İnsanı tuzağa çekip fitneye düşürmeye çalışmak şeytanın işlerindendir. İnsanı tuzağa düşürmek için her şeyi yapmak ve insanın ayağını kaydırmayı başardıktan sonra karşısına geçip takvalıyı oynamak şeytanlaşmış insanların ahlakıdır. Böyle şeytanlaşmış insanların şerrinden Allah'a sığınırız.
@Kitapdf
@Kitapdf
👍23❤4
Forwarded from KİTAPDF
Kitabu't Tevhid.pdf
448.4 KB
117. Muhammed b. Abdulvehhab - Kitabu't Tevhid
Kendi nefsi için hayır uman herkesin okuması gereken kitap...
@Kitapdf
Kendi nefsi için hayır uman herkesin okuması gereken kitap...
@Kitapdf
👍13❤2👎1
Ey Allah’ın kulları, ölüm uykusundan uyanın!
Uyanın da hidayetin aslını anlamaya ve nefisleri hevadan ayırmaya gelin
Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayın ve
Haktan sapan azgın kimselerin yollarından uzak durun!
Onlar ki sabah erkenden kabirleri ziyaret etmeye giderler
Karşılaştıkları her sıkıntıda onlara dua eder, isteklerini onlara arz ederler
Büyük belalarla kendilerini sarıp sarmaladığı zaman
Dara düştükleri zaman onlardan medet beklerler
Övgüye layık olan, Yüce Arş’ın sahibi Allah’ın katında
Şefaat ve yakınlık elde etmek için onlara ümit beslerler
Onlardan belaların kaldırılmasını isterler
Hakka boyun eğmekte ayak direten kimseler
Başlarına ne zaman bir müsibet gelse böyle yaparlar
Neyi ümit ediyorsa, aklına ne geliyorsa
Hepsini kabirde yatanlardan talep ederler
Tek Rabi Celle Zikruhu unuturlar
Azamet sahibi, her şeye gücü yeten, hiçbir ortağı bulunmayan İlahı unuturlar!
@Kitapdf
Uyanın da hidayetin aslını anlamaya ve nefisleri hevadan ayırmaya gelin
Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayın ve
Haktan sapan azgın kimselerin yollarından uzak durun!
Onlar ki sabah erkenden kabirleri ziyaret etmeye giderler
Karşılaştıkları her sıkıntıda onlara dua eder, isteklerini onlara arz ederler
Büyük belalarla kendilerini sarıp sarmaladığı zaman
Dara düştükleri zaman onlardan medet beklerler
Övgüye layık olan, Yüce Arş’ın sahibi Allah’ın katında
Şefaat ve yakınlık elde etmek için onlara ümit beslerler
Onlardan belaların kaldırılmasını isterler
Hakka boyun eğmekte ayak direten kimseler
Başlarına ne zaman bir müsibet gelse böyle yaparlar
Neyi ümit ediyorsa, aklına ne geliyorsa
Hepsini kabirde yatanlardan talep ederler
Tek Rabi Celle Zikruhu unuturlar
Azamet sahibi, her şeye gücü yeten, hiçbir ortağı bulunmayan İlahı unuturlar!
@Kitapdf
👍29❤7🤔1
Tevhid, insanın nefsini, hayatını düzene koyan bir ölçüdür.
İnsan yapısı ve yaradılışı itibarıyla abid yani kuldur.
İnsan nefsi, bu fıtri özelliği sebebiyle her zaman kendisine bir ilah arar... O kendisi için aralıksız olarak bir mabud bulmaya çalışır.
O halde insan için, ibadet etmek kaçınılmaz bir şeydir. İnsan ya Allah'a ya da O'ndan başka herhangi bir şeye ibadet eder.
İnsanlar çeşitli cahiliye dönemlerinde babaya, toteme, şimşek ve yıldırım, rüzgar, yağmur gibi çeşitli tabiat güçlerine; güneş, ay ve yıldızlar gibi gök cisimlerine; put ve heykellere, peygamber, aziz, haham ve rahip gibi birtakım insanlara yahut tabiata tapıyorlardı. Bundan sonra insan "çağdaş cahiliye"de bizzat kendisine tapmaya başladı. Peşinden, kendilerine ibadet edilenler yine çoğaldı. Ve kiminin adı vatan, kimin adı devlet, kavmiyet, ideoloji, parti veya lider vb. oldu. Ya da ırka, maddi üretime, dolara ibadet edilmeye başlandı.
Evet, bütün bunlar insanların Allah'ı bırakıp rab edindiği çeşitli mabudlardır. Bu mabudlar, insanların hayatına hakim olmakta, insanlar da gerçek olsun veya olmasın bu mabudların kendilerine verdikleri emirler doğrultusunda yollarına devam etmektedirler.
Bütün bu durumlarda insanlar edindikleri rablere ibadet ediyor ve bu rablerin kendilerine verdikleri emirlere boyun eğiyorlar.
Hidayet bulmaları halinde ise insanlar, hiçbir ortak koşmaksızın sadece Allah'a ibadet ederler. O'nun emir ve yasaklarına uyarlar, yani Allah'ın indirdikleri ile hükmederler.
Beşeriyetin hayatının terazisi Tevhiddir.
Bu kainatı yaratan kimdir? Bu kainatı yöneten, olayları meydana getiren kimdir? İnsanlığa hayatın yolunu çizecek kimdir? Onlara kim "Şu helaldir, bu haramdır" diyecek? "Bu mubahtır, bu değildir, bu güzeldir, bu çirkindir, bu helaldir, hoştur, şunlarda pistir." diye kim söyleyecektir?
Bir kere bu, uydurma tanrıların değil, gerçek ilahın kulları üzerindeki hakkıdır. Çünkü yaratan O olduğuna göre hükmün-emrin-yönetimin sahibi de O'dur.
"Haberiniz olsun, yaratmak da, emretmek de O'nundur." (Araf 54)
Diğer taraftan bu her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Alim ve Habir olan Allah'ın hakkıdır. Bilgisiz ve ufukları sınırlı kimselerin hakkı değildir.
TEVHİD AKİDESİNDE HAKİMİYET HİÇBİR ORTAĞI SÖZ KONUSU OLMAKSIZIN YALNIZ ALLAH'INDIR.
@Kitapdf
İnsan yapısı ve yaradılışı itibarıyla abid yani kuldur.
İnsan nefsi, bu fıtri özelliği sebebiyle her zaman kendisine bir ilah arar... O kendisi için aralıksız olarak bir mabud bulmaya çalışır.
O halde insan için, ibadet etmek kaçınılmaz bir şeydir. İnsan ya Allah'a ya da O'ndan başka herhangi bir şeye ibadet eder.
İnsanlar çeşitli cahiliye dönemlerinde babaya, toteme, şimşek ve yıldırım, rüzgar, yağmur gibi çeşitli tabiat güçlerine; güneş, ay ve yıldızlar gibi gök cisimlerine; put ve heykellere, peygamber, aziz, haham ve rahip gibi birtakım insanlara yahut tabiata tapıyorlardı. Bundan sonra insan "çağdaş cahiliye"de bizzat kendisine tapmaya başladı. Peşinden, kendilerine ibadet edilenler yine çoğaldı. Ve kiminin adı vatan, kimin adı devlet, kavmiyet, ideoloji, parti veya lider vb. oldu. Ya da ırka, maddi üretime, dolara ibadet edilmeye başlandı.
Evet, bütün bunlar insanların Allah'ı bırakıp rab edindiği çeşitli mabudlardır. Bu mabudlar, insanların hayatına hakim olmakta, insanlar da gerçek olsun veya olmasın bu mabudların kendilerine verdikleri emirler doğrultusunda yollarına devam etmektedirler.
Bütün bu durumlarda insanlar edindikleri rablere ibadet ediyor ve bu rablerin kendilerine verdikleri emirlere boyun eğiyorlar.
Hidayet bulmaları halinde ise insanlar, hiçbir ortak koşmaksızın sadece Allah'a ibadet ederler. O'nun emir ve yasaklarına uyarlar, yani Allah'ın indirdikleri ile hükmederler.
Beşeriyetin hayatının terazisi Tevhiddir.
Bu kainatı yaratan kimdir? Bu kainatı yöneten, olayları meydana getiren kimdir? İnsanlığa hayatın yolunu çizecek kimdir? Onlara kim "Şu helaldir, bu haramdır" diyecek? "Bu mubahtır, bu değildir, bu güzeldir, bu çirkindir, bu helaldir, hoştur, şunlarda pistir." diye kim söyleyecektir?
Bir kere bu, uydurma tanrıların değil, gerçek ilahın kulları üzerindeki hakkıdır. Çünkü yaratan O olduğuna göre hükmün-emrin-yönetimin sahibi de O'dur.
"Haberiniz olsun, yaratmak da, emretmek de O'nundur." (Araf 54)
Diğer taraftan bu her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Alim ve Habir olan Allah'ın hakkıdır. Bilgisiz ve ufukları sınırlı kimselerin hakkı değildir.
TEVHİD AKİDESİNDE HAKİMİYET HİÇBİR ORTAĞI SÖZ KONUSU OLMAKSIZIN YALNIZ ALLAH'INDIR.
@Kitapdf
👍15❤5
Çok Önemli
Bilin ki, bizim üzerinde bulunduğumuz, kendisine davet ettiğimiz, insanların kendisine boyun eğip kendisiyle amel etmeleri için cihad ettiğimiz şeyin hakikati; aslı ve esası Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet etmek olan İslam dinine, onun rüküünlerini ve hükümlerini yerine getirmeye davet etmek, bir olan ve ortağı bulunmayan Allah'a ibadet etmeyi emretmektir. Bu ibadet iki asıl üzere bina edilmiştir: Kamil manada Allah'ı sevme, bununla beraber kamil manada O'na boyun eğmek ve O'nun karşısında alçalmak. İbadetin birçok çeşidi vardır. Bunlardan biri de duadır. Dua, en büyük ibadetlerdendir. Allah Subhanehu ve Teala kitabında birçok yerde onu ibadet olarak isimlendirmiştir. Nitekim O şöyle buyurmuştur:
"Rabbiniz dedi ki: Bana dua edin, size karşılık vereyim. Şüphesiz Bana ibadet etmeyi gururlarına yediremeyenler cehenneme aşağılanmış bir şekilde gireceklerdir." (Mu'min 60)
Yine bir hadiste "Dua ibadetin özüdür." buyrulmuştur.
Diyoruz ki: Allah'tan başkasına dua edilmez. Sıkıntılı zamanlarda ve fayda edilmek istendiğinde O'ndan başkasından istiğasede bulunulmaz. O'ndan başkasına kurban kesilmez. O'ndan başkasına adak adanmaz. O'ndan başkasından yürekte korku bulunmaz. O'ndan başkasına tevekkül edilmez. O'ndan başkasından yardım istenmez. O'dan başkasına sığınılmaz. Melek olsun, Nebi olsun, veli olsun, salih olsun veya başkası olsun; yaratılmışlardan hiçbiri bunlardan herhangi bir şeyde hak sahibi değildir. Allah'ın bir hakkı vardır ki o Allah'tan başkasına yöneltilmez. O hak, Allah Subhanehu ve Teala'nın ibadetin bütün çeşitlerinde birlenmesidir. Kalpler; sevme, saygı duyma, ululama, korkma, boyun eğme ve umma ile ancak Allah'a ibadet etmelidir. İşte insanların yaratılmasındaki şer'i ve dini hikmet, maksat budur.
Şu halde kim Allah'ın dışındaki varlıklara, ölülere ve gaiptekilere dua ederse veya onlardan istiğasede bulunursa; o kimse yaptığı şeyle ancak Allah'a yaklaşmayı ve O'nun katında şefaatçi edinmeyi kastetmiş olsa bile kafirdir, müşriktir.
@Kitapdf
Bilin ki, bizim üzerinde bulunduğumuz, kendisine davet ettiğimiz, insanların kendisine boyun eğip kendisiyle amel etmeleri için cihad ettiğimiz şeyin hakikati; aslı ve esası Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet etmek olan İslam dinine, onun rüküünlerini ve hükümlerini yerine getirmeye davet etmek, bir olan ve ortağı bulunmayan Allah'a ibadet etmeyi emretmektir. Bu ibadet iki asıl üzere bina edilmiştir: Kamil manada Allah'ı sevme, bununla beraber kamil manada O'na boyun eğmek ve O'nun karşısında alçalmak. İbadetin birçok çeşidi vardır. Bunlardan biri de duadır. Dua, en büyük ibadetlerdendir. Allah Subhanehu ve Teala kitabında birçok yerde onu ibadet olarak isimlendirmiştir. Nitekim O şöyle buyurmuştur:
"Rabbiniz dedi ki: Bana dua edin, size karşılık vereyim. Şüphesiz Bana ibadet etmeyi gururlarına yediremeyenler cehenneme aşağılanmış bir şekilde gireceklerdir." (Mu'min 60)
Yine bir hadiste "Dua ibadetin özüdür." buyrulmuştur.
Diyoruz ki: Allah'tan başkasına dua edilmez. Sıkıntılı zamanlarda ve fayda edilmek istendiğinde O'ndan başkasından istiğasede bulunulmaz. O'ndan başkasına kurban kesilmez. O'ndan başkasına adak adanmaz. O'ndan başkasından yürekte korku bulunmaz. O'ndan başkasına tevekkül edilmez. O'ndan başkasından yardım istenmez. O'dan başkasına sığınılmaz. Melek olsun, Nebi olsun, veli olsun, salih olsun veya başkası olsun; yaratılmışlardan hiçbiri bunlardan herhangi bir şeyde hak sahibi değildir. Allah'ın bir hakkı vardır ki o Allah'tan başkasına yöneltilmez. O hak, Allah Subhanehu ve Teala'nın ibadetin bütün çeşitlerinde birlenmesidir. Kalpler; sevme, saygı duyma, ululama, korkma, boyun eğme ve umma ile ancak Allah'a ibadet etmelidir. İşte insanların yaratılmasındaki şer'i ve dini hikmet, maksat budur.
Şu halde kim Allah'ın dışındaki varlıklara, ölülere ve gaiptekilere dua ederse veya onlardan istiğasede bulunursa; o kimse yaptığı şeyle ancak Allah'a yaklaşmayı ve O'nun katında şefaatçi edinmeyi kastetmiş olsa bile kafirdir, müşriktir.
@Kitapdf
👍20❤3
Biz, kabirler ve kabirde yatanlar hakkında aşırıya gitmeye, onlar aşırı derece övmeye ve yüceltmeye karşı çıkıyoruz. Kabirlerin üzerine inşa edilmiş olan binaları, Allah'a şirk koşmaya ileten en büyük vesileler olan aşırılığı ve yüceltmeyi barındırmaları sebebiyle yıkılmalarını istiyoruz. Bunu da keyfi olarak değil Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in emrine binaen istiyoruz.
Nitekim Muslim'in Sahih'inde naklettiği hadiste şöyle geçmektedir: Ebu'l Heyyac el Esedi şöyle demiştir: Ali radiyallahu anh bana dedi ki: "Seni Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in beni görevlendirdiği şeyle seni görevlendireyim mi? Tanınmaz hale getirmediğin hiçbir suret, YERLE YEKSAN ETMEDİĞİN HİÇBİR YÜKSELTİLMİŞ KABİR BIRAKMA!" Yine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem kabirlerin kireçlenmesini ve üzerine yazı yazılmasını yasaklamıştır.
Kabirlere Allah'tan gayri ibadet edilmesi sonucunu doğuran bu fiileri, onlara bu şekilde saygılarını sunmak ve hürmetlerini izhar etmek isteyen bazı kimseler bidat olarak ortaya atmışlardır. Sonra onlardan sonraki nesiller gelmiş, onlara Allah'tan gayrı ibadet etmiş, onlardan başlarındaki sıkıntılarının gitmesini, ihtiyaçlarının görülmesini, dertlerinin kaldırılmasını ve karşılaştıkları zorlukların giderilmesini istemişlerdir. Üstüne üstlük, bu büyük şirkin, bir ibadet ve din edindikleri bir din olduğuna itikat etmişlerdir.
İşte buna karşı çıkan ve insanları bundan sakındıran kimselere bu kişiler çok sert tepki göstermişler, onlar hakkında yalan sözler uydurmuşlar ve iftira atmışlardır ve hala da atmaktalar. Allah her zamanda ve her mekanda dininin yardımcısıdır. Fakat O, taraftarlarını düşmanlarıyla imtihan eder. Bu, iki tarafın bulunduğundan beri böyle olmuştur.
Akidemizden dolayı kabirperestlerin bize düşmanlık etmeleri veya fiili saldırılara geçmelerinden dolayı biz hakkı anlatmayı terkedecek değiliz. Yardımcımız Allah'tır.
Ölülere sığınan ve ölülerden yardım isteyen kabirperestler, Alemlerin Rabbi olan Allah'a sığınan ve sadece O'ndan yardım isteyen Muvahhidlere karşı ne yapabilirler ki!
@Kitapdf
Nitekim Muslim'in Sahih'inde naklettiği hadiste şöyle geçmektedir: Ebu'l Heyyac el Esedi şöyle demiştir: Ali radiyallahu anh bana dedi ki: "Seni Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in beni görevlendirdiği şeyle seni görevlendireyim mi? Tanınmaz hale getirmediğin hiçbir suret, YERLE YEKSAN ETMEDİĞİN HİÇBİR YÜKSELTİLMİŞ KABİR BIRAKMA!" Yine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem kabirlerin kireçlenmesini ve üzerine yazı yazılmasını yasaklamıştır.
Kabirlere Allah'tan gayri ibadet edilmesi sonucunu doğuran bu fiileri, onlara bu şekilde saygılarını sunmak ve hürmetlerini izhar etmek isteyen bazı kimseler bidat olarak ortaya atmışlardır. Sonra onlardan sonraki nesiller gelmiş, onlara Allah'tan gayrı ibadet etmiş, onlardan başlarındaki sıkıntılarının gitmesini, ihtiyaçlarının görülmesini, dertlerinin kaldırılmasını ve karşılaştıkları zorlukların giderilmesini istemişlerdir. Üstüne üstlük, bu büyük şirkin, bir ibadet ve din edindikleri bir din olduğuna itikat etmişlerdir.
İşte buna karşı çıkan ve insanları bundan sakındıran kimselere bu kişiler çok sert tepki göstermişler, onlar hakkında yalan sözler uydurmuşlar ve iftira atmışlardır ve hala da atmaktalar. Allah her zamanda ve her mekanda dininin yardımcısıdır. Fakat O, taraftarlarını düşmanlarıyla imtihan eder. Bu, iki tarafın bulunduğundan beri böyle olmuştur.
Akidemizden dolayı kabirperestlerin bize düşmanlık etmeleri veya fiili saldırılara geçmelerinden dolayı biz hakkı anlatmayı terkedecek değiliz. Yardımcımız Allah'tır.
Ölülere sığınan ve ölülerden yardım isteyen kabirperestler, Alemlerin Rabbi olan Allah'a sığınan ve sadece O'ndan yardım isteyen Muvahhidlere karşı ne yapabilirler ki!
@Kitapdf
👍22❤5
İtikat/İman ettiğimiz ve Allah'ın huzurunda din edindiğimiz şeyleri zikretmeye devam edersek: Allah'a, Meleklerine, Kitaplarına, Peygamberlerine, ölümden sonra dirilmeye, hayrıyla ve şerriyle kadere iman ediyoruz. Allah Teala'nın isimlerine ve sıfatlarına da iman ediyoruz. Allah Teala'nın isimlerini ve sıfatlarını, Celaline ve Azametine yaraşır şekilde temsile sapmadan ispat ediyoruz. Yine O'nu, Celaline yaraşır şekilde ta'tile/inkara sapmadan tenzih ediyoruz. Allah Subhanehu ve Teala'nın Arş'ına İstiva ettiğine ve yarattıklarının üzerinde bulunduğuna itikat ediyoruz. O'nun Arş'ı göklerin üzerindedir. O, yarattıklarından ayrıdır. Fakat O'nun ilminden hali olan hiçbir şey yoktur. Nitekim Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyuştur: "Rahman Arş'a istiva etmiştir." (Taha 5) Biz ayetin lafzına iman ediyor, İstivanın hakikatini ispat ediyor, O'na keyfiyet izafe etmiyor ve O'nu bir şeye benzetmiyoruz. Yani: Lafzına iman ediyor, hakikatini ispat ediyor ve keyfiyetinin bilinmeyeceğine inanıyoruz. Çünkü Kendisinin nasıl olduğunu ancak O bilir.
Bu konu hakkında söylenecek en kapsamlı söz şudur: Biz, Allah Subhanehu ve Teala kendisini hangi sıfatla vasıflandırmışsa, Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem O'nu hangi sıfatlarla vasıflandırmışsa; bu sıfatlarla Allah Subhanehu ve Teala'yı vasıflandırıyoruz. Kur'an'In ve hadislerin çizdiği sınırı aşmıyoruz. Kim Allah'ı yarattıklarından birine benzetirse kafir olur. Yine kim Allah'ın kendisini vasıflandırdığı sıfatlardan birini inkar ederse kafir olur. Hiçbir dengi ve benzeri olmayan Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehtir.
@Kitapdf
Bu konu hakkında söylenecek en kapsamlı söz şudur: Biz, Allah Subhanehu ve Teala kendisini hangi sıfatla vasıflandırmışsa, Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem O'nu hangi sıfatlarla vasıflandırmışsa; bu sıfatlarla Allah Subhanehu ve Teala'yı vasıflandırıyoruz. Kur'an'In ve hadislerin çizdiği sınırı aşmıyoruz. Kim Allah'ı yarattıklarından birine benzetirse kafir olur. Yine kim Allah'ın kendisini vasıflandırdığı sıfatlardan birini inkar ederse kafir olur. Hiçbir dengi ve benzeri olmayan Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehtir.
@Kitapdf
👍23❤5
Yine biz, Allah'ın her gece gecenin son üçte biri kaldığı zaman dünya semasına indiğine ve "İsteyen yok mu, ona istediğini vereyim? Bağışlanma dileyen yok mu, onu bağışlayayım? Tevbe eden yok mu, onun tevbesini kabul edeyim?" buyurduğuna dair varid olan hadislere iman ediyoruz.
Kur'an'ın Allah'ın kelamı olduğuna, gökten indirildiğine, yaratılmamış olduğuna, O'ndan başladığına ve tekrar O'na döneceğine, Allah'ın onunla HAKİKİ MANADA konuştuğuna, Cibril'in onu Yaratıcı'dan duyduğuna ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e indirdiğine iman ediyoruz. Eş'ariler'in ya da bidat ehli diğer fırkaların görüşlerini redediyor savunmuyoruz.
Yine biz, Mü'minlerin Cennette Rablerini gözleriyle dolunay gecesinde ayın görüldüğü gibi göreceklerine. O'nu görmek için itişip kakışmayacaklarına iman ediyoruz.
Toparlayacak olursak: Kur'an'da ve Sünnet'te zikredilen bütün sıfatlar hakkındaki akidemiz, Ehli Sünnet ve'l Cemaat'in yani Selefi Salihin akidesidir. Bu sıfatlara iman ederiz, geldiği gibi kabul ederiz. Hakikatlierini ve delalet ettikleri şeyi, tekyife, temsile, ta'tile, tevile sapmadan ispat ederiz.
Allah'ın dilediğini yaptığına ve yapacağına, O'nun kazasından ve kaderinden bağımsız olarak hiçbir şeyin meydana gelmeyeceğine, hiç kimsenin takdir edilmiş kaderden kaçışının olmadığına ve kendisi için Levh-i Mahfusta yazılan yazının dışına çıkamayacağına iman ediyoruz.
Yine biz Allah Subhanehu ve Teala'nın yaptığı şeylerin bazı hikmetleri ve sebepleri olduğuna iman ediyoruz. Bununla beraber O, sebeplerin ve sebepleri meydana getirenlerin yaratıcısıdır. Yine biz, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in cennetlik veya cehennemlik olduğuna şahitlik ettiği kimse hariç, muayyen bir Müslüman için cennetlik veya cehennemlik olduğuna şahitlik etmiyoruz. Çünkü biz onun kalbine bulunana ve ne üzere öldüğüne vakıf olamayız. Ancak iyi kimse için ümit besler, kötü kimse için endişeleniriz.
Yine biz Müslümanlardan hiç kimseyi şirkin altında işlediği bir günahtan dolayı tekfir etmiyor, BÜYÜK GÜNAH İŞLEMESİ SEBEBİYLE ONU İSLAM DAİRESİNİN DIŞINA ÇIKARMIYORUZ.
Yine biz Nebimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in şefaatine, Onun ilk şefaatçi ve ilk şefaatçi kılınan kimse olduğuna iman ediyoruz. O'nun şefaatini sapık bir bidatçiden başkası inkar etmez. Aynı şekilde şefaatin ancak şefaat edecek olan kimseye verilen izinden ve kendisine şefaat edilecek kimseye rızadan sonra olacağına iman ediyoruz.
Allah Subhanehu ve Teala Tevhidden başkasına razı olmaz ve onun ehlinden başkasına şefaat edilmesi için izin vermez.
Allah bizi razı olunan kullarından eylesin amin.
@Kitapdf
Kur'an'ın Allah'ın kelamı olduğuna, gökten indirildiğine, yaratılmamış olduğuna, O'ndan başladığına ve tekrar O'na döneceğine, Allah'ın onunla HAKİKİ MANADA konuştuğuna, Cibril'in onu Yaratıcı'dan duyduğuna ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e indirdiğine iman ediyoruz. Eş'ariler'in ya da bidat ehli diğer fırkaların görüşlerini redediyor savunmuyoruz.
Yine biz, Mü'minlerin Cennette Rablerini gözleriyle dolunay gecesinde ayın görüldüğü gibi göreceklerine. O'nu görmek için itişip kakışmayacaklarına iman ediyoruz.
Toparlayacak olursak: Kur'an'da ve Sünnet'te zikredilen bütün sıfatlar hakkındaki akidemiz, Ehli Sünnet ve'l Cemaat'in yani Selefi Salihin akidesidir. Bu sıfatlara iman ederiz, geldiği gibi kabul ederiz. Hakikatlierini ve delalet ettikleri şeyi, tekyife, temsile, ta'tile, tevile sapmadan ispat ederiz.
Allah'ın dilediğini yaptığına ve yapacağına, O'nun kazasından ve kaderinden bağımsız olarak hiçbir şeyin meydana gelmeyeceğine, hiç kimsenin takdir edilmiş kaderden kaçışının olmadığına ve kendisi için Levh-i Mahfusta yazılan yazının dışına çıkamayacağına iman ediyoruz.
Yine biz Allah Subhanehu ve Teala'nın yaptığı şeylerin bazı hikmetleri ve sebepleri olduğuna iman ediyoruz. Bununla beraber O, sebeplerin ve sebepleri meydana getirenlerin yaratıcısıdır. Yine biz, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in cennetlik veya cehennemlik olduğuna şahitlik ettiği kimse hariç, muayyen bir Müslüman için cennetlik veya cehennemlik olduğuna şahitlik etmiyoruz. Çünkü biz onun kalbine bulunana ve ne üzere öldüğüne vakıf olamayız. Ancak iyi kimse için ümit besler, kötü kimse için endişeleniriz.
Yine biz Müslümanlardan hiç kimseyi şirkin altında işlediği bir günahtan dolayı tekfir etmiyor, BÜYÜK GÜNAH İŞLEMESİ SEBEBİYLE ONU İSLAM DAİRESİNİN DIŞINA ÇIKARMIYORUZ.
Yine biz Nebimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in şefaatine, Onun ilk şefaatçi ve ilk şefaatçi kılınan kimse olduğuna iman ediyoruz. O'nun şefaatini sapık bir bidatçiden başkası inkar etmez. Aynı şekilde şefaatin ancak şefaat edecek olan kimseye verilen izinden ve kendisine şefaat edilecek kimseye rızadan sonra olacağına iman ediyoruz.
Allah Subhanehu ve Teala Tevhidden başkasına razı olmaz ve onun ehlinden başkasına şefaat edilmesi için izin vermez.
Allah bizi razı olunan kullarından eylesin amin.
@Kitapdf
👍53❤8
Kabirlerden Yardım İsteyenler!
Ebu'l Vefa İbn Akil el Hanbeli (d. hicri 431 - v. hicri 513) şöyle demiştir :
"Şeriat'ın hükümleri cahil ve aşağlık kimselere ağır geldiği zaman Şeriat'ın hükümlerinden sapmışlar ve kendileri için vaz ettikleri bazı uydurmaları yüceltmeye başlamışlardır. Böylece bir başkasının emri altına girmedikleri için üzerlerindeki yükü hafifletmişlerdir. Benim nezdimde onlar vaz ettikleri bu uydurmalar sebebiyle KAFİRDİRLER. Örneğin onlar KABİRLERİ TAZİM EDER, ONLARA ŞERİAT'IN YASAKLADIĞI DERECEDE SAYGI GÖSTERİRLER. KABİRLERİN YANINDA ATEŞ YAKARLAR, ONLARI ÖPER, GÜZEL KOKULARLA KOKULANDIRIRLAR. ÖLÜLERDEN İHTİYAÇLARIN GİDERİLMESİNİ İSTERLER. İÇERİSİNDE "EY EFENDİM, BANA ŞUNLARI YAP!" GİBİ İFADELER BULUNAN KAĞIT PARÇALARI YAZARLAR. BEREKETLENMEK İÇİN KABRİN TOPRAĞINDAN ALIRLAR. KABİRLERİN ÜZERİNE GÜZEL KOKU AKITIRLAR. KABİRLERİ ZİYARET ETMEK İÇİN YOLCULUĞA ÇIKARLAR. AĞAÇLARA ÇAPUT BAĞLARLAR. BUNLARI YAPARAK LAT'A VE UZZA'YA TAPAN KİMSELERİN YOLUNDAN GİTMİŞ OLURLAR." (el Funun c.2; Şeytanın Hileleri)
@Kitapdf
Ebu'l Vefa İbn Akil el Hanbeli (d. hicri 431 - v. hicri 513) şöyle demiştir :
"Şeriat'ın hükümleri cahil ve aşağlık kimselere ağır geldiği zaman Şeriat'ın hükümlerinden sapmışlar ve kendileri için vaz ettikleri bazı uydurmaları yüceltmeye başlamışlardır. Böylece bir başkasının emri altına girmedikleri için üzerlerindeki yükü hafifletmişlerdir. Benim nezdimde onlar vaz ettikleri bu uydurmalar sebebiyle KAFİRDİRLER. Örneğin onlar KABİRLERİ TAZİM EDER, ONLARA ŞERİAT'IN YASAKLADIĞI DERECEDE SAYGI GÖSTERİRLER. KABİRLERİN YANINDA ATEŞ YAKARLAR, ONLARI ÖPER, GÜZEL KOKULARLA KOKULANDIRIRLAR. ÖLÜLERDEN İHTİYAÇLARIN GİDERİLMESİNİ İSTERLER. İÇERİSİNDE "EY EFENDİM, BANA ŞUNLARI YAP!" GİBİ İFADELER BULUNAN KAĞIT PARÇALARI YAZARLAR. BEREKETLENMEK İÇİN KABRİN TOPRAĞINDAN ALIRLAR. KABİRLERİN ÜZERİNE GÜZEL KOKU AKITIRLAR. KABİRLERİ ZİYARET ETMEK İÇİN YOLCULUĞA ÇIKARLAR. AĞAÇLARA ÇAPUT BAĞLARLAR. BUNLARI YAPARAK LAT'A VE UZZA'YA TAPAN KİMSELERİN YOLUNDAN GİTMİŞ OLURLAR." (el Funun c.2; Şeytanın Hileleri)
@Kitapdf
👍15❤5
Şimdi soruyoruz: Biz bu sözlerin aynısını diyor ve buna itikat ediyoruz diye tarikatçılar tarafından "Vehabi" diye etiketleniyoruz. Peki Ebu'l Vefa ibn Akil de mi "Vehabi"? İbn Akil ile Muhammed b. Abdulvehhab arasında asırlar var.
Tarikatçılar öyle konuşuyorlar ki sanki bu meseleler hakkında ilk defa Muhammed b. Abdulvehhab konuşmuştur. Halbuki tüm ümmet bu konuda icma etmiştir.
Nitekim şöyle denmiştir:
"Kim kendisiyle Allah arasında aracılar edinerek onlara tevekkül eder, onlara dua eder ve onlardan (yardım) isterse icma ile kafir olur." (el İkna li talibi'l intifa)
@Kitapdf
Tarikatçılar öyle konuşuyorlar ki sanki bu meseleler hakkında ilk defa Muhammed b. Abdulvehhab konuşmuştur. Halbuki tüm ümmet bu konuda icma etmiştir.
Nitekim şöyle denmiştir:
"Kim kendisiyle Allah arasında aracılar edinerek onlara tevekkül eder, onlara dua eder ve onlardan (yardım) isterse icma ile kafir olur." (el İkna li talibi'l intifa)
@Kitapdf
👍21❤5
Şunu bilmelisin: Biz insanlarla, farzlardan ya da haramlardan herhangi bir şey hakkında ihtilaf etmedik. İnsanlarla bizim aramızda vuku bulan ihtilaf; Allah'ın hakları konusunda, ibadetin yalnızca tek olan ve ortağı bulunmayan Allah'a has kılınması konusunda, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hakları konusunda, emrettiği ve sakındırdığı şeyler hakkında O'nu tasik etmek ve O'na itaat etmek konusundadır.
Günümüzde şirk, insanların çoğunun üzerinde hakim olmuştur. Dua, kurban kesme, adak adama gibi ibadetler Allah'tan başkasına yöneltilir olmuştur. Tevekkül, korkma ve ümit etme gibi ibadetler Allah'tan başkasına sarf edilir hale gelmiştir. Biz insanları bundan sakındırmaya kalktığımızda bizlere karşı çıkıyorlar bid'atçilikle suçluyorlar ve bizim harici olduğumuzu söyleyerek türlü iftira atiyorlar.
Hafız Ebu Muhammed Abdurrahman b. İsmail el Makdisi Şafii alimlerindendir (d. hicri 599) şöyle demiştir:
"Şeytan'ın insanlara süslediği ve insanlardan birçoğunun içine düştüğü bidatlerden bazıları da duvarları ve direkleri güzel kokularla kokulandırmak, belli yerlere kandiller asmaktır. Bir adam, velilerden ve salihlerden olduğuna inanılan bir kimseyi rüyasında o yerde bir şey yaparken gördüğünü uydurur ve insanlarda hemen onun anlattığı şeyi yaparlar ve buna son derece dikkat ederler. Fakat aynı hassasiyeti farzlar ve sünnetler konusunda göstermezler. Yaptıkları şeylerin kendilerini Allah'a yaklaştırdığını zannederler. Daha sonra bu mekanların olduğu yer kalplerinde büyüdükçe büyür ve bu yerleri tazim etmeye başlarlar. Hastalarına şifa bulmasını, adadıkları adaklarla ihtiyaçlarının giderilmesini umarlar. Halbuki kendisinden bir şey umdukları; ya çeşme, ya ağaç, ya duvar, ya da taştır." (el Ba'is ala inkari'l bida ve'l havadis)
@Kitapdf
Günümüzde şirk, insanların çoğunun üzerinde hakim olmuştur. Dua, kurban kesme, adak adama gibi ibadetler Allah'tan başkasına yöneltilir olmuştur. Tevekkül, korkma ve ümit etme gibi ibadetler Allah'tan başkasına sarf edilir hale gelmiştir. Biz insanları bundan sakındırmaya kalktığımızda bizlere karşı çıkıyorlar bid'atçilikle suçluyorlar ve bizim harici olduğumuzu söyleyerek türlü iftira atiyorlar.
Hafız Ebu Muhammed Abdurrahman b. İsmail el Makdisi Şafii alimlerindendir (d. hicri 599) şöyle demiştir:
"Şeytan'ın insanlara süslediği ve insanlardan birçoğunun içine düştüğü bidatlerden bazıları da duvarları ve direkleri güzel kokularla kokulandırmak, belli yerlere kandiller asmaktır. Bir adam, velilerden ve salihlerden olduğuna inanılan bir kimseyi rüyasında o yerde bir şey yaparken gördüğünü uydurur ve insanlarda hemen onun anlattığı şeyi yaparlar ve buna son derece dikkat ederler. Fakat aynı hassasiyeti farzlar ve sünnetler konusunda göstermezler. Yaptıkları şeylerin kendilerini Allah'a yaklaştırdığını zannederler. Daha sonra bu mekanların olduğu yer kalplerinde büyüdükçe büyür ve bu yerleri tazim etmeye başlarlar. Hastalarına şifa bulmasını, adadıkları adaklarla ihtiyaçlarının giderilmesini umarlar. Halbuki kendisinden bir şey umdukları; ya çeşme, ya ağaç, ya duvar, ya da taştır." (el Ba'is ala inkari'l bida ve'l havadis)
@Kitapdf
👍15❤6
Hanefilerden olan Kasım b. Kutluboğa b. Abdullah el Hanefi (d. hicri 802) şöyle demiştir:
"Avamdan olan kimselerin çoğunda vaki olan adak şu şekilde olmaktadır: Kişi salihlerden birinin kabrine gitmekte, sonra 'Ey efendim falan! Eğer kaybettiğim şey bulunursa, ya da hastam sağlığa kavuşturulursa, ya da ihtiyacım görülürse; sana şu kadar altın, ya da yiyecek, ya da mum!' demektedir. Bu adak icma ile batıldır. Bunun batıl olmasının birçok sebebi vardır. Bunlardan birisi, yaratılmışa adak adamanın caiz olmamasıdır. Diğer bir sebep de bunun küfür olmasıdır... İnsanlar bu belanın içine düşmüşlerdir. Özellikle de Ahmed el Bedevi'nin doğum gününde." (Şerhu Durer'ul biha)
@Kitapdf
"Avamdan olan kimselerin çoğunda vaki olan adak şu şekilde olmaktadır: Kişi salihlerden birinin kabrine gitmekte, sonra 'Ey efendim falan! Eğer kaybettiğim şey bulunursa, ya da hastam sağlığa kavuşturulursa, ya da ihtiyacım görülürse; sana şu kadar altın, ya da yiyecek, ya da mum!' demektedir. Bu adak icma ile batıldır. Bunun batıl olmasının birçok sebebi vardır. Bunlardan birisi, yaratılmışa adak adamanın caiz olmamasıdır. Diğer bir sebep de bunun küfür olmasıdır... İnsanlar bu belanın içine düşmüşlerdir. Özellikle de Ahmed el Bedevi'nin doğum gününde." (Şerhu Durer'ul biha)
@Kitapdf
👍13❤4