamayınca ne yapacağız? diye sordum. Bunun üzerine: O zaman kitaplarımıza başvuracağız! dedi". (Nu’aym, Hilyet’ul Evliya)
@akidetulmuslim
Birgün İbn’ul Mübarek’e: "Alimleri bulamayınca ne yapacağız? diye sordum. Bunun üzerine: O zaman kitaplarımıza başvuracağız! dedi". (Nu’aym, Hilyet’ul Evliya)
@akidetulmuslim
👍7❤3
Forwarded from .
İstiva'nın Manası konusunda Münakaşa Ederek Onun Manasının "İstila" Olduğunu İddia Eden Kimsenin Hükmü
Abdullatif b. Abdurrahman b. Hasen şöyle demiştir: Soruya gelince; bu soru, Allah'ın kitabında varit olan İstiva lafzına iman eden, lakin manası hakkında münakaşa ederek onun manasının "istila" olduğunu iddia eden kimse hakkındadır. Bu kimse muattıl sapık bir cehmidir. Zira o Kitap ve Sünnet'in naslarına ve Selefin icmasına muhalefet etmiştir. Yine bu sözün, cehmiyye'nin kendisine tabi oldukları cehm'den geldiği Seletin yanında bilinen bir şeyidir.
Onların sözleri ve habis mezhepleri şunun üzerindedir: Onlar kemal sıfatlar ve yine azamet ve celal sıfatlar ile vasfedilmiş bir Rabbe kulluk etmiyorlar. Onlar ancak sıfatlardan soyutlanmış bir rabbe kulluk ediyorlar.
İmam Lalekai rahimehullah "Kaşifu-Gamme an Mutekid'i Ehi's Sunne" olarak isimlendirdiği kitabında bu mezhebin tekfiri ve dalaletine dair Selefin sözlerini bir araya getirmiştir.
İstiva lafzı hakkında mücadele eden kimseye gelince, o buna ima etmiş değildir O aynı zamanda kafirdir. Küfrü ise en ağır olanı ve kendisinden öncekilerin küfründen daha çirkin olandır. O Kur'an'ın hepsini inkar eden kimse gibidir." (Duraru's Seniyye c.3)
@akidetulmuslim
Abdullatif b. Abdurrahman b. Hasen şöyle demiştir: Soruya gelince; bu soru, Allah'ın kitabında varit olan İstiva lafzına iman eden, lakin manası hakkında münakaşa ederek onun manasının "istila" olduğunu iddia eden kimse hakkındadır. Bu kimse muattıl sapık bir cehmidir. Zira o Kitap ve Sünnet'in naslarına ve Selefin icmasına muhalefet etmiştir. Yine bu sözün, cehmiyye'nin kendisine tabi oldukları cehm'den geldiği Seletin yanında bilinen bir şeyidir.
Onların sözleri ve habis mezhepleri şunun üzerindedir: Onlar kemal sıfatlar ve yine azamet ve celal sıfatlar ile vasfedilmiş bir Rabbe kulluk etmiyorlar. Onlar ancak sıfatlardan soyutlanmış bir rabbe kulluk ediyorlar.
İmam Lalekai rahimehullah "Kaşifu-Gamme an Mutekid'i Ehi's Sunne" olarak isimlendirdiği kitabında bu mezhebin tekfiri ve dalaletine dair Selefin sözlerini bir araya getirmiştir.
İstiva lafzı hakkında mücadele eden kimseye gelince, o buna ima etmiş değildir O aynı zamanda kafirdir. Küfrü ise en ağır olanı ve kendisinden öncekilerin küfründen daha çirkin olandır. O Kur'an'ın hepsini inkar eden kimse gibidir." (Duraru's Seniyye c.3)
@akidetulmuslim
❤10👍2
Suleyman b. Abdullah rahimehullah osmanlılar tarafından idam edilmiştir hemde müzik eşliğinde. Allah şehadetini kabul etsin. Tevhid ve Tevhid ehline bugün olduğu gibi dün de en büyük düşmanlığı maalesef türkler yapmışlardır. Allah kavmimizi islah etsin.
Yukardaki kitabın değeri büyüktür genç bir Muvahhid alimin idamına sebep olmuştur. Allah Subhanehu ve Teala zalimlerden bunun hesabını soracaktır muhakkak.
@Kitapdf
Yukardaki kitabın değeri büyüktür genç bir Muvahhid alimin idamına sebep olmuştur. Allah Subhanehu ve Teala zalimlerden bunun hesabını soracaktır muhakkak.
@Kitapdf
👍8❤4🤔1
Forwarded from .
Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla
Hamd Allah'a, Salat ve Selam Nebimizin üzerine olsun.
Ey Hakkı arayan, ilim talep etmeye onu öğrenmeye, Allah'ın dinine ve yoluna davet etmeye gayret et. Zira sen ilmin ortadan kalktığı, cehaletin yayıldığı, dinin ve sünnetlerin değiştirildiği bir zamandasın. Bilhassa Allah'ın mükemmel ve yüce sıfatlarını bilme meselesinde dinin asıllarının, İslam ve yakin ehlinin dayanağının değişime uğratıldığı bir zamandasın. Bu konuda bazı kimseler doğru yoldan sapmış ve haktan yüz çevirip hakkı inkar etmişlerdir. Öyle ki Allah Teala'nın, kendileriyle kendisini vasfettiği ve kendileri ile kendisini kullarına tanıttığı sıfatlarını yok saymışlardır. O'nun yarattıklarından yukarıda olması, Arş'ına İstiva, konuşması, sevgisi, dostluğu, rızası, öfkesi, gelmesi ve inmesi, onların yok saydıkları sıfatlara örnektir. Onlar, bu ve benzeri sıfatları tevil etmişler, sonunda sıfatları hakikatlerinden sıyırmışlar delalet ettikleri manaları çarpıtmışlardır. Aynı şekilde O'na ibadetin, O'nu birlemenin ve kulları üzerindeki hakkının ne olduğu konusunda da tahrifler yapılmıştır.
Kendisini İslam'a nispet eden insanların çoğu bu konuda sapmışlardır. Sevgi, dua, istiğase, tevekkül, saygı, tazim, alçalma ve korku gibi ibadetin özü olan ve sadece Alemlerin Rabbi'nin hakkı olan fiileri, velilere, salihlere, kabirlere, dikilitaşlara ve şeytanlara yöneltmişlerdir. Hatta bunların aşırıları, Allah ile beraber ibadet ettikleri varlıkların kainat üzerinde tedbire ve tasarrufa sahip olduklarını açıkça dillendirmişler, böylece uluhiyyet konusundaki şirklerine rububiyyet konusundaki şirklerini eklemişlerdir. Hem de onlar böyle bir itikada sahip olmaktan hiç geri durmazlar. Aksine bu itikadlarını açıkça söyler, bununla iftihar ederler, bu uğurda mücadele ederler, sonra da İslam ehlinden olduklarını iddia ederler. Hakikatte onlar yalancıların ta kendileridir. Mekke müşriklerin şirki bunların şirkine yetişememişitir. Bu kimseleri görüyorsun: Kur'an okuyorlar ve kendilerini Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in takipçileri olduklarını iddia ediyorlar. Durumumuzun düzeldikten sonra kötüye gitmesinden, hidayeti bulduktan sonra dalalete düşmekten ve doğru yola girdikten sonra sapkınlıktan Allah'a sığınırız.
Aynı şekilde gerek usul ile ilgili meselelerde gerekse furuu ile ilgili meselelerde yalnızca Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e ittiba etmek de; kendisinin alim, dindar, dayanak ve ilmi merci olduğunu iddia eden kimselerin çoğu tarafından terk edilmiştir. İnsanlar Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e uymak yerine, alim olduklarına inandıkları sözde alimlerin sözlerine yönelmişlerdir. Eğer bir kimse dunların sözlerini reddedecek olsa, onlar tarafından ahmak ve deli addedilir. İşte Şeriat'e uyduğunu ve dine bağlı olduğunu iddia eden kimselerin çoğunun durumu budur. Sence hak ve din bundan daha garip bir duruma düşebilir mi? Şu halde sen imanı bilip onu kabul etmeye, öncelemeye ve diğer insanlara tavsiye etmeye çabala. Umulur ki yeryüzünün her tarafını kaplayan ve nesiller boyu insanların çoğunu helak eden bu şirkten ve ta'tilden kurtulursun.
Allah beni ve seni razı olduğu yola iletsin ve bu yolda ayaklarımızı sabit kılsın. Kafirlerin, din düşmanlarının saptırmalarına ve tuzaklarına karşı korusun. Amin.
@akidetulmuslim
Hamd Allah'a, Salat ve Selam Nebimizin üzerine olsun.
Ey Hakkı arayan, ilim talep etmeye onu öğrenmeye, Allah'ın dinine ve yoluna davet etmeye gayret et. Zira sen ilmin ortadan kalktığı, cehaletin yayıldığı, dinin ve sünnetlerin değiştirildiği bir zamandasın. Bilhassa Allah'ın mükemmel ve yüce sıfatlarını bilme meselesinde dinin asıllarının, İslam ve yakin ehlinin dayanağının değişime uğratıldığı bir zamandasın. Bu konuda bazı kimseler doğru yoldan sapmış ve haktan yüz çevirip hakkı inkar etmişlerdir. Öyle ki Allah Teala'nın, kendileriyle kendisini vasfettiği ve kendileri ile kendisini kullarına tanıttığı sıfatlarını yok saymışlardır. O'nun yarattıklarından yukarıda olması, Arş'ına İstiva, konuşması, sevgisi, dostluğu, rızası, öfkesi, gelmesi ve inmesi, onların yok saydıkları sıfatlara örnektir. Onlar, bu ve benzeri sıfatları tevil etmişler, sonunda sıfatları hakikatlerinden sıyırmışlar delalet ettikleri manaları çarpıtmışlardır. Aynı şekilde O'na ibadetin, O'nu birlemenin ve kulları üzerindeki hakkının ne olduğu konusunda da tahrifler yapılmıştır.
Kendisini İslam'a nispet eden insanların çoğu bu konuda sapmışlardır. Sevgi, dua, istiğase, tevekkül, saygı, tazim, alçalma ve korku gibi ibadetin özü olan ve sadece Alemlerin Rabbi'nin hakkı olan fiileri, velilere, salihlere, kabirlere, dikilitaşlara ve şeytanlara yöneltmişlerdir. Hatta bunların aşırıları, Allah ile beraber ibadet ettikleri varlıkların kainat üzerinde tedbire ve tasarrufa sahip olduklarını açıkça dillendirmişler, böylece uluhiyyet konusundaki şirklerine rububiyyet konusundaki şirklerini eklemişlerdir. Hem de onlar böyle bir itikada sahip olmaktan hiç geri durmazlar. Aksine bu itikadlarını açıkça söyler, bununla iftihar ederler, bu uğurda mücadele ederler, sonra da İslam ehlinden olduklarını iddia ederler. Hakikatte onlar yalancıların ta kendileridir. Mekke müşriklerin şirki bunların şirkine yetişememişitir. Bu kimseleri görüyorsun: Kur'an okuyorlar ve kendilerini Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in takipçileri olduklarını iddia ediyorlar. Durumumuzun düzeldikten sonra kötüye gitmesinden, hidayeti bulduktan sonra dalalete düşmekten ve doğru yola girdikten sonra sapkınlıktan Allah'a sığınırız.
Aynı şekilde gerek usul ile ilgili meselelerde gerekse furuu ile ilgili meselelerde yalnızca Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e ittiba etmek de; kendisinin alim, dindar, dayanak ve ilmi merci olduğunu iddia eden kimselerin çoğu tarafından terk edilmiştir. İnsanlar Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e uymak yerine, alim olduklarına inandıkları sözde alimlerin sözlerine yönelmişlerdir. Eğer bir kimse dunların sözlerini reddedecek olsa, onlar tarafından ahmak ve deli addedilir. İşte Şeriat'e uyduğunu ve dine bağlı olduğunu iddia eden kimselerin çoğunun durumu budur. Sence hak ve din bundan daha garip bir duruma düşebilir mi? Şu halde sen imanı bilip onu kabul etmeye, öncelemeye ve diğer insanlara tavsiye etmeye çabala. Umulur ki yeryüzünün her tarafını kaplayan ve nesiller boyu insanların çoğunu helak eden bu şirkten ve ta'tilden kurtulursun.
Allah beni ve seni razı olduğu yola iletsin ve bu yolda ayaklarımızı sabit kılsın. Kafirlerin, din düşmanlarının saptırmalarına ve tuzaklarına karşı korusun. Amin.
@akidetulmuslim
❤9👍1
es Semani rahimehullah şöyle demiştir: "Bir kimse dese ki: 'Söylediğinize göre kader, sıfat ve imanın şartları meselelerine dalmak bağların kopmasına, insanların birbirine sırt çevirmesine ve ihtilafa düşmesine sebep olmaktadır. Bundan dolayı bu meselelerle ilgilenmemek ve bu meselelerden yüz çevirmek gerekir."
(Böyle diyene) verilecek cevap şudur: Biz bunu ancak sonradan ortaya atılan meseleler hakkında söyledik. Yukardaki meselelere imana gelince bu dinin aslının şartındandır. Bunları Rasulullah sallallallahu aleyhi ve sellem'den ve Ashabından hangi nakit sabit olmuşsa o doğrultuda kabul etmek olmazsa olmazdır.
İnsanlar bunlar hakkında ayrılığa düşecek diye bunları aktarmaktan, nakletmekten ve açıklamaktan yüz çevirmek bize caiz olmaz. Nitekim İslam'ın aslı, Tevhide davet ve şehadeteyni açıktan söyleme hususlarında da bu geçerlidir.
Allah'a hamd olsun ki O'nun lütfu sayesinde daha önce söz konusu ettiklerimiz ile dosdoğru yolun Ehli Hadis'in yolu olduğu, hakkın onların aktardıkları ve naklettikleri olduğ anlaşılmıştır." (el İntisar li Ashabi'l Hadis s.86)
@akidetulmuslim
(Böyle diyene) verilecek cevap şudur: Biz bunu ancak sonradan ortaya atılan meseleler hakkında söyledik. Yukardaki meselelere imana gelince bu dinin aslının şartındandır. Bunları Rasulullah sallallallahu aleyhi ve sellem'den ve Ashabından hangi nakit sabit olmuşsa o doğrultuda kabul etmek olmazsa olmazdır.
İnsanlar bunlar hakkında ayrılığa düşecek diye bunları aktarmaktan, nakletmekten ve açıklamaktan yüz çevirmek bize caiz olmaz. Nitekim İslam'ın aslı, Tevhide davet ve şehadeteyni açıktan söyleme hususlarında da bu geçerlidir.
Allah'a hamd olsun ki O'nun lütfu sayesinde daha önce söz konusu ettiklerimiz ile dosdoğru yolun Ehli Hadis'in yolu olduğu, hakkın onların aktardıkları ve naklettikleri olduğ anlaşılmıştır." (el İntisar li Ashabi'l Hadis s.86)
@akidetulmuslim
👍8❤1
Forwarded from .
Beni tanımak mı istiyorsun?
Ben Abdullah
Ademin oğluyum
Annemin ismi ise Havva
Tevhid’dir güttüğüm Dava
Allah’a hamd olsun ki gelmedi ecelim
İslam elbisesiyle bürününceye kadar
Bazı insanlar ölmemi temenni etti
Ölürsem bu tek başıma içinde yürüdüğüm bir yol değildir
Benden sonra hayatta kalanın, hayatta kalması beni üzmez
Benden önce ölenin ölümü de beni dünyada ebedi bırakmaz
Ölüp gidenden sonraya kalana de ki: Sen de benzeri bir ölüme hazırlan!
Ve bil ki ölüm senin de peşinden gelmektedir.
Ya Rabbi! Beni sorguya çekersen, sorguya çekmen benim için azap olur, benimse vereceiğin cezaya takatim yoktur
Günahları toprak gibi çok olan günahkarı bağışlarsan, Sen Rahim olan Rabbimsin.
@akidetulmuslim
Ben Abdullah
Ademin oğluyum
Annemin ismi ise Havva
Tevhid’dir güttüğüm Dava
Allah’a hamd olsun ki gelmedi ecelim
İslam elbisesiyle bürününceye kadar
Bazı insanlar ölmemi temenni etti
Ölürsem bu tek başıma içinde yürüdüğüm bir yol değildir
Benden sonra hayatta kalanın, hayatta kalması beni üzmez
Benden önce ölenin ölümü de beni dünyada ebedi bırakmaz
Ölüp gidenden sonraya kalana de ki: Sen de benzeri bir ölüme hazırlan!
Ve bil ki ölüm senin de peşinden gelmektedir.
Ya Rabbi! Beni sorguya çekersen, sorguya çekmen benim için azap olur, benimse vereceiğin cezaya takatim yoktur
Günahları toprak gibi çok olan günahkarı bağışlarsan, Sen Rahim olan Rabbimsin.
@akidetulmuslim
😢10❤6👍4
Forwarded from .
HİTAYETE GİDEN YOL
Hitayet, Allah Azze ve Celle'nin Kelamı, Vahyi ve İlminden indirmiş olduğu Kur'an'da, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in bize göstermiş olduğu Sünnetinde, hidayet rehberi olan Sahabelerinin üzerinde icma ettiği meselelerde, Sahabelerden sonra gelen hayırlı Tabiin neslinde, Muhaddis İmamlarda ve Selef Alimlerinden olan fakihlerde vardır.
Ehli Sünnetin mezhebi: Allah Teala'nın kendi Nefsi için ispat ettiği, Yüz, El ve diğer şeyleri ispat etmektir. Bizim Allah'ın Yüzü, ve Eli vardır dememiz. Allah Teala'yı mahlukata benzettiğimiz manasına gelmez. Bilakis Allah Teala'nın kendi Nefsi hakkında haber verdiği şeyler haktır. O'nun sözü haktır. O'nun söylediği sözlerin üstüne hiçbir şey eklemeyiz. Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.
(Kivamu'S Sunne el Hucce)
@KurtulusunAnahtari
Hitayet, Allah Azze ve Celle'nin Kelamı, Vahyi ve İlminden indirmiş olduğu Kur'an'da, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in bize göstermiş olduğu Sünnetinde, hidayet rehberi olan Sahabelerinin üzerinde icma ettiği meselelerde, Sahabelerden sonra gelen hayırlı Tabiin neslinde, Muhaddis İmamlarda ve Selef Alimlerinden olan fakihlerde vardır.
Ehli Sünnetin mezhebi: Allah Teala'nın kendi Nefsi için ispat ettiği, Yüz, El ve diğer şeyleri ispat etmektir. Bizim Allah'ın Yüzü, ve Eli vardır dememiz. Allah Teala'yı mahlukata benzettiğimiz manasına gelmez. Bilakis Allah Teala'nın kendi Nefsi hakkında haber verdiği şeyler haktır. O'nun sözü haktır. O'nun söylediği sözlerin üstüne hiçbir şey eklemeyiz. Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.
(Kivamu'S Sunne el Hucce)
@KurtulusunAnahtari
❤7👍1
Forwarded from .
Bu paylaşım bir kanala aittir.
Admının söylemek istediği şey doğru olmakla birlikte kullandığı ifadeler hem doğru hem de yanlıştır. Bu konu üzerine biraz duralım inşaAllah. Umarım ki hem kendim hem de sizin için faydalı olur.
@KurtulusunAnahtari
Admının söylemek istediği şey doğru olmakla birlikte kullandığı ifadeler hem doğru hem de yanlıştır. Bu konu üzerine biraz duralım inşaAllah. Umarım ki hem kendim hem de sizin için faydalı olur.
@KurtulusunAnahtari
👍2
Forwarded from .
Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
Ben burada bidatçilerin fitnelerini yani hak sözü ile batılı kastetmelerini oturup dinleme vs. gibi konuları kastetmiyorum ancak resimde yazılan şeyler o konu hakkında olduğunu düşünüyorum fakat kullandığı ifadeler doğru değildir. Benim üzerinde duracağım şey şu kısımdır “Bilakis, hak ancak hak ehlinden gelirse itibar edilir”
Şimdi doğru yolda olmayan birisi kimin hak kimin batıl olduğunu nasıl bilecektir?
Bu ancak konuşmakla ya da yazıyla ortaya çıkabilecek birşeydir. Hakta nur ve tatlılık vardır, batılın ise kalbi tırmalayan bir yönü vardır.
Düşünün ki bizde öncesinde doğru yolda değildik ve mesela bize göre de belki “sakallılar” insanları saptıran doğru yolda olmayan kişilerdi ancak bize de ya onların hediye ettiği bir kitap ya da bir söz ya da “sakallı” birinin daveti davet sırasında söylediği sözler etki ederek hidayet yoluna girmemize vesile oldu. Şimdi yukardaki söz ile hareket etseydik “Hak ancak hak ehlinden gelirse itibar edilir” sözüne göre bizim bu “sakallıları” ne dinlememiz gerekirdi ne de konuşmalarına fırsatı vermememiz gerekirdi.
Bazen kişi kendini doğru zannedebilir ancak doğru olmayabilir sen ise hak olan görüşü anlatmak için uğraşırken batıl olan sırf seni sapık gördüğü için dinlemeye yanaşmıyor ya da yazdığın şeyleri okumuyor sonrada seni suçluyor bu durumda ziyanda olan kimdir?
Hak şahıslara göre batıl olmaz. Hak haktır. Hakkın karşısında da batıl duramaz.
Sözü uzatmak istemiyorum o yüzden bu konuya dair bazı sözler paylaşmak istiyorum.
Ebu Hureyre radiyallahu anh’tan nakledildiğinde göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Değerli bilgiler Mü’minin yitik malıdır, onu nerde bulursa almaya daha hak sahibidir.” (Tirmizi; İbn Mace Zuhd 17)
Ali radiyallahu anh’ın şöyle dediği nakledilmiştir: “Nerede olursa olsun hikmeti almaya çalış, çünkü hikmet, münafığın gönlünde, oradan çıkıp ona sahip olacak Mü’minin gönlüne girip yerleşinceye kadar sakin olmaz.”
Muaz b. Cebel radiyallahu anh uzun bir hadiste şöyle demiştir: ... Sizleri alim kimsenlerin sapıklığından sakındırırım, çünkü şeytan batıl sözleri alimin dilinden söyletir. Bazen de münafık doğru söz söyleyebilir.” Ravi: dedi ki: Ben Muaz b. Cebel’e: “Allah sana rahmet etsin. İyi ama ben alim kimsenin batıl söz söylediğini, münafık kimsenin de bazen doğruyu söylediğini nerden bileceğim” dedim. O da şöyle cevap verdi: “Evet bu konuda sen şöyle hareket edersin. Alim kimsenin herkesin dikkatini çeken ve bu da nedir böyle? Dedikleri ve tepki gösterdikleri sözlerden sakın. Fakat alimin bazen böyle yanılması seni onun sözlerini dinlemekten vazgeçirmesin. Çünkü onun o sözünden hakka dönmesi umulabilir ve sen hakkı işittiğin zaman onu kimin ağzından çıktığına bakmadan mutlaka al. Çünkü hakta nur vardır.” (Ebu Davud 4611)
Huzeyfe'yle Selman radiyallahu anhuma, Nabatlı bir kadının yanında konakladılar. Kadına: "Burada namaz kılabileceğimiz temiz bir yer var mı?" diye sordular. Kadın, onlara:
- Kalbinizi temiz tutun, dedi. Bu söz üzerine biri, diğerine:
- İnkar eden bir kalpten çıkan hikmetli sözü al dedi." (Hilyetul Evliya)
İbn Abbas radiyallahu anh şöyle demiştir: "Kimden duyarsan hikmeti al. Kişi hikmet sahibi olmadan hikmetle konuşursa, o hikmet, atıcısı olmayan ok gibidir." (Sıfatus Safve)
İbn Mes'ud radiyallahu anhu şöyle demiştir: "Küçük olsun büyük olsun, kendisinden uzak durup buğz ettiğin kimselerden olsa bile Hak ile geldiğinde kabul et, kendisine yakın olup sevdiğin kimselerden olsa bile batıl ile geldiğinde reddet." (Taberani el-Kebir, 9/102)
Buna benzer sözler Sahabeden ve bazı Selef alimlerinden de nakledilmektedir.
@KurtulusunAnahtari
Ben burada bidatçilerin fitnelerini yani hak sözü ile batılı kastetmelerini oturup dinleme vs. gibi konuları kastetmiyorum ancak resimde yazılan şeyler o konu hakkında olduğunu düşünüyorum fakat kullandığı ifadeler doğru değildir. Benim üzerinde duracağım şey şu kısımdır “Bilakis, hak ancak hak ehlinden gelirse itibar edilir”
Şimdi doğru yolda olmayan birisi kimin hak kimin batıl olduğunu nasıl bilecektir?
Bu ancak konuşmakla ya da yazıyla ortaya çıkabilecek birşeydir. Hakta nur ve tatlılık vardır, batılın ise kalbi tırmalayan bir yönü vardır.
Düşünün ki bizde öncesinde doğru yolda değildik ve mesela bize göre de belki “sakallılar” insanları saptıran doğru yolda olmayan kişilerdi ancak bize de ya onların hediye ettiği bir kitap ya da bir söz ya da “sakallı” birinin daveti davet sırasında söylediği sözler etki ederek hidayet yoluna girmemize vesile oldu. Şimdi yukardaki söz ile hareket etseydik “Hak ancak hak ehlinden gelirse itibar edilir” sözüne göre bizim bu “sakallıları” ne dinlememiz gerekirdi ne de konuşmalarına fırsatı vermememiz gerekirdi.
Bazen kişi kendini doğru zannedebilir ancak doğru olmayabilir sen ise hak olan görüşü anlatmak için uğraşırken batıl olan sırf seni sapık gördüğü için dinlemeye yanaşmıyor ya da yazdığın şeyleri okumuyor sonrada seni suçluyor bu durumda ziyanda olan kimdir?
Hak şahıslara göre batıl olmaz. Hak haktır. Hakkın karşısında da batıl duramaz.
Sözü uzatmak istemiyorum o yüzden bu konuya dair bazı sözler paylaşmak istiyorum.
Ebu Hureyre radiyallahu anh’tan nakledildiğinde göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Değerli bilgiler Mü’minin yitik malıdır, onu nerde bulursa almaya daha hak sahibidir.” (Tirmizi; İbn Mace Zuhd 17)
Ali radiyallahu anh’ın şöyle dediği nakledilmiştir: “Nerede olursa olsun hikmeti almaya çalış, çünkü hikmet, münafığın gönlünde, oradan çıkıp ona sahip olacak Mü’minin gönlüne girip yerleşinceye kadar sakin olmaz.”
Muaz b. Cebel radiyallahu anh uzun bir hadiste şöyle demiştir: ... Sizleri alim kimsenlerin sapıklığından sakındırırım, çünkü şeytan batıl sözleri alimin dilinden söyletir. Bazen de münafık doğru söz söyleyebilir.” Ravi: dedi ki: Ben Muaz b. Cebel’e: “Allah sana rahmet etsin. İyi ama ben alim kimsenin batıl söz söylediğini, münafık kimsenin de bazen doğruyu söylediğini nerden bileceğim” dedim. O da şöyle cevap verdi: “Evet bu konuda sen şöyle hareket edersin. Alim kimsenin herkesin dikkatini çeken ve bu da nedir böyle? Dedikleri ve tepki gösterdikleri sözlerden sakın. Fakat alimin bazen böyle yanılması seni onun sözlerini dinlemekten vazgeçirmesin. Çünkü onun o sözünden hakka dönmesi umulabilir ve sen hakkı işittiğin zaman onu kimin ağzından çıktığına bakmadan mutlaka al. Çünkü hakta nur vardır.” (Ebu Davud 4611)
Huzeyfe'yle Selman radiyallahu anhuma, Nabatlı bir kadının yanında konakladılar. Kadına: "Burada namaz kılabileceğimiz temiz bir yer var mı?" diye sordular. Kadın, onlara:
- Kalbinizi temiz tutun, dedi. Bu söz üzerine biri, diğerine:
- İnkar eden bir kalpten çıkan hikmetli sözü al dedi." (Hilyetul Evliya)
İbn Abbas radiyallahu anh şöyle demiştir: "Kimden duyarsan hikmeti al. Kişi hikmet sahibi olmadan hikmetle konuşursa, o hikmet, atıcısı olmayan ok gibidir." (Sıfatus Safve)
İbn Mes'ud radiyallahu anhu şöyle demiştir: "Küçük olsun büyük olsun, kendisinden uzak durup buğz ettiğin kimselerden olsa bile Hak ile geldiğinde kabul et, kendisine yakın olup sevdiğin kimselerden olsa bile batıl ile geldiğinde reddet." (Taberani el-Kebir, 9/102)
Buna benzer sözler Sahabeden ve bazı Selef alimlerinden de nakledilmektedir.
@KurtulusunAnahtari
👍3❤2
Forwarded from .
Yine bir hadiste şöyle geçmektedir:
Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle dedi:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem beni ramazan zekatı mallarını korumakla görevlendirmişti. Bir adam gelip yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Adamı tuttum ve: “Vallahi seni Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna götüreceğim” dedim. Adam: “Şüphesiz ben muhtacım, çoluğum çocuğum ve pek çok ihtiyacım var” dedi. Bunun üzerine ben adamı salıverdim. Sabaha çıkınca, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ya Eba Hureyre! Dün gece tutsağın ne yaptı?” buyurdu. Ben de: “Ya Resulallah! İhtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi, ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “O sana yalan söyledi, tekrar gelecek.” buyurdu. (Üç defa aynı şey yaşanıyor üçüncü yakalanışında) Ebu Hureyre radiyallahu anh şöyle diyor: Onu tekrar yakaladım ve “Seni mutlaka Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım, artık bu üçüncü ve son gelişindir. Bir daha gelmeyeceiğine söz veriyorsun, sonra tekrar geliyorsun” dedim. Bu defa bana: “Beni bırak! Allah’ın seni faydalandıracağı bazı kelimeleri ben sana öğreteyim, dedi. Ben: “O kelimeler nelerdir” dedim. O: “Yatağına girdiğinde Ayete’l Kursi’yi oku. O takdirde, senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşamaz, dedi. Bunun üzerine ben onu salıverdim. Sabah olunca Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bana: “Tutsağın dün gece ne yaptı?” diye sordu. Ben de: “Ya Rasulullah! Allah’ın beni faydalandıracağı birtakım kelimeleri bana öğreteceğini söyledi, ben de onu salıverdim, dedim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “O kelimler neler?” diye sordu, (yukarda geçtiği gibi) dediğini söyledim. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Bak hele! Kendisi yalancı olduğu halde bu sefer sana doğruyu söylemiş. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun, ey Ebu Hureyre?” dedi. Ben: “Hayır bilmiyorum” dedim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem “O şeytandır” buyurdu. (Buhari)
Yine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ehli kitaptan kıssaların nakledilmesine cevaz vermiştir. (Buhari, Muslim, Tirmizi İlm 13, İmam Ahmed Musned)
Sonuç olarak hak kimden gelirse gelsin kabul edilir.
Bu konuda benim çok beğendiğim bir söz var o sözü paylaşarak noktalayayım:
Said b. Cubeyr rahimehullah diyor ki: Karşılaştığım bir rahip bana şöyle dedi: “Ey Said! Fitne zamanında ancak kim Allah’a, kim de tağuta kulluk ediyor belli olur.” (Hilyetul Evliya)
Bu çok güzel bir söz bu sözü kabul etmeyen yoktur sanırım?! Ya da var mıdır?! Bilemiyorum. Allah bizi doğruya ulaştırsın.
Elhamdulillah.
@KurtulusunAnahtari
Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle dedi:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem beni ramazan zekatı mallarını korumakla görevlendirmişti. Bir adam gelip yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Adamı tuttum ve: “Vallahi seni Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna götüreceğim” dedim. Adam: “Şüphesiz ben muhtacım, çoluğum çocuğum ve pek çok ihtiyacım var” dedi. Bunun üzerine ben adamı salıverdim. Sabaha çıkınca, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ya Eba Hureyre! Dün gece tutsağın ne yaptı?” buyurdu. Ben de: “Ya Resulallah! İhtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi, ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “O sana yalan söyledi, tekrar gelecek.” buyurdu. (Üç defa aynı şey yaşanıyor üçüncü yakalanışında) Ebu Hureyre radiyallahu anh şöyle diyor: Onu tekrar yakaladım ve “Seni mutlaka Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım, artık bu üçüncü ve son gelişindir. Bir daha gelmeyeceiğine söz veriyorsun, sonra tekrar geliyorsun” dedim. Bu defa bana: “Beni bırak! Allah’ın seni faydalandıracağı bazı kelimeleri ben sana öğreteyim, dedi. Ben: “O kelimeler nelerdir” dedim. O: “Yatağına girdiğinde Ayete’l Kursi’yi oku. O takdirde, senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşamaz, dedi. Bunun üzerine ben onu salıverdim. Sabah olunca Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bana: “Tutsağın dün gece ne yaptı?” diye sordu. Ben de: “Ya Rasulullah! Allah’ın beni faydalandıracağı birtakım kelimeleri bana öğreteceğini söyledi, ben de onu salıverdim, dedim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “O kelimler neler?” diye sordu, (yukarda geçtiği gibi) dediğini söyledim. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Bak hele! Kendisi yalancı olduğu halde bu sefer sana doğruyu söylemiş. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun, ey Ebu Hureyre?” dedi. Ben: “Hayır bilmiyorum” dedim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem “O şeytandır” buyurdu. (Buhari)
Yine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ehli kitaptan kıssaların nakledilmesine cevaz vermiştir. (Buhari, Muslim, Tirmizi İlm 13, İmam Ahmed Musned)
Sonuç olarak hak kimden gelirse gelsin kabul edilir.
Bu konuda benim çok beğendiğim bir söz var o sözü paylaşarak noktalayayım:
Said b. Cubeyr rahimehullah diyor ki: Karşılaştığım bir rahip bana şöyle dedi: “Ey Said! Fitne zamanında ancak kim Allah’a, kim de tağuta kulluk ediyor belli olur.” (Hilyetul Evliya)
Bu çok güzel bir söz bu sözü kabul etmeyen yoktur sanırım?! Ya da var mıdır?! Bilemiyorum. Allah bizi doğruya ulaştırsın.
Elhamdulillah.
@KurtulusunAnahtari
❤6