Batılılaşma kirli bir elbisedir.
Kim karanlıkta yaşamaya alısmışsa gözleri aydınlıkta görme zorluğu çeker. Kim uzun süre yerinden kıpırdamadan oturmaya alışırsa ayağa kalkmak ona zor gelir. Kimin zilleti uzun sürerse izzet ona ağır gelir.
İnsanlar Tevhidi gerçek anlamda bilmiş olsalardı Onun etrafinda toplanırlardı. Çünkü Tevhidden başka bütün ihtilafların çözümü kolaydır.
@Kitapdf
Kim karanlıkta yaşamaya alısmışsa gözleri aydınlıkta görme zorluğu çeker. Kim uzun süre yerinden kıpırdamadan oturmaya alışırsa ayağa kalkmak ona zor gelir. Kimin zilleti uzun sürerse izzet ona ağır gelir.
İnsanlar Tevhidi gerçek anlamda bilmiş olsalardı Onun etrafinda toplanırlardı. Çünkü Tevhidden başka bütün ihtilafların çözümü kolaydır.
@Kitapdf
❤8👍4🥰1
Batılı ve batılılaşmış toplumlar insan haklarından dem vurur ancak onlar insanı hayvan seviyesine indirip hayvanlar ile insanlari eşit tutarlar hatta bazen hayvanları insandan daha üstün tutarlar. Bunun örneklerini her yerde görmek mümkündür.
Erkek ve kadın eşitliği de böyledir. Bu tür fikirler şeytani fikirlerdir. Allah'ın yarattığı fıtratı bozmaya yöneliktir. Ancak insanlar bunu ilericilik görüyor.
İşte İslam dini herkese yaratılışına uygun olan neyse onu vermektedir. Hepimiz verilene razı olursak dünya daha güzel bir yer olur. Erkekler gerekeni yapar kadinlar da gerekeni yaparsa düzen sağlanır ancak kadınlar erkeklerin işlerini yapmak için var güçleriyle çabalarlarsa hem kendilerini boşuna yormuş olurlar hem de düzenin bozulması için şeytanlara yardım etmiş olurlar.
Allah kadınlardan bir çok yükü kaldırmıştır. Evinde oturup ev işleriyle ilgilenmek eşine hizmet etmek aslında kadın için kolaydır ancak ne yazık ki evde oturup ev işleyle uğraşmak kadınların çoğuna çok zor geliyor ancak aynı kadın işe gidip onlarca kişiye hizmet etmeye razı oluyor burada bir tezatlık yok mu sizce? Bunun üzerine düşünün.
@Kitapdf
Erkek ve kadın eşitliği de böyledir. Bu tür fikirler şeytani fikirlerdir. Allah'ın yarattığı fıtratı bozmaya yöneliktir. Ancak insanlar bunu ilericilik görüyor.
İşte İslam dini herkese yaratılışına uygun olan neyse onu vermektedir. Hepimiz verilene razı olursak dünya daha güzel bir yer olur. Erkekler gerekeni yapar kadinlar da gerekeni yaparsa düzen sağlanır ancak kadınlar erkeklerin işlerini yapmak için var güçleriyle çabalarlarsa hem kendilerini boşuna yormuş olurlar hem de düzenin bozulması için şeytanlara yardım etmiş olurlar.
Allah kadınlardan bir çok yükü kaldırmıştır. Evinde oturup ev işleriyle ilgilenmek eşine hizmet etmek aslında kadın için kolaydır ancak ne yazık ki evde oturup ev işleyle uğraşmak kadınların çoğuna çok zor geliyor ancak aynı kadın işe gidip onlarca kişiye hizmet etmeye razı oluyor burada bir tezatlık yok mu sizce? Bunun üzerine düşünün.
@Kitapdf
❤12👍4
Ne kadar ilginç? Devlet başkanları insanlara herkesin istediği ilaha tapma hürriyeti tanımasına rağmen kendisine karşı gelinmesine veya kendisinden başkasına itaat edilmesine asla izin vermiyor. Böylece Allah'a karşı gelmeyi caiz görüyor ama kendisine karşı gelmeyi yasaklıyor!
@Kitapdf
@Kitapdf
❤12👍6🔥2
Forwarded from .
Önemli bir mesele:
Sonradan gelen bazı kişiler, bir takım kavilleri ve görüşleri imam Ahmed'e nispet ederler. Bu görüşlerle Beyhaki'nin kitaplarında karşılaşıyorlar. Orada "imam Ahmed dedi" ifadeleri bulunmaktadır. Onlarda bu söz imam Ahmed b. Hanbel'in sözü olduğunu zannediyorlar. Halbuki bu imam Ahmed, Ahmed b. Hanbel değil, bilakis Beyhaki'nin kendisidir.
@akidetulmuslim
Sonradan gelen bazı kişiler, bir takım kavilleri ve görüşleri imam Ahmed'e nispet ederler. Bu görüşlerle Beyhaki'nin kitaplarında karşılaşıyorlar. Orada "imam Ahmed dedi" ifadeleri bulunmaktadır. Onlarda bu söz imam Ahmed b. Hanbel'in sözü olduğunu zannediyorlar. Halbuki bu imam Ahmed, Ahmed b. Hanbel değil, bilakis Beyhaki'nin kendisidir.
@akidetulmuslim
👍8❤2
Forwarded from KİTAPDF
Tevhid, insanın nefsini, hayatını düzene koyan bir ölçüdür.
İnsan yapısı ve yaradılışı itibarıyla abid yani kuldur.
İnsan nefsi, bu fıtri özelliği sebebiyle her zaman kendisine bir ilah arar... O kendisi için aralıksız olarak bir mabud bulmaya çalışır.
O halde insan için, ibadet etmek kaçınılmaz bir şeydir. İnsan ya Allah'a ya da O'ndan başka herhangi bir şeye ibadet eder.
İnsanlar çeşitli cahiliye dönemlerinde babaya, toteme, şimşek ve yıldırım, rüzgar, yağmur gibi çeşitli tabiat güçlerine; güneş, ay ve yıldızlar gibi gök cisimlerine; put ve heykellere, peygamber, aziz, haham ve rahip gibi birtakım insanlara yahut tabiata tapıyorlardı. Bundan sonra insan "çağdaş cahiliye"de bizzat kendisine tapmaya başladı. Peşinden, kendilerine ibadet edilenler yine çoğaldı. Ve kiminin adı vatan, kimin adı devlet, kavmiyet, ideoloji, parti veya lider vb. oldu. Ya da ırka, maddi üretime, dolara ibadet edilmeye başlandı.
Evet, bütün bunlar insanların Allah'ı bırakıp rab edindiği çeşitli mabudlardır. Bu mabudlar, insanların hayatına hakim olmakta, insanlar da gerçek olsun veya olmasın bu mabudların kendilerine verdikleri emirler doğrultusunda yollarına devam etmektedirler.
Bütün bu durumlarda insanlar edindikleri rablere ibadet ediyor ve bu rablerin kendilerine verdikleri emirlere boyun eğiyorlar.
Hidayet bulmaları halinde ise insanlar, hiçbir ortak koşmaksızın sadece Allah'a ibadet ederler. O'nun emir ve yasaklarına uyarlar, yani Allah'ın indirdikleri ile hükmederler.
Beşeriyetin hayatının terazisi Tevhiddir.
Bu kainatı yaratan kimdir? Bu kainatı yöneten, onlayları meydana getiren kimdir? İnsanlığa hayatın yolunu çizecek kimdir? Onlara kim "Şu helaldir, bu haramdır" diyecek? "Bu mubahtır, bu değildir, bu güzeldir, bu çirkindir, bu helaldir, hoştur, şunlarda pistir." diye kim söyleyecektir?
Bir kere bu, uydurma tanrıların değil, gerçek ilahın kulları üzerindeki hakkıdır. Çünkü yaraan O olduğuna göre hükmün-emrin-yönetimin sahibi de O'dur.
"Haberiniz olsun, yaratmak da, emretmek de O'nundur." (Araf 54)
Diğer taraftan bu her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Alim ve Habir olan Allah'ın hakkıdır. Bilgisiz ve ufukları sınırlı kimselerin ahkkı değildir.
TEVHİD AKİDESİNDE HAKİMİYET HİÇBİR ORTAĞI SÖZ KONUSU OLMAKSIZIN YALNIZ ALLAH'INDIR.
@Kitapdf
İnsan yapısı ve yaradılışı itibarıyla abid yani kuldur.
İnsan nefsi, bu fıtri özelliği sebebiyle her zaman kendisine bir ilah arar... O kendisi için aralıksız olarak bir mabud bulmaya çalışır.
O halde insan için, ibadet etmek kaçınılmaz bir şeydir. İnsan ya Allah'a ya da O'ndan başka herhangi bir şeye ibadet eder.
İnsanlar çeşitli cahiliye dönemlerinde babaya, toteme, şimşek ve yıldırım, rüzgar, yağmur gibi çeşitli tabiat güçlerine; güneş, ay ve yıldızlar gibi gök cisimlerine; put ve heykellere, peygamber, aziz, haham ve rahip gibi birtakım insanlara yahut tabiata tapıyorlardı. Bundan sonra insan "çağdaş cahiliye"de bizzat kendisine tapmaya başladı. Peşinden, kendilerine ibadet edilenler yine çoğaldı. Ve kiminin adı vatan, kimin adı devlet, kavmiyet, ideoloji, parti veya lider vb. oldu. Ya da ırka, maddi üretime, dolara ibadet edilmeye başlandı.
Evet, bütün bunlar insanların Allah'ı bırakıp rab edindiği çeşitli mabudlardır. Bu mabudlar, insanların hayatına hakim olmakta, insanlar da gerçek olsun veya olmasın bu mabudların kendilerine verdikleri emirler doğrultusunda yollarına devam etmektedirler.
Bütün bu durumlarda insanlar edindikleri rablere ibadet ediyor ve bu rablerin kendilerine verdikleri emirlere boyun eğiyorlar.
Hidayet bulmaları halinde ise insanlar, hiçbir ortak koşmaksızın sadece Allah'a ibadet ederler. O'nun emir ve yasaklarına uyarlar, yani Allah'ın indirdikleri ile hükmederler.
Beşeriyetin hayatının terazisi Tevhiddir.
Bu kainatı yaratan kimdir? Bu kainatı yöneten, onlayları meydana getiren kimdir? İnsanlığa hayatın yolunu çizecek kimdir? Onlara kim "Şu helaldir, bu haramdır" diyecek? "Bu mubahtır, bu değildir, bu güzeldir, bu çirkindir, bu helaldir, hoştur, şunlarda pistir." diye kim söyleyecektir?
Bir kere bu, uydurma tanrıların değil, gerçek ilahın kulları üzerindeki hakkıdır. Çünkü yaraan O olduğuna göre hükmün-emrin-yönetimin sahibi de O'dur.
"Haberiniz olsun, yaratmak da, emretmek de O'nundur." (Araf 54)
Diğer taraftan bu her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Alim ve Habir olan Allah'ın hakkıdır. Bilgisiz ve ufukları sınırlı kimselerin ahkkı değildir.
TEVHİD AKİDESİNDE HAKİMİYET HİÇBİR ORTAĞI SÖZ KONUSU OLMAKSIZIN YALNIZ ALLAH'INDIR.
@Kitapdf
👍7❤6
Forwarded from KİTAPDF
Allah’ım, Senden isteyenlerin hakkı için İstiyorum.pdf
111.8 KB
126. "Allah’ım, Senden isteyenlerin hakkı için ve Sana doğru olan şu yürüyüşümün hakkı için Senden istiyorum" Hadisi Üzerine
@Kitapdf
@Kitapdf
👍7❤2
Forwarded from KİTAPDF
Kabirlerden Yardım İsteyenler!
Ebu'l Vefa İbn Akil el Hanbeli (d. hicri 431 - v. hicri 513) şöyle demiştir :
"Şeriat'ın hükümleri cahil ve aşağlık kimselere ağır geldiği zaman Şeriat'ın hükümlerinden sapmışlar ve kendileri için vaz ettikleri bazı uydurmaları yüceltmeye başlamışlardır. Böylece bir başkasının emri altına girmedikleri için üzerlerindeki yükü hafifletmişlerdir. Benim nezdimde onlar vaz ettikleri bu uydurmalar sebebiyle KAFİRDİRLER. Örneğin onlar KABİRLERİ TAZİM EDER, ONLARA ŞERİAT'IN YASAKLADIĞI DERECEDE SAYGI GÖSTERİRLER. KABİRLERİN YANINDA ATEŞ YAKARLAR, ONLARI ÖPER, GÜZEL KOKULARLA KOKULANDIRIRLAR. ÖLÜLERDEN İHTİYAÇLARIN GİDERİLMESİNİ İSTERLER. İÇERİSİNDE "EY EFENDİM, BANA ŞUNLARI YAP!" GİBİ İFADELER BULUNAN KAĞIT PARÇALARI YAZARLAR. BEREKETLENMEK İÇİN KABRİN TOPRAĞINDAN ALIRLAR. KABİRLERİN ÜZERİNE GÜZEL KOKU AKITIRLAR. KABİRLERİ ZİYARET ETMEK İÇİN YOLCULUĞA ÇIKARLAR. AĞAÇLARA ÇAPUT BAĞLARLAR. BUNLARI YAPARAK LAT'A VE UZZA'YA TAPAN KİMSELERİN YOLUNDAN GİTMİŞ OLURLAR." (el Funun c.2; Şeytanın Hileleri)
@Kitapdf
Ebu'l Vefa İbn Akil el Hanbeli (d. hicri 431 - v. hicri 513) şöyle demiştir :
"Şeriat'ın hükümleri cahil ve aşağlık kimselere ağır geldiği zaman Şeriat'ın hükümlerinden sapmışlar ve kendileri için vaz ettikleri bazı uydurmaları yüceltmeye başlamışlardır. Böylece bir başkasının emri altına girmedikleri için üzerlerindeki yükü hafifletmişlerdir. Benim nezdimde onlar vaz ettikleri bu uydurmalar sebebiyle KAFİRDİRLER. Örneğin onlar KABİRLERİ TAZİM EDER, ONLARA ŞERİAT'IN YASAKLADIĞI DERECEDE SAYGI GÖSTERİRLER. KABİRLERİN YANINDA ATEŞ YAKARLAR, ONLARI ÖPER, GÜZEL KOKULARLA KOKULANDIRIRLAR. ÖLÜLERDEN İHTİYAÇLARIN GİDERİLMESİNİ İSTERLER. İÇERİSİNDE "EY EFENDİM, BANA ŞUNLARI YAP!" GİBİ İFADELER BULUNAN KAĞIT PARÇALARI YAZARLAR. BEREKETLENMEK İÇİN KABRİN TOPRAĞINDAN ALIRLAR. KABİRLERİN ÜZERİNE GÜZEL KOKU AKITIRLAR. KABİRLERİ ZİYARET ETMEK İÇİN YOLCULUĞA ÇIKARLAR. AĞAÇLARA ÇAPUT BAĞLARLAR. BUNLARI YAPARAK LAT'A VE UZZA'YA TAPAN KİMSELERİN YOLUNDAN GİTMİŞ OLURLAR." (el Funun c.2; Şeytanın Hileleri)
@Kitapdf
👍6❤3
Forwarded from KİTAPDF
Şimdi soruyoruz: Biz bu sözlerin aynısını diyor ve buna itikat ediyoruz diye tarikatçılar tarafından "Vehhabi" diye etiketleniyoruz. Peki Ebu'l Vefa ibn Akil de mi "Vehhabi"? İbn Akil ile Muhammed b. Abdulvehhab arasında asırlar var.
Tarikatçılar öyle konuşuyorlar ki sanki bu meseleler hakkında ilk defa Muhammed b. Abdulvehhab konuşmuştur. Halbuki tüm ümmet bu konuda icma etmiştir.
Nitekim şöyle denmiştir:
"Kim kendisiyle Allah arasında aracılar edinerek onlara tevekkül eder, onlara dua eder ve onlardan (yardım) isterse icma ile kafir olur." (el İkna li talibi'l intifa)
@Kitapdf
Tarikatçılar öyle konuşuyorlar ki sanki bu meseleler hakkında ilk defa Muhammed b. Abdulvehhab konuşmuştur. Halbuki tüm ümmet bu konuda icma etmiştir.
Nitekim şöyle denmiştir:
"Kim kendisiyle Allah arasında aracılar edinerek onlara tevekkül eder, onlara dua eder ve onlardan (yardım) isterse icma ile kafir olur." (el İkna li talibi'l intifa)
@Kitapdf
👍7❤3