Akademi Dergisi
2.09K subscribers
49.3K photos
16.8K videos
365 files
7.25K links
Çok önemli: Telegram bu kanalı yıllardır sansürlenemektedir. Paylaşımlarımızın Telegram uygulaması içinde yayılmasına izin vermemektedir. Kanaldaki takipçi ve görüntüleme sayıları da gerçek değildir. www.mfs.tv
Download Telegram
Yine Kur'an-ı Kerim'de Duhan suresinin 10. ayet-i kerimesinde (mealen)
"Gökten bir duman çıkacağı günü gözetle!"
buyruldu. İşte bu ayet-i kerimede ve söz konusu hadis-i şeriflerde haber verilen "duman" da ilk akla gelen manada bir duman ya da sis değil. Dünyanın her yerini saran ve toplu ölümlere sebep olan yoğun metafizik sinyaller.
Dabbetül arzın zan edildiği gibi tuhaf bir canlı olmadığını, insan olduğunu... Zan edildiği gibi zararlı, vahşi bir canlı olmayıp iyi niyetli ve insanlığın faydası için mücadele eden bir kişi olduğunu... Hatta dabbetül arz ile hz. Mehdi'nin aynı kişiler olabileceğini kısa süre önce yazmıştım.

Ahir zamanda yaşanacağı haber verilen büyük bir ateş çıkması hadisesinin, duman çıkması hadisesinin, yer batması/çökmesi hadislerinin, şu yukarıda anlattığım Semud kavmi gerçekleriyle, metinlerini tam haliyle vermediğim ve bilinen o ayet-i kerimelerle ve hadis-i şeriflerle ve dabbetül arz ile yakından alakası var. Bu konu, hakkında cilt cilt kitap yazılabilecek bir konu...

Söz konusu çok çok büyük felaketlere ramak kalayı yaşadığımızı değerlendirdiğim şu günlerde, herkesin bu yazıya ve bu bilgilere de ihtiyacı vardı. Artık her kişi ve kesim/taraf, kendi hür iradesi ile kararını alacak ve ona göre de karşılığını bulacak.

Birkaç gündür yoğun siyasi gündemden ötürü gecikmiş olan bu yazıyı şimdilik bu kadarlık yazdım. İlerleyen zamanlarda ve en çok da söz konusu afetler yaşandıktan sonra, daha da geniş şekilde izah edeceğim inşaallah.

| mfs - Ezber bozan - Akademi Dergisi
Tarih tekerrür edecek ve çok yüksek sayıda insan ölecek

https://mfs.tv/?p=28038
"Semûd kavminin öldürülüşü gibi..."

Vehhabiler de Semud kavmi gibi toptan öldürülecekler mi...

Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.) den işittim, şöyle diyordu:

Ali ibn Ebî Tâlib (r.a.) Yemen'den Rasûlullah (s.a.v.)'e karez/selem ağacı ile tabaklanmış bir deri içinde, henüz toprağından arıtılmamış altın cevheri göndermişti.

Ebû Saîd devamla dedi ki: Rasûlullah bu altın cevherini şu dört kişi arasında paylaştırdı: Uyeyne b. Bedr, Akra' b. Habis, Zeydu'l-Hayl, dördüncüsü ya Alkame b. Ulâse yâhut da Âmir İbnu't-Tufeyl idi.

Peygamberin sahâbîlerinden bir kişi: "Bu taksime biz bunlardan daha haklı idik" dedi. Bu söz Rasûlullaha erişince: «Siz bana güvenmiyor musunuz? Halbuki ben göktekinin eminiyim/güvendiği kişiyim! Sabah akşam bana gökyüzünün haberi geliyor!» buyurdu.

Râvî (rivayet eden kişi) dedi ki: Bunun üzerine iki gözü çökük, yanağının elmacıkları çıkık, alnı yüksek, gür sakallı, başı tıraşlı, izârını yukarı çekmiş bir kişi ayağa kalktı da "Yâ Rasûlallah! Allah'tan sakın/kork!" dedi. Rasûlullah ona: «Sana yazıklar olsun! Ben yeryüzündeki insanların Allah'tan sakınmaya en lâyık olanı değil miyim?» buyurdu.

Râvî dedi ki: Sonra o kişi arkasına dönüp gitti. Hâlid İbnu'l-Velîd: "Yâ Rasûlallah! Şunun boynunu vurmayayım mı?" dedi. Rasûlullah «Hayır, vurma! Bunun da ileride namaz kılan bir kişi olması umulur!» buyurdu. Bunun üzerine Hâlid: "Yâ Rasûlallah! Namaz kılanlardan nice kimseler vardır ki, onlar kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylerler» dedi. Rasûlullah «Ben insanların kalplerini açmaya, karınlarını yarmaya memur değilim!» buyurdu.

Râvî dedi ki: Sonra Rasûlullah, o kişi dönüp giderken, arkasından ona bakıp: «Şüphesiz şunun soyundan öyle bir nesil türeyecektir ki, onlar (Vehhabiler) her zaman güzel sesle Allah 'ın kitabını okuyacaklar. Fakat Kur'ân'ın tatlılığı onların boğazlarından ileriye geçmeyecektir. Onlar, okun avı (çabuk delip) çıktığı gibi dinden çıkacaklar!» buyurdu.

Zannediyorum ki Rasûlullah «Yemîn olsun, eğer ben onların zamanına yetişseydim, muhakkak onları Semûd kavminin öldürülüşü gibi (Salih peygamberin yaptığı gibi) toptan (çarparak) öldürürdüm.» buyurdu.

(Hadis-i şerif, Muttefekun Aleyh)
Akademi Dergisi
Audio
Akademi Dergisi'nin 28 Kasım 2022 tarihli bu sesli yayını sonrasında, mağdur Taner A’nın ‘haberi kaldırtması’ için tehdit edildiği öğrenildi. Taner A., daha önceki şikayetlerinin üzerine bir şikayet daha ekledi ve hala hukukun üstün gelmesini bekliyor.
‘BİR DAHA ALİHAN’IN ADINI AĞZINA AL BAK NE OLUYOR’

T.A, 29 Kasım 2022’de soruşturma savcılarına sunduğu ek şikayet dilekçesinde, olayın haberleştirilmesinden sonra yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Şikayetime konu şüphelilerden kendisini Süleymancılar cemaatinin yöneticisi Alihan Kuriş’in yardımcısı ve cemaate ait kermeslerden sorumlu yönetici olarak tanıtan Fazilet Yapı şirketinin de sahibi H.H isimli şahıs ile 28 Kasım 2022 Pazartesi günü Saat:16:20’de Ümraniye …. Mahallesindeki evimin birkaç sokak arkasındaki … sokakta yolda birden bire karşıma çıktı. Belki de kendisi tarafından takip ediliyordum… Makamınızca yürütülen suç duyurusundan bile rahatsız olmayan ve umursamayan bu şahıs medya haberlerinden rahatsız olmuş. Zira şahsıma doğru yürüyerek basında çıkan haberlerden bahsederek neden böyle bir şey yaptığımı sordu. Ve bana: ‘Ulan oğlum sen adam olmayacak mısın?, akıllanmayacak mısın?, sen bizim başımızı belaya mı sokacaksın?, Alihan’ı ne diye söylüyorsun lan, sen bir daha onun adını ağzına al bak ne oluyor’ dedi ve üzerime yürüdü. İki elini kullanarak sağ ve sol omuzlarımı avuçlamak suretiyle sıkarak beni salladı.”
‘SEN BİZİM KİM OLDUĞUMUZU YAKINDA GÖRECEKSİN’

“Beni tahrik etmek ve haklı olduğum halde mücadelemin içinde beni haksız konuma düşürmeye çalıştıklarını bildiğim için temkinli hareket ettim” diyen T.A, şunları kaydetti:
“Kendisine saygılı bir şekilde amacımın, cemaati ve kendileri tarafından bana yaşattıkları mağduriyetin artık son bulması ve özellikle de bizim gibi diğer mağdurların da hakkını savunmak için mücadele verdiğimi söyledim. ‘Kaldıki Cemaatinizin lideri Alihan Kuriş ismini sen bana verdin. Her defasında bana Alihan Kuriş’in yardımcısı olduğunu sen söyledin. Yoksa ben Alihan Kuriş’i nereden tanırım?’ dedim. Ve ellerini üzerimden çekmesini söyledim. ‘Sen hem bizi mağdur edip dolandıracaksın hem de kalkıp tehdit ile üzerime yürüyüp darp etmeye çalışacaksın öyle mi? Açıklama yapmaktan korkan tüm mağdurların sesi olacağım’ dedim.
Bu sözlerim karşısında şüpheli şahsıma karşı tehditler savurmaya başladı. ‘Sen bizim kim olduğumuzu yakında göreceksin.’ diyerek, çirkin bir tehditte bulundu.”
‘HABERLERİ KALDIRT, BEN ZATEN ALZHEİMER’IM’

“’Basında çıkan haberleri kaldırmam gerektiğini ve eğer bu haberleri kaldırtmazsam aksi halde alacağımız olan konut dairesini veya ödemesinin iadesini alamayacağımı’ söyledi”
diyen T.A, dilekçesinin devamında şu ifadeleri kullandı:
“Bana şöyle dedi: ‘Oğlum ben zaten Alzheimer’ım bana hiçbir şey olmaz. Olan sana olur.’ Bende kendisine ‘bekle kaçma polisi arayacağım’ dedim bunun üzerine hızla oradan kaçtı. Kaçarken bende arkasından seslenmek zorunda kaldım ve kendisine; “devletime sığındım, ben devlete ve yargıya güveniyorum dedim. Haberlerin kaldırılması için de asla böyle bir şey yapmayacağım ve hatta şu an yaptığın bu tehdit ve çirkin şantajı da savcılığa mutlaka bildireceğim. Ve aynı zamanda ilgili haber yetkililerine de ileteceğim” dedim.”
‘Bİ MUSKALIK CANIN VAR’

T.A, dilekçesinin devamında kendisini tehdit ettiğini öne sürdüğü H.H’nin ise “Ulan oğlum Bi’ muskalık canın var!” diye seslendiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Toplum içinde sihir ve büyü anlamına gelen ve dinimizin de yasakladığı öldürücü ve hayat fonksiyonlarını devre dışı etmek suretiyle felç edici olarak bilinen ‘Metafizik suikastı’ eylemini kastederek beni yine ölümle tehdit etti…Vahim olan bu durumu kendisine bildirerek ne yapmam gerektiğini kendisine sorduğum da: ‘Şimdi sen polisi ara diyeceğim ama geçenki tehditte de aramıştın ki, her herhangi bir olumlu yanıt alamadığın gibi, yetkili kolluklar tarafından şüpheli veya şüphelilere yaptırım da olmadı. Bu nedenle bence sen bir ek dilekçe hazırla ve başından geçenleri not al ve tarih ile saate dikkat et. Sabah da gider direkt mevcut savcılığa verirsin’ dedi.”
‘UZAKLAŞTIRMA KARARI VERİLSİN’

T.A, dilekçesini şu sözlerle tamamladı: “Nitelikli dolandırıcılık ile bizi dolandıran ve tehditler üzerinden bizleri halen de korkutmaya çalışarak haklı bu mücadelemizden caydırmak isteyen şüpheli ve şüphelilerden şikayetçiyim. Çocuklarım başta olmak üzere ailem ve kendi can güvenliğimiz ile ilgili korku ile halen endişe içindeyiz. Tüm bu yaşanan nedenlerden dolayı, ‘Ailem, çocuklarım ve şahsıma yönelik ölümle sonuçlanabilecek risklere karşı şüpheliler hakkında uzaklaştırma kararı verilmesini ve haklarında kamu davası açılmasını talep ediyorum.”
DAHA ÖNCE TEHDİT NOTU ALMIŞTI

Öte yandan, T.A ilk suç duyurusu dilekçelerinde Ümraniye’de bir AVM içerisinde “yanlış yerde saf tutuyorsun” ve çocuklarının isimleri ile okudukları okullarının yazılı olduğu bir tehdit notu aldığını savcılığa bildirmişti.
Sıktı artık, Suriye'den herkes çıksın

Suriye sınırları içinde Türkiye, Rusya, ABD, İran unsurları başta olmak üzere, (Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esed'e bağlı askeri unsurlar haricinde) her kim varsa, hangi tarafın askerleri ya da milis unsurları varsa... Ayrıca hangi tarafın kara para işlerinde kullandığı yetkili-yetkisiz kişiler varsa.... Hepsini şu andan itibaren metafizikle ağır şekilde çarptırmaya başlıyorum.

Aynı sırada araçları, cihazları hatta yeraltı ve yerüstü mekanları da çarpılacak. Çok büyük patlamalar da olacak. Uçaklar da uçamayacak. Suriye işi fazlasıyla çirkefleştirildi. Ben BOP'u Suriye bataklığına gömeli yıllar oldu, uzatmaların oynanması sadece huzur ve moral bozdu. BOP'u diriltmedi, dirilmeyecek. Suriye'de akan kan arşa vardı. Suriye, dünya tarihinin en büyük kara ve kanlı lekelerinden biri oldu.

Esed tarafı hariç herkes çıksın oradan... Benim büyük projelerim hazır. Hiç finansman sorunu olmadan ve kısa sürede Suriye'yi dünyanın en güzel yerlerinden bir yer, en huzurlu ve emniyetli, en gelişmiş ve en zengin yerlerinden bir yer yapacağım. Bu sırada Esed'le de sıkı paslaşacağım.

Bu güne kadar defalarca tekrar ettim. TSK mensuplarının oradan çıkartılmasını söyledim. Şimdi orada vefat edecek TSK mensuplarının vebali de benim üzerimde değil. TSK'yi, ölmüş bitmiş BOP'u ayakta tutmak için orada tutanlar, kara para sağlayıp batıyı ve İsrail'i ayakta tutmak için orada tutanlar, ölecek asker ve subayların hesabını dünyada ve ahirette acı acı verirler. Daha dünyadaki cezalandırma safahatında bile, bin kere ölmeyi isterler.

Suriye sınırları içindeki TSK mensupları arasından isteyenler hemen firar etsinler, ben firar edenlerin ceza almamalarını sağlayacağım. Lakin orada kalanların çoğunun öleceğini, kalanların da ölmekten beter hallerde sınırlarımız dahiline sedyelerle getirileceğini, getirilenlerin en az yarısının da sınırlarımız dahilinde tedavi sürecinde iken inleye inleye öleceğini garanti ederim.

En yüksek rütbeli subayından erine kadar herkes, orada insanlık dışı bir maksatla bulunduklarını, sürekli hukuk ve insanlık dışı işler yaptıklarını biliyorlar. Dilsiz şeytanlar da çarpılacaklar. Kimse bütün suçu hükumetin mensuplarına ve tasmaları İngiltere, ABD ve İsrail'in elinde olan genel kurmay kademesine bulmasın.

Ben sıkıldım iyice... Melhame-i kübra (Armagedon) mı çıkar, nükleer savaşlar mı yaşanır... İsrail, ABD, İngiltere, Avrupa, Rusya hep beraber mi batar (ki zaten toptan bataklar), her ne olacaksa olacak, bu insanlık dışı hal yok edilecek.

Çıkan derhal çıksın, çıkmayan kendisi bilir. "Yapamazsın" diyen varsa da istediği şekilde karşıma çıksın. Bence önce Türkiye karışsa, daha kısa sürer bu süreç...

| mfs - Şeytan çarpan - Akademi Dergisi
Ukrayna'dan çıkın

Şu Ruslardan hiç bir şey olmaz. Anlaşılan o ki Ukrayna'yı ben yıkıp geçeceğim. Masum çocukların canlarının daha fazla yanmasına izin vermeyeceğim. Ukrayna'dan İsrail'e, ABD'ye, İngiltere'ye, Rusya'ya ve daha onlarca ülkeye kara para akmasına daha fazla izin vermeyeceğim.

Kara paralarla beslenenlerin yüzlerinin kapkara olmasını sağlayacağım

Oradaki TSK mensuplarını, diğer Türk ve İslam unsurlarının mensuplarını, Ukraynalılardan, Ruslardan, batılılardan daha önce çarpacağım, çarptıracağım.

El kadar çocukların ayinlere, cinsi sapıklara, organcılara kurban edildiği bu dünyanın üzerine artık benzin döküp yakacağım. Mühlet devri bitti, bu güne kadar sözümü dinlemeyen, kendine ayar çekmeyen bütün tarafları ve şahısları yok edeceğim.

| mfs - Ezber bozan - Akademi Dergisi
Hüseyin Hakkı Kahveci
Ağlaşıyorlar

ABD bankaları nakit sıktınsından ötürü birbirlerini arayarak ağlaşıyorlar. Bir an önce Suriye, Pakistan, Hindistan, Libya, Yunanistan ya da her neresi kan gölüne dönecekse dönmesini ve kara para işlerinin hareketlenmesini istiyorlar. ABD'li siyasetçilere de baskı yapıyorlar. İngiltere'nin hali de ABD'den farksız...

Rusya ise büyük kısmı sulara batmış, kalan kısmının da kısa süre içinde batacağı bir gemi görüntüsünde... Çin ise çatır çatır çatlamaya devam ediyor. Son süreçte kara para için kendi insanlarını nakite çeviriyordu ama onda da ayar kaçtı ve kontrol iyice kaybediliyor.

Çin'in yaptığı gibi G20 ülkelerinin tamamı ortak kararla korona yalanlarını, yasaklarını dirilterek, arka plandan yine büyük çapta kara para işleri yapacaklardı, bunun ön hamlelerini yaptılar, konuştular ama arkasını getirmeye teşebbüs bile edemediler. İstanbul korona oyunlarını da bundan beslenenleri de çoktan bitirdi. Yeniden teşebbüs edenlere bu dünyada nefes bile aldırmayacak. Bunu çok iyi biliyorlar.

Baştan söylediğim gibi, parasını/sermayesini piyasalardan, bankalardan çekenler, büyük ülkelerden çekenler büyük kayıplardan korunacaklar.

Bu dünyanın kara ve kanlı para dengeleriyle dönmesine daha fazla izin vermeyeceğim. Aralık ayı çok büyük çatışmalarla, çok ani ve büyük gelişmelerle dolu dolu geçebilir.

| mfs - Oyun bozan - Akademi Dergisi
Artıyor, artacak

Çin'in içindeki taraflar arasında gerilme daha da artıyor, artacak. Şi'nin ve Şi'nin içinde bulunduğu grubun iktidarı şimdiden bitti, yıkıldı. Bundan sonrasında erimeye, güç kaybetmeye de devam edecekler.

Çin'de yaşanan insanlık suçlarına, zulümlere, devlet terörüne karşı şu ana kadar dünyanın onlarca ülkesi sert tepki vermeliydi. Koca ülkede milyarla kişi, kendi devletinin gücünü ele geçirmiş bir kara paracı çete tarafından her türlü hukuksuzluğu görüyor ama dünya sessiz... Çünkü, her gün insan hak ve hürriyetleri, hukukun üstünlüğü gibi konularda nutuk atan ülkeler, Çin'de devlet gücü ile uygulanan kara para ve organcılık işlerinden pay alıyorlar. Bu sayede de bataklarını gizlemeye, iflaslarını açıklamayı ötelemeye çabalıyorlar. Çin ile kameralar ve insanlar önünde çatışıyorlar, restleşiyorlar ama arka plandan yedikleri içtikleri bile ortak... Tamamen danışıklı dövüşüyorlar.

Kara ve kanlı paralar üzerine oturtulmuş dünya düzeni, daha doğrusu Deccal'ın sistemi çöktükçe... Hormonla şişirilmiş, kanlı ve kara paralarla güya büyütülmüş/güçlendirilmiş Avrupa ülkeleri, İngiltere, ABD, Rusya, Çin, Japonya, Güney Kore, Tayvan ve benzerleri, akıl almaz krizlere giriyorlar. Şu ana kadar o kadar ileri seviyede krizlerin içine düştüler ki daha fazla yalanlarla, sahte göstergelerle, balon açıklamalarla, batak olduklarını gizleyemeyecekler. Kendi batakları tamamen açık olmasın diye el birliği yaparak Türkiye'ye sürekli kaynağı belirsiz, kara ve kanlı paralar gönderiyorlar. Biliyorlar ki Türkiye'de yaşanması kaçınılmaz olan dev gibi mali kriz yaşanırsa, kendileri de daha fazla oyunlar oynayamayacaklar ve kendi ülkelerinde de devasa mali ve toplumsal krizler yaşanacak.

Bu ülkelerin bazıları yok olacaklar, tarihin lanetlilere ayrılmış sayfaları arasında yerlerini alacaklar. Bazıları ise iç grupların mücadeleleri neticesinde kısa sürede parçalanacaklar. ABD'nin, Çin'in ve Rusya'nın şu andan sonra parçalanmama ihtimali yok. Bunun aksini söyleyenler, parçalanmayacak diyenler varsa, ya hiçbir şeyden haberleri yoktur, ya da aynı sisteme çalışan bir kişidir, yetkilidir, uzmandır...

Dünyada siyasi ve mali sahalarda mühim kararlar almak zorunda olanlar, aksi yöndeki yorumlara/değerlendirmelere aldanmayıp, büyük çalkalanmalara, büyük parçalanmalara/bölünmelere, büyük yıkılışlara, büyük iç çatışmalara, büyük halk hareketlerine hazır olmalılar.

| mfs - Ezber bozan - Akademi Dergisi
Rusya'sız bir dünyaya doğru...

Önümüzdeki yakın süreçte, Rusya'nın siyasetinde, daha doğrusu Ankebut Ağının Rusya merkezli olarak oynattığı danışıklı dövüşlerde, planlarda ani çökmeler olacak. Bunun neticesi olarak pek çok mühim gelişme yaşanacak ama Rusya, doğal gaz ve maden sahalarında/sektörlerinde bile çok büyük kayıplar yaşayacak, zarar edecek. Danışıklı dövüştüğü taraflara da kaybettirecek.

Rusya, bu kadar büyük kayıpları yaşadığı halde, bu kayıpları yaşamasına sebep olan taraflara ciddi bir karşılık bile veremez hale gelecek. Rusya ile beraber kaybeden danışıklı dövüşçü taraflar da hiçbir karşılık veremeyecekler.

Rusya, Suriye'den de kısa sürede ve tamamen çıkartılacak ve Suriye'nin peşinden, dünyanın başka başka yerlerinde de büyük kayıplar, zararlar yaşayacak, yaşatacak. Bu süreç sırasında Rusya'nın ordusu da harp sanayii de çok büyük kayıplar yaşayacak.

Hiçbir şekilde öngörülemeyen bir sürpriz karşımıza çıkmazsa, kesinlikle kısa sürede Rusya diye bir federasyon kalmayacak. Belki adına Rusya denilen ve çok içeride, Türkiye'den epeyi uzakta bir küçük ülke bir süre için kalabilir.

Rusya, defalarca uzattığım dost elini her seferinde nankörce kırmaya kalkmasının bedelini, hak ettiği kadar ağır ödeyecek. Rusya, hala insan kaçakçılığı, organ kaçakçılığı, zorla fuhuş işleri yapan ve yaptıran bir devlet/millet olmanın, İstanbul'un hassasiyetlerini hiçe saymanın bedelini çok ağır şekilde ödeyecek.

Rusyayı uzaylı taraflar ve ellerinde bulunan elektromanyetik silahlar da koruyamayacak ve kurtaramayacak. Semud kavminin elindeki teknoloji Rusya'daki teknolojinin çok ama çok ilerisindeydi ama kurtulamadılar.

Rusya şirketi olarak görünen ve Ankebut Ağına bağlı olmayan bütün şirketler, Rusya sınırlarının dışına taşınmalılar. Gerekiyorsa hiçbir yere taşınmayıp faaliyetlerini durdurmalı ve sermayelerini Rusya dışına çıkartacak korumanın yollarına bakmalılar. Yakında peş peşe batacak olan Rus şirketlerinin daha doğrusu Ankebut Ağı şirketlerinin hisseleri de elden çıkartılmalı. Rus enerji şirketlerinin hisseleri ise en başta çıkartılmalı.

| mfs - Ezber bozan - Akademi Dergisi