KİTAPDF
5.35K subscribers
67 photos
25 videos
428 files
29 links
"Büyük bir fayda sağlamayan ilmin kitaplar içinde gizli kalması, insanların kalplerinde bulunmasından iyidir."
Download Telegram
KİTAPDF pinned «Ey Allah’ın kulları, ölüm uykusundan uyanın! Uyanın da hidayetin aslını anlamaya ve nefisleri hevadan ayırmaya gelin Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayın ve Haktan sapan azgın kimselerin yollarından uzak durun! Onlar ki sabah erkenden kabirleri ziyaret etmeye…»
Çok Önemli

Bilin ki, bizim üzerinde bulunduğumuz, kendisine davet ettiğimiz, insanların kendisine boyun eğip kendisiyle amel etmeleri için cihad ettiğimiz şeyin hakikati; aslı ve esası Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet etmek olan İslam dinine, onun rüküünlerini ve hükümlerini yerine getirmeye davet etmek, bir olan ve ortağı bulunmayan Allah'a ibadet etmeyi emretmektir. Bu ibadet iki asıl üzere bina edilmiştir: Kamil manada Allah'ı sevme, bununla beraber kamil manada O'na boyun eğmek ve O'nun karşısında alçalmak. İbadetin birçok çeşidi vardır. Bunlardan biri de duadır. Dua, en büyük ibadetlerdendir. Allah Subhanehu ve Teala kitabında birçok yerde onu ibadet olarak isimlendirmiştir. Nitekim O şöyle buyurmuştur:

"Rabbiniz dedi ki: Bana dua edin, size karşılık vereyim. Şüphesiz Bana ibadet etmeyi gururlarına yediremeyenler cehenneme aşağılanmış bir şekilde gireceklerdir." (Mu'min 60)

Yine bir hadiste "Dua ibadetin özüdür." buyrulmuştur.

Diyoruz ki: Allah'tan başkasına dua edilmez. Sıkıntılı zamanlarda ve fayda edilmek istendiğinde O'ndan başkasından istiğasede bulunulmaz. O'ndan başkasına kurban kesilmez. O'ndan başkasına adak adanmaz. O'ndan başkasından yürekte korku bulunmaz. O'ndan başkasına tevekkül edilmez. O'ndan başkasından yardım istenmez. O'dan başkasına sığınılmaz. Melek olsun, Nebi olsun, veli olsun, salih olsun veya başkası olsun; yaratılmışlardan hiçbiri bunlardan herhangi bir şeyde hak sahibi değildir. Allah'ın bir hakkı vardır ki o Allah'tan başkasına yöneltilmez. O hak, Allah Subhanehu ve Teala'nın ibadetin bütün çeşitlerinde birlenmesidir. Kalpler; sevme, saygı duyma, ululama, korkma, boyun eğme ve umma ile ancak Allah'a ibadet etmelidir. İşte insanların yaratılmasındaki şer'i ve dini hikmet, maksat budur.

Şu halde kim Allah'ın dışındaki varlıklara, ölülere ve gaiptekilere dua ederse veya onlardan istiğasede bulunursa; o kimse yaptığı şeyle ancak Allah'a yaklaşmayı ve O'nun katında şefaatçi edinmeyi kastetmiş olsa bile kafirdir, müşriktir.

@Kitapdf
👍203
Biz, kabirler ve kabirde yatanlar hakkında aşırıya gitmeye, onlar aşırı derece övmeye ve yüceltmeye karşı çıkıyoruz. Kabirlerin üzerine inşa edilmiş olan binaları, Allah'a şirk koşmaya ileten en büyük vesileler olan aşırılığı ve yüceltmeyi barındırmaları sebebiyle yıkılmalarını istiyoruz. Bunu da keyfi olarak değil Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in emrine binaen istiyoruz.

Nitekim Muslim'in Sahih'inde naklettiği hadiste şöyle geçmektedir: Ebu'l Heyyac el Esedi şöyle demiştir: Ali radiyallahu anh bana dedi ki: "Seni Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in beni görevlendirdiği şeyle seni görevlendireyim mi? Tanınmaz hale getirmediğin hiçbir suret, YERLE YEKSAN ETMEDİĞİN HİÇBİR YÜKSELTİLMİŞ KABİR BIRAKMA!" Yine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem kabirlerin kireçlenmesini ve üzerine yazı yazılmasını yasaklamıştır.

Kabirlere Allah'tan gayri ibadet edilmesi sonucunu doğuran bu fiileri, onlara bu şekilde saygılarını sunmak ve hürmetlerini izhar etmek isteyen bazı kimseler bidat olarak ortaya atmışlardır. Sonra onlardan sonraki nesiller gelmiş, onlara Allah'tan gayrı ibadet etmiş, onlardan başlarındaki sıkıntılarının gitmesini, ihtiyaçlarının görülmesini, dertlerinin kaldırılmasını ve karşılaştıkları zorlukların giderilmesini istemişlerdir. Üstüne üstlük, bu büyük şirkin, bir ibadet ve din edindikleri bir din olduğuna itikat etmişlerdir.

İşte buna karşı çıkan ve insanları bundan sakındıran kimselere bu kişiler çok sert tepki göstermişler, onlar hakkında yalan sözler uydurmuşlar ve iftira atmışlardır ve hala da atmaktalar. Allah her zamanda ve her mekanda dininin yardımcısıdır. Fakat O, taraftarlarını düşmanlarıyla imtihan eder. Bu, iki tarafın bulunduğundan beri böyle olmuştur.

Akidemizden dolayı kabirperestlerin bize düşmanlık etmeleri veya fiili saldırılara geçmelerinden dolayı biz hakkı anlatmayı terkedecek değiliz. Yardımcımız Allah'tır.

Ölülere sığınan ve ölülerden yardım isteyen kabirperestler, Alemlerin Rabbi olan Allah'a sığınan ve sadece O'ndan yardım isteyen Muvahhidlere karşı ne yapabilirler ki!

@Kitapdf
👍225
İtikat/İman ettiğimiz ve Allah'ın huzurunda din edindiğimiz şeyleri zikretmeye devam edersek: Allah'a, Meleklerine, Kitaplarına, Peygamberlerine, ölümden sonra dirilmeye, hayrıyla ve şerriyle kadere iman ediyoruz. Allah Teala'nın isimlerine ve sıfatlarına da iman ediyoruz. Allah Teala'nın isimlerini ve sıfatlarını, Celaline ve Azametine yaraşır şekilde temsile sapmadan ispat ediyoruz. Yine O'nu, Celaline yaraşır şekilde ta'tile/inkara sapmadan tenzih ediyoruz. Allah Subhanehu ve Teala'nın Arş'ına İstiva ettiğine ve yarattıklarının üzerinde bulunduğuna itikat ediyoruz. O'nun Arş'ı göklerin üzerindedir. O, yarattıklarından ayrıdır. Fakat O'nun ilminden hali olan hiçbir şey yoktur. Nitekim Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyuştur: "Rahman Arş'a istiva etmiştir." (Taha 5) Biz ayetin lafzına iman ediyor, İstivanın hakikatini ispat ediyor, O'na keyfiyet izafe etmiyor ve O'nu bir şeye benzetmiyoruz. Yani: Lafzına iman ediyor, hakikatini ispat ediyor ve keyfiyetinin bilinmeyeceğine inanıyoruz. Çünkü Kendisinin nasıl olduğunu ancak O bilir.

Bu konu hakkında söylenecek en kapsamlı söz şudur: Biz, Allah Subhanehu ve Teala kendisini hangi sıfatla vasıflandırmışsa, Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem O'nu hangi sıfatlarla vasıflandırmışsa; bu sıfatlarla Allah Subhanehu ve Teala'yı vasıflandırıyoruz. Kur'an'In ve hadislerin çizdiği sınırı aşmıyoruz. Kim Allah'ı yarattıklarından birine benzetirse kafir olur. Yine kim Allah'ın kendisini vasıflandırdığı sıfatlardan birini inkar ederse kafir olur. Hiçbir dengi ve benzeri olmayan Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehtir.

@Kitapdf
👍235
Yine biz, Allah'ın her gece gecenin son üçte biri kaldığı zaman dünya semasına indiğine ve "İsteyen yok mu, ona istediğini vereyim? Bağışlanma dileyen yok mu, onu bağışlayayım? Tevbe eden yok mu, onun tevbesini kabul edeyim?" buyurduğuna dair varid olan hadislere iman ediyoruz.

Kur'an'ın Allah'ın kelamı olduğuna, gökten indirildiğine, yaratılmamış olduğuna, O'ndan başladığına ve tekrar O'na döneceğine, Allah'ın onunla HAKİKİ MANADA konuştuğuna, Cibril'in onu Yaratıcı'dan duyduğuna ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e indirdiğine iman ediyoruz. Eş'ariler'in ya da bidat ehli diğer fırkaların görüşlerini redediyor savunmuyoruz.

Yine biz, Mü'minlerin Cennette Rablerini gözleriyle dolunay gecesinde ayın görüldüğü gibi göreceklerine. O'nu görmek için itişip kakışmayacaklarına iman ediyoruz.

Toparlayacak olursak: Kur'an'da ve Sünnet'te zikredilen bütün sıfatlar hakkındaki akidemiz, Ehli Sünnet ve'l Cemaat'in yani Selefi Salihin akidesidir. Bu sıfatlara iman ederiz, geldiği gibi kabul ederiz. Hakikatlierini ve delalet ettikleri şeyi, tekyife, temsile, ta'tile, tevile sapmadan ispat ederiz.

Allah'ın dilediğini yaptığına ve yapacağına, O'nun kazasından ve kaderinden bağımsız olarak hiçbir şeyin meydana gelmeyeceğine, hiç kimsenin takdir edilmiş kaderden kaçışının olmadığına ve kendisi için Levh-i Mahfusta yazılan yazının dışına çıkamayacağına iman ediyoruz.

Yine biz Allah Subhanehu ve Teala'nın yaptığı şeylerin bazı hikmetleri ve sebepleri olduğuna iman ediyoruz. Bununla beraber O, sebeplerin ve sebepleri meydana getirenlerin yaratıcısıdır. Yine biz, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in cennetlik veya cehennemlik olduğuna şahitlik ettiği kimse hariç, muayyen bir Müslüman için cennetlik veya cehennemlik olduğuna şahitlik etmiyoruz. Çünkü biz onun kalbine bulunana ve ne üzere öldüğüne vakıf olamayız. Ancak iyi kimse için ümit besler, kötü kimse için endişeleniriz.

Yine biz Müslümanlardan hiç kimseyi şirkin altında işlediği bir günahtan dolayı tekfir etmiyor, BÜYÜK GÜNAH İŞLEMESİ SEBEBİYLE ONU İSLAM DAİRESİNİN DIŞINA ÇIKARMIYORUZ.

Yine biz Nebimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in şefaatine, Onun ilk şefaatçi ve ilk şefaatçi kılınan kimse olduğuna iman ediyoruz. O'nun şefaatini sapık bir bidatçiden başkası inkar etmez. Aynı şekilde şefaatin ancak şefaat edecek olan kimseye verilen izinden ve kendisine şefaat edilecek kimseye rızadan sonra olacağına iman ediyoruz.

Allah Subhanehu ve Teala Tevhidden başkasına razı olmaz ve onun ehlinden başkasına şefaat edilmesi için izin vermez.

Allah bizi razı olunan kullarından eylesin amin.

@Kitapdf
👍538
Bu paylaştığım konularla alakalı:

Elhamdulillah 57-58 kişi bizimle aynı inanca sahipmiş.

@Kitapdf
👍376🤔5😁1
Kabirlerden Yardım İsteyenler!

Ebu'l Vefa İbn Akil el Hanbeli (d. hicri 431 - v. hicri 513) şöyle demiştir :

"Şeriat'ın hükümleri cahil ve aşağlık kimselere ağır geldiği zaman Şeriat'ın hükümlerinden sapmışlar ve kendileri için vaz ettikleri bazı uydurmaları yüceltmeye başlamışlardır. Böylece bir başkasının emri altına girmedikleri için üzerlerindeki yükü hafifletmişlerdir. Benim nezdimde onlar vaz ettikleri bu uydurmalar sebebiyle KAFİRDİRLER. Örneğin onlar KABİRLERİ TAZİM EDER, ONLARA ŞERİAT'IN YASAKLADIĞI DERECEDE SAYGI GÖSTERİRLER. KABİRLERİN YANINDA ATEŞ YAKARLAR, ONLARI ÖPER, GÜZEL KOKULARLA KOKULANDIRIRLAR. ÖLÜLERDEN İHTİYAÇLARIN GİDERİLMESİNİ İSTERLER. İÇERİSİNDE "EY EFENDİM, BANA ŞUNLARI YAP!" GİBİ İFADELER BULUNAN KAĞIT PARÇALARI YAZARLAR. BEREKETLENMEK İÇİN KABRİN TOPRAĞINDAN ALIRLAR. KABİRLERİN ÜZERİNE GÜZEL KOKU AKITIRLAR. KABİRLERİ ZİYARET ETMEK İÇİN YOLCULUĞA ÇIKARLAR. AĞAÇLARA ÇAPUT BAĞLARLAR. BUNLARI YAPARAK LAT'A VE UZZA'YA TAPAN KİMSELERİN YOLUNDAN GİTMİŞ OLURLAR." (el Funun c.2; Şeytanın Hileleri)

@Kitapdf
👍155
Şimdi soruyoruz: Biz bu sözlerin aynısını diyor ve buna itikat ediyoruz diye tarikatçılar tarafından "Vehabi" diye etiketleniyoruz. Peki Ebu'l Vefa ibn Akil de mi "Vehabi"? İbn Akil ile Muhammed b. Abdulvehhab arasında asırlar var.

Tarikatçılar öyle konuşuyorlar ki sanki bu meseleler hakkında ilk defa Muhammed b. Abdulvehhab konuşmuştur. Halbuki tüm ümmet bu konuda icma etmiştir.

Nitekim şöyle denmiştir:

"Kim kendisiyle Allah arasında aracılar edinerek onlara tevekkül eder, onlara dua eder ve onlardan (yardım) isterse icma ile kafir olur." (el İkna li talibi'l intifa)

@Kitapdf
👍215
Şunu bilmelisin: Biz insanlarla, farzlardan ya da haramlardan herhangi bir şey hakkında ihtilaf etmedik. İnsanlarla bizim aramızda vuku bulan ihtilaf; Allah'ın hakları konusunda, ibadetin yalnızca tek olan ve ortağı bulunmayan Allah'a has kılınması konusunda, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hakları konusunda, emrettiği ve sakındırdığı şeyler hakkında O'nu tasik etmek ve O'na itaat etmek konusundadır.

Günümüzde şirk, insanların çoğunun üzerinde hakim olmuştur. Dua, kurban kesme, adak adama gibi ibadetler Allah'tan başkasına yöneltilir olmuştur. Tevekkül, korkma ve ümit etme gibi ibadetler Allah'tan başkasına sarf edilir hale gelmiştir. Biz insanları bundan sakındırmaya kalktığımızda bizlere karşı çıkıyorlar bid'atçilikle suçluyorlar ve bizim harici olduğumuzu söyleyerek türlü iftira atiyorlar.

Hafız Ebu Muhammed Abdurrahman b. İsmail el Makdisi Şafii alimlerindendir (d. hicri 599) şöyle demiştir:

"Şeytan'ın insanlara süslediği ve insanlardan birçoğunun içine düştüğü bidatlerden bazıları da duvarları ve direkleri güzel kokularla kokulandırmak, belli yerlere kandiller asmaktır. Bir adam, velilerden ve salihlerden olduğuna inanılan bir kimseyi rüyasında o yerde bir şey yaparken gördüğünü uydurur ve insanlarda hemen onun anlattığı şeyi yaparlar ve buna son derece dikkat ederler. Fakat aynı hassasiyeti farzlar ve sünnetler konusunda göstermezler. Yaptıkları şeylerin kendilerini Allah'a yaklaştırdığını zannederler. Daha sonra bu mekanların olduğu yer kalplerinde büyüdükçe büyür ve bu yerleri tazim etmeye başlarlar. Hastalarına şifa bulmasını, adadıkları adaklarla ihtiyaçlarının giderilmesini umarlar. Halbuki kendisinden bir şey umdukları; ya çeşme, ya ağaç, ya duvar, ya da taştır." (el Ba'is ala inkari'l bida ve'l havadis)

@Kitapdf
👍156
Hanefilerden olan Kasım b. Kutluboğa b. Abdullah el Hanefi (d. hicri 802) şöyle demiştir:

"Avamdan olan kimselerin çoğunda vaki olan adak şu şekilde olmaktadır: Kişi salihlerden birinin kabrine gitmekte, sonra 'Ey efendim falan! Eğer kaybettiğim şey bulunursa, ya da hastam sağlığa kavuşturulursa, ya da ihtiyacım görülürse; sana şu kadar altın, ya da yiyecek, ya da mum!' demektedir. Bu adak icma ile batıldır. Bunun batıl olmasının birçok sebebi vardır. Bunlardan birisi, yaratılmışa adak adamanın caiz olmamasıdır. Diğer bir sebep de bunun küfür olmasıdır... İnsanlar bu belanın içine düşmüşlerdir. Özellikle de Ahmed el Bedevi'nin doğum gününde." (Şerhu Durer'ul biha)

@Kitapdf
👍134
Selefilerle, Hariciler arasındaki fark.pdf
84.8 KB
124. Selefilerle, Hariciler Arasındaki Fark

@Kitapdf
👍132
Selefilerle, eşariler ve maturidiler arasındaki fark.pdf
139.9 KB
125. Selefilerle, eş'ari ve maturidiler'in arasındaki fark.

Hak ve batılın ayrılışı.

@Kitapdf
👍15
Allah’ım, Senden isteyenlerin hakkı için İstiyorum.pdf
111.8 KB
126. "Allah’ım, Senden isteyenlerin hakkı için ve Sana doğru olan şu yürüyüşümün hakkı için Senden istiyorum" Hadisi Üzerine

@Kitapdf
👍11
Ortada bir savaş var ve bu savaşta sayımız az olsada son nefesimize kadar mucadele edeceğiz biiznillah. İnsanlardan destek görmesek bile. Allah bize güç kuvvet versin. Ancak tembellik edip pasif kalanların vay haline. Sabahtan akşama kadar boş işlerle uğraşıp boş şeyler paylaşanların vay haline.

İman etmeye başladığımız ilk zamanlarda okuyacak kitap bulamıyorduk nerde kaldı ki pdf bulacağız. Tek tük bazı şeyler buluyorduk onları da her bittiğinde tekrar okumaya başlıyorduk okuyacak başka şey bulamadığımız için diğer yandan bir sürü şüphe vesvese geliyordu çözmek için de ilim lazımdı soracak kimse yoktu okuyacağımız kitap yoktu şüphelerin vesveselerin verdiği o ızdırap uyutmuyordu, günlerce yemek dahi yiyemez oluyorduk. Bunun sıkıntısını bildiğimiz için hakkı arayanlar bunları yaşamaması için bu yola girdik ki insanlara kolaylık olsun. Şimdi insanların ellerinde bir sürü kitap var internet üzerinden pdf olarak bir sürü dosya var. Şüpheler hakkında gerekli açıklamalar mevcut... Ama kıymeti bilinmiyor. Her şeyi hazır buluyorlar onu bile okumaya üşeniyorlar başkalarına ulaştırmıyorlar. Yazık... Bu nimetin farkına varın, varmazsanız, Allah bir gün elinizden bu nimeti alır ve yahudiler gibi öylece cehalet çöllerinde şaşkın şaşkın dolaşırsınız.

@Kitapdf
👍33😢31
Son zamanlarda türklerin eski dini olan tengricilik gündem edilmeye başlandı. Tabi ki bunun en büyük sorumlusu şu an yönetimde olanlardır. Her fırsatta trt'de çekilen dizilerle, tarih adı altında düzenledikleri programlarla insanları buna özendiriyorlar. Türkiyede herkes Osmanlı geri dönüyor derken Allahu alem aslında yönetim ters köşe yapıp tengriciliği geri getirebilir... Tabi bu hemen olacak birşey değil ama yavaş yavaş temeli atılıyor gibi. Allah fırsat vermesin.

@Kitapdf
👍193
İnsan akıntıya göre hareket etmek, bineğinin gittiği ve ilerlediği yöne gitmek için yaratılmadı. Ayırca anlamadan, akıl ve idrak olmaksızın taklit etme konumunda da değildir. Günümüzde insanlar kaybolmuş imanları ve imani geçmişlerinin kaynağına olan güvenlerinin iade edilmesine, buna bağlı olarak meçhul gelecekleri ile ilgili umutlara ne kadar muhtaçtır!

Kasıtlı veya bilmeyerek yapılan uygulamalar sonucunda Peygamberlerin yaktığı imani düşünce kandilleri sönmeye yüz tuttu. Bunun nedeni ıslahı savunanların körü körüne taklitçiliğe bağlanmaları ve deliller üzerinde düşünerek fikir üretme yerine "hırsızların" söylediklerine inanmalarıdır.

İsa aleyhisselam'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Size doğrusunu söyleyeyim, koyun ağılına kapından girmeyip başka yoldan giren kişi hırsız ve hayduttur. Kapıdan giren ise koyunların çobanıdır."

Yani Kur'an ve Sünnet üzere din öğretmeyenler hırsızlardır yani insanların imanını çalan kişilerdir. Bu misalin üzerine düşün. Allah anlayış versin.

@Kitapdf
👍107
Forwarded from .
İbn Muflih, Mervezi den şöyle nakletmiştir: İmam Ahmed şöyle demiştir: "Fakih, insanları bir mezhebe yönlendiremez ve onları buna zorlayamaz." (Adabuş Şeriyye 1/186)

@akidetulmuslim
👍64
Rasulullah'ın Kabrine Gelen Bedevi Rivayeti Üzerine.pdf
308.8 KB
127. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'ın Kabrine Gelen Bedevi Rivayeti Üzerine

@Kitapdf
👍101
Beynimiz ağır bir şekilde manipüle edilmektedir ve bu manipülasyon bizi her zamankinden daha yalnız, endişeli, depresif, güvensiz ve hastalığa yatkın bırakan, ayrıca kilo almamıza neden olan davranışlarla sonuçlanmaktadır. Dahası kendimizi kendimizden, diğerlerinden ve dünyadan daha kopuk hissediyoruz.

@Kitapdf
👍143🤩2
Çok az insan günlük faaliyetlerimizdeki kötü seçimlerin sağlığımızı etkilediği gerçeğini tartışabilir. Örneğin, abur cuburların bizim için kötü olduğunu ve zamanla her türlü hastalığa yol açabileceğini zaten hepimiz biliyoruz. Peki, neden bu yiyecekleri yemeye devam ediyoruz? Neden sürekli yanlış şeyleri tüketmeyi seçiyoruz? Cevap: Bu zehirleri tüketmek için programlanıyoruz.

Yediğiniz ve içtikleriniz yiyecek ve içeceklerin duygularınızı, düşüncelerinizi ve dünyayı algılama biçiminizi değiştirdiğinin farkında olmayabilirsiniz. Duygu durumunuzun ve algılarınızın beslenme tercihlerinizi doğrudan ve güçlü bir şekilde etkiliyor olması da aynı derecede önemlidir.

Sürekli reklamlara maruz bırakarak günde binlerce kez size mutluluğun yolunun anlık zevke ulaşmak olduğu hatırlatılıyor. Mesaj bilinçaltınıza ulaşıyor. Sizi mutluluğu yanlış yolda aramayı sürdürmeye ikna etmek için miliyarlarca dolar harcanıyor, bu da hedeflerinizden uzaklaşmanıza sebep olacak şeyleri istemeniz için beyninizdeki bağlantılar tam anlamıyla yeniden yapılandırılarak gerçekleştiriyor. Belki de hayatta başarılı olmak için yapmanız gereken her şeyi yaptığınızı düşünüyorsunuz ama işler çok da harika gitmiyor. Sosyal medya size herkesin harika vakit geçirdiğini söylüyor. Reklamlar size bir şeyi satın almanın hayatınızı değiştireceğini söylüyor.

Halbuki gerçekte öyle değil. Kandırılıyoruz.

@Kitapdf
👍222
Olumsuzluk üzerine ne kadar fazla durursak beynimiz karamsarlığa o kadar hazır hale gelir, dolayısıyla çevremizdeki dünyayı olumsuz bir filtreden görme eğilimimiz artar. Yani ne kadar çok negatifliğe maruz kalırsanız o kadar negatif bir insan olursunuz.

İnsanları olumsuz düşünmeye sevkeden en önemli faktör tv'lerde durmadan olumsuz haberlerin yapılmasıdır. Bireysel olarakta küçüklüğünüzden beri süre gelen 'senden birşey olmaz' 'Sen adam olmazsın' gibi söylemlere maruz kalıyor olmanızdır.

@Kitapdf
👍184