KİTAPDF
5.36K subscribers
67 photos
25 videos
428 files
29 links
"Büyük bir fayda sağlamayan ilmin kitaplar içinde gizli kalması, insanların kalplerinde bulunmasından iyidir."
Download Telegram
Daha bir asır önce dindarlar demokrasiye yaklaşırken diğer batı menşeli kavramlara yaklaştıkları gibi şüpheyle yaklaşıyorlardı. Aynı tavrı "laiklik" kavramına karşı da gösteriyorlardı. Daha sonraki dönemlerde dindar profili zamanla değişti ve dindarlar: "Laiklikle aram iyi değil ama demokrasi güzel(!) bir şeyldir" demeye başladılar. Bugün ise dindarlar laiklikle de barıştılar ve "demokrasi de bizim, laiklik de bizim" deme noktasına geldiler.

Aslında bu süreç cumhuriyetin kurluşuyla başlayan bir süreç değildir. Tarihe baktığımızda Fatih Sultan Mehmedin aldığı kararlarla başlayan bir süreçtir. Konu üzamasın diye şimdilik bu konuya girmiyoruz.

Bu kavramlara sahip çıkmak bir bakıma dindar entelektüellerin de işine geliyordu çünkü ancak o sayede düzen kendilerine bir paye vermeyi kabul ediyordu. Yani "sözü dinlenir, kitapları okunur, gerektiğinde danışılır" olabilmek için bu terimlere sahip çıkmak bir ön şarttı. Dindar entelektüeller en zayıf yerlerinden yakalanmış, itibar ve şöhret uğruna bu batıl dinin kabulu için çalışmaya başlamışlardı.

Kuşkusuz ki dini ilimlerle uğraşanların bu demokrası ve laikliğe sahip çıkması demek, bu terimlerin camiye kadar girmesi anlamına gelmektedir.

Yani mesele eski bir politikacının dediği gibi mihraptan çözülmüş, insanlar hutbe ve vaazlarla demokrasi ve laikliğe ısındırılmıştır. Zaten böyle olmasaydı Diyanet işleri başkanlığı gibi dev bir kurumun bu düzen içerisinde varlığını sürdürmesi mümkün değildir.

Bu sadece diyaneti kapsamamaktadır. Sözde İslami bir söyleme sahip olan partileri de kapsamaktadır. Ahireti satmadan bu sistemde yer almak imkansızdır.

Bu tür İslam dışı sistemleri benimsemiş olarak Allah'ın huzuruna çıkmak istemeyenler bu meseleleri iyice düşünmelidir. Başarı veren ve hidayete ulaştıran Hakimler hakimi olan Yüce Allahtır.

@Kitapdf
👍134
Bir şeyin "hak" mı "batıl" mı olduğunu tespit ederken bizim elimizdeki yeğane ölçütümüz Kur'an ve Sünnettir. Falanca kişi demokrasi terimine sahip çıkıyor diye veya insanların çoğu bu terimi benimsiyor diye bu terim hakkında müspet düşünmemiz gerekmez. Farz edelim ki bu terim hakkında olumlu düşünmeyen sadece bir kişi olsun; o da ben olayım... Bunun ne önemi vardır? Bu durum, onun İslam'a uygun bir terim olup olmadığı ile ilgili bize bir fikir verebilir mi? İslam'a uygunluğun kıstası, insanların ona teveccühü veya bir şeyi tutup yüceltmeleri midir? Yoksa o şeyin değişmez dini buyruklara olan uygunluğu mudur?

Diğer taraftan; "Bu batıl dine yani demokrasiye sahip çıkmazsak bu ülkede hiçbir şey yapamayız" gibi yaklaşımların İslam açısından hiç bir kıymeti yoktur. Böyle bir bakış açısıyla meseleye yaklaşmak dini mezvularını sulandırılmasına sebep olur. Kuşkusuz biz bu konuda en doğru tespite ancak; "İslam'ın bu terime yani demokrasiye bakışı nasıldır?" sorusunu sorarak ulaşabiliriz. Bu soruyu sorabilenler "falan"ın ne söylediğini değil "Kur'an"ın ne söylediğini önemserler.

Demokrasinin İslam'a uygun bir terim olup olmadığını tespit edebilmemizin önündeki bir diğer engel ise beyinlerimizin felsefe artığı binlerce necis düşünce ile kirletilmiş olmasıdır. Zira "hakika" denen mefhum felsefecilerin, siyasilerin veya entelektüellerin söz cümbüşünde değil tüm sadeliğiyle AYET VE HADİSLERDEDİR. Çünkü entelektüel felsefi söylemlerin büyüsüne kapılmış ve asıl başvurmamız gereken kaynaklardan uzaklaşmış olan insanların İslami bir bakış açısıyla meseleye yaklaşmaları düşünülemez.

Terimlerin alt üst edilmesine dair şu örneği verebiliriz.

"Devlet tüm inanç guruplarına inançlarını yaşama hususuna eşit mesafededir. Laiklik budur."

Yine şöyle demiştir:

"Ben laikliği dinsizlik olarak kabul etmiyorum. Laikliği din karşıtlığı olarak kabul etmiyorum. Partimin programında laiklik tanımı şudur: 'Kişi laik olmaz, devlet laik olur. Bir müslüman(!) olarak laik bir devleti yönetirken bütün inaç gruplarına devlet eşit mesafede olur Müslümanada, hıristiyanda, müsevilerede, ateistlere de..." Bu sözler sözde İslami bir hassasiyete sahip olduğunu iddia eden R. T. Erdoğana aittir.

Bu sözler İslam'la çelişen sözlerdir bu sözler bizim bütün algılarımızı değiştirmeyi ve bize kendi sapkın fikirlerini algılama şeklini benimsettirmeyi hedefliyor.

Bütün bu terimler bizim anladığımız gibi değil kendi sapkın anlayışlarına daha doğrusu meseleleri ters yüz ettikleri gibi anlamamızı istiyorlar ki bu da bizim kimliğimizden uzaklaşmamız anlamına geliyor.

T.C Milli Eğitim Bakanlığına göre laikliğin tanımı şöyledir: "laiklik; devlet düzeninin ve hukuk kurallarının dine değil, akla ve bilime dayandırılmasıdır." Bu tanım her yerde böyledir. Hangi sözlüğe bakarsak bakalım. Bu durumda sonradan birileri çıkıp "bana göre" demesi manipülasyondan başka birşey değildir. Uyanık olun.

@Kitapdf
👍194🤔1
Niceleri vardır ki İslam adına bir şeyler yapmak için yola çıktıkları halde sonunda bir "demokrasi savaşçısı" olup çıkmışlardır. Bu da yetmezmiş gibi bu uğurda ölenlere "demokrasi şehitleri" kavramını ortaya atmışlardır. Bu da ilahlık taslamak, haddi aşmanın zirvesidir.

Bu ve benzeri kavramların peşine düşenler, asıl gayeden uzaklaşmış, batı menşeli bu kavramlara iyiden iyiye gönüllerini kaptırmış ve hatta bu kavramların peşinde bir ömür çürütmüş ve bu uğurda canlarını vermişlerdir.

Olan kandırılmış kitlelere oluyor. Müslümanın vatanı ancak Allah'ın yasaları ile yönetiliyorsa Müslümanın vatanı olur ve bu vatan uğruna can verilir. Aksi halde Mekke bile olsa cahiliye müşriklerinin yönetimi altına kaldığı sürece orası dahi terkedilir. Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem'in yaptığı gibi. Bu beşeri sistemler maddi yönden insanları sömürdükleri gibi manevi yönden de sömürmektedirler.

Müslüman olduğunu söyleyen insanlar gizli bir ateizim hastalığına kapılmak istemiyorlarsa, Yüce Allah'ın Rab ismini yeniden düşünmeleri gerekir. Yüce Allah'a inandıklarını ve Onunla sevgiye dayalı özel bir ilişkilerinin olduğunu iddia edenler O'nun Kur'an'daki vasıflarından biri olan "Rab" oluşunu; yani O'nun kural, kanun koyucu, düzen verizi, nizam verici olduğunu görmezden geliyorlarsa, bu onların maalesef farkında olmadan şahısları ve hevalarını ilah edinme durumunda olduklarını gösterir. Bu da Yüce Allah'ın egemenlik alanını tanımamak anlamına geldiğinden, bir çeşit inançsızlık hastalığıdır daha açık bir ifadeyle büyük şirkin takendisidir. Mü'min ise Yüce Allah'ın "Rab" ismini inkar etmez. O'nu düzen koyan, nizam veren ve terbiye eden yegane İlah olarak kabul eder. Bununla birlikte diğer sahte kanun koyucuları isimleri ne olursa olsun hiç aldırmadan redder. La ilahe illallah'ın gereklerini yerine getirir. La ilahe - yani Allah dışında tüm sahte kanun koyucularını reddetmek, uzak durmak onları inkar etmek anlamına gelir. İLLALLAH sadece Tek olan ortağı olmayan yegane hüküm koyucu olan Allah'ı ve O'nun şerıatı olan İslamı benimser. İşte kurtuluş yolu budur. Ve bu uğurda ölenler şehittir. Elhamdulillah

@Kitapdf
👍184
Namazlarda ve gündelik yaşantıda defalarca söylediğimiz "Allah en büyüktür" zikrinin anlamı, hayatın her alanında Yüce Allah'ın dinini ve onun hükümlerini üstün tutmak demektir. Yok, bunu değil de modernitenin doğrularını veya menfi geleneğin törelerin doğrularını üstün tutuyorsak, başka bir ifade hevamızı ilah edinircesine kendi görüşlerimizi üstün tutuyor ve hak hukuk mevzularında İslam'ın prensiplerine arkamızı dönüyorsak bu "Allahu ekber"in anlamından gafil olduğumuzu gösterir.

"Allahu ekber" demek hayatın her alanında Tevhid bilincini üstün tutmak, Yüce Allah'ın ayetlerini, hükümlerini yani O'nun dinini büyük tutmak ve O'nu yüceltmek demektir.

Yüce Allah'ın hükmüne razı olmak demek dinin bütün ilkelerini benimsemek demektir. Seküler bir mantıkla ayetleri değerlendirip kafaya yatmayınca da onun anlamını çürük ideolojilere göre tevil etmek demek değildir. Veya hiç bu kadar uzağa gitmeyip "Müslüman'ım(!) ama İslam'ın şeri hükümlerini benimsemiyorum" veya "bunlar iyi güzel ama bu çağa hitap etmez(!)" demek değildir. Çünkü O'ndan razı olmak O'nun hükümleri ile barışık olmak ve kendi aklımızdan çok Kur'an hükümlerine güvenmek demektir.

@Kitapdf
👍197
Tevhide Dair Önemli.pdf
106.1 KB
119. Muhammed b. Abdulvehhab - Rububiyyet, Uluhiyyet, İsim ve Sıfat Tevhidine Dair - Kulların Üzerine Vacip Olan Şeylerin İzahı

@Kitapdf
👍135👎1
Cahiliye Sistemleri.pdf
82.6 KB
120. Cahiliye Sistemleri

@Kitapdf
👍102🔥2
Kitaplarını paylaştığım alimlerden dolayı kanalı terkedenler neye sırt çevirdiklerini ve neyden kaçtıklarını bir bilseler...

Vallahi kanalı terketmeleri bize zarar vermez. Üye toplamak derdinde olduğumu düşünen olursa yanılıyor olacktır öyle bir şey olsa böyle zor bir işin içine girmez abuk subuk şeyler paylaşırdım gören gelirdi... Paylaşılan kitapları azınlığın okuduğunu da biliyorum yani tahmin ediyorum. Ancak bu yaratıklarda nasıl bir kin var ki dosyayı paylaşır paylaşmaz 15 20 kışı kanalı terkediyor... Desem ki okuma konusunda çok titizler halbuki Allah bilir nice sapığın, sözgelimi dünya klasikleri dedikleri sarhoşların kitaplarını okumaktalar yada en azından kültürlü görüneyim diye satın alıp kitaplığında sergiliyorlardır...

Ne var ki şu ayetin gerçekleştiğini görüyoruz:

"Böyle iken onlara ne oluyor ki adeta aslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi öğütten yüz çevirip kaçıyorlar!" (Mudessir 49-51)

"Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar." (Mudessir 53)

@Kitapdf
👍416👎6💯1
Forwarded from KİTAPDF
Muhammed b. Abdulvehhab - Hanif Olmak.pdf
216.2 KB
77. Muhammed b. Abdulvehhab - Hanif Olmak

@Kitapdf
15👍2
düşmanımızı Tanıyalım.pdf
132.2 KB
121. Kovulmuş düşmanımızı Tanıyalım

@Kitapdf
5👍3
Forwarded from KİTAPDF
Çocuklar İçin İslam Akaidi.pdf
244.3 KB
102. Çocuklar İçin İslam Akaidi

Not: Yetişkinler de okuyabilir.

@Kitapdf
👍74
Zamanın senden alıp götürdüklerine sabret

Zamanlar böyle geçip gitti

Bazen hüzün, bazen mutluluk

Ne mutluluk bakidir, ne de hüzün.


@Kitapdf
20👍8😢4
İnsanı tuzağa çekip fitneye düşürmeye çalışmak şeytanın işlerindendir. İnsanı tuzağa düşürmek için her şeyi yapmak ve insanın ayağını kaydırmayı başardıktan sonra karşısına geçip takvalıyı oynamak şeytanlaşmış insanların ahlakıdır. Böyle şeytanlaşmış insanların şerrinden Allah'a sığınırız.

@Kitapdf
👍234
Forwarded from KİTAPDF
Cahiliye Toplumunun Özelikleri.pdf
212.2 KB
85. Muhammed b. Abdulvehhab - Cahiliye Toplumunun Özelikleri

@Kitapdf
9🥰5
Forwarded from KİTAPDF
Kur’an ve Sünnet Işığında Vesile.pdf
309 KB
107. Kur'an ve Sünnet Işığında "Vesile"

@Kitapdf
👍52
Forwarded from KİTAPDF
Kitabu't Tevhid.pdf
448.4 KB
117. Muhammed b. Abdulvehhab - Kitabu't Tevhid

Kendi nefsi için hayır uman herkesin okuması gereken kitap...

@Kitapdf
👍132👎1
Allah'a Şirk Koşmak.pdf
167.4 KB
122. Allah Subhanehu ve Teala'ya Şirk (Ortak) Koşmak

@Kitapdf
👍91
Paylaşılan dosyalar üzerinde hiçbir değişiklik yapmadan dileyen dilediği şekilde kulanabilir, paylaşabilir.

@Kitapdf
👍114🥰1🤯1🤩1
Allah'a İbadet Etmeyenler.pdf
178.1 KB
123- Allah'a İbadet Etmeyenler

Mutlaka okuyun, okutturun.

@Kitapdf
👍83
Ey Allah’ın kulları, ölüm uykusundan uyanın!

Uyanın da hidayetin aslını anlamaya ve nefisleri hevadan ayırmaya gelin

Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayın ve

Haktan sapan azgın kimselerin yollarından uzak durun!

Onlar ki sabah erkenden kabirleri ziyaret etmeye giderler

Karşılaştıkları her sıkıntıda onlara dua eder, isteklerini onlara arz ederler

Büyük belalarla kendilerini sarıp sarmaladığı zaman

Dara düştükleri zaman onlardan medet beklerler

Övgüye layık olan, Yüce Arş’ın sahibi Allah’ın katında

Şefaat ve yakınlık elde etmek için onlara ümit beslerler

Onlardan belaların kaldırılmasını isterler

Hakka boyun eğmekte ayak direten kimseler

Başlarına ne zaman bir müsibet gelse böyle yaparlar

Neyi ümit ediyorsa, aklına ne geliyorsa

Hepsini kabirde yatanlardan talep ederler

Tek Rabi Celle Zikruhu unuturlar

Azamet sahibi, her şeye gücü yeten, hiçbir ortağı bulunmayan İlahı unuturlar!


@Kitapdf
👍297🤔1
Tevhid, insanın nefsini, hayatını düzene koyan bir ölçüdür.

İnsan yapısı ve yaradılışı itibarıyla abid yani kuldur.

İnsan nefsi, bu fıtri özelliği sebebiyle her zaman kendisine bir ilah arar... O kendisi için aralıksız olarak bir mabud bulmaya çalışır.

O halde insan için, ibadet etmek kaçınılmaz bir şeydir. İnsan ya Allah'a ya da O'ndan başka herhangi bir şeye ibadet eder.

İnsanlar çeşitli cahiliye dönemlerinde babaya, toteme, şimşek ve yıldırım, rüzgar, yağmur gibi çeşitli tabiat güçlerine; güneş, ay ve yıldızlar gibi gök cisimlerine; put ve heykellere, peygamber, aziz, haham ve rahip gibi birtakım insanlara yahut tabiata tapıyorlardı. Bundan sonra insan "çağdaş cahiliye"de bizzat kendisine tapmaya başladı. Peşinden, kendilerine ibadet edilenler yine çoğaldı. Ve kiminin adı vatan, kimin adı devlet, kavmiyet, ideoloji, parti veya lider vb. oldu. Ya da ırka, maddi üretime, dolara ibadet edilmeye başlandı.

Evet, bütün bunlar insanların Allah'ı bırakıp rab edindiği çeşitli mabudlardır. Bu mabudlar, insanların hayatına hakim olmakta, insanlar da gerçek olsun veya olmasın bu mabudların kendilerine verdikleri emirler doğrultusunda yollarına devam etmektedirler.

Bütün bu durumlarda insanlar edindikleri rablere ibadet ediyor ve bu rablerin kendilerine verdikleri emirlere boyun eğiyorlar.

Hidayet bulmaları halinde ise insanlar, hiçbir ortak koşmaksızın sadece Allah'a ibadet ederler. O'nun emir ve yasaklarına uyarlar, yani Allah'ın indirdikleri ile hükmederler.

Beşeriyetin hayatının terazisi Tevhiddir.

Bu kainatı yaratan kimdir? Bu kainatı yöneten, olayları meydana getiren kimdir? İnsanlığa hayatın yolunu çizecek kimdir? Onlara kim "Şu helaldir, bu haramdır" diyecek? "Bu mubahtır, bu değildir, bu güzeldir, bu çirkindir, bu helaldir, hoştur, şunlarda pistir." diye kim söyleyecektir?

Bir kere bu, uydurma tanrıların değil, gerçek ilahın kulları üzerindeki hakkıdır. Çünkü yaratan O olduğuna göre hükmün-emrin-yönetimin sahibi de O'dur.

"Haberiniz olsun, yaratmak da, emretmek de O'nundur." (Araf 54)

Diğer taraftan bu her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Alim ve Habir olan Allah'ın hakkıdır. Bilgisiz ve ufukları sınırlı kimselerin hakkı değildir.

TEVHİD AKİDESİNDE HAKİMİYET HİÇBİR ORTAĞI SÖZ KONUSU OLMAKSIZIN YALNIZ ALLAH'INDIR.

@Kitapdf
👍155
KİTAPDF pinned «Ey Allah’ın kulları, ölüm uykusundan uyanın! Uyanın da hidayetin aslını anlamaya ve nefisleri hevadan ayırmaya gelin Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayın ve Haktan sapan azgın kimselerin yollarından uzak durun! Onlar ki sabah erkenden kabirleri ziyaret etmeye…»